SİYASET
Giriş Tarihi : 06-03-2021 12:55   Güncelleme : 06-03-2021 22:05

“İstanbul Sözleşmesi ile uğraşmayın, kadınların yakasından düşün”

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, İstanbul Sözleşmesi’ni hukukçu arkadaşlarıyla birlikte satır satır incelediklerini ve sözleşmenin kadına şiddeti önleyen tedbirler içeren bir sözleşme olduğunu ifade ederek, sözleşmeye karşı çıkanlara “Kadınların yakasından düşün” diye seslendi.

“İstanbul Sözleşmesi ile uğraşmayın, kadınların yakasından düşün”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin 1. Olağan Milas İlçe Kongresi’nde partililere hitap etti.

Dün bir ilki gerçekleştirerek “DEVA Kadında” zirvesinin Ankara’da ev sahipliğini yaptıklarını belirten Babacan, zirvede “kadına şiddet / aile içi şiddet” konusun da ele alındığını söyledi.

Bu meselenin, ülkenin kanayan bir yarası olduğunu söyleyen Babacan, “Çok önemli bir kültürel dönüşümü sağlamadan; devletin en tepesinden en uçta çalışan kolluk kuvvetleri mensuplarına kadar bir zihniyet değişimi, bir kültürel değişim olmadan, Türkiye’de maalesef bu kadına şiddetin sonunu getiremeyiz, getiremeyeceğiz” dedi.

Babacan, bu çerçevede “İstanbul Sözleşmesi” konusunu da değerlendirdi. Babacan, şunları söyledi:

“Tartışılıp duruyor. Biz, oturduk bir komisyon kurduk. Hukukçu arkadaşlarımız, siyaset bilimci arkadaşlarımız, uluslararası ilişkiler uzmanlarımız, satır satır sözleşmeyi inceledik. Bu sözleşme, kadına şiddeti önleyen, aile içi şiddeti önleyen tedbirler içeren bir sözleşme ve sözleşmenin özü şu:

Konu kadına şiddetse, konu aile içi şiddetse, bunun aması, fakatı olmaz. Kadınlar, tercih ettikleri ya da yaşadıkları hayat tarzı sebebiyle şiddete mazur kaldıklarında, bunun bir hafifletici sebep olarak gösterilmesi söz konusu olamaz. Amasız, fakatsız bir şiddete karşı mücadeleyle ilgili bir sözleşmedir bu. Kadına şiddetin en yoğun olduğu ülkelerden birisi olan Türkiye’de İstanbul Sözleşmesi, devletin en tepesinde, hükümette tartışma konusu hâline getirilebiliyorsa, gerçekten bu ülkenin geleceğine yazık. Kabul edilebilir bir durum değil bu. Bu kültür, bu zihniyet, yukarıdan aşağıya kat’î bir şekilde yansımalı ki Türkiye’de bu sorunu çözebilelim. Aksi halde bitmez. Böyle ikircikli tutumla bitmez. ‘Yapsak mı, yapmasak mı? Şu maddesinden geri mi çekilsek? Sözleşmeyi iptal mi etsek?’ Yaa gidin siz başka işlerle uğraşın yaa! İşiniz mi yok? Fakat biliyorlar ki bu konu da Türkiye için bir kutuplaştırma aracı. Asıl siz düşman arıyorsanız, bu ülkede işsizlik çok. Bu ülkenin en büyük düşmanı, şu anda işsizlik. Gidin işsizlikle uğraşın. Kadınların yakasından düşün. Eğer düşman arıyorsanız, yoksullukla mücadele edin. Düşman arıyorsanız, adaletsizlikle, hukuksuzlukla mücadele edin. Bırakın başka düşmanları. Maalesef değerli arkadaşlarım, bu, ülkemizin en önemli sorunlarından birisi; ama topyekûn bir iktidar değişikliği olmadan, topyekûn bir zihniyet değişikliği olmadan, üzülerek söylüyorum ki galiba çözülemeyecek bu. İkircikli tutumla olmaz. Kategorik olarak duruş gerekir. Kırmızı çizgileri çekmeniz gerekir ki Türkiye’de kadına şiddet sorununu önleyelim. Başka türlü olmaz.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA