SİYASET
Giriş Tarihi : 31-12-2020 13:56   Güncelleme : 31-12-2020 14:11

“Adaleti ‘türban’a göre değerlendirmek bir ilkel dönem davranışıdır”

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Ömer Faruk Yazıcı, eski Devlet ve Kültür Bakanı Fikri Sağlar’ın “Türban, irticâî faaliyetlerin, şeriat isteyenlerin üniformasıdır. Ben türbanlı bir hâkimin karşısına gittiğimde, haklarımı koruyacağı ve adaleti yerine getirebileceği konusunda kuşkum var” şeklindeki sözlerine tepki gösterdi.

“Adaleti ‘türban’a göre değerlendirmek bir ilkel dönem davranışıdır”

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Ömer Faruk Yazıcı, şahsî twitter sayfasında yayınladığı mesajında şunları kaydetti:

“Bu bir ilkel dönem davranışıdır”

“Fikri Sağlar’ın, fikri sağlam değil; çünkü hem bir insanın sadece kadın olması hem de bir inanca sahip olması üzerinden bir ayrımcılık yapmakta ve bu ayrımcılığı da adalet kavramıyla savunmaktadır. Tutarsızlık, ancak bu kadar net olabilir!

Bu zihinler, 28 Şubat’ta kaldı biliyorduk! ‘Türban’ takanla, takmayanın adalete yaklaşımını değerlendirmek basitliktir, bir ilkel dönem davranışıdır. Adaleti savunmak için vicdana sahip olmak gerekir ve insanın vicdanlı olup olmadığı, ancak verdiği kararlarla değerlendirilir.”

FİKRİ SAĞLAR, NEREDE NE SÖYLEMİŞTİ?



Halk TV’de yayınlanan ve “28 Şubat uygulamalarından en fazla şikâyet eden AK Parti, şimdi kendi 28 Şubat’ını mı uyguluyor?” konusunun masaya yatırıldığı “Sözüm Var” programında, eski Devlet ve Kültür Bakanı Fikri Sağlar’ın “türban” konusunda söyledikleri, dindar / muhafazakâr kesimde tepkilere sebep oldu.

Programda Kadri Gürsel, Fikri Sağlar’a şu soruyu sordu:

“İktidar, sürekli olarak kendi tabanını, seçmenini korkuyla besliyor ve korkutarak bir arada tutmaya çalışıyor. Bu bakımdan da bu başörtüsü konusu da bu bağlamda değerlendirildiğinde acaba seçmenine dönüp, “Bunlar iktidara gelirse başörtüsünü yeniden yasaklayacaklar” diyen bir iktidara siz ne cevap verirsiniz?”

Fikri Sağlar, bu soruya karşılık, klasik siyaset yapıldığını, iktidarın bir düşman göstererek kendi tabanını sıkılaştırmaya çalıştığını söyledi.

“Türban, irticâî faaliyetlerin, şeriat isteyenlerin üniformasıdır”

Sorunun başörtüsü değil, türban olduğunu ileri süren Sağlar, “Türban, irticâî faaliyetlerin, şeriat isteyenlerin üniformasıdır. Başörtüsü, yüzyıllar boyunca Anadolu’da bir geleneksel giysidir. Bununla arasında çok büyük fark var. Başörtüsü diyerek aslında olay tamamen gerçeğinden dışarıya alınıyor. Herkes başörtüsüyle dolaşıyor Anadolu’da, benim annem de; ama türban takmıyor. Türban, bir simge olarak kullanılıyor son 10-20 yıldır. AKP gelmezden önce, özellikle 28 Şubat’la birlikte türbanı bir simge olarak, üniforma olarak kullanıyorlar. Dikkatinizi çekerim, bu terimi farklı kullanın. Bununla ilgili çok konuşmalar yapıldı. Rahmetli Bahriye Üçok, bu nedenden parçalanarak öldürüldü, bombayla. Bunun çok tehlikeli bir noktada olduğunu söylemek isterim” diye konuştu.

“28 Şubat mağduruyken şimdi mağrur olanlar, bana aynı şeyi yapıyorlar”

Türkiye’de kimlik siyaseti yapıldığını, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir kan ve kafatası cumhuriyeti olmadığını ifade eden Sağlar, farklı ırk, dil, din, mezhep mensubu olan insanların aynı haklara eşit bir şekilde sahip oldukları yurttaşlar olduğunu dile getirdi.

Sağlar, “Şimdi bunu tam, tırnak içerisinde anlatmadığınız zaman, birisi çıkıyor, sizi düşman olarak gösteriyor. Yani kimliklerle siyaset yapılıyor. Sonra da bana, benim kimliğimin dışında bir şey giydirilmeye çalışılıyor. Bunu aynı şekilde 28 Şubat’ta mağdurlar bu şekildeyken şimdi mağrur olanlar, bana aynı şeyi yapıyorlar” dedi.

Kamuda hizmet verenle hizmet alan arasındaki güvenin çok önemli olduğunu belirten Sağlar, sözlerine şöyle devam etti:

“Türbanlı bir hâkimin bana karşı âdil olacağından kuşkum var”

“Ben, yargılandığım zaman türbanlı bir hâkimin karşısına gittiğimde, benimle ilgili haklarımı koruyacağı ve adaleti yerine getirebileceği konusunda kuşkum var. Nitekim de başıma da geldi. Dolayısıyla bunu aşabilmemiz lâzım. Yani demokrasiyi, hukuk devletini filan, bütün kavramları ortaya koyarken, pratiği de hesaplamamız gerekiyor. Onu hesaplayamazsak, sıkıntı olur. Şimdi gelelim, biz iktidara geldiğimizde benim gibi düşünenler iktidara geldiğinde muhtemelen türbanlı olan insanların yine türbanlarını kullanmalarına müsaade edeceğiz. ‘Edeceğiz’ lafı da yanlış bir laf; zaten kabul edilmiş bir şey bu. Yani bu hakkın elinden alınması, gasp edilmesi doğru değildir; ama mücadele edilme şeklini ortaya koymanız lâzım. Eğer mütedeyyin olan insan, kendi inancından dolayı böyle örtünüyorsa o, saygı duyulacak birisidir; ama örtünmesi bir militanlaşmanın ve bir ideolojik mücadelenin nedeniyse ki kaldı ki öyleydi. Şimdi geldiler, iş başına geldiler, o mücadeleyle olan insanlar, rejimi değiştirerek bir kişiye bütün hakları, hukuku, yetkileri emanet ettiler. O kişi, istediği gibi davranıyor. Bu, yarın hepimizi sıkıntıya sokacaktır. Baştan beri konuştuğumuz o değil mi? ‘Empati yapalım.’ Yani, ötekileştirmek, düşmanlaştırmak demektir. Ben, o nedenle ötekileştirmeye karşıyım.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA