SİYASET
Giriş Tarihi : 15-06-2021 13:05

“Küresel projelere ancak küresel stratejilerle karşılık verilebilir”

D-8 toplantısının açılışında konuşan Saadet Lideri Karamollaoğlu, gelinen aşamada artık lafa değil icraata ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, “Ancak önce kendimizle yüzleşmeliyiz” dedi. Karamollaoğlu, “Hep söyledik, yine söylüyorum; küresel projelere, ancak küresel stratejilerle karşılık verilebilir. İslâm dünyası olarak günübirlik hamāsî nutuklara değil, bundan 24 yıl önce D-8’in kuruluşunda ortaya konan ufuk ve vizyona ihtiyacımız var.” diye konuştu.

“Küresel projelere ancak küresel stratejilerle karşılık verilebilir”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “D-8 24. Kuruluş Yıl Dönümü Buluşması” programının açılışında davetlilere hitap etti.

Konuşmasına, bu önemli buluşmanın İslâm ālemi ve bütün insanlığın hayrına vesile olmasını dileyerek başlayan Karamollaoğlu, “Ben, sözlerimin hemen başında şahsım ve partim adına, başta hocamız Prof. Dr. Necmettin Erbakan olmak üzere, bu önemli oluşumda emeği geçen bütün devlet ve hükümet başkanlarını, bütün liderleri rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.” dedi.

“Dış politika, bir hamaset değil bir feraset konusudur”

D-8 konuşulduğunda Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı özel olarak zikretmeden geçilemeyeceğini belirten Karamollaoğlu, “Çünkü D-8’ler merhum Erbakan’ın üstün azim ve gayretinin sarsılmaz inancının bir ürünüdür.” dedi.

Karamollaoğlu, şöyle konuştu:

“D-8’lerin hangi şartlarda, hangi zorluklarla hayata geçirildiği hatırlandığında, bu azim ve gayretin önemi çok daha iyi anlaşılacaktır. Çünkü böylesine önemli bir dış politika hamlesini gerçekleştirebilmek ancak müthiş bir inanç ve sarsılmaz bir irade gerçekleştirilebilir.

D8’ler, dış politikanın bir hamaset konusu değil bir feraset konusu olduğunun da en güzel örneğidir. Bu vesile ile kendisini bir kez daha rahmetle anıyorum. Ruhu şād, makamı āli olsun.”

6 yıldızın temsil ettiği ilkeler

Temel Karamollaoğlu, konuşmasında D-8’in neden kurulduğunu da hatırlatarak, şunları söyledi:

“D-8’lerin kuruluş armasına baktığımızda 6 tane yıldız görürüz. Bu yıldızların her biri bir ilkeyi, bir prensibi, bir umdeyi ortaya koymaktadır.

Bunlar; savaş değil, barış; sömürü değil âdil paylaşım; üstünlük değil eşitlik; çifte standart değil adalet; çatışma değil diyalog; baskı ve tahakküm değil insan hakları, hürriyet ve demokrasi.”

“402 çatışma bölgesinden 360’ı İslâm coğrafyasında”

Bugün bütün dünyada barışın yerine savaşın, diyaloğun yerine çatışmanın hākim olduğuna işaret eden Karamollaoğlu, “Eşitliğin yerini üstünlük, tevazunun yerini kibir, adaletin yerini sömürü almıştır. İnsan hakları ve özgürlükler rafa kaldırılmış; baskı, tahakküm ve çifte standart, hiçbir dönemde olmadığı kadar belirgin hāle gelmiştir.” diye konuştu.

Karamollaoğlu, bugün dünya genelinde irili ufaklı tam 402 yerde çatışma, iç savaş veya karışıklık olduğunu belirterek bunların 360’ının İslâm coğrafyasında yer aldığına dikkati çekti.

Savaş ve işgaller yüzünden 71 milyon insanın evini, yurdunu, ülkesini terk etmiş durumda olduğuna işaret eden Karamollaoğlu, “Yaklaşık 250 milyon çocuk, savaş ve çatışma ortamının içinde bulunuyor. Son 10 yılda 2,5 milyondan fazla çocuk, bu çatışmalarda hayatını kaybetti.  15 milyondan fazla çocuk ise yaralandı ya da sakat kaldı.” dedi.

“Ahlâkî çürümüşlük bizce salgından daha tehlikelidir”

Karamollaoğlu, salgın sebebiyle hijyeni tartışırken, dünyada 1 milyardan fazla insanın içecek suya ulaşmakta zorlandığını; sağlıklı beslenmeyi tartışırken, her gün 25 bin insanın açlık sebebiyle hayatını kaybettiğini; kaç doz aşı vurulması gerektiğini tartışırken, her gün en az 15 bin çocuğun hayatî ilâçlara ulaşamadığı için can verdiğini unutmamak gerektiğini vurguladı.

Karamollaoğlu, “Bütün bunlar göstermektedir ki, bugün insanlık sadece küresel bir salgınla değil ondan daha tehlikeli bir şekilde duyarlılık ve küresel bir ahlâk kriziyle karşı karşıyadır. Bu ahlâkî çürümüşlük bizce salgından daha tehlikelidir.” dedi.

Bu ahlâkî çürümüşlüğün temelinde kapitalizmin ihtirasının ve sömürü arzusunun, ırkçı emperyalizmin işgalci politikalarının bulunduğunu ifade eden Karamollaoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Nihaî hedefleri, Büyük İsrail’i kurmak”

“Açık söylüyorum; adına ister Büyük Ortadoğu Projesi denilsin, ister Büyük İsrail Projesi, sonuç değişmez. İslâm dünyası, İsrail ve ABD’nin öncülük ettiği küresel bir projenin hedefindedir. Bu proje, “böl- parçala-yut” taktiği ile yürütülmektedir.

Bazı yerlerde “Arap-Acem” diye bölüyorlar, bazı yerlerde Türk-Kürt diye. Bazı yerde Kuzey-Güney diye parçalıyorlar, bazı yerde Şii-Sünni diye. Ama nihāî hedef belli: Balfour’dan sonra Filistinlileri, yurtlarından göçe mecbur bırakarak İsrail’i kuranlar, şimdi de Büyük İsrail’i kurmak için çalışıyorlar. Bu hedefe ulaşmak için her türlü sömürüyü, işgali, fitneyi, savaşı, terörü ve anarşiyi meşru görüyorlar. Bugün, bu planı bilmeden ve anlamadan İslâm dünyasının karşı karşıya bulunduğu tehdit ve tehlikeleri anlamamız mümkün olmaz.

İşte D-8’ler, baskıya, sömürüye, işgale dayalı mevcut dünya düzeninin yerine insan haklarına, adalete ve hoşgörüye dayalı Yeni Bir Dünya’nın ilk işaret fişeği, ilk tohumu, ilk nüvesidir. İnanıyorum ki, gereken ilgi ve çaba gösterildiği takdirde D-8 ülkeleri bunu gerçekleştirecek potansiyele sahiptir.

Çünkü D8’ler demek, dünyanın kanıtlanmış petrol rezervlerinin 6’da 1’i demektir. Tüm dünyadaki doğalgaz rezervlerinin 5’de 1’i demektir.

D8’ler demek, dünyanın jeopolitik anlamda en stratejik bölgeleri demektir. Ticaret ve enerji yollarının vazgeçilmez güzergâhları demektir. Hepsinden daha önemlisi, D8’ler demek, 1 milyarı aşan nüfusu, 16,4 trilyon dolarlık ticaret hacmi ve 7,5 milyon km2’yi bulan coğrafyası ile dünyanın en genç ve en dinamik gücü demektir.

“Bu güç harekete geçirilebilseydi dünya böyle olmazdı”

Eğer D-8 ülkelerinin sahip olduğu bu güç bugüne kadar tam anlamıyla harekete geçirilebilmiş olsaydı, inanın dünya bugünkü gibi olmazdı. Eğer Necmettin Erbakan’ın 24 Yıl önce D8’leri kurarken sergilediği heyecan ve azim devam ettirilebilseydi İslâm dünyası bu durumda olmazdı. Medeniyetin, huzurun, güvenin hākim olması gereken topraklar, kargaşa ve terörün mekânı hāline gelmezdi. Milyonlarca insan, mülteci durumuna düşmezdi. Yüz binlerce masum yaşlı ve kadın, evinden, yurdundan, vatanından uzakta, tanımadığı, bilmediği sokaklarda hayata tutunmaya çalışmazdı. Parklarda, salıncaklarda oynaması gereken çocuklar, ülkelerinden kaçarken şişme botlarda can vermezdi.”

“Artık lafa değil icraata ihtiyacımız var”

Gelinen aşamada lafa değil icraata ihtiyaç olduğunu vurgulayan Karamollaoğlu, “Ancak önce kendimizle yüzleşmeliyiz” diyerek, şunları söyledi:

“Hep söyledik, yine söylüyorum; küresel projelere, ancak küresel stratejilerle karşılık verilebilir. İslâm dünyası olarak günü birlik hamāsî nutuklara değil, bundan 24 yıl önce D-8’lerin kuruluşunda ortaya konan ufuk ve vizyona ihtiyacımız var.

Maalesef İslâm ülkeleri olarak karşı karşıya bulunduğumuz tehdit ve tehlikeleri bertaraf etmek için gayret göstereceğimize kendi iç çekişmelerimize kapılmış durumdayız. Batı ülkelerinin sömürgeleştirme politikalarına ve entrikalarına karşı politika üretemedik. Sanayi, savunma, teknoloji ve finansal gelişmelere ayak uyduramadık.”

ÖNERİLER

Karamollaoğlu, mevcut şartlar karşısında ne yapılması gerektiği konusunda şu önerilerde bulundu:

“Her türlü şahsÎ, etnik, mezhepsel veya bölgesel ihtilafları bir kenara bırakmalı, bir zincirin halkaları gibi birbirimize kenetlenmeliyiz.

Siyasal dayanışma atmosferini mutlaka oluşturmalıyız. Ekonomik ve teknolojik kalkınmayı, her İslâm ülkesi için öncelikli mesele hāline getirmeliyiz.

D8 ülkeleri olarak ekonomik, teknolojik, siyasî ve askerî alanlarda ortak ve güçlü müesseseler kurmalıyız.

Sahip olduğumuz imkân ve kaynakları birbirimizi yok etmek için değil birbirimizi desteklemek için kullanmalıyız.

Kaynaklarımızı kişisel iktidar ve ihtiraslarımız için değil ülkelerimizin refahı ve kalkınması için seferber etmeliyiz.

Stratejik önemi giderek artan eğitim, sağlık, gıda, tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi noktasında uzun vadeli ortak projeler üretmeliyiz.”

“D-8 canlanana kadar toplantılarımıza devam edeceğiz”

Bunlar başarıldığında sadece D-8 ülkelerine değil bütün insanlığın geleceğine katkı sağlamış olacaklarını unutmamak gerektiğinin altını çizen Karamollaoğlu, “Bilinmesini isterim ki biz, bu anma toplantılarımızı ta ki ülke yöneticileri D-8’e hayat verecek kararlar alana, icraatları başlatana kadar devam ettireceğiz.” dedi.

Karamollaoğlu, konuşmasını “Şüphesiz, zafer inananlarındır ve zafer yakındır.” diyerek tamamladı.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA