SİYASET
Giriş Tarihi : 31-03-2021 18:49   Güncelleme : 31-03-2021 18:56

Karamollaoğlu: Böyle bir imza varsa, getirmeyen şerefsizdir!

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, “Saadet Partisi’nin PKK ile iş birliği yaptığını” iddia eden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sözlerinin ‘yalan’ olduğunu söyleyen Saadet Partili 2 vatandaşa adlî para cezası verilmesine tepki gösterdi. Karamollaoğlu, “ ‘(PKK ile anlaşma) imzaladı’ diyor. Bu imzayı getirmeyen şerefsizdir! Böyle bir imza varsa, getirmeyen şerefsizdir!” dedi.

Karamollaoğlu: Böyle bir imza varsa, getirmeyen şerefsizdir!

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında gündemdeki siyasî konuları değerlendirdi.

“Başkanlar alınmasaydı ekonomi daha kötü olmazdı”

Ülkede her alanda ciddi problemler yaşandığını belirten Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bütün yetkileri kendisinde toplamış olmasına rağmen problemlere çözüm üretemediğini söyledi. Karamollaoğlu, basına yeterince yansımasa da şiddetin ve intiharların giderek arttığını, ekonominin elle tutulur bir tarafının kalmadığını dile getirdi. Son 2 yıl içerisinde ülkenin 4 Merkez Bankası Başkanı gördüğüne işaret eden Karamollaoğlu, “Uluslararası sahada da kabul edilen bir norm var. Bir Merkez Bankası (başkanı), görevinde en az 5 sene kalır. Yani 20 seneyi biz 2 senede katettik. Kabahat Merkez Bankası başkanlarında değil. Merkez Bankası başkanları kendi hallerine bırakılmış olsaydı, inanıyorum ki Türkiye’nin ekonomisi, bugünkünden kesinlikle daha kötü olmazdı” dedi.

Karamollaoğlu, asgari ücretin artık geçerliliğini kaybettiğini, enflasyonun ve faiz oranlarının daha da yükseldiğini, ekonomiyi düzeltecek hiçbir adımın atılmadığını ifade etti.

“Kanal İstanbul’un vebalinin altından sülâleniz bile kalkamaz”

Kanal İstanbul’a hazine garantisi verildiğine işaret eden Karamollaoğlu, “Biz, bu garantinin ne mânâya geldiğini köprülerde gördük, tünellerde gördük, otoyollarda gördük, havaalanlarında gördük. Devletin, milletin iliğini sömürtüyorsunuz, iliğini! Allah’tan korkun! İstanbul Kanalı’na bir de devlet garantisi verilirse, bu vebalin altından siz değil sülâleniz kalkamaz” diye konuştu.

“Dış ilişkilerde hiçbir istikrarlı politikaları yok”

Bunun arkasından da Türkiye’nin başını belki de çok ciddi şekilde belâya sokacak bir Montrö anlaşmasının gündeme geldiğine işaret eden Karamollaoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Bunlar böyle basitçe ele alınacak iş değil. Dış politikada savruluyoruz yine, ekonomide olduğu gibi. Hiçbir istikrarlı politikamız yok. Ne biz NATO’nun yanında dik durabiliyoruz ne de NATO bizim yanımızda. Amerika bizim müttefikimiz mi, değil mi? Belli değil. Rusya ile durumumuz nasıl? Belli değil. Bir kavgalıyız bir barışık hâle geliyoruz. Avrupa Birliği ile olan münasebetlerimiz nereye doğru gidiyor? Diyorlar ki, ‘Siz, bizim normlarımızı hiçe sayıyorsunuz’. Norm dediği, 2002’li yıllarda Sayın Erdoğan’ın hasret duyduğu değerler. ‘Adalet istiyoruz biz bu ülkede’ diyordu. ‘Çifte standart istemiyoruz’ diyordu. ‘Fikir ve düşünce hürriyeti istiyoruz’ diyordu. Şimdi bunların tamamı rafa kaldırıldı.”

“Böyle bir ülkede yatırım da yapılmaz, enflasyon da düşmez”

Dolar kurunun 8,5 Liraya kadar yükseldiğini, bugün itibarıyla 8,33 lira seviyesinde olduğunu belirten Karamollaoğlu, “Manzara onu gösteriyor ki bu rakam, adım adım yükselecek” dedi. Karamollaoğlu, ihracatın geçen ay 6 milyar dolar açık verdiğini, böyle giderse Türkiye’nin yılda 60-70 milyar dolar dış ticaret açığı vermesinin söz konusu olduğunu söyledi. Şubat ayı sonu itibarıyla Türkiye’nin iç borcunun 1 triyon 236 milyar liraya yükseldiğini, bunun %68’ini bankalara olan borçların teşkil ettiğini belirten Karamollaoğlu, “Böyle bir ülkede yatırım da yapılmaz, enflasyon da düşmez, faizler de inmez, yeni borç da bulamayız. Bu demektir ki faizler daha da artacak. Allah saklasın” dedi. Karamollaoğlu, genç işsiz sayısının 12 milyonun üzerine çıktığını, kişi başına düşen millî gelirin ise 8 bin dolar civarına indiğini söyledi.

“Lebâleb kongrelere engel yok, bize var”

Saadet Partisi olarak il kongrelerini salgın tedbirlerine, mesafe kuralına riayet ederek gerçekleştirmeyi prensip olarak benimsediklerini belirten Karamollaoğlu, “Buna rağmen bazı illerde valilikler, 600 delegesi olan bir yerde ‘Buraya 50 kişiden fazla insan giremez’ diye engel çıkarmaya çalıştı. Şu işe bakın! 500 kişilik salonu 700-800 kişiyle dolduranlara ses çıkmıyor ama biz 500 kişilik salona 200-250 kişiyi aldığımız… Gerisi de dışarıda bekliyor, buna riayet ediyor. Biz bunu yaptığımız zaman valilik, bizim çalışmamızı engellemeye çalışıyor. Kaymakamlar üzerimize geliyor. Bu keyfîliğin bedelini bu iktidar mutlaka öder” diye konuştu.

“Bunlardan memur olmaz”

Bir kaymakamın, haddini aşarak ‘Arka ayağını kaldır’ gibi bir ifadeyi kullanmaya kalkması hâlinde artık o memurdan halka hizmet beklenemeyeceğini ifade eden Karamollaoğlu, halkın ensesinde boza pişirmek isteyenlerin memur değil ancak ve ancak zalim bir yönetimin temsilcileri olabileceklerini söyledi.

“Polislerin çalışma şartları iyileştirilmeli”

Adalet ve emniyet konusunda ciddi sıkıntılar yaşandığını belirten Karamollaoğlu, emniyet mensuplarının bazı sıkıntılarını dile getirdi.

Karamollaoğlu, bir polis memurunun yol denetimleri sırasında birisini durdurduğunda ‘Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Sen kimsin de beni durduruyorsun?’ şeklinde bir tepkiyle karşılaşması hâlinde o polisten başkalarına doğru davranmasının beklenemeyeceğini söyledi.

Bazı polis memurlarına karşı uygulanan mobing uygulamalarının son zamanlarda artmaya başladığını belirten Karamollaoğlu, “Yöneticilerimizin emniyet güçlerimizi ezmek, baskı altında tutmak, psikolojilerini bozmak, görevleri değil. (Görevleri), emniyet güçlerinin daha uygun şartlarda çalışabilmesi için gerekli tedbirleri almak, özellikle de onların hem fazla mesailerine hem de ücretlerine gerekli ihtimamı göstermek” dedi.

Karamollaoğlu, bir emniyet görevlisinin aylık çalışma saatlerinin normal şartlarda 60 saat olduğunu ancak Türkiye’de polislerin 240 saat çalışmak mecburiyetinde kaldıklarını, ek görevlerin de buna dahil edilmediğini söyledi. Karamollaoğlu, “Bunun mutlaka düzeltilmesi lâzım” dedi. Karamollaoğlu, stres altında çalışan bir emniyet görevlisinin hata yapabileceğine dikkati çekerek, bunu önlemek için ek istihdama ihtiyaç varsa bunun yapılması, fazla mesailerin ücretinin de ödenmesi gerektiğini söyledi.

“Böyle bir imza varsa, getirmeyen şerefsizdir!”

Karamollaoğlu, 31 Mart 2019’da yapılan Mahallî İdareler Genel Seçimi’nden önce bir mitingde, “Millet İttifakı ile Saadet Partisi’nin PKK ile iş birliği yaptığını” iddia eden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya “Ne alâkası var?” ve “Yalan! Eğer böyle bir anlaşma varsa, Allah bu anlaşmayı yapanların belâsını versin!” diyen Saadet Partili 2 vatandaşa adlî para cezası verilmesine de tepki gösterdi.

Karamollaoğlu, tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

“Ben, bu hâkimlerin karşısına çıkmak istemem. Bunların ben Allah korkusu olduğuna inanmıyorum. Ben, bunların vicdanı olduğuna inanmıyorum. Ben, bunların âdil olduğuna hiç inanmıyorum. Adalet mekanizmasının içinde bunların yeri yok; ama bunların tepesinde, Demokles’in kılıcı gibi bazı yetkililer var. Onlara ben de hakkımı helâl etmiyorum. Hiç mi Allah korkusu yok yahu? ‘(PKK ile anlaşma) imzaladı’ diyor. Bu imzayı getirmeyen şerefsizdir! Böyle bir imza varsa, getirmeyen şerefsizdir. Ondan sonra da buna lânet okudu diye bizim 2 parti mensubumuza siz, gidip ceza vereceksiniz. Kendinizi de hâkim olarak göreceksiniz. Hakikaten bu ülke, bunlarla yaşanamaz hâle getiriliyor. Yapmayın yahu! Etmeyin! Devir değişecek bir gün. Bir gün siz de hâkimler huzuruna çıkacaksınız. Hem de âdil hâkimler huzurunda hesap vereceksiniz. Hiç tereddüdüm yok.”

Temel Karamollaoğlu, sözlerinin sonunda Namık Kemal’in “Hürriyet Kasidesi”ndeki şu mısralarla tamamladı:

“Felek, her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin;
Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetden”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA