SİYASET
Giriş Tarihi : 27-02-2021 03:15

“Erbakan’ın siyaseti, Erdoğan’ın kutuplaştırıcı siyaseti değildi”

CHP İstanbul Milletvekili Bekâroğlu, Erbakan’ın ideal olana ulaşılamadığında ‘mümkün olanı’ yapmaya gayret ettiğini belirterek, bunun için koalisyonlar kurduğunu anlattı. Erbakan’ın, CHP ve DYP ile koalisyon kurmasına tepki gösterenlere çok kızdığını belirten Bekâroğlu, “CHP ile birlikte o dönemde yapılabilecekleri kendi açısından yapmıştır; ama ülkenin genel menfaatini, yani ayağımızı basmış olduğumuz zemini; herkesin, her siyasî partinin, her düşünceden, her inançtan insan için gerekli olanları korumak açısından da önemserdi” diye konuştu. Bekâroğlu, Erbakan’ın siyasetinin, Erdoğan’ın kutuplaştırıcı siyaseti olmadığını vurguladı.

“Erbakan’ın siyaseti, Erdoğan’ın kutuplaştırıcı siyaseti değildi”

CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Bekâroğlu, TV5’de yayınlanan ve Yunus Emre İşci’nin sunduğu “Ters Açı” programına görüntülü bağlantı ile katılarak, vefatıın 10’uncu yıl dönümü münasebetiyle, Millî Görüş Lideri merhum Necmeddin Erbakan’a dair görüşlerini dile getirdi.

“Erbakan söylediğinde ‘bu da olur mu?’ dediklerimiz gerçek oldu”

Bekâroğlu, “Hocanın öngördüğü şeyler, o zaman belki tahmin edemediğimiz, ‘Bu da olur mu?’ filan dediğimiz birçok olay, bu iktidar döneminde oldu. Bunların hepsini tek tek gördük ve görmeye de devam ediyoruz. Yani Hocanın aklındaki, anlatmaya çalıştığı Türkiye, işte ‘Yaşanabilir bir Türkiye’, dünya kadar, çevrede olup bitenleri, etrafımızda, Müslüman coğrafyada Hocanın yaşadığı dönemde başlayıp devam eden olaylar, yine bölge için, Müslüman coğrafya için öngördüklerinin ne kadar önemli şeyler olduğunu; Türkiye ekonomisiyle ilgili Hocanın yıllarını vererek anlattığı konuların ne kadar önemli olduğu, bu hükümet döneminde 18 yılda yaşananlarla bir kere daha, bir kere daha gördük” diye konuştu.

Bekâroğlu, Necmettin Erbakan’ın, 1940’lı, 50’li, 60’lı yılların imkânları içerisindeki öngörülerinin, çizdiği ufuk ve vizyonun ne kadar değerli olduğunun bir kere daha anlaşıldığını ifade etti.

Bekâroğlu, Erbakan’ın farklı siyasî görüşlerdeki insanlarla bir araya gelebilme özelliğine dair bir soru üzerine, “Tabi Hoca bambaşka bir insandı ama Hocanın dönemi de bu döneme göre başka bir dönemdi” dedi. Bekâroğlu, 90’lı yıllarda liderlerin TRT’de yayınlanan “Açık Oturum” programındaki nezaketlerini dile getirdi. Bekâroğlu, “Bugün tabi böyle bir şey mümkün değil” dedi.

“Hoca, mümkün olanı yapabilmenin peşindeydi”

Bazı kişilerin Erbakan’ı “kimlikçi” olarak nitelendirdiklerini ifade eden Bekâroğlu, buna karşı şu değerlendirmede bulundu:

“Hoca, bir taraftan da pragmatik bir insandı. Yapılacak işlere bakardı. Bir taraftan çok idealist bir insandı, kafasında bir dünya vardı, o dünyadan hiçbir şekilde vazgeçmedi. Yaşanabilir, herkesin mutlu olduğu, herkesin büyüyen Türkiye’de refahtan pay alacağı bir Türkiye ve barış içinde bir Türkiye ve barış içinde bir dünya. Böyle bir dünya vizyonu vardı; ama öbür taraftan da pragmatikti. ‘Şu anda neler yapılabilir? Onlara bakardı. Tabi ölçüsüz bir şekilde pragmatik değildi. Bir şeyler yapmak için ideallerden de vazgeçmiyordu; ama gerçekçiydi aynı zamanda. Ayakları yere basıyordu. ‘Şu anda kimlerle neler yapabilirim?’, bunlara bakardı.

Hocanın en temel özelliklerinden bir tanesi de, belki hiçbirimizin zamanında anlayamadığımız, değerlendiremediğimiz konulardan bir tanesi, Hoca, vatansever bir insandı. Yani ‘vatansever bir insandı’ derken şunu kast ediyorum: Öncelikle herkesin ayağını basmış olduğu bir zemin, Türkiye, bu coğrafya… Bunu çok önemserdi yani. Buna zarar gelmesini asla ve asla istemezdi.”

“CHP ile koalisyona tepki gösterenlere çok kızdı”

Bazı seçim ve kongre dönemlerinde Erbakan’la geceleri geç saatlere kadar çok çalıştığını belirten Bekâroğlu, parti programı yazılırken kullanılan cümleler üzerindeki hassasiyetini dile getirdi. Bekâroğlu, “ ‘Neden böyle bir cümle kullanıyorsunuz? Bunun amacı nedir?’ diye sorardı. O sohbetlerde çok açık, net bir şekilde görmüşümdür; Hoca, “ideal” olanı yapmaya çalışırken, bir taraftan da “mümkün olanı” yapmak için gayret ederdi. Bu mümkün olanı yapmak için zaten Hoca, siyasî geçmişinde vardır, CHP ile koalisyon kurmuştur. CHP ile birlikte o dönemde yapılabilecekleri kendi açısından yapmıştır; ama ülkenin genel menfaati, yani ayağımızı basmış olduğumuz zemini; herkesin, her siyasî partinin, her düşünceden, her inançtan insan için gerekli olanları korumak açısından da önemserdi. Daha sonra DYP ile koalisyon kurdu Hoca. Birçok insan kızdı. ‘Buna şu kadar süre evvel şunları demiştik, bunları dememiştik…’ Bunlara çok kızdı; ama Hoca, bunları yaptı ve o dönem içinde, 11 aylık iktidarı zamanında da onlarla beraber yapılabilecek olanları yaptı. Muhalefetteyken, hatta yasaklıyken bile diğer siyasî aktörlerle ülkenin ve partinin çıkarına olan bazı şeylerin ortak yapılmasının zemini sürekli bir şekilde aramış bir insandır.

“Hocanın siyaseti, Erdoğan’ın kutuplaşma siyaseti değildi”

Bir de Hoca, reddederken de, başka bir kültürle yetişmiş bir insandı. Hoca, iktidar döneminde, 28 Şubat döneminde yaşananlara, bütün bunlara rağmen kimseye küs, dargın, öfkeli, kinli, böyle şeyleri yoktu. Kişilik olarak herkes biliyor, tanıyor. Çok beyefendi, bambaşka bir insandı tabi. Tabi o kuşak da gerçekten bambaşkaydı, diğer siyasî liderler. Kutuplaşma, siyasetin en temel dinamiği şu anda. Sayın Erdoğan, ilk günlerinden beri 2002’den, 2003’ten beri siyaseti büyük bir kutuplaşmanın şeyinde kuruyor, orada inşa ediyor. Bu coğrafyada insanların asgari müştereklerini bir araya getirme filan, bunun peşinde değil. Ayrılık oluşturabilecek ne varsa hepsini arayıp arayıp, kaşıyıp kaşıyıp ortaya çıkarıyor ve buradan bir kutuplaşma üretiyor ve o kutuplaşmanın üzerinden siyaset devşirmeye, seçim kazanmaya çalışıyor. (…) Hocanın siyaseti, böyle bir siyaset değildi. Başka bir siyasetti. Bugün ihtiyaç duyulan bir siyasetti.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA