SİYASET
Giriş Tarihi : 02-03-2021 18:20   Güncelleme : 02-03-2021 18:24

“Yasama dokunulmazlığını kaldırmak, demokrasiden vazgeçmektir”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Yasama dokunulmazlığı kaldırılırsa siyaset alanının daraltılmış olacağını belirterek, siyasetin alanının daraltılması halinde demokrasiden vazgeçilmiş olacağını ifade etti.

“Yasama dokunulmazlığını kaldırmak, demokrasiden vazgeçmektir”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Tayyip’i Üzmeyen İstatistik Kurumu” diye tanımladığı TÜİK’e göre, Türkiye’nin 2020’de yüzde 1,8 oranında büyüdüğünü hatırlatarak, “Sadece 2020’de 1 milyon 272 vatandaşımız işinden olmuş. Türkiye 1,8 büyüyor ama finans sektöründeki büyüme yüzde 21. Malı götürenler bunlar. Döviz fiyatları düştü, akaryakıta, doğal gaza zam geldi. Türkiye, bir avuç tefeciye çalışır halde” dedi.

“Kayıp 128 milyar dolarla neler yapılabilirdi?”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubu toplantısında yaptığı konuşmada, Merkez Bankasının 128 milyar dolarlık döviz rezervine yönelik açıklamalarda bulundu.

Bu 128 milyar dolar ile neler yapılabileceğine dair bazı rakamlar veren Kılıçdaroğlu, “Bir avuç tefeciye mi, 80 milyona mı hizmet edeceksin?” diye sordu.

Kılıçdaroğlu, 128 milyar doların cari kurdan 932 milyar lira yaptığını belirterek, bu rakamla 1 milyon 300 bin esnafın 13 milyar liralık kredi borcunun tamamının silinebileceğini, çiftçilerin bankacılık sektöründe takibe düşen 5 milyar lira tutarındaki kredi borcunun tamamının kapatılabileceğini, 4 milyon 35 bin mikro işletmenin takibe düşen 16 milyar liralık kredi borcunun ödenebileceğini, yoksulluk sınırının altında gelire sahip 1 milyon 600 bin hanenin Kasım 2020- Nisan 2021 döneminde doğal gaz borçlarının ödenebileceğini, 50 milyon vatandaşa 2 doz Pfizer-BioNTech aşısı yapılabileceğini, uzaktan eğitimden yararlanamayan 4 milyon 800 bin öğrenciye tablet verilebileceğini, devletten 3 ay boyunca ayda biner lira destek alan 806 bin 871 esnafa, basit usulde defter tutan 432 bin 567 esnafa, 10 milyon işsize, 26 bin müzisyene her ay, bir yıl boyunca 3 bin lira verilebileceğini anlattı.

Kemal Kılıçdaroğlu, “Yine bitmiyor, 467 milyar lira para artıyor. Onunla da yatırım yapardık. Aksaray demir yolunu Mersin’e kadar yapardık.” dedi.

128 milyar doların öneminin bu olduğuna işaret ederek, bu paranın esnafa, çiftçiye, emekliye, işsize gitmediğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, bu parayla ilgili karar alırken altında kimin imzasının olduğunun cevabını bilmediklerini, ancak bunu soracaklarını kaydetti.

128 milyar doların kime gittiğini gayet iyi bildiklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, bunun, yurt dışına kaçmak isteyen yabancılara verilen para ve verilen rüşvet olduğunu iddia etti. Kılıçdaroğlu, bu paranın fakir fukaranın, 83 milyonun alın teri olduğunu belirtti.

“Türkiye bir avuç tefeciye çalışır halde”

Kılıçdaroğlu, “Tayyip’i Üzmeyen İstatistik Kurumu” diye tanımladığı TÜİK’e göre, Türkiye’nin 2020’de yüzde 1,8 oranında büyüdüğünü hatırlatarak, çiftçi, esnaf, hayvan üreticisi ve işsize, “Siz büyüdünüz mü? İşsizlik azaldı mı?” diye sordu.

Esnafın, emeklinin, çiftçinin, herkesin perişan, işsizliğin diz boyu olduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O zaman kim büyüdü? Bunlar büyümediğine göre birileri büyümüştür. Saray ve beslemelerinin tamamı büyüdü. Onlar o kadar lüks içinde yaşıyorlar ki bir maaş yetmiyor, 1, 2, 3, 4 maaş, yeri geldiğinde her ay 5 ayrı yerden maaş alıyor. Keyifleri yerinde, işleri tıkırında. 5’li çete büyüdü, onlara her türlü imkân sağlandı. Bankada dövizi olanların durumu da iyi, ortada hiçbir sorun yok. Merkez Bankasında 128 milyarı götürenler, zaten onlar bu işten çok iyi büyüdüler. Devlete dolarla, altınla borç verenlerin durumu da çok iyi. Bütün bunlar, ‘yerliyiz ve milliyiz’ ayaklarına yapılıyor. Sayın Bahçeli’ye sormak isterim; bu tablonun neresi yerli, neresi milli? Bana çıksın bir cevap versin. Gayrimillileri destekliyorsunuz, gayrimillilerin arkasından gidiyorsunuz. Sadece 2020’de 1 milyon 272 vatandaşımız işinden olmuş. Türkiye 1,8 büyüyor ama finans sektöründeki büyüme yüzde 21. Malı götürenler bunlar. Döviz fiyatları düştü, akaryakıta, doğal gaza zam geldi. Türkiye bir avuç tefeciye çalışır halde.”

“Yasama dokunulmazlığı kaldırılırsa siyaset alanı daraltılmış olur”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bütün bunlar olurken, toplumun dikkatinin başka yere çekilmek istendiğini ve “dokunulmazlığı getireceğiz” denildiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, anayasa hocası Prof. Dr. Kemal Gözler’in, kitabında, yasama dokunulmazlığının amacını, “Parlamento üyelerinin, iktidar tarafından tahrik edebilecek keyfi, zamansız ve esassız ceza kovuşturmalarıyla, geçici bir süre için de olsa yasama çalışmalarından alıkonulmasını önlemektir” diye açıkladığına işaret etti.

Yasama dokunulmazlığı kaldırılırsa siyaset alanının daraltılmış olacağını belirten Kılıçdaroğlu, siyaset alanının daraltılması halinde demokrasiden vazgeçileceğini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, dokunulmazlıkların gerçek anlamda kaldırılabilmesi ya da dokunulmazlıklar konusunda sağlıklı bir karar alabilmek için Türkiye’de yargı bağımsızlığının olması gerektiğini vurguladı.

Yargı bağımsızlığının olmadığı bir yerde, bir ülkede dokunulmazlık dışında milletvekilinin hiçbir güvencesi olmadığını dile getiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Milletvekilinin dokunulmazlığını elbette kaldırabilirsiniz zaten sayısal yeterliliğiniz var, bizim oyumuza da ihtiyaç yok, tek başınıza kaldırabilirsiniz. Yargıya talimat verip, ‘Ben dokunulmazlığını kaldırdım, derhal içeri at’ diyebilirsiniz, diyorsunuz da. Gereği de yapılıyor zaten. Dolayısıyla bu teminatın, bu güvencinin kalkmaması lazım. Demokrasiye inanıyoruz. Dokunulmazlık gerekiyor mu, ‘evet’ gerekiyor. Milletvekili her türlü şeyi söyleyebilmeli, eleştiriyi, sağlıklı, tutarlı, verilere dayalı eleştiri yapmalı mı, yapmalı. Bu eleştiriden iktidar partisi rahatsız olur mu, olur. ‘Eleştiri yapıyorsunuz, ben senin dokunulmazlığını kaldıracağım, hapse de atacağım, bir daha da gıkın çıkmayacak...’ Olmaz. Neden Türkiye’de yargı bağımsızlığı yok. Anayasa Mahkemesi kararını dahil, bir mahkeme uymuyorsa, tanımıyorsa ülkede yargı bağımsızlığından söz edilebilir mi? Hangi yargı bağımsızlığından söz ediyoruz. AİHM kararını uygulamayan mahkemeler var. Anayasaya göre uymak zorundayız. Uymayan hâkimler de terfi ettirilip, Yargıtay’a atanıyorlar, daha üst mahkemelere atanıyor. Bir partinin il, ilçe başkanı hâkim olduğu zaman veya bir partiden milletvekili adayı olup kazanamadığında, ödüllendirip ‘Seni hâkim yapıyoruz’ denildiği zaman, orada yargı bağımsızlığından söz edilebilir mi?”

İktidarın ve Erdoğan’ın, zaman zaman kendisi hakkında tazminat davaları açtığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Parayı çok seviyor. Hâkimlere de talimat veriyor, ‘Şu mahkemelere düşürün’ diyor. Tesadüf bazen o mahkemelere düşmüyor. O zaman, o mahkemelerin hâkimleri görevden alınıyor, başka bir yere atanıyor, yeni hâkimler tayin ediliyor ve ben tazminata mahkûm ediliyorum. Bu, Türkiye’de yargı bağımsızlığını gösterir mi?” sorusunu yöneltti.

Kılıçdaroğlu, milletvekili dokunulmazlığı kaldırılacaksa önce bağımsız ve tarafsız bir yargı olması gerektiğini belirterek, “Hepimiz o yargıya güvenmeliyiz. O zaman kaldırın. Dokunulmazlıklar, siyaseti kendi arzularına göre dizayn etme alanı değildir. 6-7 yıl önce bir olay olmuş, insanlar ölmüş, aradan geçmiş 6-7 yıl. Şimdi ‘acaba Millet İttifakı’nı nasıl bozabiliriz?’ diye yola çıkıyorlar ve ‘Fezlekeleri düzenleyelim, getirelim, CHP zor durumda kalsın...’ CHP, adaleti, hakkı, hukuku her yerde, her ortamda savunur ve asla haksızlıklar karşısında da susmaz. Anayasa’daki dokunulmazlığın ruhuna uygun hareket ederiz” değerlendirmesinde bulundu.

Anayasanın 83. maddesine göre, TBMM’deki siyasi parti gruplarınca yasama dokunulmazlığıyla ilgili görüşme yapılamayacağına ve karar alınamayacağına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Niçin? Herkes vicdanî kanaatine göre karar versin diye. Yani grup kararı alınamaz. Her bir milletvekili dosyaya bakar, vicdanî kanaatine göre, ona göre oturur, oyunu kullanır. Bu dokunulmazlıklar konusunda milletvekillerine sağlanmış önemli bir güvencedir. Bu güvenceyi de almak istiyorlar. Bir milletvekilinin dokunulmazlığı bir kişinin iradesine terk edilemez. Bir kişi ortaya çıkıp, ‘Senin dokunulmazlığını kaldıracağım ve bunun hesabını sana soracağım’ diyemez. Dediği andan itibaren milli iradeye ihanet etmiş demektir. Sen bir kişinin dokunulmazlığını kaldırmak istiyorsan dosya geldiğinde bakarsın, incelersin, elini kaldırırsın veya kaldırmazsın. Ama talimatla el kaldırıp, el indiriyorsanız orada milli irade yok demektir. Hakarettir milli iradeye. ‘Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan’ ise, o şeytan asla olmayacağız. Demokrasiden, insan haklarından yanayız. Bir kişinin dokunulmazlığı kaldırıldı ne oldu? Bütün partiler oy birliğiyle dokunulmazlığı kaldırdı. Kimse itiraz etmedi; ama dokunulmazlıkları bir siyasî mühendislik aracı olarak, ‘Ben acaba bir ittifakı nasıl bölerim, nasıl parçalarım?’ diye yola çıkıp yapıyorsanız, asla doğru değil. Ahlâkî de değil.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA