Advert
SİYASET
Giriş Tarihi : 21-03-2021 00:21   Güncelleme : 21-03-2021 00:37

“Çözüm sürecinde İmralı’ya yüzerek değil devlet izniyle gittik”

HDP’nin kapatılmasına dair iddianamede çözüm sürecinde HDP heyetinin İmralı görüşmelerinin de yer almasına karşılık HDP temsilcileri, “Abdullah Öcalan’la ‘barış görüşmeleri’ yapmak için İmralı’ya yüzerek değil devletin izniyle gittiklerini” vurguluyorlar.

“Çözüm sürecinde İmralı’ya yüzerek değil devlet izniyle gittik”

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması talebiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan davanın iddianamesinde, ‘çözüm süreci’nde HDP temsilcilerinin İmralı Adası’ndaki F Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeler de ‘delil’ olarak yer alıyor.

HDP temsilcileri ise çözüm sürecindeki bu görüşmelerin, devletin bilgisi ve onayı ile gerçekleştirildiğini vurgulayarak, bu kapatma gerekçesinin tutarsız olduğunu iddia ediyorlar.

“İmralı’ya yüzerek değil devletin izniyle gittim”

Kapatılan Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) son genel başkanı Ahmet Türk de milletvekilliği düşürülen Ömer Faruk Gergerlioğlu ile birlikte düzenlediği basın toplantısında bu duruma işaret etti. Türk, şunları söyledi:

“Biliyorsunuz bu barış görüşmeleri sürecinde adaya (İmralı’ya) ilk gidenlerden biriydim. Tabii ki yüzerek gitmedim oraya. Yüzme şansım da yoktu. Herhalde devletin verdiği işte şeyle gittik. Onun talebi üzerine bu görüşmeler başladı ve sonuçta bir barış sürecinin sağlanması konusunda mutabakat vardı; ama sonuçta siyaseten istenilen netice alınmayınca, bu süreç sona erdirildi.”

“Çözüm sürecinde ne yapılmışsa devlet bilgisi dahilinde yapılmıştır”

Milletvekilliği düşürülen eski HDP Kocaeli Milletvekili ve İnsan Hakları Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu da bu gerekçeyi bir ‘akıl tutulması’ olarak nitelendirip şu değerlendirmede bulundu:

“Bu çözüm süreci nasıl yapıldı? Yani işleri güçleri, çözüm sürecinde rol alan aktörleri suçlamak, kendilerini de kurtarmak ve temize çekmek. Çözüm süreci, bu ülkede hepimizin gözleri önünde yapıldı; ama çözüm sürecinde yer alan aktör bizim partimizden birisiyse veyahut da bizim partimizin geleneğinden birisiyse suçlu, iktidar yetkilisiyse hiçbir şekilde itham edilmeyecek bir kişi. Bu, akla mantığa uyacak bir şey mi? Çözüm sürecinde ne yapılmışsa devlet bilgisi dahilinde yapılmıştır. İmralı görüşmeleri ve diğer tüm ziyaretler, devletin bilgisinde yapılmıştır. Daha sonra getirip bunları insanların önüne koyup da suçlamak, hepinizin bildiği gibi hukuksuz ve akıl dışı bir tutumdur.”

“Cezadan muaf tutulmamız için kanun çıkarılmıştı”

HDP Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş da AK Parti hakkında hazırlanan kapatma iddianamesine dönemin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Google iddianamesi’ dediğini hatırlatarak, HDP iddianamesini de bir ‘Google iddianamesi’ olarak nitelendirdi.

Beştaş, TV5’de yayınlanan “Serbest Görüş” programında yaptığı değerlendirmede, iddianameye İmralı görüşmelerinin tutanaklarının da eklendiğini belirtti. Hukukçu Beştaş, Ahmet Türk’ün “İmralı’ya yüzerek gitmedim” sözüne atıfta bulunarak, “Neticede devletin, iktidarın gözetiminde, izniyle yapılan görüşmeler, iddianameye kapatma konusu olarak giriyor. O dönemde çıkarılan, çözüm süreciyle ilgili bir yasa var. O dönemde yapılan görüşmeler, iletişimler, ziyaretler, ceza yargılaması kapsamında olmayacak diye muafiyet var. Peki, İmralı heyetimiz bu görüşmeleri yaptı diye suçlu olarak kabul edilebilir mi? (…) Bu durumda Dolmabahçe’de verilen fotoğrafı nasıl izah edeceğiz? Yani hukukla, yani siyasetle de aslında izah edilebilir bir durum değil” dedi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA