GÜNDEM
Giriş Tarihi : 22-12-2020 08:25

“İrfan Fidan, ‘Devletin kaderi bu masada belirleniyor’ demişti”

​​​​​​​DEVA Partili Yeneroğlu, AK Parti Milletvekili olduğu dönemde İrfan Fidan’la yaptığı görüşmeyi anlatırken, “İrfan Fidan, önündeki büyük masayı göstererek, ‘Devletin kaderi bu masada belirleniyor’ gibi bir cümle kurdu. Ben, o cümleyi duyunca inanın aklıma doksanlı yılların başı geldi” dedi.

“İrfan Fidan, ‘Devletin kaderi bu masada belirleniyor’ demişti”

DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, TV5’de yayınlanan “Serbest Görüş” programında Gazeteci Yıldıray Oğur ile Ali Bayramoğlu’nun sorularını cevapladı.

Mustafa Yeneroğlu, programda, Anayasa Mahkemesi Üyeliğinin önü açılan eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fiidan ve Osman Kavala davası konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la geçmişte yaptığı görüşmeleri anlattı.

Yeneroğlu, programda önce Osman Kavala davasını değerlendirdi.

“Siyasî davalarda hukuk normları değil egemen siyasetçilerin tavrı esas alınıyor”

“Yargı reformu”nda adım atılması beklenen davalardan biri olan Osman Kavala davasında yine tahliye kararı çıkmadığı belirtilerek, bu konudaki düşüncesinin sorulması üzerine Mustafa Yeneroğlu, son yıllarda siyasî boyutu olan davalarda hukukî normlara göre değil, egemen siyasîlerin tavırlarına göre değerlendirme yapıldığını ileri sürdü. Yeneroğlu, “Hatta hukuk devleti açısından çok ilginç olan, yargıçlar da bu şekilde hareket ediyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 3 yıldır devam eden talimatlarının, bu davayı hukuk dışı bir mecraya taşıdığını ileri süren Yeneroğlu, cumhurbaşkanının “düşman hukuku yargılaması” diye ifade edilebilecek bir çerçevede, Osman Kavala’yı düşman olarak konumlandırdığını, dolayısıyla ona yapılacak her şeyin meşru olduğunun düşünüldüğünü ifade etti. Yeneroğlu, “Bu çerçevede de yargı, maalesef kendine verilen görevi kabul ediyor ki, uygulamaları, iddianameleri, savcının mütalâası, hakimlerin son 3 yılda ortaya koydukları tutumlar, bununla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği karar, net bir biçimde hukukun dışında bir sürecin işlediğini bize gösteriyor” diye konuştu.

Yeneroğlu, Osman Kavala’nın sembol bir isim olduğunu, şu anda cezaevlerinde Kavala’nın durumunda olan on binlerce insan olduğunu söyledi. Yeneroğlu, “Geçen hafta zaten cumhurbaşkanı, Osman Kavala ile ilgili ne düşündüğünü tekrar etmişti. Bu sebepten dolayı yargının verdiği karar da sürpriz değil elbette” dedi.

“Cumhurbaşkanının tavrı, ‘Seni ne ilgilendirir? Sana ne?’ şeklindeydi”

Ali Bayramoğlu’nun, AK Parti Milletvekili olduğu dönemde Osman Kavala davası konusunda rahatsızlığını yüksek sesle dile getiren ilk siyasetçi olduğunu ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüştüğünü hatırlatması üzerine Yeneroğlu, bu konuda bilgi verdi.

Yeneroğlu, Osman Kavala’nın 2017 yılının kasım ayında tutuklandığını, Kavala davasından çok önce “Büyükada davası”nın başladığını belirterek, İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı olarak Büyükada davası sürecinin hukuksuz olduğunu ortaya koymak için dosyayı incelediğini, iddianameyi okuduğunu, avukatlarıyla da irtibata geçtiğini söyledi.

Yeneroğlu, “Zaten savcının iddianamesini okuyan, meselenin hukukla alâkası olmadığını çok net bir biçimde görebilir” dedi. Bu arada iddianamelerin çok değiştiğini belirten Yeneroğlu, “İlk önce 309-311, bilmem Gezi Parkı’nın finansörlüğüydü, ondan sonra darbeydi, en son casusluğa geldik şu anda. Yani ne tutarsa... Tutukluluk sürecini nasıl uzatırsak... Bu şekilde savcılık, aslında önceden beraat ettirdiği davalardaki iddiaların da veyahut da iddianamenin çoğunu da kullanarak, yani çok fazla bir zahmete de girmeden süreci bir şekilde hep uzatma yoluna gitti ama işin başlangıcında mesele belliydi” diye konuştu.

Kendisinin bu konuyu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a açtığında Erdoğan’ın tutumunun, “Seni ne ilgilendirir? Sana ne?” şeklinde olduğunu dile getiren Yeneroğlu, “Yoksa hukukî bir mülâhaza aramızda oldu mu diye bekliyorsanız, öyle bir şey olmadı” dedi.

Yeneroğlu, sadece bu konuda değil, açlık grevi yapan sosyalist gençler Semih Özakça ile Nuriye Gülmen konusunda da benzer bir durumun söz konusu olduğunu söyledi.

Mustafa Yeneroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Cumhurbaşkanı, Meclis kürsüsünden bana sert cevap verdi”

“Cumhurbaşkanı’na birileri, İstanbul’dan özellikle birileri, bilgi veriyorlar. Çok yüzeysel. Bu bilgiler üzerine kendisi bir kanaat ediniyor, birçok konuda olduğu gibi; ancak Osman Kavala konusu sanki bundan daha farklıydı. Tabii bunu Cumhurbaşkanı’nın bana söylediği bir ifadeye dayandırmıyorum, kanaat olarak ifade ediyorum; çünkü Kavala konusu ne zaman gündeme gelse sinirlenen, çok gerilen ve çok tepkisel bir tutum ortaya koyan bir psikoloji ile karşı karşıya kalıyordum. Zaten ben, Kavala ile ilgili ilk açıklamayı yaptıktan sonra çok ilginçtir, Cumhurbaşkanı, Meclis kürsüsünden bana cevap verdi. Bırakın özel görüşmeyi, ilk önce Meclis kürsüsünden bana doğrudan cevap verdi. Sert bir biçimde, kamuoyunun önünde... Ondan sonraki görüşmelerimizde de bu tutumunu hep sürdürdü.”

“Otele baskın yapılırken, A Haber’in canlı yayın aracı da Büyükada’daydı”

Ali Bayramoğlu’nun sorusu üzerine “Büyükada davası” hakkında da bilgi veren Yeneroğlu, şunları söyledi:

“Büyükada davası, benim açımdan şöyle gelişti: Yine 2016 zannedersem, Büyükada’da insan hakları örgütlerinin mensupları, bir otelde bir toplantı yapıyorlar. Ne gariptir ki o gün operasyon yapılıyor, o toplantıya yönelik ve “A Haber”in canlı yayın aracı da Büyükada’da. Çok ilginç ve direkt operasyonun yaptığı otelin önünde ve canlı olarak da oradan yayın yapıyor. Şimdi tabii bu nasıl bir kurgu, artık seyircinin takdirine bırakıyorum ve bu insanlar da yine darbe teşebbüsü değildi ama anayasal düzeni ortadan kaldırmayla ilgili bir plan içerisinde olduklarıyla ilgili bir iddianame hazırlanıyor. Ben, o gün A Haber’in yargısız infazına itiraz etmiştim. Tabii bunun üzerine mesele büyüdü ve ben de tabii dosyayı inceledim. Çok ilginç, benimle bir gün sonra da birkaç arkadaşın görüşmesi olacaktı. O toplantıya EMES International’ın mensupları, diğer başka insan hakları örgütlerinin üyeleri, aynı zamanda Almanya’da Schtoytner adında bir insan hakları faaliyetlerinde etkin bir isim katıldı. Yani normal, klasik, dünyanın her yerinde olan bir toplantı. O toplantıda sözde bir tercümanın edindiği bilgiler üzerine bir baskın yapılıyor ve bu olay o kadar büyütülüyor ki Türkiye’nin en önemli gündemleri haline dönüştürülüyor. Hatta çarpıtılarak da diğer Büyükada davasıyla da karıştırılarak, darbe davası vesaire gibi laflar da ortalıkta dolaşıyor. Netice itibariyle o zamanlar buna benzer davalar çok fazlaydı zaten. Yani hangi birisini ne şekilde değerlendireceğiz, bilmiyoruz. Zaten toplum birkaç gün sonra unutuyor. Yani bu propagandayı yapanlar belli bir noktaya kadar bu propagandayı getiriyorlar, ondan sonra unutturuyorlar. Yeni şeyler ürettikleri için de, insanlar da ‘geçmişte bu neydi, nasıl oldu?’ şeklinde meselenin peşine düşmüyorlar.”

“İrfan Fidan, ‘Devletin kaderi bu masada belirleniyor’ demişti”

Mustafa Yeneroğlu, bugünlerde adı Anayasa Mahkemesi üyeliği için geçen eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan’la geçmişte yaptığı görüşme hakkında da bilgi verdi.

Yeneroğlu, kendisi İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı olduğu için İrfan Fidan’ın kendisini çay içmeye davet ettiğini belirterek, şunları söyledi:

“Kendi odasında çay içtik. Tabii orada havadan sudan konuşurken kendisi, Türkiye’nin durumundan, üzerlerinde çok büyük bir yük olduğundan, bunun mücadelesini verdiklerinden falan bahsetti. Aynı zamanda önünde büyük bir masa vardı. Masasını gösterdi. ‘Devletin kaderi bu masada belirleniyor’ gibi bir cümle kurdu. Ben, tabii o cümleyi duyunca inanın aklıma doksanlı yılların başı geldi zaten. Bu gibi tiplerden hep ürkerim. Sabah kalkarlar devlet kurarlar, akşam devlet yıkarlar, devleti sırtında taşıdıklarını zannederler, onlar olmazsa yani sonuçta kim bilir artık devletin başına ne gelecek şeklinde bir tasavvur içerisinde yaşarlar ki bir hukuk adamının böyle düşünmesi normalde kabul edilebilecek bir şey değil. Hukuk adamı rasyonel düşünür, mantıklı düşünür, soğukkanlıdır. Olguları serinkanlı bir biçimde ele alır, değerlendirir; ama ben, orada tamamen komplolar içerisinde bir Türkiye tasavvuruna sahip bir yaklaşım biçimi gördüm. Bunun da aslında yargı camiasında son yıllarda ciddi manâda arttığı kanaatindeyim; çünkü bununla ilgili çok somut veriler de var maalesef.”

İrfan Fidan’ın kendisine,”Türkiye’de önümüzdeki zamanlarda ne olduğunu öğrenmek istiyorsanız, bazı yazarları okumanız gerekir” diyerek Karar gazetesinden 2 yazarın adını verdiğini anlatan Yeneroğlu, o yazarlar arkadaşları olduğu için Fidan’ı şaşkınlıkla dinlediğini ve “Emin misiniz?” diye sorduğunu, Fidan’ın da “Elbette. Bak işte şu, şu konular…” diye karşılık verdiğini söyledi.  

Yeneroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Ben, o gün oradan çıkarken ‘Eyvah!’ diye çıkmıştım. Hatta birkaç gün sonra Karar gazetesindeki arkadaşlarla bir araya geldiğimde, ‘Ya arkadaşlar, siz neler yapıyormuşsunuz!” diye şakalaşmaya başlamıştım; fakat böyle bir zihin dünyası içerisindeki bir insanın, bugün Anayasa Mahkemesi’ne giden bir yolda Yargıtay üyelerinin de 107’si tarafından tercih edilmesi, seçilmesi, gerçekten çok korkunç bir şey. Derin derin düşündüren bir husus benim açımdan.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA