SİYASET
Giriş Tarihi : 04-12-2020 07:01   Güncelleme : 04-12-2020 08:21

“Bu sendikalar, Tank Palet işçilerini de ziyaret ettiler mi?”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, TOBB’un ve sendikaların Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar’ı ve TSK komuta kademesini ziyaret etmesi konusunda, “Bu sendikalar, “Tank Palet vatandır; vatan satılamaz” diye pankart açan işçileri de ziyaret ettiler mi? O işçilerin haklarını korudular mı? Kimi arkalarına alırlarsa alsınlar, Tank Palet Fabrikasının Katar Ordusuna peşkeş çekilmesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne de ordusuna da ihanettir” diye konuştu.

“Bu sendikalar, Tank Palet işçilerini de ziyaret ettiler mi?”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, DP Genel Başkanı Gültekin Uysal’ı, DP Genel Merkezi’ndeki makamında ziyaret etti. Görüşmenin ardından iki lider ortak basın toplantısı düzenledi ve muhabirlerin sorularını cevapladı.

DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, bütün siyasî partilerle medenî ilişkilerini sürdürdükleri gibi, Türkiye’nin iki köklü geleneği olarak, Türkiye’nin içine düştüğü ve derin nefes alması için çaba sarf ettikleri bir iklimde, ülkenin ve demokrasinin meselelerini değerlendirdiklerini söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da, Türkiye’nin yaşadığı sorunlara dair çözümlerini karşılıklı olarak aktardıklarını söyledi. 

Kılıçdaroğlu, “Ziyaret ettiğimiz parti, demokrasiyi savunan, demokrasinin güçlenmesi açısından mücadele eden saygıdeğer bir parti. Tarihsel kökleri olan bir parti. Demokrasiyi hepimiz savunuyoruz ve demokrasi için mücadele ediyoruz” dedi.

“Ne yaparlarsa yapsınlar, bu ülkeye demokrasiyi getireceğiz”

RTÜK tarafından Habertürk televizyonuna verilen idarî para cezası ve 5 kez program durdurma cezasına da tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, medyanın özgür olması, “yandaş medya”, “havuz medyası” şeklinde kavramların olmaması gerektiğini kaydetti. Kılıçdaroğlu, “Sözünü ettikleri hukuk reformu bu galiba; yasaları, beğenmedikleri medya organları üzerinde acımasızca uygulamak” dedi. Kılıçdaroğlu, ne yaparlarsa yapsınlar, bu ülkeye demokrasiyi getirmeye kararlı olduklarını vurguladı.

Liderler, daha sonra muhabirlerin sorularını cevapladılar.

Bir muhabirin, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB), TESK, Türk-İş, Memur-Sen, Türkiye Kamu-Sen, Hak-İş ve TİSK ile birlikte Millî Savunma BakanıHulusi Akar’ı ve TSK Komuta Kademesi’ni ziyaret ettiğini hatırlatması üzerine Kılıçdaroğlu, Yassıada’nın bir demokrasi adası olması gerekirken, TOBB tarafından bir beton yığınına dönüştürüldüğünü ifade etti.

Kılıçdaroğlu, “Kimin parasıyla yaptılar? Hazine’den para çıkmadı. TOBB yaptı onu. Bir beton yığını olarak orada duruyor” dedi.

“Dünyanın parasını topladığını” belirttiği TOBB’un, bu paraları nereye harcadığını soran Kılıçdaroğlu, “Talimat üzerine para mı harcanır ya? İhtiyaç üzerine para harcanır. Siyasî otoritenin talimatı üzerine para harcanmaz. Ahlâkî değil. Doğru da değildir” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Tank Palet Fabrikasının peşkeş çekilmesi devlete de orduya da ihanettir”

“Katar ordusuna Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en büyük fabrikasının, 20 milyar dolarlık fabrikasının sıfır bedelle verilmesini asla kabul edemeyiz. Arkasında isterse kim olursa olsun, hangi güç olursa olsun, kimi arkalarını alırlarsa alsınlar. Siyaseten de, başka amaçlarla da kimi arkalarına alırlarsa alsınlar, Tank Palet Fabrikasının Katar Ordusuna peşkeş çekilmesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne de ordusuna da, açıkça söylüyorum, ihanettir. Bu kadar açık, bu kadar net söylüyorum. 1 lira almadılar, bir dolar almadılar. Bunu gündeme getirmemizden rahatsız oluyorlar. Bakınız, toplandı Bakanlar Kurulu ve 5 saat konuştular. Pandemide esnafın sıkıntılarını dile getiren bir cümle kullandılar mı? Esnafın sıkıntısı var. Milyonlarca esnafın sıkıntısı var. Sokakta simit satıp ailesini geçindiren vatandaşın sıkıntısı var. Berberin sıkıntısı var, manavın sıkıntısı var. Ya bir cümle, bir cümle söylediler mi? Bir cümle dahi söylemediler. Gündemi saptırmak istiyorlar. Bu konuların tartışılmasını istemiyorlar. Konuşacağız, tartışacağız. Toplumun her kesimine, her dokusuna ulaşacağız. Hiçbir ayrım yapmayacağız ve buradan vatandaşlarıma şunu açık ve net söylemek isterim: Sevgili Vatandaşlarım, asla umutsuz olmayınız, asla! Türkiye Cumhuriyeti, büyük bir devlettir. Bu sorunların tamamını aşar. Sadece, Türkiye bugün için yönetilmiyor, Türkiye savruluyor. Egemen güçlerin ekonomik olarak Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı üzerinde gölgesi var. Bu gölgeyi de kaldıracağız.”

“Bu sendikalar, Tank Palet işçilerini ziyaret ettiler mi?”

Başka bir muhabirin de TOBB başkanlığındaki bazı sendikaların, Millî Savunma BakanıHulusi Akar’ı ve TSK Komuta Kademesi’ni ziyaret etmesini nasıl değerlendirdiğinin sorması üzerine de Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Tank Palet Fabrikasında çalışan işçiler, nasıl bir pankart açmışlardı? “Tank Palet vatandır; vatan satılamaz” diye. Bu sendikalar, orayı ziyarete gitti mi? O işçilerin haklarını korudular mı? “Tank Palet vatandır; vatan satılamaz.” Ben, o işçilerin hepsinin gözlerinden öpüyorum, hepsinin.”

“Saray’da sorun yoksa Türkiye’de de sorun yok diyor”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bu ülkede Kürt sorunu yoktur” sözünü nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine de, “Erdoğan’a göre zaten Türkiye’de hiç sorun yok ki” dedi.

Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Hangi sorun var Türkiye’de? Erdoğan’a göre hangi sorun var? Kahvecinin sorunu yok, esnafın sorunu yok, sanayicinin sorunu yok, KOBİ’nin sorunu yok.

Efendim, Akdeniz’de gemimiz basıldı. 5 saat cevap alamadılar. Gemimiz basıldı. Askerler bastı. ‘Hiçbir sorunumuz yok.’ Efendim, Kuzey Irak’ta askerlerin başına çuval geçirildi, ‘Hiçbir sorunumuz yok.’ İdlib’de 36 askerimiz şehit edildi, ‘Hiçbir sorunumuz yok.’ Gidildi Putin’in kapısında dakikalarca beklenildi; orada tersyüz edildi geldi, Türkiye’de ‘hiçbir sorun yok’… Hangi sorun var Erdoğan’a göre Türkiye’de? Hiçbir sorun yok. Türkiye’de Erdoğan’a göre yatağa aç giden hiç kimse yok; çünkü Saray’da sorun yok. “Saray’da sorun yoksa Türkiye’de de sorun yok” diyor. Saray’dan bakıyor zaten. Halktan kopmuş zaten. Erdoğan’ın halktan korktuğunu bilmeyen mi var? Hepimiz biliyoruz. Halk nerede, Erdoğan nerede? Millet nerede, Erdoğan nerede? Erdoğan, Trump’tan talimat gelince esas duruşa geçer, esnaf ‘geçinemiyorum’ deyince ya da bağımsız bir medya yayın yapınca hemen ceza ve kapatma…

Dün İstanbul’da ne oldu? Küçük bir çocuk… Tezgâhı ya! Küçük bir çocuk, tezgâhına el konuldu, arabasına el konuldu. O çocuğa yapmadıkları kalmadı ya!

“5 saat ne oldu?”

‘Sorun yok’ diyor memlekette. Ne sorunu yok? Ya senin sorundan haberin yok. Emin olun, Erdoğan’ın ve arkadaşlarının sorundan haberi yok. Bakın şu soruya cevap alamadım ben hâlâ:

Gemimizde arama yapılırken bildiriyorlar. 5 saat Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden haber alınamıyor ya, 5 saat! ‘Arama yapacağız, izin veriyor musunuz?’ diye. 5 saat ne oldu ya? Ne oldu 5 saat? Niye ulaşılamadı? 4 saat ulaşamıyorlar, beşinci saatte ise Roma Büyükelçisini arıyorlar,  ‘Ya biz bu Türkiye’yi arıyoruz, kimse çıkmıyor telefona. Biz gemide arama yapacağız, kuralımız budur. Ne diyorsunuz?’ diye. Roma Büyükelçisi de ulaşamıyor; çünkü her şey bir kişiye bağlanmış vaziyette, bir kişiye. Ona ulaşırsan karar alabiliyorsun, ulaşamazsan karar alamıyorsun.”

DP Genel Başkanı Gültekin Uysal da şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye, 4 nala felâkete sürükleniyor”

“Türkiye’nin problemlerini kompartımanları ayırarak tarif etmek yerine koskoca bir demokrasi problemimiz var, eşitlik problemimiz var, hukuk problemimiz var ve her geçen gün rengi koyulaşan bir antidemokratik rejim problemimiz var. Basın olarak temel hak ve hürriyetleri en geniş manâda kullanma ihtiyacı duyan sizler başta olmak üzere, ki son RTÜK’ün Habertürk’e verdiği ceza bunun ispatıdır. Demokrasi dışı rejimlerde tüm yasaklar yazılı değildir; fiili yasaklar da var. Oto sansürün işlediği böyle bir süreç var. Bağımsız kurulların yukarıdan talimat almakla övündüğü bir Türkiye var. Bu açıdan bütün meselelerini demokrasi parantezi içinde değerlendiriyoruz. Türkiye’yi, ifade ettiğim gibi, derinden bir nefes alacak, külfetlerini ve nimetlerini ortak bir paydada paylaşacak, yarınlara güvenle bakacak, herkesin hukukundan emin olduğu bir Türkiye’yi yaratmak noktasında hepimizin çabası var.

Ben, bu açıdan değerlendiriyorum. O açıdan tüm konuştuğumuz bütün bu meselelerin kademe kademe bir devlet olmaktan çıkmış, kişi devleti haline gelmiş, karar alma süreçlerinin ne noktaya getirdiğini görüyoruz. Bir tarafta 200 milyon dolara borsanın yüzde onu satılırken, diğer tarafta 750 milyon dolarını bu ülke bir lunaparkta kaybetti. Bunu da kayda geçirmek lâzım. Sayın Cumhurbaşkanı, swap anlaşmaların dışında merkez bankasının döviz rezervinin  eksi 46 milyar dolara geldiğini son dakikada Sayın Naci Ağbal’ın sunumuyla öğreniyorsa, bu büyük ülkede bir felaket vardır. O açıdan topyekûn bir demokrasi problemi, işlemeyen demokratik rejim problemi var ve dörtnala felâkete sürüklenen bir Türkiye var. Tüm çabamız, meşruiyet içerisinde Türkiye’nin bu sorunları çözmesidir.”

“Şehitlerin parasına el koyan siyasî iktidarı da unutmamak lâzım”

CHP’li 2 milletvekilin teröristlerin cenazelerine katıldıkları iddiası hakkındaki değerlendirmesi sorulan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Hiçbir teröristin cenaze törenine arkadaşların katılmasını asla doğru bulmam. Hiç kimsenin, hiçbir milletvekilinin katılmasını doğru bulmam. Her zaman, her yerde bunu söylerim; terörist, insanlık suçu işler. Teröriste karşı, terörizme karşı bütün siyasî partilerin ortak tavır takınması gerektiğine inanırım. Terör konusunda en büyük acıyı çeken Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin terörden arınması lâzım, terörü yok etmesi lâzım, terörle mücadele etmesi lâzım. Teröre karşı verdiğimiz binlerce şehidimiz var. Bütün şehitlerimizi de saygıyla almamız lâzım.

Tabii şehitlerin parasına el koyan siyasî iktidarı da unutmamak lâzım. 15 Temmuz şehitlerinin paralarına, yine Beşiktaş’ta 40’ı polis olmak üzere 47 şehidimizin parasına el koyan siyasî iktidarı da sizin sorgulamanız lâzım ve bu soruyu da lütfen Sayın Erdoğan’la karşı karşıya geldiğinizde, “Kılıçdaroğlu, ‘şu soruyu Erdoğan’a sorar mısınız?’ diye bana söyledi. Ben onun adına bu soruyu size sormak zorundayım; çünkü ben, bağımsız bir gazeteciyim.” Bu soruyu da ona sormanızı arzu ederim.”

“Genelkurmay Başkanları, siyasî tartışmaya giremezler”

“ ‘Katar Türkiye’yi besliyor’ diyene neden ceza yok?”

Kılıçdaroğlu, “Genelkurmay Başkanının siyasî bir tartışmaya girmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?” şeklindeki bir soruya da şöyle karşılık verdi:

“Genelkurmay Başkanları, siyasî tartışmaya giremezler. Bakınız değerli arkadaşlar; Dün yine bir televizyon programında iktidar partisine destek veren bir kişi, eski milletvekili galiba, şu açıklamayı yapıyor; Katar’a söylüyor: “Ekonomik olarak Türkiye’yi neredeyse en kritik dönemlerde besliyorlar, para aktarıyorlar.”

“Katar, en kritik dönemlerde Türkiye’yi besliyor.” Ya ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Katar’ın beslemesi oldu? Buna itiraz eden var mı? Bunu konuşan var mı? “Bu yanlıştır” diyen var mı? “Bunu düzelt. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Katar’ın beslemesi olamaz” diye “düzelt” diyen var mı? Yok. RTÜK var mı? RTÜK yok. Neden? Kanal yandaş kanal da onun için. Neden? Söyleyen AK Parti’li de onun için.

Bundan daha ağır bir cümle olabilir mi? Bir daha söylüyorum, bundan daha ağır bir cümle olabilir mi? “Katar Türkiye’yi besliyor...” Biz aç mıyız ya? Biz, el avuç açan bir devlet miyiz? Biz Katar’ın beslemesi miyiz? Tank Palet Fabrikasını bedava verdi. Niye bedava verdin? Besleme olduğun için mi? Bunların tartışılması lâzım, bunların konuşulması lâzım.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA