SİYASET
Giriş Tarihi : 01-12-2020 17:27   Güncelleme : 01-12-2020 17:38

Kılıçdaroğlu: Sen, kendi ordusuna kumpas kurmuş bir başbakansın

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’yi Türk Silahlı Kuvvetleri düşmanlığı yapmakla suçlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, geçmişte FETÖ ile iş birliği yapıp kendi ordusuna kumpas kurmakla, Genelkurmay Başkanını da ‘terörist’ diye hapse attırmakla suçladı. Kılıçdaroğlu, “Ordunun harim-i ismetini, Kozmik Oda’yı terör örgütüne sen açtırmadın mı? Devletin bütün sırlarını, terör örgütüne vermedin mi Bunu yapana, tarihte ‘hain’ derler, bugün de hain derler, yarın da hain diyeceklerdir” dedi.

Kılıçdaroğlu: Sen, kendi ordusuna kumpas kurmuş bir başbakansın

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’yi Türk Silahlı Kuvvetleri düşmanlığı yapmakla suçlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, FETÖ ile iş birliği yapıp kendi ordusuna kumpas kurmakla suçladı. Kılıçdaroğlu, Milli Savunma Bakanı Akar’a da sorduğunu belirterek, “Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu topraklardan, terör örgütünün isteği üzerine kendi bayrağını indiriyorsun, utanmadan! Süleyman Şah Türbesi’ni kaçırıyorsun, utanmadan! Toprağı terk ediyorsun, utanmadan! Sen, bana ordudan mı bahsediyorsun?” diye sordu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün kendisine yönelik sözlerine, bugün partisinin TBMM Grubu Toplantısı’nda cevap verdi.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Askerlerimizin başına çuval geçirildiğinde ne yaptın?”

Sen başbakanken 4 Temmuz 2003’te Süleymaniye’de, biri binbaşı 11 askerin başına çuval geçirilip, kelepçelenip götürüldüğü zaman ne yaptın? Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak tepki verdik. Nota ver dedik Amerika’ya. Kına dedik bunu. Verdiği cevap: Ne notası? Müzik notası mı? Ahlâka bakın. Ordusevere bakın. Bunu yapan adam orduyu sever mi? Bunu yapan adam, vatansever mi? Sen bize kalkacaksın, ordu üzerinden ders vereceksin. Yahu sen kim, ordu kim?

Bizim ordumuzun kahraman askerleri, -25 derecede, Allah’ın sıcağında terörle mücadele ederler. Onları bu ülkenin şerefi sayarız, namusu sayarız. Ama sen, kalktın, onlara ‘kelle’ dedin. Şehitlere kelle dedin. Şimdi sen mi bana ordudan bahsedeceksin? Sen kim, ordu kim?

“‘Askerlik, yan gelip yatma yeri değildir’ demişti”

Yine çıkıp bir konuşmada, ‘Askerlik, yan gelip yatma yeri değildir’ dedi. Hiçbir asker, yan gelip yatmadı. Onlar, -25 / -30 derecede terörle mücadele ettiler. Sen, bu lafı ediyorsun, çocuklarını niye askere göndermedin? Niye paralı askerlik yaptırdın? Madem orduyu seviyorsun, madem ‘Peygamber Ocağı’, e Peygamber Ocağında senin çocuğun da askerlik yapsın. Kalkmışsın, bana orduyu anlatıyorsun. Sen kim, ordu kim? Ordu disiplini nedir, onu dahi bilmezsin. Ordu nedir, onu dahi bilmezsin. Orduyu da para gözüyle görürsün sen.

“Kendi ordusuna FETÖ ile birlikte kumpas kurdu”

Balyaz-Ergenekon davaları oldu. Komutanlar hapse atıldı. En değerli, en kıymetli komutanlarımız. Kara, Deniz, Hava… Kimle yaptı bunu? FETÖ ile yaptı. FETÖ ile iş birliği yaptı. Şimdi sen, kalkmışsın, bana “Eeeyy Kılıçdaroğlu!” Eve, ne? “E işte şu, bu…” Bırak sen gevezeliği! Sen FETÖ ile iş birliği yapıp, orduya kumpas kuran başbakan mısın, değil misin?

Bakın, kumpas yaptığını ben söylemiyorum. İş birliği yaptığını da ben söylemiyorum. Onlar söylüyorlar. Onların milletvekili söylüyor. Televizyona çıkıp söylüyor bunu. “Biz de ittifak yaptık.” Yani ‘FETÖ ile biz de ittifak yaptık.’ “Ben kendim, bizzat birçok görüşmede oldum. Yani ‘görüşmede bulundum’ demek istiyor. Aynen aldım konuşmayı. Sunucu soruyor: ‘Siz, Amerika Birleşik Devletleri, Cemaat; üçünüz, ortak askerî vesayeti yıktınız Türkiye’de, öyle mi?’ Yani, ‘orduya karşı kumpas kurdunuz ve sonuç aldınız, öyle mi?’ Cevap veriyor: “Evet, böyle. Aynen böyle de okuyabilirsiniz.”

Kendi ordusuna, Peygamber Ocağına, bir terör örgütüyle iş birliği yapıp kumpas kuran, dünyada bir başbakan var mı? Bana ordudan bahsediyor. Sen kim, ordu kim yahu? Sen, orduya kumpas kuran, kendi ordusuna kumpas kuran bir başbakansın.  

Ayrıca daha da ileri gitti. O komutanların tamamı, ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm oldular. O davaların savcılığını da bizzat kendi üstlendi. Bana, kalkmış ordudan bahsediyor. Kendi ordusuna karşı emperyal güçlerin arzularını ve taleplerini eksiksiz yerine getiren bir adam, bu ülkede, çok üzülerek ifade edeyim, başbakanlık koltuğuna oturmuştur. Ağırıma giden budur.

Yanında bir kişi daha var; Hulusi Akar. Eski Genelkurmay Başkanı. Hemen o da Millî Savunma Bakanlığı olarak açıklamalar yaptı. Genelkurmay Başkanı ve erine kadar onları ayırıyorum. Onlar, bizim başımızın üstünde. Bunun altını özenle çizmek isterim. Ama siyasete girdiği andan itibaren, artık bizim muhatabımızdır onlar.

Şimdi ben, Erdoğan’a ve ona, ikisine beraber soruyorum:

“Süleyman Şah Türbesi’ni kaçırma talimatını kim verdi?”

Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu topraklar, bizim topraklarımız. Orada bizim bayrağımız dalgalanıyor…du… Orada, Süleyman Şah’ın türbesi vardı. Sen, Genelkurmay Başkanıydın, Erdoğan Başbakandı. Kendi toprağında, kendi vatanında, terör örgütünün isteği üzerine kendi bayrağını indiriyorsun, utanmadan! Süleyman Şah Türbesi’ni kaçırıyorsun, utanmadan! Toprağı terk ediyorsun, utanmadan! Sen, bana ordudan mı bahsediyorsun? O talimatı kim verdi? Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilktir, bakın. Kendi topraklarından, bütün dünyanın kabul ettiği kendi toprağından bayrağımı indiriyorum, Süleyman Şah Türbesi’ni kaçırıyorum, sonra da çıkıyorum “Eeeyy Kılıçdaroğlu…” İşte ordu, falan, falan falan… Bir sürü palavra… Ordu üzerinden bize saldıracak. Ordu üzerinden bize saldıramazsın. O ordu, Peygamber Ocağıdır. O ordu, Mustafa Kemal’in ordusudur, başka kimsenin değil.

“Kozmik Oda’yı terör örgütüne sen açtırmadın mı?”

Madem ordu konusunda bu kadar hassassın, Sevgili Erdoğan, ordunun harim-i ismetini, Kozmik Oda’yı terör örgütüne sen açtırmadın mı? Devletin bütün sırlarını, terör örgütüne vermedin mi? Egemen güçlere tahsis etmedin mi? O sırların tamamı, bugün egemen güçlerin elinde değil mi? Bunu yapana, tarihte ‘hain’ derler, bugün de hain derler, yarın da hain diyeceklerdir.

“Genelkurmay Başkanını ‘terörist’ diye hapse attırmadın mı?”

Orduyu bu kadar seviyorsan, Allah aşkına, yahu sen Başbakanken, ordunun Genelkurmay Başkanını, başka bir adam da değil, ‘terörist’ diye hapse attırmadın mı? Hiç kimse ziyaretine gitmedi; ama bu kardeşiniz, 30 Ağustos’ta, tutuklu olan Genelkurmay Başkanını ziyarete gitti. Neden? Ordumuza duyduğumuz saygı dolayısıyla. Ordu, bizim baş tacımızdır. Orduyu büyüten, silah değildir. Orduyu büyüten, moral değerlerdir. Maneviyattır, güçtür. Sen, o moral değerlerin dibine dinamit koydun. Kalkmışsın, bana ordudan bahsediyorsun. Sen kim, ordu kim?

Öyle bir noktaya getirdi ki orduyu, en önemli kritik noktalara FETÖ’nün bütün mensuplarını yerleştirdi. Bazılarını kanun değiştirerek yaptı, bazılarını kararname ile yaptı. Millî Güvenlik Kurulu’nda, FETÖ’nün ne olduğuna dair, askerler tarafından kendisine bilgi verildi. Kuvvet Komutanları ve dönemin Genelkurmay Başkanı, bilgi verdile, ‘Bu örgüt, bu cemaat böyledir’ diye. ‘Bilgim yoktur’ diyezsin.

Başka? Yine göz bebeğimiz bir kurumumuz daha var; Millî İstihbarat Teşkilatı. Her Millî Güvenlik Kurulu Toplantısına FETÖ ile ilgili rapor getirdi. Sen, orduyu darmadağın ettin. Sen mi ordudan bahsediyorsun? Devlete bu kadar ihanet eden bir kişi, hâlâ kalkıp, ordudan bahsedip bizi suçlayacak! Sen kimsin? Kimsin sen?

“36 askerimiz şehit oldu; ne yaptılar?”

Suriye’de 36 askerimiz şehit oldu mu? Şehit oldu. Kim vurdu? Rusya vurdu. Erdoğan ne yaptı? Kınadı mı? Hayır. Katar katar gittiler, soluğu Moskova’da aldılar. Kremlin Sarayı’nda aldılar. Ne demek bu? ‘Ben ettim, sen etme!’ Hayatımda, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tepe yöneticilerinib bu kadar aşağılandığına tanık olmamıştım. Putin, aldı, kapının önünde dakikalarca bekletti. Erdoğan, ayakta duramadı, sandalyeye oturdu. Ne oldu 36 şehit? Askerimiz şehit oldu, ne oldu? Bir şey mi oldu? Bu ordusever ne yapıyor? Putin’den aldılar dersi, katar katar Türkiye’ye döndüler. Bana, kalkmış orduyu anlatıyor. Sen kim, ordu kim? Sen, ordudan bahsedemezsin.

“Askerî hastaneler neden kapatıldı?”

15 Temmuz darbesi oldu, askerî hastaneler kapatıldı. Niye kapatıldı? Dünyanın bütün ordularında askerî hastaneler var, bizde yok. Niye kapalı? Erdoğan istemiyor diye. Kalkmış, bana ordudan bahsediyor, vatanseverlikten bahsediyor. Vatanına ihanet edenler, vatanseverlikten söz edemezler. Devletin harim-i ismetini terör örgütüne açanlar, vatanseverlikten bahsedemezler. Ordunun, devletin en büyük sırlarına vakıf olan Genelkurmay Başkanlarını, terör örgütünün isteği üzerine tutuklatıp, aylarca hapiste tutanlar, vatanseverlikten söz edemezler.

“Sana 50 milyon dolar bulayım, Tank Palet Fabrikasını verme dedim”

Tank Palet Fabrikası… Dile getiren biziz. Israrla üzerinde duran, biziz. Vatandaşlarıma seslenmek isterim. Tank Palet Fabrikası… Sakarya’da. Değeri, 20 milyar dolar. Avrupa’nın en büyük fabrikalarından birisi. Bir entegre tesis. Ordunun elinden alındı, Katar ordusuna verildi. Kaça verildi? 50 milyon dolara mı? 10 milyon dolara mı? 5 milyon dolara mı? 2 milyon dolar mı? 1 dolar mı? 1 sent mi? Sıfır… Hiç para alınmadı. Sıfır… Sıfırla tahsis edildi. Sıfır, bir daha söyleyeyim. Kuruş olarak 1 kuruş değil, sent olarak 1 sent bile alınmış değil. Peki, ne diye verildi? Katarlılar, buna bir uçak verdiler, değil mi? O uçağın adı, Tank Palet’in rüşveti olarak tanımlanmak zorundadır. Tank Palet’in bedava, Katar ordusuna verilmesinin karşılığı, alınan uçaktır. Bunu gündeme getirdik. Defalarca gündeme getirdik. Ordunun tank palet fabrikasını vermeyin, yabancı bir orduya, dedik. Dünyada örneği yoktur, dedik. Kendi ordunun Tank Palet Fabrikasını, göz bebeği gibi baktığı bir fabrikayı, yabancı bir orduya neden teslim ediyorsun sen, Ethem Sancak’la beraber?

Efendim, 50 milyon dolarlık yatırım yapacaklarmış. Gerekçe bu. Şu çağrıyı yaptım: Katar’la imzaladığın sözleşmeyi iptal et; ben, bir hafta içinde 50 milyon doları bulup sana getireceğim kardeşim. Tank Paleti tekrar ordumuza verelim. Bu teklifi yaptım. Bir değil, defalarca yaptım. Bir haftada… Çünkü bir haftada bu ordunun şerefini ve onurunu koruyacak çok sayıda iş adamı var. 50 milyon dolar dediğiniz nedir Allah aşkına yahu? Üstelik, getirmezsem siyaseti bırakacağım… E sen bana kızıyorsun; deki ‘Hadi getir 50 milyon doları.’ Getirmezsem sen de kurtulacaksın benden. Yapmadı. Veremedi. Söyleyemedi.

Dolayısıyla, yaptığı iş, kullandığı cümleler, doğru değil. Ordu, Erdoğan’ın ordusu değildir. Ordu, kimsenin ordusu değildir. Ordu üzerinden siyaset yapmak, doğru değildir.

“Milletvekilimizin söyleminin çarpıtılarak kullanılması, gemi olayının kapatılmasına yöneliktir”

Akdeniz’de bir gemimiz arandı. Yunan komutan, Almanya, İtalya, aradılar. ‘Arama yapacağız’ diye Türkiye’ye bildiriyorlar. ‘İzin verin’ diye bildiriyorlar. 4 saat geçiyor, cevap yok. Türkiye, Cumhuriyeti Devleti’nden cevap yok; çünkü kimse Erdoğan’a ulaşamıyor. Bunun üzerine, Roma’daki Büyükelçiliği arıyorlar. ‘Biz, 4 saattir arıyoruz…’ 1 saat de orada geçiyor. Beşinci saatin sonunda, NATO’nun ‘sessizlik yöntemi’ diye bir kuralı var. Yani cevap vermezseniz kabul ediliyor anlamına geliyor. Bunlar da iniyorlar, gemiyi arıyorlar. Ne tepki geldi?

Milletvekilimizin söyleminin çarpıtılarak kullanılması, bu olayın kapatılmasına yöneliktir.

Hani sen devasa bir adamdın? Hani dünya lideriydin sen? Yaa indiler… Akdeniz’in ortasında, uluslararası sularda helikopterden indiler, mürettabatı tutukladılar, kelepçelediler, aramayı yaptılar, kapının önüne koydular, senden tık yok, tık!

“Mal varlığıyla tehdit edilen cumhurbaşkanı, millî güvenlik sorunudur”

Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “CHP’lilerin sık sık yaptığı, son olarak bir milletvekilinin pervasızca tekrarladığı Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hedef alan bühtan, bu zihniyetin başlı başına bir millî güvenlik meselesi hâline dönüşmekte olduğunun işaretidir” sözüne de şöyle cevap verdi:

“Ve özet: Bir ülkenin cumhurbaşkanının mal varlığı dolayısıyla tehdit ediliyor ve sonuç alınıyorsa, o ülkede o cumhurbaşkanı, millî güvenlik sorunudur. İşin özeti budur. Önümüzde bir takoz var. Türkiye’nin önünde bir takoz var. O takozun adı, Recep Tayyip Erdoğan’dır. O takozu Türkiye’nin önünden çekip çıkarmak, bu milletin şerefli bir görevi olacaktır.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA