SİYASET
Giriş Tarihi : 13-01-2021 10:53

Karamollaoğlu: Temel prensiplerimizden taviz vermeyiz

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Asiltürk ziyaretini ve ittifak söylentilerini değerlendirirken, “Biz, temel prensiplerimizden taviz vermeyiz” dedi. Karamollaoğlu, kırmızı çizgilerinin adalet, liyakat, diyalog, şeffaflık gibi değerler olduğunu dile getirdi.

Karamollaoğlu: Temel prensiplerimizden taviz vermeyiz

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, TV5’de yayınlanan “Kulis Ankara” programında, Mustafa Yılmaz’ın sorularını cevapladı.

“Ziyaretten bir gün önce haberim oldu”

Türk siyasetindeki kaos ortamının rayına oturması için ilk yapılması icap eden işin, siyasetçilerin birbirleriyle konuşabilmeleri olduğunu belirten Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ü ziyaret etmesini bu yönüyle önemsediğini ifade etti.

Karamollaoğlu, “Bir adım atılıyor, ülkemizde bir diyalog başlasın diye. (Oğuzhan Bey), Tayyip Bey’in yakından tanıdığı, yıllarca birlikte siyaset yaptıkları, benim de siyasette beraberce bulunduğumuz bir kişiye Cumhurbaşkanının ziyarette bulunması, gayet tabii bir şey ve bizim aslında arzu ettiğimiz bir konu” dedi.

Karamollaoğlu, böyle bir zamanda böyle bir ziyaretin yapılmasının yoruma açık olduğunu, dolayısıyla bu konuda yapılan yorumları da garipsemediğini belirtti.

Karamollaoğlu, “Ziyaret, sizin için de ‘sürpriz ziyaret’ miydi?” soruna karşılık, “Yoo, ben bir gün önceden haberim oldu. Yani Oğuzhan Bey, böyle bir ziyaretin olacağını kendisi ifade etti. Yani ama ‘Şu anda böyle bir ziyaret olacak mı diye bekliyor muydunuz?’ deseniz, şu anda benim aklıma gelmiyordu; fakat Sayın Cumhurbaşkanının birçok ziyaretlere başlamış olması, böyle bir ziyaretin yapılma ihtimalini de gündeme getiriyordu” dedi.

“Yalnızlığı hissetmememiz lâzım” sözü ne anlama geliyor?

Mustafa Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ziyaretin ertesi günü yaptığı değerlendirmede “Benim bu ziyaretim, hem bir nezaket ziyareti, hem de bu ittifak meselesinde, yani bir seçim ittifakı mı olur, veyahut da geleceğe yönelik biz bir terörle mücadele verirken, burada bu terörle mücadelede her türlü desteğin bizim yanımızda olması lâzım. Yani biz, bir yalnızlığı hissetmememiz lâzım” dediğini hatırlatarak, “yalnızlığı hissetmememiz lâzım” sözünü nasıl değerlendirdiğini sordu.

Karamollaoğlu, “Ben, yani ne olursa olsun, iki siyasetçi bir araya geldikleri zaman, mutlaka siyasî konular da gündeme gelir. Gelmemesi mümkün değil. Herkesin de farklı bir düşüncesi olabilir; bu da gayet tabiidir. Sayın Cumhurbaşkanı, kendi aklından geçenleri Cuma çıkışı gündeme getirdi. Demek ki bunu da konuşmalar esnasında gündeme getirmiştir. Ben, bunu da garipsemem; çünkü nihayet o da siyasetçi. Şu anda da ülkemiz zor bir dönemden geçiyor. Onu da kabul edelim.

Biz, bugün iktidarı, yapmış olduğu bazı uygulamalardan dolayı yeri geliyor tenkit ediyoruz, yeri geliyor ikazda bulunuyoruz. Bu, onlara karşı beslediğimiz hasmane tavırdan dolayı değil. Tekrar tekrar gündeme getirdim. Biz, siyasette kimsenin birbirini düşman gibi görmesine, hatta hasım gibi görmesine razı değiliz. Olsa olsa ‘rakip” olarak bunu görmek mümkün. Rakip olanlar, birbirinin düşmanı, hasmı değildir ki. Türkiye’nin bu iklime ihtiyacı var. Elbette meseleler, birbiriyle taban tabana zıt çözüm önerileri olsa bile, bunların sükûnet içinde mütalâa edilmeleri gerekir.

Bendenize bu genel başkanlık görevi tevdi edildiğinden beri ısrarla bazı konuları gündeme getirirken, hep ilk söylediğim, bu kaos ortamından kurtulmamız, biz siyasîler olarak bir araya gelip konuşabilmemizdir, ilk şart, diye söze başlıyorum. Niye? Biz insanız. İnsanlar, konuşa konuşa birbirleriyle anlaşırlar.

Onun için ben, bu ziyareti de önemsiyorum tabii. Bir adım atılmış. Kendilerinin bazı noktalarda desteğe ihtiyaçları var diyor. Güzel. Biz, terörle mücadelede, başka konularda hiçbir zaman destek vermeyiz gibi bir tavrın içine girmedik. Ancak yapılan yanlışlıkları, hataları dile getirdik. Bu konuda da ısrarlıyız. Yani bizim söylemlerimiz, tekrar tekrar gündeme getirme ihtiyacı duyuyorum, hiçbir zaman hasmane bir tutumdan kaynaklanmıyor. Bizim söylemlerimiz, Türkiye’nin içinde bulunduğu problemlerden nasıl çıkar, çıkabilir, oradan kaynaklanıyor.

Onun için bunu kutuplaşmalara, mecraından çıkararak, ‘Efendim falanca taraf bizim hasmımız, düşmanımız’ diye bir tavrın içine girilmesini kesinlikle doğru bulmuyorum. Onun için de bu noktada ben, şahsen yapılan bu ziyareti makul görüyorum.”

“Erdoğan, Vatan Partisi ve MHP’den kurtulmak istiyor olabilir”

Karamollaoğlu, “Cumhur İttifakı’na Milliyetçi Hareket Partisi ve Vatan Partisi destek veriyor. Bu desteğe rağmen yalnız hissetmelerini, bir siyasetçi olarak, bir devlet adamı olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu şöyle cevapladı:

“Ben burada birazcık hem Sayın Cumhurbaşkanının bu becerisini diyeyim, takdir ediyorum. Yani birbirleriyle uzlaşması mümkün olmayan, öyle gözüken iki parti, Vatan Partisi ve MHP’yi bir arada tutabilmesi, takdire şayan bir iş. Nasıl bu iş yürüyor, bilmiyorum. Üstelik de Sayın Perinçek, çıktığı zaman “Ben idare ediyorum Türkiye’yi” diyor. Bu kadar ileri gidiyor. Ben, bunu garipsiyorum. Sayın Bahçeli’nin tavrı ise çok sert ve mutlaka karşı tarafla, kim olursa olsun, kavga etmeye yönelik bir üslûp. Bu üslûbu bir arada tutmak, epeyce zor ve öyle zannediyorum ki Sayın Cumhurbaşkanı da belki buradan da kurtulmak istiyor olabilir.”

“Adalet ve liyakat, olmazsa olmazımız”

Saadet Partisi olarak prensiplerinin yıllardır hiç değişmediğini vurgulayan Karamollaoğlu, diyalog ortamının her zaman açık olması gerektiğini söyledi. Karamollaoğlu, “Onun hemen arkasından bizim gündeme getirdiğimiz konular var. Biz, bunu söylerken, ‘Tamam, her noktada ittifak ederiz’ de değil, adalet, olmazsa olmaz prensibimizdir bizim. Adalet, yöneticilerin ‘Yaav ben adilim aslında’ demesiyle olmaz. Israrla söyledim. Özellikle uygulamada, muhalefette bulunanlar, ‘Evet, bu yönetim, adaleti gözetiyor. Ben, kendimi emniyette hissediyorum’ diyemezse, orada adalet yoktur. Muhalefettekiler, rakip olanlar, bunu tescil edecek. En azından dışarıdaki gözlemciler diyecek ki, ‘Yok arkadaş, bu iktidar, adaleti gözetiyor. Yoksa ‘Adalet vardır’ demek, sadece iktidar tarafından söyleniyorsa, bir ülkede adalet olduğunun kanıtı değildir.”

Karamollaoğlu, onun hemen arkasından da liyakat meselesinin geldiğini, liyakatsiz atamaların bugün ülkenin en ciddi problemi, hatta bazı problemlerin çözülememesinin sebebi olduğunu söyledi.

“Bu sene bir seçim olacağı kanaatinde değilim”

Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın parti ziyaretlerinin seçimlere yönelik bir çaba olup olmadığına dair bir soruya, “Bu sene ben bir seçim olacağı kanaatinde değilim. Seçim, önümüzdeki yılın ikinci yarısından itibaren, sonuna doğru seçim atmosferine Türkiye girer ve bir erken seçim olabilir, o dönemde, kanaatindeyim. Onun için ben, bu ziyaretin bir erken seçimle ilgisi olduğunu pek düşünmüyorum; ama şu mümkündür: Sayın Cumhurbaşkanı, AK Parti’nin kamuoyu desteğini giderek daha fazla kaybettiği kanaatine gelir, erken bir seçimle bir hamle yapmak isteyebilir. Bu da ihtimal dahilindedir. Ben, kendi yönümden baktığımda bunu pek ihtimal dahilinde görmüyorum” diye cevap verdi.

“Biz, temel prensiplerimizden taviz vermeyiz”

Karamollaoğlu, AK Parti’nin, geçmiş seçimlerin öncesinde de dönem dönem bu tür ittifak söylentilerini yükselttiğinin, hatta heyetlerin gelip gittiğini ancak son dakikada bazı değişikliklerin olmadığının da konuşulduğu belirtilerek, “Bu süreçte de öyle bir endişeyi taşıyor musunuz? Bu bir strateji gibi de olabilir mi?” soru üzerine şu değerlendirmede bulundu:

“Böyle bir iş olabilir tabii. Böyle bir iş, her zaman olabilir; ama biz, parti olarak, Saadet Partisi olarak her ihtimali göz önünde bulundurarak bir politika izleriz ve bizim, tekraren söylüyorum, politikalarımızda biz, temel prensiplerimizden taviz vermeyiz. Bu prensiplere mutlaka uyulması gerektiğini, ülkemizin içinde bulunduğu şartlardan ancak böyle çıkabileceğini düşünüyoruz.

Meselâ prensip olarak gözettiğimiz hususlardan bir tanesi, bugünkü başkanlık sistemidir. Bugünkü başkanlık sistemi, Türkiye’yi taşıyamaz, Türkiye de bugünkü başkanlık sistemini taşıyamaz kanaatindeyim. Onun için, ha, Sayın Cumhurbaşkanı da böyle bir noktaya gelir mi? Çünkü başlangıçta şöyle bir kanaat belki vardı: ‘Arkadaş, Türkiye’de 50+1, her zaman bizim lehimize tezahür eder.’ Ama şimdi o kanaat, artık eskisi kadar güçlü değil. Şimdi 1, çok öneli hale geldi. Bunun için farklı girişimler mutlaka olacaktır; ama biz, dediğim gibi, bu konuda ilkelerimizden taviz vermeden, bu ülkenin önce barışa kavuşması… Barış ortamı çok önemli. Bazen ‘Türkiye’ye niye yatırımlar gelmiyor? Dışarıdan yatırımcı gelmiyor? Niye Türkiye’deki yatırımcılar, ille de yurt dışında bir yerlerde yatırım yapma ihtiyacını duyuyor?’ Bunun tamamı, Türkiye’de iç barışa önem vermeleri ve tereddüt etmeleri bu konuda.”

“Saadet’in kırmızı çizgileri”

Karamollaoğlu, herhangi bir ittifaka katılma konusunda Saadet Partisi’nin kırmızı çizgilerinin ne olduğunu sorulması üzerine de, Erdoğan’ın kendisini yalnız hissetmesinin en büyük sebeplerinden birisinin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şu anda etrafında yola çıktığı arkadaşlardan kimsenin kalmaması olduğunu söyledi. Karamollaoğlu, “Bu, insanı endişeye sevk eder, üzer. Üzmemesi mümkün değil; ama burada Sayın Cumhurbaşkanının başka partilere elini uzatırken, aynı zamanda kendi içinde birliği beraberliği muhafaza edecek bir noktaya da ihtiyacı olduğunu gösteriyor” dedi.

Karamollaoğlu, kırmızı çizgilerinin adalet, liyakat, diyalog, şeffaflık gibi değerler olduğunu dile getirdi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA