SİYASET
Giriş Tarihi : 27-07-2021 03:55

“Tunus’ta otoriter rejim kurulursa bu Türkiye’yi olumsuz etkiler”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu, Trablus’un nefes aldığı yerin Tunus olduğunu, Tunus’ta otoriter bir rejim kurulması hālinde bunun kesinlikle Libya’yı, Trablus’u etkileyeceğini, bunun da Türkiye’nin menfaatine aykırı olacağını söyledi. Davutoğlu, “Kınamayla olmaz bu iş. Şu anda Türkiye’den bir heyetin gidip taraflarla konuşması lâzım.” dedi.

“Tunus’ta otoriter rejim kurulursa bu Türkiye’yi olumsuz etkiler”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu, YouTube kanalı Zanka TV’de yayınlanan “Sorgulu-Yorum” programına konuk olarak, Ferit Atay’ın sorularını cevapladı.

“Tunus’taki aktörleri tanıyorum”

Gece yarısında Tunus’taki gelişmelerden haberdar olduğunda çok üzüldüğünü ifade eden Davutoğlu, “Çünkü Tunus’taki aktörlerin önemli bir kısmını, birlikte çalıştığımız dönemden tanıyorum.” dedi. Tunus’ta ilk ‘Arap Baharı’ hareketleri başladığında Tunus’a inen ilk Dışişleri Bakanının kendisi olduğunu belirten Davutoğlu, o dönemde aynı zamanda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Başkanı olduğunu hatırlattı. Davutoğlu, bu sebeple Avrupa Konseyi nezdinde de birtakım yetkileri olduğunu, konseyin genel sekreteri Thorbjorn Jagland ile istişarede bulunduğunu, “Eğer Tunus’ta başarılı bir model gelişirse, bütün Orta Doğu’da örnek olur ve ayrıca da Avrupa Konseyi’nin komşuluk politikasının kritik aşamalarından biri olur” diye düşündüklerini dile getirdi. Davutoğlu, o günlerde Türkiye’nin Tunus Büyükelçiliğinde, Tunus’taki bütün taraflarla görüştüğünü kaydetti.

Davutoğlu, şimdiki Meclis Başkanı Raşit Gannuşi’nin, o dönemde İngiltere’de sürgünde olduğunu, Gannuşi’nin Türkiye’ye gelip, Tunus’a buradan geçtiğini söyledi. Gannuşi’nin iyi yetişmiş iyi bir aydın olduğunu, son derece munis olduğunu, kimseyle çatışmayı tercih etmeyen birisi olduğunu ifade etti.

“Nahda Hareketi, özgürlükçü bir hareket olarak ortaya çıktı”

Davutoğlu, Nahda Hareketi hakkında bilgi vermesi istenince, şunları söyledi:

“Nahda Hareketi, 90’lı yıllarda soğuk savaşın bitmesi sonrasında Doğu Avrupa’da demokrasi dalgası oluştuğunda, benzer bir dalganın İslâm dünyasında da çıkması ve Orta Doğu’da çıkması sürecinde Tunus’ta muhafazakâr ama gerçekten özgürlükçü bir hareket olarak ortaya çıktı ve başında da Gannuşi olduğu için, entelektüel olarak da iyi bir çizgi yakaladı. İslâm dünyasında saygın bir çizgi yakaladı. Herhangi böyle bir klasik muhafazakâr bir yaklaşımın ötesinde. Dışlayıcı bir dil kullanmadı hiçbir zaman Gannuşi.”

Gannuşi’nin Arap Baharı’nda da son derece ılımlı bir ve her kesime açık tutum takındığını vurgulayan Davutoğlu, bu politikasıyla Tunus’u güvenli bir liman hālinde tutabilmeyi başardığını, Tunus’un bu işi suhūletle götüren tek ülke olduğunu söyledi.

Birtakım güçlerin, Orta Doğu insanının, Müslüman toplumların demokrasiyi hak etmediğini düşündüğünü ifade eden Davutoğlu, “Şu veya bu gerekçeyle, seçilmiş otoritelere karşı bir şekilde eski düzenlerinin devam etmesini istiyor. Maalesef, özellikle Mısır darbesi sonrasındaki, 2013’te Suriye’deki gelişmeler, Yemen’deki gelişmeler sonrasında eski diktatörler geri geldi. Diktatörleri şey anlamında söylemiyorum; yani eski otoriter rejimler ya geri geldi ya var olanlar kaldı. Arap dünyasını, otoriter rejimlerle terör arasına sıkıştırdılar. Bir tek Tunus’ta sağlıklı işleyen bir tarz vardı.” diye konuştu.

Davutoğlu, bunun sağlanmasında Nahda Hareketi’nin ve Gannuşi’nin özel bir rolü olduğunu belirtti.

“Tunus’taki kargaşanın sebeplerinden biri, anayasal karmaşadır”

Davutoğlu, Tunus’ta, Türkiye’deki 12 Eylül anayasasına benzer bir şekilde başbakanla cumhurbaşkanının yetkilerinin iç içe girdiğini ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:

“Şu anki kargaşanın önemli sebeplerinden biri, bu anayasal karmaşadır. Cumhurbaşkanı, kendi yetkilerini kullandığını düşünüyor ama kendi yetkilerini aşarak başbakanı görevden alıyor. Başbakan, seçilmiş bir başbakan. Bunu yaparken de ordunun desteğini aldığını söylüyor. Hatta Gannuşi ile ve Meşişi ile görüşmeler yaptığını söylüyor, anayasa gereği. Halbuki onlar da bu görüşmenin bu mahiyette bir görüşme olmadığını söylüyor, meclis başkanı ve başbakan. Ama işin arkasında şu var: Arap Baharı tabiri artık zamanla yozlaştı ama, Arap dünyasında ve özelde Orta Doğu coğrafyasında ve daha genelde İslâm dünyasında, demokrasinin bir yöntem olarak yürümeyeceğini göstermek için çaba sarf eden aktörler var. Bunlar, Mısır’da darbeyi desteklediler. Bunlar, Suriye rejiminin ayakta kalmasını sağladılar.”

“Seçilmiş insanları tutuklayan darbe, darbedir”

Davutoğlu, Tunus’taki müdahalenin ‘sivil darbe’ olarak nitelendirilmesine itiraz ederek, “Tunus’ta yaşanan, bir darbedir. Buna karşı Türkiye’nin açık ve net bir tutum takınması lâzım. Eğer seçilmiş milletvekilleri tutuklanmaya başlanmışsa, bu ‘sivil bir darbe’ filan değildir artık. Seçilmiş insanları tutuklayan darbe, darbedir. Bunun lâmı, cimi yok. Yani kim yaparsa yapsın.” diye konuştu.

Türkiye’nin tavrı

Davutoğlu, Twitter mesajında Türkiye’nin yapması gerekenleri yazdığını da hatırlattı. Davutoğlu, Twitter sayfasında bu konuda şunları kaydetmişti:

1-Arap Baharı sonrası demokrasiye geçiş tecrübesinin barışçıl bir şekilde sürmekte olduğu tek ülke olan Tunus’ta Cumhurbaşkanı üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılan darbe girişimini en şiddetli şekilde kınıyorum.

2-Bütün siyasi partilere çağrıda bulunuyorum: Bölgemizde yeni bir istikrarsızlık kaynağı olan bu gelişme karşısında ortak bir açıklama ile Tunus’ta demokrasiye destek vermeliyiz. Darbe kim tarafından hangi gerekçeyle ve nerede yapılırsa yapılsın lanetlenmelidir.

3-Sayın Cumhurbaşkanına çağrıda bulunuyorum:

-TBMM acilen Tunus Meclisine ve tutuklu milletvekillerine destek açıklamasında bulunmalı ve demokrasi dışı bu tutumu kınamalıdır.

-Taraflarla görüşerek gerilimi düşürmek üzere Tunus’a hemen bugün bir heyet gönderilmeli.

4-Tunus’un komşuları Libya ve Cezayir’in liderleri ile acilen görüşülerek gerilimin bölgesel bir krize dönüşmesine engel olunmalı.

-Tunus’a komşu Avrupa ülkeleri başta olmak üzere, sürece olumlu katkıda bulunabilecek ülke liderleri ile istişarelerde bulunulmalıdır.

Tunus’taki durumun kesinlikle Libya’yı da etkileyeceğini belirten Davutoğlu, Tunus’ta otoriter bir yönetimin olması hālinde Trablus’un, Bingazi’deki Hafter güçleri ile Tunus’taki otoriter rejim arasına sıkışacağını, bu durumun da Türkiye’nin menfaatine aykırı olacağını vurguladı. Davutoğlu, “Trablus’un nefes aldığı yer, Tunus’tur.” dedi.

Davutoğlu, Türkiye’nin, başta İtalya, Fransa gibi Tunus’a komşu ülkeler olmak üzere, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Jagland gibi sürece olumlu katkıda bulunabilecek herkesle temasa geçerek, Tunus’ta durumu istikrara kavuşturacak barışçıl bir diplomasi başlatması gerektiğini söyledi.

Hükümetin şu ana kadar böyle bir girişimde bulunmadığını ve bunu hayretle karşıladığını ifade eden Davutoğlu, “Kınamayla olmaz bu iş. Şu anda Türkiye’den bir heyetin gidip taraflarla konuşması lâzım.” dedi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA