İSTANBUL
Giriş Tarihi : 04-10-2019 13:50   Güncelleme : 04-10-2019 14:55

“İstanbul’da mevsim yok”

1956 yılında vefat emiş olan, özellikle “Üç İstanbul” romanıyla anılan yazar ve şair Midhat Cemal Kuntay, “İstanbul’da mevsim yok” başlıklı yazısında, mevsimlerin İstanbul’un semtlerinde nasıl farklı derecelerde hissedildiğini anlatıyor. Mevsimlerdeki değişikliklerden de yakınan Kuntay, bakın neler yazmış:

“İstanbul’da mevsim yok”

İstanbul’da mevsim yok

Siz istediğiniz kadar mektuplarınıza bugün 26 Mayıs diye tarih atın; bugün 26 Temmuz’dur. Ve yarın yazacağınız kâğıtlara da istediğiniz kadar 27 Mayıs tarihini koyun: Şimal rüzgârı eserse, yarın 27 Eylûl’dür.

İstanbul, iki şeyin oyuncağıdır: Marmara’nın ve Karadeniz’in. Bu ikisinden hangisinin keyfi hakimse, o gün ilk veya sonbahardır, kış veyahut yazdır.

Sonra, İstanbul’da, her mahallenin de ayrı takvimi var. Bir aralık Hırkaişerif’te oturan büyük istiklâl şairimiz, şöyle diyecek:

Bizim mahalleye poyraz kışın da oğrayamaz:

Erir erir akarız mahallemizde, geldi mi yaz.

İstanbul’un bazı taraflarında poyraz, bir misafir kadar var. Bazı yerlerinde de lodos, randevusuna sadık olmayan bir sarraf kadar yok.

Süleymaniye yazı, Gedikpaşa kışı inkâr edilebilirler. İstanbul’da 11 ay, 11 yalandır. On bir ay diyorum, çünkü bir tek ay var ki, o en şahsiyetlisi, en seciyelisidir; çünkü, hiç olmazsa seciyesizliğini gizlemiyor ve kancık olduğunu anlayacaklar diye korkmuyor: Mart.

Takvimin İstanbul’da yalan olduğunu en iyi anlayan, Osmanlı İmparatorluğu’nun vezirlerinden biri olmuştu. Sokağa çıktığı zaman, arkasında yürüyen ağası, omzundaki kısa sarıkta dört mevsimin robasını taşırdı: Kürk, palto, harmaniye, pardesü!

Bu, öğleyin yanan adamın ikindi üzeri üşüyeceğini takvime rağmen bilmenin İstanbullu bir vezire mahsus olan dirayetiydi.

Beni en ziyade kötümser eden şey, İstanbul’un ne takvimsizliğidir, ne de mevsimsizliği… Ben, mart ayına mahsus karaktersizliğin öteki aylara da sirayetinden muztaribim. Geçen mayıstaki gizli kışı unuttuk mu?

Sonra, iki günden beri devam eden cehenneme “yaz” mı diyeceğiz? Dört denizli İstanbul’a bu yalan yakışır mı?

“Hülâsa yaz, Hasan’ın pek ziyade sevdiği yaz” mısraındaki Hasan, eğer sağsa, bilmem ki, Rubab-ı Şikeste’den başını uzatıp da mayıstaki bu cehennemi pek ziyade sevdiğini söyleyebilir mi? Zavallı Tevfik Fikret, bu mısraı yazdığı zaman İstanbul’da “yaz” diye bir şey belki vardı. Şimdi o da yok, dostluk gibi, yemek gibi, esvap gibi…

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 30 14
  • 2 Beşiktaş 27 14
  • 3 Trabzonspor 26 14
  • 4 İstanbul Başakşehir 26 14
  • 5 Fenerbahçe 25 14
  • 6 Galatasaray 23 14
  • 7 Alanyaspor 22 14
  • 8 Yeni Malatyaspor 20 14
  • 9 Göztepe 20 14
  • 10 Denizlispor 18 14
  • 11 Gaziantep FK 17 14
  • 12 Çaykur Rizespor 17 14
  • 13 Gençlerbirliği 14 14
  • 14 Konyaspor 14 14
  • 15 Kasımpaşa 12 14
  • 16 Antalyaspor 12 14
  • 17 Kayserispor 10 14
  • 18 MKE Ankaragücü 9 14
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA