SİYASET
Giriş Tarihi : 04-03-2021 18:40   Güncelleme : 04-03-2021 19:32

“Fezlekeler, terörle mücadeleden çok siyaseti dizayn etme çabası”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu, kürsü dokunulmazlığı hariç milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasından yana olduklarını ancak bugün Meclis’e gönderilen fezlekelerin hukukî bir süreçten ve terörle mücadeleden çok siyaseti dizayn etme çabası olduğunu söyledi. Davutoğlu, buna karşı çıktıklarını kaydetti.

“Fezlekeler, terörle mücadeleden çok siyaseti dizayn etme çabası”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu parti genel merkezinde ziyaret etti.

İki lider, görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Karamollaoğlu: İstişarelerimizi sıklaştıracağız

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Davutoğlu’na ve beraberindeki heyete, ziyaretlerinden dolayı teşekkür etti. Karamollaoğlu, ülkenin problemlerin çözümü konusunda Davutoğlu ile aynı kanaatleri taşıdıklarını görmekten memnuniyet duyduğunu ifade ederek, bu görüşmelerin bundan sonra da devam edeceğini, istişarelerini biraz daha sıklaştırmayı ümit ettiğini söyledi.

Davutoğlu: Saadet Partisi ile temel ilkelerde mutabıkız”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, ülkenin meseleleri ile ilgili çok güzel gelişmeler yaşanacağına dair inançlarının tam olduğunu belirterek, Saadet Partisi’ne yeni genel merkezinde başarılar diledi.

Davutoğlu, görüşmede ülkedeki çok farklı gelişmeler hakkında istişarede bulunduklarını ve geçen hafta düzenlenen Erbakan’ın anma programında siyasî liderlerin bir araya gelmelerine vesile oldukları için tebriklerini sunup teşekkür ettiğini söyledi.

Türk siyasetinin büyük bir devinim içinde olduğunu ifade eden Davutoğlu, “Artık tek adam yönetiminden kaynaklanan, her şeyi bir kişinin belirlediği anlayış değişmek zorunda” dedi. Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İnsan Hakları Eylem Planı ve yeni anayasa çalışmalarının, siyasetteki bu hareketliliğin bir sonucu olduğunu söyledi.

Davutoğlu, “Türkiye, artık dışlayıcı, otoriter bir anlayışın sınırlarına gelmiştir. Dışlayıcı, otoriter anlayışın karşısında yer alan ve bu topraklardan neşet etmiş siyasî akımların, hareketlerin, partilerin bir araya gelmesi ve istişare etmesi bir zarurettir. Biz, bu bakımdan Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nin temel ilkeler ve siyasete bakış; bugünkü Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’nin doğurduğu zaaflara bakış; yoksulluklar, yolsuzluklar, yasaklar karşısındaki ortak tutum bakımından çok köklü bir zeminde bir araya geldiğimizi görüyoruz” diye konuştu.

Bundan sonra, görevlendirdikleri arkadaşlarının daha sık bir araya geleceklerini belirten Davutoğlu, bu yoğunluğun, Türk siyasetinin önündeki açmazları açacağına inandıklarını söyledi.

Davutoğlu ve Karamollaoğlu, daha sonra muhabirlerin sorularını cevapladılar.

Karamollaoğlu: Zihniyet değişmedikçe kanunların değişmesinin önemi yoktur

Hükümetin açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı (İHEP) ve yeni anayasa çalışmalarını nasıl değerlendirdiklerinin ve AK Parti’nin bu konuda kendileriyle bir temasının olup olmadığının sorulması üzerine Karamollaoğlu, “Bizimle bu konuda bir temasları olmadı. Partiden veya Sayın Cumhurbaşkanından böyle bir talep gelmedi” dedi.

Karamollaoğlu, bu konuda yapılan çalışmaları şahsen önemsemediğini dile getirerek, esas olanın kanunlara uymak olduğunu, zihniyet değişmeden kanunların değişmesinin hiçbir şey ifade etmediğini söyledi.

Davutoğlu: Hangi maddelerin darbe kalıntısı olduğunu açıklasınlar

Davutoğlu da İHEP’in başarılı olabilmesi için niyetin açık olması, samimi ve şeffaf olunması gerektiğini ve bunların eylemlerle gösterilmesi gerektiğini ifade etti. Davutoğlu, “Yani ben ortada ne bir iyi niyet görüyorum ne samimiyet görüyorum ne de hâlde, tavırda İHEP’e uygun bir tavır görüyorum” dedi.

Bugün Türkiye’deki yasaklar ortamının, korku ikliminin sorumlusunun hükümetin kendisi olduğunu belirten Davutoğlu, “Önce o korku iklimini dağıtın, sonra İHEP’ten bahsedin” dedi. Genel başkan yardımcılarına silahlı saldırının düzenlendiği, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin ‘terörist’ diye içeri alındığı bir ortamda İHEP’in samimiyetinden bahsedilemeyeceğini ifade etti.

İHEP adıyla açıklanan hususların, şeffaflık dahil birçoğunun kendisinin başbakanlığı döneminde gündeme getirdiği ve başbakanlığına mal olacak şekilde hükümetin tepki gösterdiği unsurlar olduğunu söyledi.

Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Reform dedikleri ilkelere bakın ve o günkü metinlerle karşılaştırın. Neredeyse ‘copy paste’ gibi benzerlikler göreceksiniz. Peki, o zaman biz bu 5 yılı niye kaybettik? Ortada hiçbir şekilde insan haklarına saygı yok. Türkiye, insan hakları konusunda yüz kızartıcı bir yerdedir dünyada. En çok gazetecinin hapishanede olduğu; saldırganların, mafya çetelerinin infaz yasalarıyla dışarı çıkarıldıkları, saldırganların serbest bırakıldıkları; gazetecilerin, düşünce ifade edenlerin, eleştirel tweet atanların içeride olduğu bir yerde hangi insan haklarından bahsedebilirsiniz?

Anayasaya gelince; sivil anayasa mı? Sayın Cumhurbaşkanına çok açık ve net bir soru soracağım. Anayasa, elverişli bir şeydir, uzun dönem kamuoyunu meşgul etmek için. Toplanıldı, edildi, bir umut doğurmak için; ama diyor ki Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Biz, darbe artığı anayasadan kurtaracağız’. Bana net olarak şunu söylesin, kamuoyuna: Darbe arığı olan maddeler, hangi maddeler? Hangi maddeler darbe artığı? (Hangi maddeler) Anayasanın ideolojik özünü barındırıyor, 12 Eylül anayasasının? Hangi unsurlar barındırıyor? Onu söylesin, ondan sonra bakalım o anayasayı nasıl dönüştüreceği konusunda… Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi varken ve o dokunulmaz iken Sayın Bahçeli, sınırları çiziyor; anayasada neyin konuşulup neyin konuşulmayacağını. Sayın Erdoğan, bir çerçeve oluşturmaya çalışıyor kendince, sınırları da Sayın Bahçeli çiziyor. Darbe artığı anayasanın yerine sivil anayasa olacaksa, önce düşünce özgürlüğünü esas alacaksınız. İnsan onurunu esas alacaksınız, insanı esas alacaksınız. Temel hukuk devleti kurallarını esas alacaksınız. Adaleti esas alacaksınız, siyasî ahlâkı öne çıkartacaksınız. Yok.”

Davutoğlu, hükümetten kendilerine bir görüşme talebi gelmediğini ancak bu talep gelmeden de katkıda bulunmak amacıyla pazartesi günü bu konuda görüşlerini kamuoyuna açıkladıklarını söyledi.

“Bunlar hukukî süreçler değil siyaseti dizayn etme çabası”

Davutoğlu’na, “2016 yılında milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasını kolaylaştıran bir anayasa değişikliği yapılmıştı. Siz, bu süreçte AK Parti’deydiniz. Bugün Meclis gündemindeki fezlekeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu da soruldu.

Davutoğlu, o dönemde CHP ve HDP de dahil, muhalefetin dokunulmazlıkların bütün olarak kaldırılmasından yana görüş beyan ettiklerini, bazı çevrelerin ise sadece bir partiye dönük olarak dokunulmazlıkların kaldırılmasını istediklerini belirtti.

Davutoğlu, şunları söyledi:

“Ben, muhalefetin de görüşlerini göz önüne alarak ve onların da mutabık kaldıkları çerçeve olarak tek bir partiye ve tek bir partinin milletvekillerine karşı dokunulmazlıkların kaldırılmasını doğru görmediğimi de ifade ettim ve ben dahil dedim, kimlerin dosyası varsa, bizim dosyamız yoktu ama, bütün dokunulmazlıklar, kürsü dokunulmazlığı hariç, bütün dokunulmazlıkları kaldırmaya varız dedim, kaldırdık. Yani işin arka planı budur. O zaman o günkü muhalefet partileri de bunu talep ediyorlardı. Şu anda da aynı kanaatteyim. Kürsü dokunulmazlığı hariç, milletvekillerinin düşünce, görüş ifade etme dokunulmazlıkları hariç, diğer vatandaşlardan bir farkının olmaması gerektiğini düşünürüm. Bu, herhangi bir adi suç, bir yolsuzluk, bir yanlışlık konusu da buna dahil olmak üzere.

“Terörle karşı mücadeleden çok siyaseti dizayn etme çabası”

Bugünkü fezlekeler ise, bir ilkesel çerçeveden bakılarak gelmiş fezlekeler değil. Yani hukukî boyutundan daha çok siyaseti dizayn etme çabası. Bunu altını çizerek söylüyorum. Bunlar hukukî süreçler değil siyaseti dizayn etme çabası. Bu bir siyaset mühendisliği. Biz, parti olarak kendimizle ilgili de her türlü Meclis soruşturmasına açığız. Bunu Sayın Cumhurbaşkanı bana dönük ağır bir ithamda bulunduğunda da söyledim; mal beyanlarımız, her şey araştırılsın. Hiç bundan çekinmeyiz; ama burada hukukî süreçlerden daha çok ve temiz siyaset anlayışından daha çok, teröre karşı mücadeleden daha çok siyaseti dizayn etme çabası var. Siyaseti dizayn etme çabasına karşı da -fezlekelerin temel niyeti bu olduğu için- buna karşı da tutumumuz açıktır. Kimse, siyaseti bu yolla dizayn etme çabası içine giremez. Biz, buna karşı çıkarız.”

“Bakan Gül, bugünkü durumu tarif etmiş”

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün, demokrasinin eksik olduğu ülkeye yatırımcının gitmeyeceğine dair sözü hatırlatılarak görüşü sorulması üzerine Karamollaoğlu, “Güzel söylemiş, kendilerini güzel tarif etmiş, bugünkü durumu. Ben teşekkür ederim, bu kadar açık ve net konuştuğu için” dedi.

“Bu demokrasi ve hukuk açığının sorumlusu iktidardır”

Aynı soruya karşılık olarak Davutoğlu ise, “Bizim temmuz-ağustos aylarında, parti kurulduktan sonra yaptığımız kongrelerde yaptığım konuşmalara atıfta bulunayım. Yine kes-yapıştır gibi aynen bu ifadeyi kullandığım onlarca kongre konuşmam var. Özgürlük açığının olduğu yerde demokrasi olmaz; demokrasi açığının olduğu yerde yatırım gelmez. Herhalde çok geç fark ediyorlar bazı gerçekleri. Fark etmeleri iyidir; ama Sayın Adalet Bakanının diliyle Sayın İçişleri Bakanının dili; her birinin diliyle Sayın Cumhurbaşkanının dili bir yerde buluşmak zorunda. Buluşamıyorlar bir türlü. Bir gün buluşursa görürüz bakalım nasıl olacağını; ama bu, temelde doğru bir yaklaşımdır. Doğru bir tespittir; ama şunu da demesi lâzım: Bu demokrasi ve hukuk açığının sorumlusu, Adalet Bakanının da içinde olduğu bugünkü iktidardır” diye konuştu.

“İktidar, kendi kazdığı çukura kendisi düşer”



AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş’un, “Önümüzdeki seçimde daraltılmış bölge sistemi olabilir. Seçim barajının da artık bir anlamı kalmadı” dediğinin hatırlatılarak görüşünün sorulması üzerine Karamollaoğlu, bir fikir kesinleşmeden üzerinde yorum yapmayı doğru bulmadığını belirtti. Karamollaoğlu, “Bütün çaba, Meclise başkaları, diğer partiler giremesin. Daha az girebilmesi için bir yönle önleyemesek başka bir yönle önlemeye çalışalım çabası; ama neticede bu tuzaklar kurulur ve bugünkü iktidar, kendi kazdığı çukura kendisi düşer diye düşünüyorum” dedi.

Aynı soruya karşılık Davutoğlu ise şu cevabı verdi:

“Sayın Kurtulmuş’a daha nasıl ayar verildiğini hepimiz biliriz”

“Sayın Kurtulmuş da dahil, AK Parti yöneticileri bir fikir beyan ettiğinde ben, genellikle 24 saat beklemeyi uygun görürüm; çünkü mutlaka Sayın Bahçeli’den o fikir karşısında yeni bir ayar gelir; ona göre pozisyonları daha netleşir diye düşünüyorum. Dolayısıyla bir bekleyelim bakalım, nasıl bir koalisyon ortağından… O olmazsa tabi Sayın Perinçek’ten gelebilir. Önce bir tablo netleşsin de ondan sonra görelim. Sayın Kurtulmuş’un daha önceki ifadelerinden sonra nasıl bir ayar gördüğünü hepimiz biliriz. Dolayısıyla bir görelim bakalım, tablo ne, ondan sonra bakarız.”

“Dünyada en fazla gazetecinin tutuklu oldu ülkelerden biriyiz”

Toplantıda iki lidere, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ifade ve basın özgürlüğü standartlarını yükseltmek için, gazetecilerin meslekî faaliyetlerinin kolaylaştırılmasına yönelik tedbirleri geliştirdiklerini söylediği hatırlatılarak, bu konudaki görüşleri soruldu.

Karamollaoğlu, “Gülelim mi, ağlayalım mı diyorum ben. Yani ‘Şu andaki basın özgürlüğü yeterli değil. Biraz daha açalım’ mı demek istiyor, yoksa bugün elimizde bizim karşımıza çıkanları cezalandıracak kâfi imkânlar yok, bunu biraz geliştirelim’ mi diyor, tam söylediğinin tersi. Bekleyip göreceğiz onu da” dedi.

Davutoğlu da “Bende uyandırdığı intibayı açık paylaşayım. ‘Basın özgürlüğü alanını genişletelim’ dediğine göre Sayın Cumhurbaşkanı, hapishanede olan gazetecilerin açık görüş saatleri belki biraz artırılacak herhalde. Türkiye, dünyada en fazla gazetecinin tutuklu olduğu ülkelerden biriyse, önce bunun sebeplerini araştırmak gerekir. Herhalde hapishane şartlarını biraz daha iyileştirecekler belki” değerlendirmesinde bulundu.

“Medyadaki muhalefet ambargosunu kaldırsınlar”

Kendilerinin televizyon kanallarına çıkarılmamaları için ambargo uygulandığını belirten Davutoğlu, “Türkiye’de gazeteciler oto sansür yapmak durumunda kalıyorlarsa zaten başka bir sansüre gerek yok. İsimlerini zikretmeyeyim ama işte hodri meydan. Bizim üzerimizdeki ambargoyu kaldırsınlar. Bakalım ertesi gün Cumhurbaşkanlığı İletişim Ofisinden ya da cumhurbaşkanının medya komiserlerinden ne tür tepkiler alacaklar bu kanallar” dedi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA