MEDYA
Giriş Tarihi : 22-06-2021 09:18   Güncelleme : 22-06-2021 09:21

Dündar’dan Özdil’e: Yazıklar olsun sana! Yerin dibine gir!

Gazeteci Yılmaz Özdil, Avusturya’da tutuklanan iş adamı Sezgin Baran Korkmaz’ın Uğur Dündar ve Tuncay Mollaveisoğlu’na TV kanalı kurdurduğunu ima edince, Dündar’ın tepkisi sert oldu: “Yılmaz Özdil, benim cenazeme gelmeyeceksin! Yazıklar olsun sana! Yerin dibine gir! Karşıma çıkarsan çok fena yaparım!”

Dündar’dan Özdil’e: Yazıklar olsun sana! Yerin dibine gir!

Gazeteci Uğur Dündar ve Tuncay Mollaveisoğlu, Avusturya’da tutuklanan iş adamı Sezgin Baran Korkmaz’ın kendilerine TV kanalı kurdurttuğunu ima eden Gazeteci Yılmaz Özdil’in iddiası hakkında açıklama yaptılar.

Dündar ve Mollaveisoğlu, Artı 1 televizyonunu kurdukları dönemde Sezgin Baran Korkmaz olayının söz konusu olmadığını, ABD’deki iddianamede adı geçen Ekim Alptekin’den de kanaldan ayrıldıktan sonra haberdar olduklarını belirttiler.

TARTIŞMA NASIL BAŞLADI?

“Biliyorum ama ‘söylemem’ demedim”

Gazeteci Yılmaz Özdil, Twitter sayfasında bu konuda şunları yazdı:

“Dürüst ve güvenilir (!) araştırmacı gazetecilerin SBK aşına su katmak istemem ama, SBK’nın kafakola aldığı gazetecilerin listesi ABD’de açılan davanın iddianamesinde yazıyor... Kimlere televizyon kanalı kurdurdukları bile orada yazıyor!

SBK’nın kafakola aldığı gazetecileri, kime hangi televizyonu kurdurduklarını biliyorum ama söylemem demedim, aksine açık açık söylüyorum, ABD’deki iddianamede yazıyor... Dürüst ve güvenilir (!) araştırmacı gazeteciler niye bu mevzudan hiç bahsetmiyor diye soruyorum?”

Dündar ve Mollaveisoğlu, Özdil’e TELE1’de cevap verdiler

Yılmaz Özdil’in bu tweetleri üzerine, TELE1’de Tuncay Mollaveisoğlu’nun sunduğu “Anında Manşet” programına konuk olan Gazeteci Uğur Dündar, Mollaveisoğlu ile birlikte, Özdil’in ima ettiği iddianın tamamen gerçek dışı olduğunu anlattılar.

Özdil’in tweetinde kast edilen televizyon kanalının “Artı 1” olduğunu belirten Dündar, Mollaveisoğlu’dan, Artı 1’i nasıl kurduklarını ve o süreçte neler yaşadıklarını anlatmasını istedi.

Dündar, sözü Mollaveisoğlu’na vermeden önce, “Ben, Yılmaz’ın bu tweetini atmasını, çok büyük şaşkınlık ve hayretler içinde karşıladım. Herhalde bizim tanıdığımız Yılmaz gitmiş, bir başka Yılmaz gelmiş. Ya da gerçek Yılmaz gelmiş.” dedi.

Artı 1’in kuruluş süreci

Tuncay Mollaveisoğlu da Artı 1 televizyonunun kuruluş sürecini anlattı.

Mollaveisoğlu, Halk TV’nin Genel Yayın Yönetmeni olması için teklif aldığında, CHP’ye çok yakın bir kanalın yönetiminde yer almak istemediği için bağımsız bir kanal kurmak istediğini söyledi. O dönemde çok saygın iş adamları Murteza Çelikel, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Tanıl Küçük ve eski İSO başkanlarından oluşan bir ekiple bir yemekte bir araya gelerek, televizyon kanalı kurma niyetlerini dile getirdiklerini ifade etti.

Mollaveisoğlu, iş adamlarına, bu kanalın koçbaşının Uğur Dündar olacağını, ana haber bültenine oturacağını, Haluk Şahin, Banu Güven, Ece Temelkuran, Özlem Gürses gibi tamamen gazetecilerden meydana gelen bir kadro oluşturacaklarını söylediğini anlattı.

Dündar da Murteza Çelikel’in bir gün kendisini yemeğe davet ederek kendisine, “Uğur Bey, siz çok değerli bir televizyoncusunuz. Sizin boşta kalmanız, bu ülkenin haber alma hakkı açısından büyük bir kayıptır. Sizin de çalışabileceğiniz, arkadaşlarınızın çalışabileceği bir televizyonun kurulması için gayret ediyoruz. Bu konuda Altan Ertürk’ü görevlendirdik.” dediğini söyledi. Dündar, Altan Ertürk’ün de “eski DİSK’in efsanevî başkanının oğlu” olduğunu belirtti.

Dündar, daha sonra Mollaveisoğlu, kendisi ve kadim dostu Haluk Şahin’le birlikte, Altan Ertürk’le 3 defa konuştuklarını ve kendisine, “Editoryal bağımsızlığımıza müdahale ettirmeyiz. Başka ortağın var mı? Açık söyle. Burada arkadaşlarımız çalışacaklar. Bu arkadaşlarımızın en az 1 yıllık maaşlarını karşılayacak imkânın var mı?” dediklerini anlattı.

Dündar, Ertürk’ün de kendisine bir ortağı olmadığını, kanala müdahale etmeyeceğini ve çalışanların 1 yıllık maaşlarını karşılayabileceğini söylediğini belirtti.

Başarı, patronla kavga ve ayrılık

Mollaveisoğlu da yayına başladıktan sonra Artı 1 kanalının inanılmaz bir yayıncılık başarısı gösterdiğini fakat zamanla patronajdan baskılar gelmeye başladığını, kendilerinin de buna direndiklerini söyledi. Mollaveisoğlu, daha sonra Gezi olaylarını yayınladıklarında da patronajla ters düştüklerini dile getirdi.

Dündar da bir ara çalışanların maaşları ödenemez duruma gelindiğinde patrona, “Sen bize ne sözler verdin. Buradaki emekçi arkadaşlarımızın maaşlarını asla aksatmayacağını söyledin. Böyle böyle şeyler oluyor. Aslanım, paran yoksa söyle bana, ben evimi satayım sana vereyim. Biz, burada halka söz verdik. Doğru habercilik yapacağız, dürüst habercilik yapacağız, cesur habercilik yapacağız.” dediğini anlattı.

Mollaveisoğlu da, Altan Ertürk’ün, kendilerinin bilmediği birtakım ilişkilerini görmeye başladıklarını, yayına müdahale ettiği için de bir yayın sonrasında Altan Ertürk’le çok sert bir şekilde kavga ettiklerini, Ertürk’ün de kendisinin işine son verdiğini kaydetti.

Dündar da, bunun üzerine Ertürk’e, yayında söyleyemeyeceği gereken her şeyi söylediğini belirtti. Mollaveisoğlu, o sözlerden sonra Dündar’ın istifa ettiğini söyledi.

“Gık dese kafayı yapıştıracaktım”

Dündar, (kanaldan ayrılmadan önce kendisi ana haber bültenini sunarken) Gazeteci Mustafa Hoş’un bir kısa mesajla işten atıldığını bültenden sonra öğrenmesi üzerine birlikte patronun yanına gittiklerini belirterek, şöyle konuştu:

“Valla gık dese kafayı yapıştıracaktım yani. Sen bu aslan arkadaşımı benim, nasıl atarsın, hangi hakla atarsın falan diye… İspermeçet mumu gibi sapsarı oldu. Şimdi biz, ne Ekim Alptekin’den haberdarız, hiçbirisinden haberdar değiliz. Biz, çektik gittik. Benim orada hālâ 80 bin lira alacağım vardır. Dava konusu da etmedim. Yeter ki öteki arkadaşlarımızın… Ekmek parası için savaş veren çocuklar ve bize güvenip gelen çocuklar. Onlar paralarını alabilsinler diye… Ben, en ufak bir şekilde paranın lafını etmedim. Mahkemeye de vermedim onu.”

“Ekim Alptekin’den haberdar olunca TGS’ye şikâyet ettim”

Mollaveisoğlu, ekip toplu olarak istifa ettikten sonra, Altan Ertürk’ün arkasında Ekim Alptekin isimli bir adam olduğunu öğrendiğini, bunun üzerine Türkiye Gazeteciler Sendikası’na gidip, “Bu adam bizi dolandırmıştır. Arkasında başka bir isim var, Ekim Alptekin diye, Türk-Amerikan İş Adamları Derneği’nin o dönemki başkanı olan.” diye şikâyette bulunduğunu anlattı.

Dündar da şunları söyledi:

“Yazıklar olsun sana, yazıklar olsun! Yerin dibine gir!”

“İşte şimdi Amerika’daki iddianamede adı geçen kişi. Mega Varlık da Sezgin Baran Korkmaz’ın. Halbuki 2013’te Sezgin Baran Korkmaz adı Türkiye’de yok. Sadece Kars’ta yerel gazetelerin arada sırada haberlerini yaptığı bir kişi.

Yılmaz’ın bu imayı yapması, benim hayatımda sırtımdan yediğim en ağır hançerlerden birisidir. Bu, çok ağır bir hançerdir. Ben, çok kötü konuşmak istemiyorum ama Yılmaz Özdil, benim cenazeme gelmeyeceksin! Gelmeyeceksin! Sana hakkımı helâl etmiyorum. Sen, nasıl olur da benim namusuma, şerefime ima yollu laf söylersin? Ayıp değil mi? Utan be, utan! Yazıklar olsun sana, yazıklar olsun! Yerin dibine gir! Karşıma çıkarsan çok fena yaparım!”

“Bizi, kavga ettiğimiz adamlarla nasıl yan yana getirirsin?”

Mollaveisoğlu da o dönemde Sezgin Baran Korkmaz olayının olmadığını, Ekim Alptekin’i de tanımadıklarını, kendisinin şaibeli bir isim olduğunu ve zaten kendilerinin kavga ettikleri bir kişi olduğunu söyledi.

Mollaveisoğlu, “Bizim Yılmaz Ağabey’e tepki göstermemizin sebebi şu: Bizim zaten kavga ettiğimiz adamla bizi nasıl bir araya getiriyorsun? Çok ayıp! Biz zaten bunlarla kavga etmişiz.” dedi.

Dündar da, “Kimse açık açık yazacaksın kardeşim, ima etmeyeceksin. İnsanları töhmet altında bırakmayacaksın. Sen benim ne kadar namuslu olduğu bilen, bu ülkedeki 2-3 insandan birisin. Birisi Müjdat Gezen’dir, ikincisi sensin. Sana ‘kardeşim’ dedim. Sen, nasıl olur da ‘Değerli Ağabeyim’ dediğin, yere göğe sığdıramadığın bir insana, ima yollu dahi olsa çamur atmaya yeltenirsin?” diyerek tepki gösterdi.

“Vallahi kendimi tutamayıp ağlayacağım”

Dündar, Yılmaz Özdil’in İsmail Saymaz’a kafayı takmış vaziyette olduğunu ileri sürerek, kendisinin ise gençlerin önünün açılmasından yana olduğunu ifade etti. Dündar, sözlerine şöyle devam etti:

“Çok üzdü beni yaa! Vallahi ağlayacağım burada. Kendimi tutamayıp ağlayacağım Sevgili Tuncay. (Özdil’e) Ulan sen beni en yakından tanıyan adamsın be! Nasıl gitti elin o tweete? Nasıl yazabildin onları? Yazıklar olsun sana! Ben Emin Alptekin’i bilsem, o televizyonun kapısından içeriye sokmam bir defa, bir; ikincisi, o televizyonda asla çalışmam. Adam yemin billah etmiş; ‘Ben tek kişiyim.’ demiş. ‘Benim başka ortağım yok.’ demiş. ‘Dışarıyla hiçbir bağlantım yok.’ demiş. Bunları yemin billah ederek bize söylemiş. Ondan sonra, biz ayrıldıktan sonra Ekim Alptekin çıkmış. Benim ne alâkam olabilir Ekim’le, senin ne alâkan olabilir?” dedi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA