Advert
SİYASET
Giriş Tarihi : 12-07-2021 20:17

“Afganistan’daki askerî varlığımızın Türkiye’ye faydası ne olacak?”

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, hükümetin ABD ile arasını düzeltmek için Kâbil Havalimanı’nın güvenliğini sağlama teklifi götürdüğünü ileri sürerek, bu teklifin, TBMM ve BMGK kararı olmadan, millete sorulmadan alınmasına tepki gösterdi. Babacan, “Afganistan’daki askerî varlığımızın Türkiye’ye faydası ne olacak?” diye sordu.

“Afganistan’daki askerî varlığımızın Türkiye’ye faydası ne olacak?”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Gaziantep Şahinbey ve Şehitkamil ilçe kongrelerinde yaptığı konuşmada, ülke ekonomisini ve dış politikasını değerlendirdi.

Ali Babacan, Türkiye’nin hızla irtifa ve itibar kaybettiğini, işsizlik rakamları rekor seviyesinde dolaşırken, yoksulluk almış başını gitmişken, ülkenin esnafı, çiftçisi, emeklisi yakın tarihin en zor günlerinden geçerken, bu ülkenin cumhurbaşkanının itibarı yanlış yerlerde aradığını söyledi.

“Gençler, havalimanlarının dış hatlarını umut kapısı olarak görüyorlar”

“İtibardan tasarruf olmaz” diyen cumhurbaşkanının, ülkenin itibarını saraylarda, yazlıklarda, şatafatta, gösterişte aradığını ileri süren Babacan, sözlerine şöyle devam etti:

“İtibarın sağa-sola gereksiz yere para harcanarak kazanılabileceğini düşünüyor. Yanılıyor. Hem de çok büyük şekilde yanılıyor. Bir ülkenin itibarı nasıl sağlanır biliyor musunuz? Bir ülkenin itibarı, gençlerimizin yarınlarını kendi doğup büyüdüğü bu güzel topraklarda kurmak istemesiyle sağlanır. İtibar, gençlerimizin hayallerini Türkiye’nin süslemesiyle sağlanır. İtibar, memleketteki havalimanlarının sayısını sayarak değil, gençlerimizin, o havalimanlarının dış hatlarını umut kapısı olarak görmemesiyle sağlanır. Bakıyoruz, gençlerimiz, gözünü başka ülkelere dikmiş. Yönetenler, gençlere kendi ülkelerini zindan ettiği için gençlerimiz, hayatlarını başka ülkelerde kurmak için çalışıyorlar. Üzülerek söylüyorum ki, kendilerini Türkiye’den kurtarmak istiyorlar.”

“En önemli zenginliğimiz, insan gücümüz”

Beyin göçünün, sadece gençlerin meselesi değil aynı zamanda sanayicinin de bir meselesi olduğuna işaret eden Babacan, teknolojinin ancak yetişmiş insan gücüyle mümkün olabileceğini, gençlerin Türkiye’den kaçmak istemesinin, ülkenin sanayisinin eski teknolojide kalması, ülkenin daha da yoksullaşması demek olacağını söyledi.

Türkiye’nin, ekonomisini alıp götürecek petrol, doğal gaz gibi yeraltı zenginlikleri olmadığını, en önemli zenginliğinin beşerî kaynakları, insan gücü olduğunu belirten Babacan, “Bu insan gücünü ne kadar iyi yetiştirirsek, ne kadar güncel becerilerle donatırsak, insan gücümüzü ne kadar yarınlara hazırlarsak, bu ülkenin ekonomisi, refahı, o kadar iyileşecektir.” dedi.

“Afganistan’daki askerî varlığımızın Türkiye’ye faydası ne olacak?”

Babacan, Türkiye’de bir yandan beyin göçü yaşanırken, diğer yandan da Suriyelilerin ardından iç savaştan kaçan Afganistanlıların da Türkiye’ye gelmekte olduklarına, bazı haberlere göre günde bin kişiden fazla Afgan’ın Türkiye’ye geldiğine dikkati çekti.

“Suriyelilerden sonra bir de Afganlar sorunu, şu anda ülkemizde hızla büyüyor.” diyen Babacan, hükümetin bu konularda ne yaptığını sordu.

Hükümetin Suriye’de olayların ve sorunların bir parçası olduğunu ileri süren Babacan, Türkiye’nin Suriye’de sorunların değil çözümlerin bir parçası olması gerektiğini söyledi.

Babacan, Türkiye’nin sürekli olarak başka ülkelerin iç meselelerine taraf olduğunu ileri sürerek, ülkenin dış ülkelerin menfaatlerinin oyuncağı hāline getirildiğini iddia etti.

Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ABD ile arasını düzeltmek için Afganistan’ı gündeme getirdiğini, ABD Başkanı Biden’a “Gözünüz arkada kalmasın, Kâbil Havalimanı’nın güvenliğini biz sağlayalım. Türkiye’nin yanına 2 ülke daha katın, silahları siz verin, bize biraz da para verin, biz askerlerimizin hayatını riske atarız, merak etmeyin.” dediğini ileri sürerek, “Mesajın özü bu.” dedi.

“Bizim Afganistan’daki askerî varlığımızın Türkiye’ye faydası ne olacak?” diye soran Babacan, sözlerine şöyle devam etti:

“Bugüne kadar tek bir açıklama duydunuz mu? Belki olabilir, gerekçeleri olabilir ama bunun bir hesabının verilmesi lâzım. Böyle ‘Ben istedim oldu, ben yaptım oldu’ olmaz. Bu kararı verirken milletimize sordunuz mu? Şöyle bir diğer siyasî partilerle istişare ettiniz mi? Nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti’nin dışarıda asker bulundurmasının meşruiyeti, Meclis kararlarıyla sağlanır. Uluslararası meşruiyeti ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarıyla sağlanır. Bakın ortada BMGK kararı yok, Meclisin aldığı bir karar yok. Ben, şimdi Sayın Erdoğan’a soruyorum: Siz, kime güvenerek, neye dayanarak bu teklifte bulundunuz? Bunun amacı ne? Allah korusun, bakın “Bir ana kuzusu Afganistan’da şehit düşerse, bunu ben, ailesine nasıl anlatırım?” diye acaba Sayın Cumhurbaşkanı düşündü mü? Bunun hazırlığını yaptı mı? Peki, bunun çıkış planı ne? Afganistan’la ilgili strateji ne? Bir büyük resme bakmak lâzım, değil mi? Tamam, ‘Orada olalım’ diyorsunuz ama hedef ne? Dış politikada bir stratejik hedef olur. Hele hele güvenlik unsurlarınızı başka ülkede bulunduruyorsanız, bunun bir stratejik hedefi olur. Bunun stratejik hedefi ne? Çıkış planı ne? Hangi şartlar yerine geldiğinde oradan çıkacaksınız? Bunun bir planı var mı? Bu planı bilmek, bizim hakkımız, milletimizin hakkı.”

Ali Babacan, hükümetin, dış ilişkilerdeki kötü yönetimin sonucunu, Amerika ile ilişkilerin bozulmasının sonuçlarını şimdi ‘Afganistan’da asker bulunduralım’ teklifiyle toparlamaya çalıştığını ileri sürerek, “İşin özü bu. Başka bir şey değil; çünkü Türkiye’nin itibarını sıfırladılar.” dedi.

ABD’nin S-400 hava savunma sistemi yaptırımlarını henüz kaldırmadığını belirten Babacan, “Belki bir süre bu S-400’ün üzerine gitmezler, biraz şöyle kendimizi kurtarırız.” düşüncesiyle mi acaba ‘Gerekirse Afganistan’da biz ölürüz’ teklifini götürdüler?” diye sordu.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA