SİYASET
Giriş Tarihi : 09-06-2021 14:14

“LGS , fırsat eşitsizliğini derinleştirmekten başka anlam taşımıyor”

Karamollaoğlu, tamamen yüz yüze eğitime geçmek gerektiğini belirterek, “Pandemi döneminde herkes aynı eğitimi ve desteği alamamışken, LGS’de herkese bu denli zor sayılabilecek sorular sorulması, eğitimde yıllardan beri yaşanan fırsat eşitsizliğini derinleştirmekten başka bir mānâ ifade etmiyor.” dedi.

“LGS , fırsat eşitsizliğini derinleştirmekten başka anlam taşımıyor”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında gündemdeki siyasî konuları değerlendirdi.

“Şehit Öğretmen Aybüke Yalçın’ı rahmetle anıyoruz”

Konuşmasına 4 yıl önce terör örgütü PKK tarafından katledilen Şehit Öğretmen Aybüke Yalçın’ı rahmetle andığını belirterek başlayan Karamollaoğlu, “Mekânı cennet, ruhu şâd olsun.” dedi.

“Memur-Sen’in 26. kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyorum”

Karamollaoğlu, ayrıca 9 Haziran 1995 tarihinde, Necmettin Erbakan’ın önderliğinde ve merhum Mehmet Akif İnan’ın gayretleriyle kurulan Memur-Sen’in 26. kuruluş yıl dönümünü de tebrik etti.

Karamollaoğlu, “Memur-Sen camiasının, yüklendiği tarihî sorumlulukları vakar içinde taşımanın bilinciyle, 26 yıl önce çıkmış oldukları yolculuklarını aynı azim ve kararlılıkla sürdürmesini temenni ediyor, başta rahmetli Erbakan Hocamız ve merhum Mehmet Akif İnan olmak üzere, kuruluşundan bugüne Memur-Sen camiasına emeği geçenleri rahmet ve şükranla yâd ediyorum.” diye konuştu.

“Esnafımızın dilinden ve yüreğinden dökülenler”

Son zamanlarda toplumun bütün kesimlerinin çok zor günler geçirdiğine işaret eden Karamollaoğlu, geçen hafta gerçekleştirdikleri “Esnaf Kongresi”ni değerlendirdi.

Karamollaoğlu, esnafın kongrede dile getirdiği sıkıntıları özetleyerek şunları söyledi:

1-) “Sadece Konya’daki 310 meslektaşımız iş yerini kapatmak zorunda kaldı. Türkiye genelinde ise hizmet sektöründe 12 arkadaşımız, çok üzülerek söylüyoruz; intihar ederek hayatına son verdi.”

2-) “50 bin lira kaybım varsa, pandemi vesilesiyle bana verilen 3 bin lira ile ben nasıl geçineceğim?’’ Kira, elektrik, su, eleman parası ve ailemin ihtiyaçları…

3-) Sosyal yardımlaşmaya veya kaymakamlığa gittiğimizde, “Tamam, biz size destek çıkıyoruz.” deyip bize koli gönderiyorlar. Ben vergi dairesine bulgur mu vereceğim, pirinç mi vereceğim?

4-) “Maalesef, devletimden hiçbir şekilde maddî yardım alamadım. Sadece istediğim, devletimiz bize biraz sahip çıksın.”

5-)  “Biz pandemi başladığında 25 personelle çalışıyorduk. Şu an 8’e kadar düştük.”

Evet, 5 ayrı esnafımızın yüreğinden ve dilinden dökülen cümleler bunlar. Böyle daha niceleri var...”

Artık “Görmedim, duymadım, bilmiyorum.” demenin geçerliliğinin olmadığını belirten Karamollaoğlu, hükümete, “İktidarda bulunma sorumluluğunun gereğini artık bir saniye bile geciktirmeden yerine getirmelisiniz.” diye seslendi. Karamollaoğlu, halkın sıkıntıları konusunda çözüm yollarını aramaya ve paylaşmaya devam edeceklerini söyledi.

Çiftçi Kongresi

Bu maksatla yarın da çiftçilerle bir araya gelerek “Çiftçi Kongresi”ni gerçekleştireceklerini hatırlatan Karamollaoğlu, “Sıkıntılarını ve taleplerini yine birinci ağızdan kendilerinden dinleyeceğiz.” dedi.

“Otomobil almak artık hayal oldu”

Türkiye’nin, hem halkın alım gücü hem hayat pahalılığı gibi pek çok konuda dünya sıralamasında diğer ülkelerin epey gerisine düştüğünü belirten Karamollaoğlu, “Son günlerde vatandaşımız, araba fiyatlarından ve bu nedenle araç sahibi olamadıklarından epey şikâyetçi.” dedi.

Karamollaoğlu, “otomobil sahipliği” konusunda şu değerlendirmede bulundu:

TÜİK verilerine göre, ülkede en az 2 aileden birinin arabasının olmadığına işaret eden Karamollaoğlu, “EUROSTAT verilerine göre ise dünya genelinde bin kişiye düşen otomobil sayısında son sıralardayız. Gelişmiş ülkeleri bir kenara bırakalım, Bulgaristan ve Romanya’nın dahi yarısından daha az “otomobil sahipliğimiz” söz konusu.” diye konuştu.

Karamollaoğlu, günümüzde artık zorunlu bir ihtiyaç haline gelen otomobile sahip olmanın zorluğunun yanı sıra, otomobilin, alındıktan sonra da MTV, akaryakıt, sigorta, kasko ve diğer maliyetler sebebiyle pek çok insan için artık hayali bile mümkün olmayan bir meta ürün haline geldiğini dile getirdi.

Bu konuda Türkiye’nin şartlarını Almanya ile kıyaslayan Karamollaoğlu, “Almanya’da brüt asgari ücret 1.614 Euro; Türkiye’de brüt asgari ücret ise 3.577 Lira. Aynı model Wolkswagen Polo marka araç Almanya’da 16 bin Euro, Türkiye’de ise 216 bin lira. Bu verilerden anlaşıldığı üzere, aynı marka ve model bir araç Almanya’da 10 aylık ücretle satın alınabiliyorken, Türkiye’de 60 aylık asgari ücretle satın alınabiliyor.” diye konuştu.

Eğitimde fırsat eşitsizliği derinleşmektedir

Karamollaoğlu, basın toplantısında daha sonra eğitim alanında yaşanan sıkıntıları dile getirdi.

Uzunca bir süredir uzaktan eğitimle idare edilmek istenen eğitim-öğretim sürecinin kısmen sona erdiğini ve bu hafta itibariyle yüz yüze eğitimin haftada iki gün olmak üzere başladığını belirten Karamollaoğlu, “Bir an önce tamamen yüz yüze eğitime geçmek zorundayız. Bu artık bir gerekliliktir bunu da idrak etmek mecburiyetindeyiz.” dedi.

Karamollaoğlu, bu hafta sonu gerçekleştirilen “Liselere Geçiş Sınavı”nda (LGS) sorulan matematik sorularının bu mecburiyetin tescili ve yetkililerin halden anlamazlığının son örneği olduğunu söyledi.

Karamollaoğlu, “Pandemi döneminde herkes aynı eğitimi ve desteği alamamışken, herkese bu denli zor sayılabilecek sorular sorulması, eğitimde yıllardan beri yaşanan fırsat eşitsizliğini derinleştirmekten başka bir mana ifade etmiyor.” dedi.

“Kıyılarımıza vuran haksız kazancın ve rant sevdasının salyası”

Temel Karamollaoğlu, ülkedeki bazı çevrelerin para kazanma hırsının ve iktidarın bu konudaki duyarsızlığının kendilerini endişelendirdiğini belirterek, deniz salyası konusunu değerlendirdi.

“İlk zamanlar Marmara’da görülen ve şimdi Ege’ye de sıçrayan müsilaj problemi, hepimizi endişeye sevk etmektedir.” diyen Karamollaoğlu, bu konuda şunları söyledi:

“Bakınız, Marmara Denizi’ndeki müsilajın en önemli nedenlerinden olan atık sularla ilgili 2006 yılında çıkarılan Kentsel Atıksu Yönetmeliği’nin 15 yıl boyunca hayata geçirilmediği ortaya çıktı. Neden bu tatbikata konulmadı?

Tam 15 yıl evvel hazırlanmış bu yönetmelik, 15 yıl evvel! Çevre ve Şehircilik Bakanlığı deniz salyaları kıyıya vurana dek neredeydi, ne yapıyordu Allah aşkına?

Muhterem arkadaşlarım, hakikaten böyle konularda işin vahametini nasıl anlatacağız, bir türlü bilemiyorum. Konuyu bilmiyorlar desek, biliyorlarmış. Çalışma yapmışlar yönetmelik hazırlamışlar. Peki, kim etki yapmış da 15 sene bu yönetmelik rafa kaldırılmış? Bunun hesabını sormazlarsa bu problemleri çözemezler. Burada sadece gaflet yok!”

“Topyekûn müsilaj temizliğine ihtiyaç var”

Karamollaoğlu, son haftalarda yargı mensuplarının, emniyet yetkililerinin, siyasilerin, iş adamlarının, gazetecilerin ve mafya liderlerinin aynı cümlelerin içerisinde zikredilir hale geldiğine işaret ederek, “Ayrıca aynı otelde tatil yaptıkları ve para alışverişinde bulundukları iddiaları dile getiriliyor. Yaşananlar karşısında yetkililerin sessizliği ise istifhamların artmasına, iddiaların doğru olabileceğine yönelik kanaatlerin pekişmesine ve kamusal vicdanın yaralanmasına yol açmaktadır.” diye konuştu.

Vatandaştan, KYK borçlusu gençlerden alacağını söke söke alan devletin, bazı iş adamlarının borçlarına göz yumduğunu; çiftçiye, esnafa, vatandaşa destek olması gereken Ziraat Bankası’nın bazı iş adamlarına kıyak yaptığını ifade den Karamollaoğlu, “Ziraat Bankasının kuruluş amacı nedir?” diye sordu.

Karamollaoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye’de tarımı ve hayvancılığı desteklemek; çiftçiye, köylüye, vatandaşa destek olmak amacıyla kurulmadı mı bu bankamız? Anlaşılan burada denklem tersinden işliyor. Fakirden alıp zengine veriliyor, işçiden alınıp patrona veriliyor, esnaftan alınıp müteahhide ve medya holdinglerine veriliyor...

Şunu da söyleyeyim hiçbir zaman sermaye düşmanlığı yapmadık yapmayız, dürüst iş adamımızın arkasındayız. Amma siz memleketin içine sürüklendiği problemlerin yükünü vatandaşımızın sırtından alacağınıza onun sırtına vurursanız buna rıza göstermeyiz. Ayrıca iddialarda adı geçen şahıslar, nasıl bir ihtiyaç duydular da milyon dolarlık kredi çekerek bir medya kuruluşu satın aldılar? Bu nasıl bir ihtiyaçtır, bu neyin desteğidir?

Paran yok neden medya kuruluşu satın almaya kalkıyorsun? Hadi aldın diyelim, neden ödemiyorsun?

2008 yılında bir medya kuruluşunun satışında da buna benzer olaylar yaşanmıştı. Şimdi haklı olarak soruyoruz. 13 sene evvel Vakıf Bankası’ndan alınan kredi geri ödendi mi, ödenmedi mi? Bu konuların hepsinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Buradan açık çağrıda bulunuyorum; adaletten emniyete, iş dünyasından siyaset kurumuna ve devletin tüm kılcallarına varıncaya dek ortalığı saran bu müsilajdan ülkemiz bir an evvel arındırılmalıdır.”

“Çiğ yemedik ki karnımız ağrısın”

“Çiğ yemedim ki karnım ağrısın.” Deyimini hatırlatan Karamollaoğlu, “Yarım asırlık tertemiz siyasi tarihimiz ortadadır; Saadet Partisi olarak bugüne kadar ne çiğ yedik ne milletin alın terine, emeğine ve tek kuruşuna elimizi uzattık ne de birilerine peşkeş çektik. Bu nedenle de karnımız hiç ağrımıyor, Allah’a hamdolsun...

Ayrıca milletimiz müsterih olsun; bu iddiaların araştırılmasının, soruşturulmasının, çiğ yiyenlerin, milletin hakkını gasp edenlerin ve bu yüzden bugün dile getirilen iddialar nedeniyle karın ağrısından kıvrananların da hesap vermesi gerekliliğini her fırsatta ve her zeminde dile getirmeye devam edeceğiz.” diye konuştu.

Kanada’da İslomofobik saldırı

Karamollaoğlu, basın toplantısında Kanada’nın Ontario eyaletinde meydana gelen İslâmofobik saldırıya da değindi.

Karamollaoğlu, “Öncelikle, bir saldırganın minibüsünü kaldırımda yürüyen Müslüman bir ailenin üzerine sürmesi sonucu hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyor, bu saldırıyı şiddetle kınıyorum lanetliyorum.” dedi.

İslâm karşıtı bu terör saldırısında 1’i çocuk 4 kişinin öldüğünü, 1 çocuğun da ağır yaralandığını hatırlatan Karamollaoğlu, bu konuda şunları söyledi:

“Olay Kanada hükümeti tarafından da ‘nefret suçu’ olarak kayıtlara geçti ve saldırganın İslâmofobik saiklerle hareket ettiği açıklandı. Bu barbarlıktır, vahşettir!

Bir hafta evvel de Kanada’nın bir eyaletinde geçmişte yerlileri asimile etmek için kullanılmış olan bir yatılı okulda, 215 çocuğun ceset kalıntılarının bulunduğu açıklanmıştı.

Avrupa bu gerçeklerle yüzleşmek, İslâm ülkeleri de bu konuyu tüm yönleriyle ele almak mecburiyetindedir!

Çok açık ve net ifade ediyorum; bugün Avrupa’da ciddi bir İslâmofobi var. Ancak bu yeni değil; kendiliğindende oluşmuyor, üretiliyor. Ne yazık ki bunların başını devlet başkanları çekiyor. Macron gibi…

İslâm’a karşı korkuyu ve ardından nefret elbette halkta da bir tepki oluşmasına sebep oluyor.

Batı’da ırkçı ve İslâm düşmanı saldırılar son beş yıl için % 250, saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı ise % 700 artmış.

Durum gerçekten bu kadar tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Hem uluslararası kuruluşlar hem İslâm ülkeleri hem de tüm dünya bu konuya ciddiyetle eğilmelidir.”

Erdoğan- Biden görüşmesi

Karamollaoğlu, 14 Haziran’da NATO Zirvesi’ne katılacak olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Joe Biden’ın Brüksel’de ikili bir görüşme yapacaklarına işaret eden Karamollaoğlu, “Bu toplantı öncesi yaşanan bazı gelişmeler aklımızda soru işaretleri oluşmasına neden olmaktadır.” dedi.

Daha önce Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesinde çokça tartışılan Cargill’in yine gündeme geldiğini belirten Karamollaoğlu, ABD’li bu firmanın nişasta bazlı şekerde (NBŞ) dünya tekeli olduğunu kaydeti.

Karamollaoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“NBŞ ise tehlikeli bir kanserojen. Avrupa’da NBŞ kotası (sadece ilaç sanayi için serbest) ve kota %1’in altında; ayrıca gıdada kullanımı kesinlikle yasak. Türkiye’de ise bu kotanın tekrar artırılacağı konuşuluyor.

Görüşme öncesinde bu kotanın gündeme gelmesi Brüksel’e giderken iktidarın Biden’e NBŞ’yi hediye olarak mı götüreceğini akıllara getirdi.

Ayırca S-400 konusunda bir anlaşma sağlandığı söylenmektetir. Bu kararın ayrıntıları nelerdir, Türkiye’nin çıkarları korunabilecek mi, yoksa bir kez daha ABD’ye yeni tavizler mi verilecek?

Dış politkada kararsızlık, tutarsızlık ve savrulmuşluk hali, Türkiye’ye maliyetler üretmeye devam etmektedir. İktidarı uyarıyor ve bu kararsızlık ve yönsüzlük halinden bir an evvel kurtulmalarını tavsiye ediyor; kendilerini şahsiyetli ve kararlı bir dış politikayı benimsemeye/uygulamaya davet ediyoruz.

Unutmamalıyız ki Ortadoğu ABD için, şu anda bir numaralı meseledir. BOP hala gündemdedir. Türkiye ne ABD ne de AB için, bugünkü hali ile korunması icap eden bir ülke olarak görülmektedir.

Siyonist mihraklar bölgeyi yeniden tanzim etmek istemektedir. Yani ülke sınırları yeniden çizilecek. Türkiye bölünmeye zorlanacak. Biz buna rıza gösteremeyiz.

Karşı duruş sergileyebilmek için yeni ittifaklara ihtiyaç var. İİT ve D-8 ler gibi. Bu konuda AKP iktidarlarının 20 yıldır kılı kıpırdamadı. Tam tersi politikalar geliştirildi, desteklendi. Irak müdahalesinin, Suriye ve Libya hatta Yemen bile bu politikaların bir parçası uyanmalıyız.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA