SİYASET
Giriş Tarihi : 02-03-2021 03:55   Güncelleme : 02-03-2021 04:11

Karamollaoğlu: Cumhurbaşkanını yine meclis seçebilir

Saadet Lideri Karamollaoğlu, cumhurbaşkanı halk tarafından seçildiğinde ‘Efendim meclisi de halk seçmiş, cumhurbaşkanını da halk seçmiş. O halde cumhurbaşkanı da aynı haklara sahip olabilir’ düşüncesinin ortaya çıkabildiğini, bunun da bir güç mücadelesine sebep olabildiğini söyledi. Karamollaoğlu, “İki tane aynı hakka sahip kurum olmaz. Meclis gene cumhurbaşkanını seçebilir” dedi.

Karamollaoğlu: Cumhurbaşkanını yine meclis seçebilir

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Kanal 5” televizyonunda Atıf Özbey’in gündemdeki siyasî konulara dair sorularını cevapladı.

Karamollaoğlu, bir soru üzerine, 27 Şubat’ta Ankara’da gerçekleştirilen “Erbakan Haftası / Anma ve Anlama Programı”nı değerlendirdi.

Siyasî partilerin liderlerinin ve temsilcilerinin bir araya gelmesinin kendilerini ziyadesiyle memnun ettiğini dile getiren Karamollaoğlu, aslında Türkiye’de ve dünyada çözülemeyecek problemin olmadığını belirterek, “Ancak problemleri çözebilmek için insanların, özellikle farklı fikir sahibi olan insanların, siyasî parti temsilcilerinin rahatlıkla bir araya gelip bu meseleleri müzakere edebilmeleri lâzım. Kavga etmek için değil, birbirlerini aşağılamak için, hakaret etmek için değil, konuları müzakere edebilmek için” diye konuştu.

“İktidara geldiğimizde bütün partilerle istişare edeceğiz”

Karamollaoğlu, Saadet Partisi’nin millet tarafından görevlendirilmesi hâlinde, tek başına çalışmayacaklarını, yeri geldiğinde bütün siyasî partilerle istişare edeceklerini, zaman zaman bir araya geleceklerini söyledi. Karamollaoğlu, “Belki bizi tenkit edecekler, belki bize karşı tavır sergileyecekler, aldığımız bazı kararları beğenmeyecekler; ama biz, bunu kavga ederek değil müzakere ederek yürüteceğiz. En önemli olan husus o” dedi.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN ASİLTÜRK’Ü ZİYARETİ

Temel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Sadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ü ziyaretine dair bir soru üzerine, ziyaretten önce kendisinin haberdar edildiğini, görüşmeden sonra da Asiltürk ile kısa bir görüşmelerinin olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın böyle bir ziyarette bulunmasını memnuniyetle karşıladıklarını ifade eden Karamollaoğlu, şunları söyledi:

“Başkanlık sisteminden ve partili cumhurbaşkanlığından vazgeçilmeli”

“Sayın Cumhurbaşkanının bir arayış içinde olduğunu görüyoruz. Özellikle mecliste bir çoğunluk olmasına rağmen MHP ile birlikte, bunu uzun zaman devam ettiremeyecekleri, çok açık bir şekilde gözüküyor. Bugünkü iktidarın, Sayın Cumhurbaşkanının yönetiminden memnun olanların nispeti de her geçen gün azalıyor. Bir seçime gidilse, yeniden bu seçimde Sayın Cumhurbaşkanının seçilme ihtimali çok zayıf gözüküyor. Elbette bu ortamda birtakım temaslarda bulunarak destek arayışına ihtiyaç var. Bunu Sayın Cumhurbaşkanı da söylüyor.

Ancak bizim de kendi prensiplerimiz var. Ben, bunu geçmişte Sayın Cumhurbaşkanını ziyaret ettiğim zaman da geçmiş seçimlerden önce de referandumdan önce de bu fikirleri çok açık olarak söyledim. Belli şartlar yerine gelmeden bizim bu konuda bir adım atmamız mümkün değil. Yani bir defa şunu gördük: Bugünkü yönetim tarzı, istesek de istemesek de diktaya doğru yöneliyor. Bir kişi karar veriyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde bir kişi karar veriyor. Onu denetleyecek bir mekanizma yok. Meclis varmış gibi gözüküyor ama herkes biliyor ki meclis devre dışı. Bütçe yapılırken bile meclis etkili değil. Eğer meclis, herhangi bir şekilde cumhurbaşkanının gönderdiği bütçe taslağını kabul etmezse, hiçbir şey değişmiyor. Yüzde 10 farklılıkla yeniden bütçe varmış, yapılmış, geçmiş gibi kabul ediliyor. Soru önergelerine cevap verilmiyor. Gensoru önergesi zaten yok artık. Bir de mecliste Türkiye’nin gündemi tartışılmıyor. Sayın Cumhurbaşkanı tek karar verici olduğu için kendisiyle de kimsenin müzakere etme ortamı yok. Şimdi eğer parlamenter sistem olsa veya parlamento, yeri geldiği zaman cumhurbaşkanını hesaba çekecek bir güce sahip olsa, parlamentoda bu konular konuşulabilir; ama böyle bir güç yok, böyle bir imkân yok. O zaman meseleler, basın üzerinden kavgayla yürütülüyor ve üstelik de bugün cumhurbaşkanlığı, enteresandır; cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı olurken tarafsız olacağı konusunda yemin etti; ama arkasından, ‘Cumhurbaşkanı partili olabilir’ dendi. Şimdi cumhurbaşkanı, aynı zamanda bir partinin genel başkanı. Nasıl tarafsız olacak? Sıkıntı burada. Yetkili kişi, cumhurbaşkanı. Şu anda cumhurbaşkanı dışında yetkili herhangi bir organ yok. Karar alma, kanun namına kararname çıkarma, tayinlerde bulunma… Kimse yok. Cumhurbaşkanı bunu hem cumhurbaşkanı sıfatıyla hem AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla yapıyor. Siz yürütmeyi tenkit ettiğiniz zaman, işine geldiği zaman AK Parti Genel Başkanı olarak cevap veriyor, işine gelmediği zaman da cumhurbaşkanı sıfatıyla. ‘Cumhurbaşkanına hakaret etti’ diye dava açabiliyor. Böyle bir çelişki olmaz. Dünyada yok böyle bir şey. Onun için bu sistemin değişmesi şart. Birinci şartımız bu. Önce tavır… Her şeyden önce tavrın doğru olması gerektiğine inanıyorum. Yani Türkiye’de müzakere ortamı oluşturulmadan hiçbir şey konuşulamaz.”

Temel Karamollaoğlu, “Başkanlık sisteminden parlamenter sisteme dönülmesi şartı konusunda Oğuzhan Bey’le bir anlayış birliği var mı?” sorusuna, şöyle cevap verdi:

“İlle de herkes aynı fikirde olacak diye bir kural yok”

“Bu konular, bizim kendi iç meselelerimiz. Biz bunu oturup bu şekilde detaylı bir şekilde konuşmadık; ama bu bizim kendi meselemiz. Bu meseleyi burada görüşmek istemiyorum. Yalnız ille de herkes aynı fikirde olacak diye bir mesele yok. Bizim yetkili organlarımız da belli, istişare organlarımız da belli. Oğuzhan Bey, bizim YİK Başkanımızdır. Kendisi, kendi düşüncelerini olduğu gibi ortaya koyar ama neticede karar verici organlar da bellidir, hukuken. Onun için başta büyük kongre olmak üzere, Genel İdare Kurulu (GİK) olmak üzere, Başkanlık Divanı olmak üzere… Onun için bu konu bizim kendi iç meselemiz. Bunu ben dışarıda…”

Büyük kongre ne zaman?

Karamollaoğlu, büyük kongrenin ne zaman yapılacağının sorulması üzerine, “Normal şartlarda bu sene sonunda; ama biliyorsunuz sonunda ile 2 sene ile 3 sene arasındadır. Yani gelecek senenin ekim sonuna kadar bu yönetim, yönetimde kalır. Gelecek senenin sonunda da kongre yapılır” dedi.

“Parti kapatmak, aslında ülkenin problemlerini çözmez”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, HDP’nin kapatılmak istenmesine dair bir soru üzerine de “Biz, prensip itibarıyla şunu hemen söyleyelim; parlamenter sistemde, demokrasinin kâmil mânâda yerleştiği sistemde parti kapatma, çok ama çok son bir karar olarak ortaya çıkabilir; ancak parti kapatma, aslında ülkenin problemlerini çözmez” dedi.

Esas olanın, Türkiye’nin birliğini ve bütünlüğünü muhafaza ederek uyuşmazlıkları ve anlaşmazlıkları çözebilmek olduğunu vurgulayan Karamollaoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Biz, terörün karşısında olmak mecburiyetindeyiz. Terörle ülkenin problemleri çözülmez. Bunu herkes bilmek mecburiyetinde. Terör, tek başına terör olarak çıkmaz. Terörü mutlaka besleyen, destekleyen uluslararası güçler vardır. Bunlar, terörist gözüken kesimlerin kendi emellerine hizmet etmeyi değil, kendilerinin o bölgede daha hâkim bir noktaya gelmelerini sağlamak için onları desteklerler. Bunun bilinmesi lâzım. Türkiye, bölünmez bir bütündür. Biz, Türkiye’de farklı kanaatlere hatta farklı inançlara sahip olan siyasî partiler olarak bir araya gelip meselelerimizi müzakere etmeye, tabanın vereceği kararla da parlamentoda temsil edilmeye mecburuz ve bu surette meselelerimizi çözmeye çalışacağız; ama bu bütünlüğümüzü ve birliğimiz de muhafaza etmek, gene bizim en önemli özelliklerimizden birisidir. Bunları yaparken kavga ederek değil konuşarak, bir araya gelerek, müzakere ederek… Buralarda bazen çok aşırı fikirler ve düşünceler gündeme gelebilir; ama biz, bunu suhuletle çözmek mecburiyetindeyiz. Onun için bu noktaları ben fazla abartmanın, şu anda çok büyük bir fayda sağlayacağı kanaatinde değilim.

“Seçim barajının mutlaka kaldırılması gerekir”

Biz, bir siyasî görüş olarak 4 kere kapatıldık, Anayasa Mahkemesi tarafından. Bunun isabetli bir yol olmadığını görüyoruz. Bir fayda da sağlamıyor. Bunun için ben, ümit ederim ki böyle bir yola girilirse, Anayasa Mahkemesi de isabetli bir, bîtaraf bir çizgide karar verir ve ülkemizin geleceği yine teminat altına alınır; ama şunu da ifade edeyim: Fikir ve düşünce hürriyeti, elbette tahdit edilmemeli ama alenen terörü destekleyen bir tavra da müsaade edilmemeli. Bu da çok önemli bir şey. Bunu söylerken ben, her fikri; yani bazen düşünceyi bile bir terör vesilesi görenler var. Yok, ona tevessül etmeyi doğru bulmam. Düşünce değil, terör fiilidir. Onun için de fiilî sahada terörle mücadele edilmesi icap eder. Seçimlerin de mutlaka âdil bir şekilde yapılması, halkın tehdit altında bulundurulmaması icap eder. Seçim neticelerine saygı göstermek gerekir. Yani iktidar veya belli güç odakları, seçim neticelerini tasvip etmeyerek kendiliklerinden birtakım adımlar atmaya kalkarlarsa bu da vatandaştan tepki alıyor. İstanbul’da da olduğu gibi. İstanbul’da bunu çok açık gördük. İstanbul’da birdenbire ufacık bir farkın, aslında ufacık değil yeri geldiği zaman 800 bin olabileceği gözüküyor. Onun için bizim, seçmene saygı duymamız, seçmenin iradesine saygı göstermemiz icap eder. Bunun için de Türkiye’de seçim barajının mutlaka kalkması gerekir.”

Her aklına esenin ‘Ben de seçime giriyorum’ dememesi için belki yüzde birlik bir barajın konabileceğini ifade eden Karamollaoğlu, “Bunun üzerine çıkmamalı” dedi.

Bir soru üzerine, hükümetten bu konuda kendilerine somut bir öneri gelmediğini belirten Karamollaoğlu, anayasa konusunda henüz ilkeler bazında hazırlıklar yapıldığını söyledi.

Karamollaoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Cumhurbaşkanını yine meclis seçebilir”

“Biz, geçmişte referanduma giderken de bunu söylemiştik; ‘Aslında biz, başkanlık sistemine kökten karşı değiliz’ demiştik, parlamento gene seçilecek cumhurbaşkanını denetleyebilecek güce sahip olmak şartıyla; ama şu anda geldiğimiz nokta, bunun tatbikata konması o kadar kolay değil. Bundan dolayı da ne olacak? Meclis gene cumhurbaşkanını seçebilir; çünkü oradan, tabandan geldiği takdirde bir güç mücadelesi ortaya çıkıyor. ‘Efendim meclisi de halk seçmiş, cumhurbaşkanını da halk seçmiş, o halde cumhurbaşkanı da aynı haklara sahip…’ İki tane aynı hakka sahip kurum olmaz. Onun için parlamento yetkilendirilmeli, cumhurbaşkanını da parlamento belirlemeli. Bu parlamento, cumhurbaşkanı tarafından denetlenebilmeli. Şimdilik ilkeler bunlar. Seçim barajı ne olmalı? Bize göre, söylüyorum; yani belki ileride bu yüzde 3 de kabul edilebilir ama yüzde 1, asgari limit olarak ortaya konabilir ve bence makuldür. Yüzde 1’in üzerinde oy alan partiler, mecliste temsil edilebilme imkânına kavuşmalılar. Fikirleri mecliste gündeme gelebilmeli. Mecliste ittifaklar kurulabilmeli, koalisyonlar kurulabilmeli. Meclis, yönetimi her konuda denetleyebilmeli, hesap sorabilmeli. Bunlar, çok önemli hususlar.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA