SİYASET
Giriş Tarihi : 03-05-2021 05:39   Güncelleme : 03-05-2021 12:57

“İktidar eleştirisini ‘dinle hesaplaşmaya’ dönüştürmek akıl kârı değil”

Gazeteci Ruşen Çakır, AK Parti’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı İslâm’la eşleştirmenin Erdoğan’a dokunulmazlık sağladığını ifade etti. Çakır, AK Parti’ye oy veren seçmenleri, iktidarın bütün kötülüklerinin sorumlusu gibi görmenin ve iktidar eleştirisini dinle hesaplaşmaya dönüştürmenin akıl kârı olmadığını söyledi.

“İktidar eleştirisini ‘dinle hesaplaşmaya’ dönüştürmek akıl kârı değil”

Gazeteci Ruşen Çakır, YouTube kanalı Medyascope’ta “Türkiye'de dindarlar ve vicdan” başlıklı bir değerlendirme yaptı.

Ruşen Çakır, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AK Parti) oy veren seçmenin, yaşananlar karşısında rahatsızlık duyup duymadığı ve bu kesimin AK Parti’den kopup muhalefet partilerine geçip geçemeyeceği ve muhalefetin bu konudaki tavrı konusunu, “vicdan” kavramı üzerinden değerlendirdi.

Ülkede yaşanan kötülükler ve acılar karşısında, birazcık vicdanı olan insanın sessiz, kayıtsız kalması ve hatta desteklemesini aklının almadığını ifade eden Çakır, bu durumun da “vicdan” kavramını gündeme getirdiğini söyledi.

Çakır, AK Parti’deki kopuşun gecikmesinin, seçmenin nereye gidebileceğini bilememesi ile açıklanabileceğini ifade etti. Çakır, muhalefet partilerinin, eğer iktidara gelmek istiyorlarsa, öncelikle insanların akıllarına hitap etmeleri; bu iktidarla yaşam şartlarının kötüye gittiğine, düzelmesi imkânının olmadığına ve ekonomiyi kendilerinin düzeltebileceğine seçmeni ikna etmeleri gerektiğini dile getirdi.

Siyasette bir inanç boyutu da olduğunu belirten Çakır, sevme, bağlanma, bir hareketin içerisinde olmanın sağladığı birtakım tatminler gibi duyguların önemine işaret etti.

Çakır, bu konuda gözden kaçırılan en önemli hususlardan birinin, AK Parti ve Erdoğan bağlılarının, bu bağlılıklarını birtakım dinî referanslarla yaptıklarını sanmak olduğunu söyledi.

Çakır, “Bence burada çok ciddi bir abartma payı var. Yani AKP tabanının ve Erdoğan takipçilerindeki dinî yönü alabildiğine abartan bir muhalif okuma var. Hālâ bu olayı İslâm üzerinden, İslâmcılık üzerinden, dinin siyasetle birlikte kullanılmasıyla açıklamaya çalışan insanlar var. Bunun çok fazla doğru olduğu kanısında değilim. Yani şu hâliyle bakıldığı zaman, Türkiye’deki dindar olan insanların, kendini dinle tanımlayan insanların hâlihazırdaki Erdoğan iktidarını desteklediği yolunda bir inanış var. Bunun ne kadar doğru olduğunu açıkçası bilmiyorum.” diye konuştu.

AK Parti dışındaki partilerde de ibadetlerini yapmaya çalışan bir hayli insan olduğunu belirten Çakır, “Dolayısıyla öncelikle yapılan hatanın, Türkiye’de dindarlığı Adalet ve Kalkınma Partisi ile eşleştirmek olduğu kanısındayım. Bu, çok büyük bir yanlış.” dedi.

İkinci hatanın, dindarların AK Parti’ye mutlak bir bağlılık içinde olduklarını düşünmek olduğunu ifade eden Çakır, “AKP olayını din üzerinden, İslâm üzerinden okumak ve bunun üzerinden AKP’nin iktidara gelişini de böyle okumak ve Erdoğan’ın iktidarda kalışını da din üzerinden kurgulamak, kötülüklerini de dine ve dindarlara fatura etmek gibi bir eğilim var. Bunun çok abartılı ve yanlış olduğu kanısındayım” diye konuştu.

Ruşen Çakır, bugün AKP adına öne çıkan insanların büyük bir kısmının yakın zamana kadar dindar kimlikleriyle tanınmadıklarını belirterek, “Bunlar, AKP gemisine sonradan binen ve buradan çok nemalanan ve öne çıkan insanlar” dedi. Çakır, Erdoğan’ın yakınında yer alan “Başdanışman” kimlikli kişilerin ya da bazı bakanların, AK Parti’nin İslâm ve dindarlık üzerinden açıklanmasını tekzip eder durumda olduklarını ifade etti.

“Bu olayı din üzerinden okumaya çalışmanın, birçok hatayı beraberinde getirdiğini” söyleyen Çakır, bunun Erdoğan’a da fazladan bir dokunulmazlık sağladığını dile getirdi. Çakır, “Çünkü olayı din üzerinden okumaya başladığımız zaman, Erdoğan eleştirisi din eleştirisiymiş gibi bir hava çıkıyor ve bu da Erdoğan’ın çok işine yarayan bir şey; çünkü din, İslâmiyet, bugün hâlâ birçok kişi için, ülkenin büyük bir çoğunluğu için dokunulmaz bir şey. Siz Erdoğan’ı İslâmiyet’le eşitlediğiniz zaman, Erdoğan’a geniş kitleler nezdinde bir dokunulmazlık bahşediyorsunuz.” diye konuştu.

Çakır, siyasî partileri ve siyasetçileri eleştirmeyi belli bir yerde bırakıp, ona oy verenleri, ona destek olanları eleştirmek gibi Türkiye’de çok önceden beri yaşanan bir yanılgı da olduğunu belirtti. Çakır, seçmenleri “bidon kafalı”, “göbeğini kaşıyan adam”, “oyunu makarnaya, kömüre satan insanlar” olarak aşağılama tavrının, geçmişte bazı çevrelerde çok yaygın olduğunu hatırlattı. Bunun aslında bir beceriksizliğin ve çaresizliğin dışa vurumu, onu örtme çabası olduğunu söyleyen Çakır, bu tavrın hâlâ yer yer devam ettiğini ve Erdoğan yerine destekçilerini eleştirmeyi tercih eden insanlar olduğuna işaret etti. Çakır, bunun son derece yanlış ve demokrasinin de özüne aykırı olduğunu düşündüğünü söyledi. Çakır, iktidara oy verenleri, iktidarın her yaptığının sorumlusu gibi görmenin ve göstermeye çalışmanın bir ölçüsü olması gerektiğini ancak o ölçünün çoktan kaçmış durumda olduğunu ifade etti.

Ruşen Çakır, iktidarın kendileri için iyi olduğunu düşünen insanların, iktidarın birtakım kötülüklerini, yanlışlarını görmeme ya da bunları mazur gösterme eğiliminde olduklarını ancak bunun dinle imanla açıklanacak bir tarafı olmadığını söyledi. Çakır, “Bu tamamen iktidarla kurulan ilişkiye bağlı. Geçmiş iktidarlarda da buna benzer çok şey gördük. Geçmiş iktidarlar döneminde toplumun farklı kesimlerine uygulanan zulümleri, bazı insanların, iktidarın bekası için nasıl meşrulaştırdığını da çok iyi gördük. Dolayısıyla burada meseleyi bir vicdan meselesi olarak görmenin çok akıllıca, doğru bir yaklaşım olduğu kanısında değilim.” diye konuştu.

Çakır, AK Parti iktidarına yönelik tepkilerin alabildiğine arttığı şu günlerde bunu İslâm ve dindarlık üzerinden okuma eğiliminin kimi çevrelerde kabardığını gördüğünü belirterek, bunun, Türkiye’de çok ihtiyaç duyulan barış içerisinde bir arada yaşama olgusunu çok ciddi bir şekilde zehirleyebileceğini ifade etti. Çakır, “Dolayısıyla AKP, Erdoğan ya da Cumhur İttifakı eleştirisini siyasî bir alan içerisinde tutmak ve bunu birtakım aşırı ideolojik yüklemelerle bir ‘dinle hesaplaşma’ gibi bir perspektiften bakmaya çalışmanın akıl kârı olduğu kanısında değilim.” dedi.

Ruşen Çakır, bu konuyu tartışmayı devam ettirmenin yararlı olduğunu düşündüğünü ve sürdüreceğini söyledi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA