SİYASET
Giriş Tarihi : 28-07-2021 13:54   Güncelleme : 28-07-2021 14:00

“Göç politikası, mülteciler konusunu daha da çetrefilli hāle getirdi”

Mülteciler meselesini değerlendiren Saadet Lideri Karamollaoğlu, hükümetin göç politikalarındaki kontrolsüzlüğünün, bu işi daha da çetrefilli hāle getirdiğini ifade etti. Karamollaoğlu, bu kontrolsüzlüğün, hem toplumsal anlamda hem de iç ve dış güvenlik anlamında kendilerini tedirgin ettiğini söyledi.

“Göç politikası, mülteciler konusunu daha da çetrefilli hāle getirdi”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi.

Tabiî afetler

Karamollaoğlu, konuşmasına, tabiî afetlerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralananlara da şifa dileyerek başladı. Karamollaoğlu, benzer afetlerin yaşanması ihtimali fazla olan bölgeler için hükümetin tedbir alması tavsiyesinde bulundu.

Millî sporcuların başarıları

Karamollaoğlu, Tokyo Olimpiyatlarında elde ettikleri başarılarla Türkiye’nin göğsünü kabartan millî sporcuları can-ı gönülden tebrik ettiğini dile getirdi.

Tunus’taki gelişmeler

Saadet Lideri Karamollaoğlu, basın toplantısında Tunus’daki gelişmeleri de değerlendirdi. Tunus halkının iradesinin adeta askıya alınmış olmasının kendilerini endişeye sevk ettiğini ifade eden Karamollaoğlu, hangi sebeple olursa olsun, meclisin faaliyetlerinin durdurulup başbakanın görevden alınmasının, demokrasiye darbe olarak algılanacağını söyledi. Karamollaoğlu, yaşananların, böyle bir algının ve endişenin oluşmasına vesile olduğunu dile getirdi.

Tunus’un, “Arap Baharı” hareketlerinin başlamasına sebep olan intiharın yaşandığı ülke olduğunu hatırlatan Karamollaoğlu, toplumun arzuları istikametinde politikaların oluşması için, demokrasiyi, insan haklarını ve hürriyetleri ayakta tutacak mekanizmaların mutlaka işletilmesi gerektiğini söyledi. Karamollaoğlu, Tunus’un normal bir demokratik sürece dönülmesi temennisinde bulunarak, “Aksi takdirde bu tür gelişmeler başka ülkelerde de örnek olarak alınıp hiç arzu etmediğimiz gelişmelere zemin hazırlayabilir.” dedi.

Mülteciler meselesi

Konuşmasında mülteciler meselesine de değinen Karamollaoğlu, “Ne yazık ki iktidarın, sürecin en başından itibaren Suriye meselesinde takındığı yanlış tutumun ve başıboşluğun faturası, savaştan ve yokluktan kaçan mazlum ve mağdur insanlara kesiliyor.” dedi.

İsim vermeden Bolu Belediyesi Başkanı Tanju Özcan’ın mültecilere yönelik sözlerini son derece üzüntüyle karşıladıklarını belirten Karamollaoğlu, İnsanlar, keyif için kendi memleketlerini bırakıp başka ülkeye göç etmezler. Eğer böyle bir mecburiyet doğduysa, onlara karşı insanca davranmak, bizim için en önemli bir görevdir diye düşünüyorum.” dedi.

Karamollaoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Bir belediye başkanının, bu mültecilerin kendi ilinden çıkmaları için su ve katı atık bedeli gibi kalemlerde aldığı ücreti 10 misli artıracağını ifade etmesini hayretle karşıladım. Nasıl bir vicdan buna razı olabilir? Böyle bir ayrımcılığa zaten kanunlar imkân vermez. Sayın Belediye Başkanı da bunu bilir. ‘Aynı sudan sen içersen 10, sen içersen 100 lira.’ Bu ne biçim bir mantık yahu? Bir belediye başkanı, bunu nasıl makul bir tedbir olarak Türkiye kamuoyuna duyurabilir? Elbette mültecilerden rahatsız olan bazı çevreler, bu belediye başkanını alkışlayabilirler; ama vicdanlarına danıştıkları zaman, bunun makul olmadığını mutlaka kendileri de anlayacaklardır. Biz, bu vahim ve yanlış uygulamaların çözüm olmadığını tekraren bütün milletimize duyurmayı bir vazife olarak addediyorum. Eğer bazı yöneticiler, bu tip adımları atmayı bir görev olarak addederlerse, maalesef toplumda pamuk ipliğine bağlı olan huzur, iyice bozulur ve hiç beklemediğimiz sonuçlar ortaya çıkabilir.”

Karamollaoğlu, başkanın bu sözlerinin, iktidarın yanlış politikalarından ya da nüfus yapısının değişmesinden duyduğu rahatsızlığı ifade etmesinin engellenmesi için bir sebep olarak görmediklerini de belirtti. Karamollaoğlu, şunları söyledi:

“Fakat bilmeliyiz ki millet olarak bizim aradığımız çözüm, her şart altında insanî ve vicdanî olmak zorundadır. Bizi biz yapan asıl değerler bunlardır ve unutulmamalıdır ki insana verilen değeri dünyaya hatırlatmak görevinden tarih boyunca vazgeçmeyen bir milletiz. Bugün de vazgeçmemekte kararlıyız, kararlı olmak mecburiyetindeyiz. Çözümün siyasî olduğu açıktır. Avrupa, sayıları 100’leri bile bulmayan mültecilere sınırlarını kapatırken, Türkiye’ye deyim yerindeyse rüşvet karşılığında milyonlarca mülteciyi tutma görevini vermiş bulunuyor. Baştan beri ifade ettik; bugünkü mültecilerin temel sorunu, maalesef Türkiye’nin kendi komşularıyla münasebetlerindeki yanlış tutumundan kaynaklanmaktadır. Özellikle de Suriye politikası. Türkiye, Suriye’ye karşı yanlış bir politika izlememiş olsaydı, bugün bu sorunlarla karşı karşıya kalmazdık.”

Karamollaoğlu, hükümetin göç politikalarındaki kontrolsüzlüğünün, bu işi daha da çetrefilli hāle getirdiğini ifade ederek, bu kontrolsüzlüğün, hem toplumsal anlamda hem de iç ve dış güvenlik anlamında kendilerini tedirgin ettiğini söyledi. Karamollaoğlu, “Türkiye, siyasî ağırlığını kullanarak, bölge ülkeleriyle ve aynı zamanda da uluslararası kuruluşlarla birlikte bu işin çözümünü aramak, ortak bir zemin oluşturmak mecburiyetindedir. Bu görev, Türkiye’nin üzerine düşüyor.” dedi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA