SİYASET
Giriş Tarihi : 28-02-2021 23:35   Güncelleme : 01-03-2021 00:40

“1974 CHP-MSP ruhuyla, geçmişi bir yana bırakıp helâlleşmeliyiz”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 1974 CHP-MSP koalisyon hükümeti protokolünün 3’üncü maddesindeki ‘geçmişin bir yana bırakılması’ ifadesini okuyarak, “Bugün de ihtiyacımız olan budur. Tüm kırgınlıkları ve acıları gidermeliyiz. Bütün bir geçmişi bir yana bırakarak helâlleşmeliyiz” dedi.

“1974 CHP-MSP ruhuyla, geçmişi bir yana bırakıp helâlleşmeliyiz”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara Meyra Palace Otel’de gerçekleştirilen “Erbakan Haftası / Anma ve Anlama Programı”nda konuştu.

Kılıçdaroğlu, bu toplantının Türkiye’nin barışına ve kardeşliğine önemli katkılar yapacağına yürekten inandığını dile getirdi.

“Onun hocalığı, sadece bir akademik unvan değildi”

Bir cumhuriyet çocuğu olan merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın, destekçilerinin ve karşıtlarının “Erbakan Hoca”sı olarak yaşamını sürdürdüğünü söyledi. Kılıçdaroğlu, “Onun hocalığı, sadece bir akademik unvan değildi. Onun hocalığı, üniversite kürsülerine sıkışmış bir akademisyen-öğrenci ilişkisi de değildi. Onun hocalığı, aynı zamanda ömrünü verdiği bir siyasî hareketin siz değerli mensuplarını vatan, millet, ve bayrak sevgisiyle bir araya getirmiş millî bir görüşün hocalığıydı. Onun hocalığı, Millî Nizam Partisi’nden Millî Nizam Partisi’ne ve 12 Eylül sonrasında sırasıyla Refah, Fazilet ve Saadet Partisi’ne kadar uzanan bir kararlılığın hocasıydı” diye konuştu.

“Yaşamak, bir ağaç gibi tek ve hür / ve bir orman gibi kardeşçesine”

Erbakan’ın “Yaşanabilir bir Türkiye” idealinin, Nazım Hikmet’in mısralarında da karşılığını bulduğu ortak özlemin bir ifadesi olduğunu belirterek, Nazım Hikmet’in Davet isimli şiirindeki “Yaşamak, bir ağaç gibi tek ve hür / ve bir orman gibi kardeşçesine” mısralarını okudu.

Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Her birimiz, bir ağaç gibi tek ve hür olacağız ama bir orman gibi kardeşçe yaşayacağız. Yaşanabilir bir Türkiye yaratabilmenin en önemli şartı şudur: Kimseyi kendimize benzetmeye çalışmayacağız; birilerinin de bizleri kendisine benzetmek istemesine karşı duracağız. Farklı olacağız ancak birlikte olacağız. Tıpkı bir orkestranın aynı ezgide birleşen enstrümanları gibi olacağız. Peki, nedir o ezgi? O ezgi, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletine bağlılıktır. O ezgi, kuvvetler ayrılığının gereklerine inanmaktır. O ezgi, düşünce ve ifade özgürlüğünü, din ve vicdan özgürlüğünü, medya özgürlüğünü, insan haklarını “ama, ancak, fakat, lâkin” ile başlayan bir cümle kurmaksızın kayıtsız şartsız savunmaktır. O ezgi, yatağa tek bir çocuğun dahi aç girmeyeceği bir Türkiye için çalışmaktır. O ezgi, ülkemizin yer altı ve yer üstü zenginliklerini ve neredeyse tüm birikimini birilerine peşkeş çektirmemektir. O ezgi, herkes için ve her alanda haktır, hukuktur, adalettir. O ezgi, ‘herkes için aş, herkes için iş’ diyerek yola çıkmaktır. Ben, Türkiye’nin ihtiyacı olan ezgiyi bugün bu salonda bir kez daha seslendirmeye başladığımıza inanıyorum.”

Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinin, aynı zamanda farklılıkların bir araya gelerek pek çok sorunu çözebilmiş olmanın tarihi olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Büyük önder Mustafa Kemal’in öncülüğünde kazandığımız millî mücadelemiz, birlikte olduğumuzda neleri başarabileceğimizin de en güzel örneğidir” dedi.

Kılıçdaroğlu, Türkiye toplumunun farklılıklarıyla bir araya gelerek ülkenin pek çok sorununu çözebilmiş olmasının bir başka örneğinin de 26 Ocak 1974’te kurulan birinci Ecevit hükümeti, yani CHP-MSP koalisyonu olduğunu belirterek, “11 aylık kısa ömrüne rağmen bu koalisyon hükümeti, Türkiye ve bölgenin geleceği açısından tarihî adımlar atmayı başarmıştır” dedi.

“Bugün ‘Mavi Vatan’dan söz ediyorsak, Ecevit ve Erbakan’ın sayesindedir”

Bu başarıların en önemlilerinin 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ve devamı olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu harekât, KKTC’nin temellerini atmıştır ve bugün ‘Mavi Vatan’dan söz ediyorsak, bu Ecevit ve Erbakan’ın sayesindedir. Bu koalisyonun, Kıbrıs Barış Harekâtı ile haşhaş ekiminin serbest bırakılması da dahil, tarihî nitelikteki pek çok icraatı kadar önemli bir başka niteliği daha var. Bu nitelik, farklı siyasî geleneklere sahip iki siyasî partinin hangi ilkeler çerçevesinde bir araya geleceğini göstermiş olmasıdır. CHP-MSP protokolünün birinci maddesinde, koalisyonun amacı şu şekilde ifade dilmiştir:

‘Millî, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti ilkesine yürekten inanan, hukukun üstünlüğüne, demokratik hak ve hürriyetlere saygılı CHP ve MSP’nin ortak gayesi, kanunları herkese eşit olarak uygulayan, Atatürk ilkelerine bağlı bir devlet iradesiyle anlayış, kardeşlik ve sosyal adalete dayanan bir toplum düzeninin kurulmasıdır.’

“Geçmişi bir yana bırakarak helâlleşmeliyiz”

Ve belki de bu koalisyonun hangi duygularla kurulduğunun en somut ifadesi, 3. Maddesinde yer almaktadır:

‘CHP-MSP koalisyon hükümeti, kırgınlık ve acıları gidererek bütün geçmişin bir yana bırakılmasını, karşılıklı bağışlama ve hoşgörüye dayanan bir kardeşlik ortamının kurulmasını ilk görev sayar.’

Bugün de ihtiyacımız olan budur. Tüm kırgınlıkları ve acıları gidermeliyiz. Bütün bir geçmişi bir yana bırakarak helâlleşmeliyiz. Karşılıklı bağışlama ve hoşgörüye dayanan bir kardeşlik ortamını oluşturmalıyız. Ancak bunları başarabildiğimiz zaman yaşanabilir bir Türkiye’yi kurabiliriz. Biz, dostlarımızla birlikte yaşanabilir bir Türkiye’yi kuracağımıza inanıyoruz.

Bugün dostları arasında saymadıklarını da düşmanları olarak görmediklerinin altını çizen Kılıçdaroğlu, “Yunus Emre’nin dediği gibi, ‘Düşmanımız kindir bizim / Biz kimseye kin tutmayız / Kamu alem birdir bize.’ Erbakan Hocadan öğrendiğimiz de budur.

Lideri olduğu siyasî partiler kapatıldığında ve siyasî yasaklı duruma düştüğünde dahi Cumhuriyete olan bağlılığından geri adım atmamıştır. Ülkeyi kutuplaştırmamış, kendisi üzerinden ülkeyi kutuplaştırmaya çalışan kimi vesayet kurumlarına karşı dahi hukuk içinde mücadele yürütmüştür. Kendisi gibi düşünmeyene karşı her zaman saygılı olmuştur; ancak haksızlık karşısında da asla susmamıştır.”

“Bütün problemlerinin yegâne çözümü daha fazla demokrasidir”

Ülkenin içinde bulunduğu temel sorunların çözümünün, ekonomik buhrandan çıkabilmenin bir tek yolunun daha fazla demokrasi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, TBMM’nin güçlendirilmiş parlamenter sistemle yeniden hakimiyetin kayıtsız şartsız milletin olduğu temel ilkesine uygun hâle getirilmesinin; herkesin düşüncelerini özgürce ifade edebilmesinin, din ve vicdan özgürlüğünün önündeki bütün engellerin kaldırılmasının, kimsenin ötekileştirilmediği, kimsenin dışlanmadığı bir ülke olabilmenin; bağımsız ve barışçı bir politika uygulanabilmesinin, kamu istihdamında liyakatin esas olmasının; işçinin ve çiftçinin hakkını alın teri kurumadan alabilmesinin; esnafın gününü bereketle geçirmesinin; sanayicinin, küçük ve orta boy işletmelerin gelecek endişesi taşımadan üretebilmesinin; kamu bütçesinin denetlenebilir ve şeffaf bir şekilde bütün vatandaşların refahı doğrultusunda kullanılabilmesinin; terörün kalıcı olarak gündemden çıkarılmasının yegâne yolunun daha fazla demokrasi olduğunu dile getirdi.

“Egemen güçlere geri adım attıracak ülke Türkiye Cumhuriyeti’dir”

Kılıçdaroğu, tıpkı programın düzenlendiği salonda olduğu gibi, farklılıkların birer zenginlik olduğu bilinciyle, istişare ederek, aklı kullanarak, hakkın galip gelip batılın zail olmasının sağlanabileceğini söyledi.

Salgın sürecinin, uluslararası düzeyde yeni bir sosyal devlet ihtiyacı doğurduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Yeni bir sosyal devleti, ancak uluslararası bir dayanışma ile sağlayabiliriz. Sevgili Peygamberimiz, ‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ diye buyurur. Bu hadis, sadece komşularımızla kurmamız gereken beşerî ilişkiyi değil, aynı zamanda uluslararası ilişkilerin olması gereken düzeyini de belirler. Egemen güçlerin zenginliklerinden fedakârlık yapmaları, bir zorunluluktur. Üçüncü dünya ülkelerinin sömürülmesi yoluyla sağlanan bu zenginlik, helâl bir zenginlik değildir. Egemen güçlere geri adım attıracak ülke, tarihi boyunca mazlum milletlere timsal olan Türkiye Cumhuriyeti’dir. D-8’in kuruluş felsefesi de bu doğrultudadır. İnanıyorum ki daha fazla demokrasi hedefiyle sağladığımız birlik ve beraberliğimiz, tüm dünyaya örnek olacaktır.”

“Cumhuriyet evlâdı Erbakan, bürokratken benim de başbakanlığımı yapmıştı”

“Bir Cumhuriyet evlâdı” olarak nitelendirdiği Necmettin Erbakan’ın 29 Ekim 1926 doğumlu olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, Cumhuriyetin 100’üncü yılının kutlanacağı 29 Ekim 2023’te Erbakan Hocanın da 97’nci yaşının kutlanacağını ifade etti. Kılıçdaroğlu, “İnanıyorum ki 29 Ekim 2023’te Cumhuriyetin 100’üncü yaşını, Atatürk Cumhuriyetini demokrasiyle taçlandırmış olarak kutlayacağız. Bu duygu ve düşüncelerle, bürokratken benim de başbakanlığımı yapan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı rahmetle anıyorum. Barış ve diyalog kapısını açık tutan, çatışmadan değil birlikten yana olanlara yürekten teşekkür ediyorum.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA