SİYASET
Giriş Tarihi : 23-02-2021 17:03

“Çözüm sürecinde bize vaat edilenleri açıklamazsak namerdiz!”

HDP Eş Genel Başkanı Buldan, İçişleri Bakanı Soylu’nun A Haber’de gösterdiği fotoğrafların, çözüm sürecinde hükümetin ve devletin onayıyla gerçekleştirilen ‘silah bırakma’ görüşmeleri sırasında PKK tarafından çekildiğini kaydetti. Dolmabahçe Mutabakatı görüşmelerinin fotoğraflarını da gösteren Buldan, çözüm sürecinin başarıya ulaşması hâlinde kendilerine vaat edilenleri mutlaka açıklayacaklarını söyledi.

“Çözüm sürecinde bize vaat edilenleri açıklamazsak namerdiz!”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, TBMM Grubu Toplantısında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun iddiaları ve suçlamaları hakkında açıklama yaptı.

İktidar hesap vermekten kaçsa da Gare’yi konuşmaya ve hesap sormaya devam edeceklerini belirten Buldan, “Çünkü Gare, çok önemli bir kırılma noktasıdır” dedi.

“AKP muhalefette olsaydı, Gare için kıyameti koparmaz mıydı?”

Şu an iktidarda başka bir parti olsaydı ve AKP muhalefette olmuş olsaydı, Gare için kıyameti koparmaz mıydı? Elbette ki koparırdı. ‘Ölümlerin sorumlusu bu iktidardır’ demez miydi? Elbette ki derdi. İşte biz de hem muhalefet olarak hem de HDP olarak aslında aynısını yapmaya çalışıyoruz. Yani halk adına hesap soruyoruz iktidardan. Sormaya da devam edeceğimizi bugün buradan bir kere daha ilân ediyoruz. İktidarda olmanın sorumluluğu, insanları ölü olarak değil, canlı olarak getirmektir. Bu nedenle AKP iktidarı, Gare’de yaptıklarından da yapamadıklarından da sorumlu bir iktidardır” diye konuştu.

Geçmişte toplam 335 kişinin diyalog yoluyla ailelerine teslim edildiğini hatırlatan Buldan, “Amaçlarının Gare’de o insanları kurtarmak olmadığı ayan beyan ortadadır. Amaçları eğer bu olsaydı, gerçekten o 13 insanın ailesine sağ salim teslim edilmesi olsaydı gaye, yöntem bu olmazdı. Operasyon değil başka bir yol, bir diyalog yolu mutlaka seçilmeliydi” dedi.

Buldan, kendilerinin bu konuda hükümete defalarca çağrıda bulunduklarını ancak hükümetin bu çağrıları dikkate almadığını kaydetti.

“Varlıklarını adeta HDP’nin yokluğuna bağlamış durumdalar”

Pervin Buldan, “Hedefleri, iktidarlarının geleceği için Gare’den kullanabilecekleri siyasî bir hikâye çıkarmaktı. Evet, Gare’ye kendi iktidarlarını kurtarmak için gittiler. Gare’den siyasî bir zaferle, bir müjdeyle dönmeyi umuyorlardı. 13 insanı da bu siyasî hesaplarına ne yazık ki feda ettiler. Gare gerçeği, tam da budur. Siyasî amaçlarına ulaşamayınca ne yaptılar peki? Dört koldan HDP’ye saldırmaya çalıştılar. ‘HDP kapatılsın’ korosu, her gün gürültü çıkarmaya, Kürt düşmanlığı yapmaya, nefret iklimini yaymaya hâlâ devam ediyor. Varlıklarını adeta HDP’nin yokluğuna bağlamış durumdalar” diye konuştu.

“Bunların bir de gezdiği çukur kanallarında yalan rüzgârları estiren fotoğrafçı bir bakanları var” diyen Buldan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun iddialarına ve suçlamalarına cevap verdi.

Hükümetin, çözüm sürecinde Kandil’e yaptıkları onlarca ziyaretin fotoğrafları üzerinden algı yaratma telâşında olduğunu, HDP Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir’e iftira atmaktan da geri durmadığını ifade eden Buldan, Taşdemir’in Gare’ye gittiği iddiasının kuyruklu bir yalan olduğunu söyledi. Buldan, “Bizim milletvekilimiz Gare’ye gitmemiştir. Gare’de bulunmamıştır. O tarihlerde de nerede olduğu bellidir zaten bu arkadaşımızın” dedi.

Buldan, HDP Milletvekillerinin o bölgede gidebilecekleri tek yerin, Barzani ile ya da oradaki siyasî partilerle görüşme yapmak üzere Erbil olduğunu söyledi. Soylu’dan bu iddiasını ispatlamasını isteyen Buldan, “Eğer ispatlayamazsanız müfterisiniz” dedi.

Bakan Soylu’nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın koltuğuna göz diktiğini ileri süren Buldan, “Kendi içinizdeki iktidar ve koltuk kavgasını açık yapın. Savaşınızı HDP üzerinden yürütmeyin. HDP, buna izin vermez çünkü” dedi.

Bakan Soylu’nun A Haber televizyonunda gösterdiği fotoğrafların, çözüm sürecinde devletin ve iktidarın bilgisi, onayı ve ricası dâhilinde HDP heyetinin, gerçekleştirdiği ziyaretlerin fotoğrafları olduğunu belirten Buldan, “Kendisine şunu söylemek isteriz: O fotoğrafları keşke, televizyon programına çıkmadan önce kendi genel başkanına bir gösterseydi. (…) Kendisi, Erdoğan, o süreci çok iyi, çok net bildiği için, keşke önce ona gösterseydi” dedi.

Pervin Buldan, çözüm sürecini 3 ayak üzerinden yürüttüklerini, birinci ayağın İmralı, ikinci ayağın Kandil, üçüncü ayak da hükümet ve devlet kanadı olduğunu söyledi. Buldan, sözlerine şöyle devam etti:

“İmralı ve Kandil görüşmelerimiz, devletin bilgisi ve onayı ile yapılıyordu”

“O süreçte İmralı’da Sayın Öcalan’la yaptığımız her görüşme, devletin ve hükümetin bilgisi ve onayı dahilinde yapılmıştır. İmralı ziyaretinden sonra yine devlet ve hükümetin onayıyla bizler, Kandil’e gidiyorduk. Kandil’de yapılan görüşmelerin sonuçlarını, devlet ve hükümet heyetine döndüğümüz zaman aktarıyorduk. Devlet heyeti ise bu bilgileri, biz İmralı’ya gitmeden önce kendisi gidiyor, İmralı’ya götürüyor bu bilgileri, Sayın Öcalan’la görüşmeleri gerçekleştiriyor ve arkasından da bizi İmralı’ya gönderiyordu. Sonra çözüm heyetimiz İmralı’ya gidiyordu ve kendisi, devlet heyetiyle yaptığı görüşmelerin çerçevesini, yani Sayın Öcalan, devlet heyetiyle yaptığı görüşmelerin çerçevesini bize aktarıyordu. Biz, tekrar gelip devlet heyetiyle görüşme yaptıktan sonra, yine devletin bilgisi ve onayı dahilinde Kandil’e gidip, oradaki PKK yetkililerine anlatıyorduk. Olay budur.”

“Kandil görüşmemizde devlet, 2 İHA ile güvenliğimizi sağladı”

Kandil’de yaptıkları görüşmelerin birinde, görüşme esnasında havada 2 tane insansız hava aracının (İHA) dolaştığını gördüklerini anlatan Buldan, “Önlem alındı. Ağaçların altına girdik. İHA’lar uzaklaştıktan sonra ‘Tamamdır; toplantıya devam edebiliriz’ denildi. Toplantımızı gerçekleştirdik. Aşağıya indik, geldik. Türkiye’ye geldikten sonra Ankara’da devlet ve hükümet yetkilileriyle bir görüşme geçekleştirdik ve kendilerine söyledik. Biz oradayken üzerimizden İHA’lar geçti dedik. Bize ne dediler biliyor musunuz? ‘Sizin güvenliğiniz için oradaydılar’ dediler. Yani o İHA’lar, bizim güvenliğimizi sağlamak için oraya gönderilmiş” diye konuştu.

Pervin Buldan, bütün bunların devletin kayıtlarında mevcut olduğunu belirterek, “Ben ne bir eksiğini ne bir fazlasını anlatıyorum” dedi.

“Senin genel başkanın Erdoğan da heyecanla bu mektubu bekliyordu”

Buldan, Kandil fotoğraflarının, PKK’dan silahları bırakacaklarına dair mektupları aldıkları ziyaretlere ait olduğunu belirterek, Bakan Soylu’ya, “Senin genel başkanın Erdoğan da heyecanla bu mektubun Türkiye’ye nasıl döneceğini ve bizim bu mektuba karşılık olarak Türkiye’ye neler getireceğimizi heyecanla, umutla bizlerden bekliyordu” dedi. Buldan, o fotoğrafları Kandil’dekilerin çektiğini, Kandil görüşmelerinde de hükümet görüşmelerinde de telefon taşımalarına müsaade edilmediğini kaydetti. Buldan, “Fotoğraf çekebileceğimiz bir makine yok” dedi.



Buldan, “Kandil’deki fotoğraflar, üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra basına yansıdı; ama başka bir fotoğraf var tabii ki. İmralı’da çekilen bu fotoğraf değerli arkadaşlar” diyerek, İmralı’da Selahattin Demirtaş ile Öcalan’ı görüşme hâlinde gösteren fotoğrafı gösterdi. Buldan, “Bu fotoğrafı kim çekti ve bu çekilen fotoğrafı bize kim verdi? Soylu, bunu araştırsın” dedi.

“Dolmabahçe Mutabakatı’ndaki fotoğrafları da biz çekmedik”



Buldan, daha sonra hükümet ve devlet yetkilileriyle Dolmabahçe Sarayı’nda, Dolmabahçe Mutabakatı’nın okunduğu 28 Şubat tarihli açıklama yapılırken çekilmiş olan fotoğrafı gösterdi. Buldan, “Bunu da biz çekmedik. Bunu da oradaki yetkililer çekti. Şimdi her 3 fotoğraf üzerinden de bu çağrıyı İçişleri Bakanına yapıyoruz: Her 3 fotoğrafın da amacı aynıydı. Her 3 fotoğrafın da çekildiği yer bellidir. Kimler tarafından çekildiği de açık ve net olarak ortadadır” diye konuştu.

Buldan, Dolmabahçe Mutabakatı görüşmesinde, o salonda kimin nerede oturacağının bile bizzat Erdoğan tarafından belirlendiğini hatırlattı. Buldan, şunları söyledi:

“Çözüm sürecindeki girişimlerimize saygısızca yaklaşan zihniyetlere verilecek tek cevabımız şudur: O süreç, halklarımızın geleceği için, annelerimizin gözyaşının durması için, bedenlerin toprağa düşmemesi için fedakârca yürütülen bir süreçti. Bugün de olsa, hiç tereddüt etmeden aynı fedakârlığı yapmaya devam edeceğimizi özellikle buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Yeter ki tek bir insanımızın bile burnu kanamasın. Bırakın yaşamını yitirmesini, tek bir insanımızın tırnağına bile taş değmesin diye biz bu fedakârlığı yapmaya hazırız. Ne mutlu bize ki 3 yıl boyunca bu çözüm sürecinde bu ülkeye cenazeler gelmedi. Ne mutlu bize ki 3 yıl boyunca hiçbir annenin kapısına tabut gitmedi.”

“Çözüm sürecinde bize vaat edilenleri açıklamazsak namerdiz!”

Pervin Buldan, “Bir şey daha ifade etmek istiyorum: Çözüm sürecinde bize vaat ettiklerinizi yeri ve zamanı geldiği zamanda mutlaka açıklayacağız. Bunun da böyle bilinmesini özellikle buradan tarihe not düşüyorum. Çözüm sürecinde bizlere, partimize, heyetimize neler vaat edildi? Hangi sözler verildi? Çözüm süreci başarıya ulaşırsa nelerin yapılacağına dair bizlere vaat edilenleri yeri ve zamanı geldiğinde açıklamazsak namerdiz!” diye konuştu.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA