SİYASET
Giriş Tarihi : 28-02-2021 12:35

Babacan, Erbakan’ın düşünce özgürlüğüne verdiği önemi hatırlattı

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, CHP-MSP koalisyonu döneminde düşünce suçluları için af ilân etmek isteyen hükümete gösterilen tepkilere Erbakan’ın şu cevabı verdiğini hatırlattı: “Artık ‘Komünistleri affediyorlar’ sloganını bırakın. Türkiye’de fikirleri baskı altına aldığınız için bugüne geldiniz. 141’inci ve 142’nci maddeler, bir fikri açıklar. Şiddetle, anarşiyle ilgili değildir; ama tatbikatta başka uygulamalar yapılmıştır. Bunun günahı fikirde değildir.”

Babacan, Erbakan’ın düşünce özgürlüğüne verdiği önemi hatırlattı

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Ankara Meyra Palace Otel’de gerçekleştirilen “Erbakan Haftası / Anma ve Anlama Programı”nda konuştu.

“Yaşanabilir bir Türkiye başlığıyla Necmettin Erbakan’dan bahsederken, günümüzün en yakıcı ve temel sorunlarından birisine, ifade özgürlüğüyle ilgili sorunlara değinerek sözlerime başlamak istiyorum” diyen Babacan, Türkiye’nin pek çok kez üste çıkanın alttakini ezdiği bir zihniyetle karşı karşıya kaldığını, yönetenler değişse de baskıcı anlayışın sık sık kendini tekrar ettiğini söyledi.

Geçmişte Türk Ceza Kanunu’nda 141, 142 ve 163’üncümaddelerin bulunduğunu hatırlatan Babacan, “Komünizm propagandası ve din propagandası gibi cezası oldukça ağır olan suç maddeleriydi bunlar” dedi.

Babacan, 1974 yılına gelindiğinde hapishanelerin, sadece fikirlerini dile getirdikleri için tutuklanan, hüküm giyen düşünce suçlularıyla adeta dolup taştığını söyledi.

O dönemde başında merhum Necmettin Erbakan’ın olduğu Millî Selâmet Partisi ile başında Bülent Ecevit’in olduğu CHP’nin koalisyon hükümetinin kurulduğuna işaret eden Babacan, bu hükümetin, siyasette ötelenen, dışlanan Anadolu insanının yönetime ortak olmasını temsil ettiğini söyledi.

“Erbakan, baskılara bir an bile yenilmedi”

Babacan, bu koalisyon hükümetinin hedeflerinden birisinin, o yıllarda düşünce suçundan hüküm giyenlerin affedilmesini sağlamak olduğunu belirtti. Başbakanın, düşünce ve inanç suçlarını da kapsayan genel bir af teklifi olduğunu hatırlatan Babacan, bu maddelerin af kapsamına alınmasını istemeyenler tarafından Meclis kürsüsünde özellikle Erbakan’ı hedef alan sözler söylendiğini kaydetti. Babacan, “Diyorlardı ki, ‘Senin affettiklerin, yarın halk mahkemelerinde seni affetmeyecektir.’ Bu baskılara bir an bile yenilmeyen Erbakan’ın tarihî konuşmasını bugün de hatırlamamız gerekiyor. Bu konuşmasının bir kısmını, kısaca sizlerle aynen paylaşmak istiyorum; çünkü oldukça ibretlik ifadeler var orada.

“Erbakan Hoca, arif bir şekilde ‘Günah fikirde değildir’ demiştir”

Demiş ki Sayın Erbakan, ‘O devir kapanmıştır artık. Anarşik olayları bahane ederek ‘Benim istediğim gibi düşüneceksin!’ oyunu sökmeyecektir. Bunu, mutlaka sağlayacağız. Bu memlekette herkesin ‘Ben böyle düşünüyorum’ deme hakkı olacaktır. Bütün batı memleketlerindeki fikir hürriyeti kadar hürriyet, Türkiye’de de olacaktır. Ancak fikir hürriyeti başka şey, anarşi başka şey. Düşünceye düşünceyle karşılık verilecektir. Batıdaki tatbikat, tıpı tıpına. Ne bir gram fazla ne bir gram eksik, aynen uygulanacaktır. Artık ‘Komünistleri affediyorlar’ sloganını bırakın. Türkiye’de fikirleri baskı altına aldığınız için bugüne geldiniz. Memlekete iç barış, hürriyet havasıyla gelecektir. Kimsenin şiddete başvurmaya ihtiyacı kalmayacaktır. 141’inci ve 142’nci maddeler, bir fikri açıklar. Şiddetle, anarşiyle ilgili değildir; ama tatbikatta başka uygulamalar yapılmıştır. Bunun günahı fikirde değildir.’

Yaklaşık yarım asır önce söylenmiş olan bu sözlerde, zamanının çok ötesine uzanan bir bilgelik görüldüğünü ifade eden Babacan, sözlerine şöyle devam etti:

“Erbakan Hoca, arif bir şekilde ‘Günah fikirde değildir’ demiştir. Aradan yıllar geçti. Demokrasimiz, o günlerden sonra 12 Eylül’de, 28 Şubat’ta, 27 Nisan’da ve son olarak da 15 Temmuz ve sonrasında büyük yaralar aldı. Bu arada sayısız nöbet değişimleri yaşandı; ama günahın fikirlere yüklendiği günler geride kalmadı maalesef. Nöbeti devralanlar, ellerindeki damgayı değiştirdiler; ama fazla bir süre geçmeden kendilerinden öncekiler gibi fikirle kavga etmeye başladılar. Gücü ele geçirenler, kendi fikirlerini dayatıp tek tip insan görmeyi arzu ettiler. Farklı bir görüş dile getirenler, kendilerini yine karakollarda bulmaya başladı. Böylesine bir yönetim zihniyeti, ülkemizi renksizleştiriyor, çoraklaştırıyor, kuraklaştırıyor. Siyasetin de tadı tuzu kaçıyor, memleketin tadı tuzu kaçıyor. Bir zamanlar z alimin karşısında mazlumdan yana duranlar, devlet gücünü ellerine geçirdiklerinde zulmeden olmamalıdır.

“Bugün Erbakan’ın siyasî mücadele üslûbuna ihtiyaç vardır”

Bugün rahmetli Necmettin Erbakan’ın siyasî nezaketine, diğer partilerle diyalog zemininden kopmayışına, saygı sınırlarını ihlâl etmeyen siyasî mücadele üslûbuna her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. İlkelerden vazgeçmeden hamasete, popülizme kaçmadan, haktan, hakkaniyetten yana durmaya ihtiyaç vardır. Ülkemizin sorunlarının çözümünü sadece ‘meşru demokratik siyaset’ zemininde aramaya ihtiyaç vardır. Güçler ayrımını ve hukukun üstünlüğünü tartışmasız bir şekilde yaşatmaya ihtiyaç vardır. Hem şiddete karşı hem de hak ihlâllerine karşı tavizsiz net bir duruşa ihtiyaç vardır. Bugün meşhur ‘garson devlet’ şiarına ihtiyaç vardır. Bugün uluslararası ilişkilerde D-8 örneğinde gördüğümüz gibi, çok taraflılığa önem veren bir stratejiye ihtiyaç vardır. Ekonomik büyümede ‘ağır sanayi hamlesi’ gibi teknolojiye ve üretime önem veren bir iktisat perspektifine ihtiyaç vardır.

“Bizim demokrasi anlayışımız, katılımcı ve çoğulcudur”

İşte bu yüzden, Saadet Partisi’nin düzenlediği bu program, bahsettiğim ihtiyaçlara yönelik kıymetli bir çabadır. Biz de DEVA Partisi olarak, yeni bir siyasî parti olarak, farklı seslerin zenginlik olduğuna inanıyoruz. Saygı prensibinden vazgeçmeyeceğiz. Bir arada yaşama arzumuzdan şaşmayacağız. Biz, ‘demokrasi ve atılım’ dedik. Bizim demokrasi anlayışımız, katılımcı ve çoğulcu bir demokrasidir. Biz, güçlendirilmiş parlamenter sistemden yanayız. Biz, adalet, eşitlik, liyakat, şeffaflık, hesap verebilirlik ilkelerinden bir an dahi vazgeçmeden, halka hizmet bilinci ile hareket etmek gerektiğine inanmaktayız. Bizim atılım anlayışımız, güçlü, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir büyümedir. Verimlilik esaslı, teknolojiyi ve dijital dönüşümü önceleyen, adil rekabete dayalı, sosyal programlarla desteklenen bir ekonomi modelinden bahsediyoruz.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA