SİYASET
Giriş Tarihi : 28-09-2019 19:12

Cemile Bayraktar: Türkiye “Pelikan”dan büyüktür

Eski AK Parti’li Gazeteci Cemile Bayraktar, AK Parti’nin içerisinde Adalet Bakanı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanına operasyon yapacak kadar bu ülkeyi düşünmeyen “Pelikan” isimli bir klik olduğuna işaret ederek, “Biz, artık bu klik tarafından yönetilmek istemiyoruz; çünkü Türkiye, bu klikten büyüktür” dedi.

Cemile Bayraktar: Türkiye “Pelikan”dan büyüktür

Gazeteci Cemile Bayraktar, TV5’de yayınlanan “Düşünme Vakti” programında Suat Toktaş’ın sorularını cevapladı. Bayraktar, programda derin devlet, AK Parti’nin kırılma noktaları ve kamuoyunda “Pelikancılar” olarak anılan kliğe dair görüşlerini dile getirdi.

Türkiye’yi Avrasya ittifakına derin devlet yaklaştırmış olabilir

Cemile Bayraktar, “Son dönemlerde Ergenekon davası vesaire, her ne kadar FETÖ eliyle hiç edilse de bu ülkede bir derin devletin var olduğunu biliyoruz” dedi. Bayraktar, “Derin devletin hâlâ var olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna da “Hâlâ olduğunu da düşünüyorum. ‘Kimdir derin devlet?’ Onun cevabını vermek çok zor; çünkü onun cevabını vermeye başladığınızda, aslında, tırnak içinde belirtiyorum, ya çok iyi istihbarat bilginiz olması gerekiyor, ya da çok vahim, derin devletin kendi adamınız olması gerekiyor” diyerek karşılık verdi.

Derin devletin, kamuoyuna her ne kadar “Sizin iyiliğiniz için buradayız” dese de gayrimeşru bir aktör olduğunu ifade eden Bayraktar, geçmişteki faili meçhul cinayetleri hatırlatarak, “Kendisini çok göremediğimiz ama maalesef olumsuz etkisine sahip olduğumuz bir derin devlet var” dedi.

“Bugün derin devletin varlığına ilişkin ipuçları alıyor musunuz?” sorusu üzerine de Bayraktar, “Bugün net olarak bir ipucu alıyorum dersem, bu çok çok doğru olmaz” dedi. “Ancak” diyerek sözlerine devam eden Bayraktar, Türkiye’nin NATO ittifakından uzaklaşıp Avrasya ittifakına yakınlaşmasının bir derin devlet faaliyetinin sonucu olabileceğini ifade etti.

AK Parti, kuruluş ilkelerinden uzaklaştı

Deprem ânında bile politik çatışmaların yaşanmasından hareketle sorulan ‘Bu hâle nasıl geldik?” sorusunu da cevaplayan Bayraktar, 4 yıl öncesine kadar AK Parti’yi desteklediğini, yaptığı güzel işler dolayısıyla da bundan bir pişmanlık duymadığını söyledi.

“Recep Tayyip Erdoğan gitsin, gerekirse ülke yıkılsın” şeklindeki bir muhalefet anlayışını kabul etmediğini dile getiren Bayraktar, “Ancak gelinen noktada bu 4 yılda AK Parti, kendi kuruluş ilkelerinden de bu ülkenin ihtiyacı olan ideallerden de uzaklaştı ve gönül bağımız olduğu için de doğal olarak, peyderpey, istemeye istemeye, yani üzülerek, bir kırgınlıkla ayrıldık” diye konuştu.

“Bizim AK Parti’yi eleştirmemiz neden ihanet olarak anlaşılıyor? Diye soran Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti:

“Bazen bunu öyle bir noktaya getiriyorlar ki, AK Parti’ye karşıysanız ya da AK Parti’yi eleştiriyorsanız, hep bu ülkenin yıkılmasını istiyormuşsunuz gibi, terör örgütleriyle yan yanaymışsınız gibi… Ne münasebet? Yani bir insanı siz, nasıl ihanetle itham edebilirsiniz?”

Kırılma Gezi eylemleriyle başladı

Cemile Bayraktar, AK Partideki kırılmanın 2013’te Gezi eylemleriyle birlikte başladığını ifade ederek, “Ben Gezi’de AK Parti’yi destekledim ama asla tabii ki polis şiddetini, şunu, bunu kabul etmiyorum” dedi. Bayraktar, Gezi’nin AK Parti seçmenlerinde yeniden bir darbe endişesini doğurduğunu, partiyi eleştiren herkesin iktidarı devirmek istediği şeklinde yorumlandığını, kutuplaşmanın arttığını ifade etti.

4 yıldır AK Parti’ye hakim olan bir klik olduğunu ileri süren Bayraktar, “Bu klik, AK Parti’nin ilkelerini bırakın, mevcut hiçbir ilkeden nemalanmamış bir klik. Vahim bir klik” dedi.

AK Parti’nin tehdit diliyle daha fazla oy aldığını gördüğünde bu dili kullanmaya devam ettiğini belirten Bayraktar, Gezinin ardından 17-25 Aralık süreci yaşanınca, AK Parti tabanında ve vatandaşlarda sürekli olarak hep bir korku oluştuğunu, ‘bu sebeple de çok fazla sarılma olduğunu’ söyledi. Bayraktar, AK Parti’yi destekleyenlerin kısmen paranoyakça hareket ettiğini, o kliğin de bu paranoyayı besleyerek kendi varlığını sürdürdüğünü söyledi. Bayraktar, “Sürekli olarak Sayın Erdoğan’a da bu söyleniyor bence, sürekli olarak vatandaşa da bu söyleniyor: ‘Sayın Erdoğan yalnız, herkes ona düşman’. Böyle bir şey yok. Yani ne Sayın Erdoğan anlattıkları kadar yalnız, ne de herkes ona anlatıldığı gibi düşman” diye konuştu.

Laik / seküler kesim içinde bir ekibin, “çomar, bidon kafa, göbeğini kaşıyan adam, çarıklı” gibi ifadelerle AK Parti seçmenlerini sürekli aşağıladığını, “Bizi bu çarıklılar mı yönetecek?” diye düşünen bu ekibin, yöntemleri yanlış olduğu için mücadeleyi kaybettiklerini ifade etti. Bayraktar, “Ha, şu olabilirdi: Gezi süreci daha acısız, daha şiddetsiz atlatılabilirdi ki, o noktada belki Abdullah Gül’ün daha sakin açıklamaları vardı. Belki öyle ilerlese daha iyi olabilirdi; çünkü üzücü bir olaydı nihayetinde” dedi.

Bayraktar, bir soru üzerine, laik / seküler kesimin, kendi üzerinde bir baskı hissetmiş, bu rahatsızlığın da sokağa yansımış olabileceğini; bu bakımdan da Gezi eylemlerinin bir sebep değil sonuç olabileceğini ifade etti.

“Pelikan isimli bir klik var”

“AK Parti seçmenindeki paranoyayı besleyen klik kim ve paranoyayı neden besliyor?” sorusu üzerine de Bayraktar, “Pelikan isimli bir klik var. Bu kliğin içindeki isimler, aslında herkesin bildiği bir sır. Herkes biliyor; ama bunu yüksek sesle söylemeye kalktığınızda şimdi kabul etmiyorlar” dedi.

Bayraktar, Gazeteci Ahmet Taşgetiren’in daha önce TV5’de söylediği “12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat döneminde yazdım, kendimi bu zamandaki kadar kısıtlı bir duygu içinde görmedim” sözünü hatırlatarak, günlerce linç edildiğini söyledi. Bayraktar, “Daha sonrasında gördük ki, Ahmet Bey konuşamıyorsa, demek ki bu ülkede böyle bir baskı vardır” dedi. Bayraktar, bu baskının yollarından birinin yargıya müdahale; tazminat ve ceza davalarıyla susturma olduğunu dile getirdi.

FETÖ ile irtibatlı olduğu bilinen ünlü bir işadamının tutuklanmadığını ve onu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatlarının savunduğuna işaret eden Bayraktar, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün bir gazete tarafından FETÖ ile mücadele etmemekle itham edildiğine dikkat çekti. Bakan Gül’ün de o işadamının yargılanmasının önünü açtığını belirten Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti:

Türkiye Pelikan’dan büyüktür

“ ‘Çünkü, ben FETÖ ile mücadele edeceksem, bunu yapabilirim’ diyor. İşte kliğin problemini ben anlıyorum, siz anlıyorsunuz ama anlamayan AK Parti’liler varsa, bakın; AK Parti’nin içerisinde Adalet Bakanına ya da geçtiğimiz günlerde (Sanayi ve Teknoloji Bakanı) Mustafa Varank’a yapıldığı gibi, hem siyasî iradenin, sizin iradenizin seçtiği kişilere operasyon yapacak kadar bu ülkeyi düşünmeyen, arkasını düşünmeyen, sadece kendisini düşünen bir klik var ve biz artık bu klik tarafından yönetilmek istemiyoruz; çünkü Türkiye, bu klikten büyüktür. Analatabiliyor muyum? Bu problemi yaşıyoruz biz.”

AK Parti’den Erdoğan’a pelikan şikâyetleri gidiyor

Bayraktar, “Tayyip Erdoğan görmüyor mu bunu?” soruna da, “En büyük problem, en çok bana gelen soru budur aslında. Bunu anlayabilmiş değilim” karşılığını verdi.

Söz konusu kliğin Erdoğan’a “Herkes size düşman; sizi sürekli biz savunuyoruz” telkininde bulunduğunu ifade eden Bayraktar, “Biliyordur; çünkü ‘bu kadar şeyi bilmiyordur’ demek, Sayın Erdoğan’ın siyasî aklına hakaret olur. Ben bunu kabul etmem yani. Bu, çok kabul edilebilecek bir şey değil” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a AK Parti içerisinden bu klikle ilgili çok fazla eleştiri gittiğini dile getiren Bayraktar, “Bu haberler Erdoğan’a gidiyor, gitmiyor değil. Sayın Erdoğan’ın bunlardan haberi var; ama neden müdahale etmediği konusunu gerçekten bilemiyorum” dedi.

AK Parti, kaybettiği seçimin muhasebesini yapmalı

AK Parti’nin mahallî seçimlerde Ankara ve İstanbul’u da kaybettiğine işaret eden Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti:

“Hiçbir şey olmasa bile, hiç kimseden itiraz gitmese bile bir parti, oturup şunu düşünür: Ben, 800 bin farkla neden kaybettim? ‘Hiçbir şey olmadıysa bile’ oturup şunu düşünürsünüz; Ben, burayı neden kaybettim? Bir de şu var: Medya sizin elinizde bu ülkede. Medyanın %80’i iktidarı savunuyor. Maddî güç, sizin elinizde. İktidarda olan sizsiniz. 3-0 avantajlı başladığınız seçimi neden kaybettiniz, iki turda da? Bunu düşünmesi gerekiyor. Bu kliği görmese bile bunu düşünmesi gerekiyor.”

17-25 Aralık sürecinden önce Fethullah Gülen’i eleştiren bir yazı yazdığı için Gülen’in dava açtığı kişilerden birisi olduğunu belirten Bayraktar, “Çok riskli dönemlerdi; çünkü o dönemde yargıda FETÖ etkindi ve 17-25 olmamıştı, FETÖ-iktidar geriliminde kimin kazanacağı belli değildi. Herkes hesap yapıyordu. “Bugün Erdoğan’ın yanındaki klik, sürekli olarak “Erdoğan’ı tek savunan biziz” dese de, 17-25 akşamı Fethullah’a ‘Hoca’ diyen insanlardı bunlardan bazıları” diye konuştu.

Pelikan’a itaat etmeyen gazeteciler işsiz

Bayraktar, “Pelikan diye anılan kliğin FETÖ ile iltisaklı olup olmadığını bilemeyeceğini ama FETÖvari yöntemler kullandığını söyledi.  Bayraktar, şöyle konuştu:

“Yani öncelikle FETÖ ne yapardı? Bir kişiyi hedef alacaksa, bir-iki köşe yazsı, 3-5 tweetle vesaire, önce hedef gösterilirdi. Bir olay ortaya çıkarılırdı, kişi işten attırılırdı. Hakkında soruşturma falan açılırdı. Bugün Türkiye’de çok sayıda gazeteci işsiz. Neden? Çünkü bu kliğe itaat etmedikleri için. Bu kliğin en temel özelliği, vasat, basit, muhtemelen cehaletle çok çok yakın olmaları. Bu kliğin, halkın, milletin karşısına tırnak içerisinde “vekil, akademisyen, bakan olarak çıkacak çapı yok. Bunlar ancak operasyonlarla, bunlar ancak algı üzerinden kendilerini var edebilirler ya da bunlar ancak Erdoğan’ın gücünün gölgesinden nemalanarak bir şey olabilirler.”

Bu kliğin, gelmek istedikleri yere liyakatle gelmek yerine atamalarla geldiğini belirten Bayraktar, eleştirildiklerinde “Erdoğan’ı devirecekler, onu deviremedikleri için bizi eleştiriyorlar” şeklinde savunma yaptıklarını kaydetti.

Pelikan bildirisi

Bayraktar, “Siz, bu kliklerin etkisi sonucu mu gazeteden istifa ettiniz, yazıları bıraktınız?” sorusuna şöyle karşılık verdi.

“E tabii ki. Ben, Yeni Şafak’ta 4 yıl çalıştım. Çalıştığım süre içerisinde de dürüst konuşayım, gazetemden memnundum. Ayrılma sebebim, bir-iki tane, gazeteyle kendi aramızda duygusal vesaire meseleler olabilir ama ayrılmam sebebim, sadece Yeni Şafak’la alâkalı bir durum değildi. Türkiye ile ve bu klikle alâkalı bir durumdu; çünkü biliyorsunuz, bu ülkede seçilmiş son başbakan olan Ahmet Davutoğlu, bir bildiriyle, isimsiz, imzasız ama paylaşan kişilerin kim olduğu biliniyor yani, bu bildiriyle gönderildi. Bu, normalde suçtur. Yani bir başbakanı bir bildiri üzerinden devirmek, bir suçtur.”

Bu metnin (Pelikan bildirisinin) çok vahim ve birçok insanı zan altında bırakan bir metin olduğunu belirten Bayraktar, “Bu süre içerisinde ben, bundan rahatsız oldum. Rahatsız olma sebebim, AK Parti’de kurucu olmayabilir Davutoğlu ama başbakanlık yapan birisi ya da ekonominin başında Babacan, hem cumhurbaşkanı hem kurucu olması hasebiyle Abdullah Gül… Bu insanların artık AK Parti içerisinde konuşamıyor olması ama AK PARTİ’ye sonradan dahil olan kişilerin konuşuyor olması, gerçekten vahim bir durum” diye konuştu.

“Sizde kırılma yaratan olaylardan biri bu muydu?” sorusuna “Tabii ki” diye cevap veren Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti:

MHP’lilere verilen konuşma hakkı AK Parti’lilere verilmiyor

“Bir gazeteci, her gün sürekli olarak iktidarı övmek; kendisini, iktidarın yaptığı açıklamaları savunmak zorunda hissediyorsa, bunun adı gazetecilik değildir. Geçtiğimiz günlerde Özlem Albayrak da belirtti; ‘Gazetecilik değil holiganlık yapmamız isteniyor’ diye ve artık bir yerden sonra ben, bunu izzet-i nefsime yakıştıramadım. Bana bir baskı oldu mu? Asla. Yazımın yayınlanmadığı oldu mu? Asl; ama o raddeye gelmedik. Ben, biraz daha erken bıraktım. O dönem şöyle bir şey vardı Suat Bey: Hepimiz gazeteciyiz. Tabii ben, biraz eleştirel yaklaşıyorum. Bu metin nedir? Neden başbakan gitti? Daha düzgün yolla gidemez miydi vs. sorular sorduğum için, birçok konferans, program teklifi vardı, onlar iptal edildi. Televizyon kanallarından ambargo, mobing uygulandı. Çok iyi biliyorum yani. ‘Cemile Bayraktar gelemez, Cemile Bayraktar gelemez…’ Hiç problem değil bunlar tabii; ama içten içe üzülüyorsunuz. 5-6 yıl ekranda, gazetede emek vermişsiniz ve arkadaşlarınız gazeteciliğe devam ederken siz, daha daraltılmış bir yaşam içerisine giriyorsunuz.”

Muhalif tarafının giderek yükselmesinin sebebini de izah eden Bayraktar, kısa süre öncesine kadar AK Parti’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çok ağır eleştiriler yönelten MHP’nin bugün AK Parti adına konuşabildiğine işaret etti. Bayraktar, şöyle konuştu:

“Erdoğan’ı Lahey’de (Uluslararası Adalet Divanı’nda) yargılatmayı düşünenler,  AK Parti’yi savunmak üzerine konuşabiliyor; ama AK Parti ile ilgili AK Parti’nin kurucuları konuşamıyor ya da 16 yıl AK Parti’yi bilfiil desteklemiş insanlar konuşamıyor. Biz, bu hareketlerden ya da o kliklerden AK Parti sevgisi ya da AK Parti sevgisi öğrenecek değiliz. Benim en son hani ‘bardağı taşıran nokta’ dediğiniz neyse, budur; ama bu, kişisel bir mesele olarak anlaşılmasın. Bu ülkede AK Parti seçmeni bunu yaşıyor zaten. Bu benim kişisel meselem değil yani.”

AK Parti maddî gücü kaybettikçe destekçisini de kaybeder

Bazı vakıflara, derneklere, cemaatlere belediyelerden aktarılan kaynakların kesilmesinin muhtemel sonuçlarının neler olabileceğine dair bir soru üzerine Bayraktar, AK Parti’nin maddî gücü kaybettikçe bu kesimlerin desteğini kaybedeceğini ileri sürdü. Bayraktar, AK Parti’nin temelini oluşturan muhafazakâr / dindar kesimin STK kökenli olduğunu belirterek, “Siz, belediyelerle sivil toplumu desteklerseniz,  sivil toplumu devlete angaje ederseniz, işte yarın öbür gün sivil toplum diye bir şey kalmaz. Topluma çok ciddi zarar vermiş olursunuz ve bunları geri kazanmanız mümkün olmaz” diye konuştu.

Sivil toplumun iktidarın hatalarını düzeltebilmesi için aralarında bir mesafe olması gerektiğini ifade eden Bayraktar, “Siz, tamamen iktidarla örtünürseniz, o zaman siz, sivil toplum değilsinizdir ki. Yani siyasî hareketsinizdir ki bu da toplumda çok ciddi problemlere yol açar” dedi.

Bayraktar, AK Parti’nin sorununun, bu kadar problem varken kendilerinde hiçbir hata görmemesi olduğunu; hâlâ hataları görüp bunları telâfi etmeye çalışmadığını söyledi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 21 11
  • 2 Fenerbahçe 20 11
  • 3 Trabzonspor 19 11
  • 4 Alanyaspor 19 11
  • 5 İstanbul Başakşehir 19 11
  • 6 Galatasaray 19 11
  • 7 Yeni Malatyaspor 18 11
  • 8 Beşiktaş 18 11
  • 9 Gaziantep FK 15 11
  • 10 Çaykur Rizespor 14 11
  • 11 Göztepe 13 11
  • 12 Konyaspor 13 11
  • 13 Kasımpaşa 12 11
  • 14 Denizlispor 11 11
  • 15 Antalyaspor 11 11
  • 16 Gençlerbirliği 10 11
  • 17 MKE Ankaragücü 9 11
  • 18 Kayserispor 7 11
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA