Advert
MAHALLÎ İDARELER
Giriş Tarihi : 08-01-2022 01:01

“İBB’de DİAYDER’den tutuklanan 3 kişiden biri AK Parti üyesi”

İBB Sözcüsü Murat Ongun, İBB’de ‘terör örgütleriyle iltisaklı kişilerin çalıştırıldığı’ iddiasını cevaplarken, yürütülen teftiş sırasında kendilerinden ihale, doğrudan alım ve ruhsat verilerinin istendiğini, bu teftişin basında ‘Bir şey bulacağız araştırması’ olarak nitelendirildiğini, bu sebeple siyasî bir teftiş olduğunu ileri sürdü. Ongun, İBB’de DİAYDER’den tutuklanan 3 kişiden birinin, 2004’ten beri AK Parti üyesi olduğunu söylediğini kaydetti.

“İBB’de DİAYDER’den tutuklanan 3 kişiden biri AK Parti üyesi”

İBB’de terör örgütleriyle iltisaklı personel çalıştırılıyor mu?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sözcüsü Murat Ongun, TV5’de yayınlanan “Konuşmadan Olmaz” programında Hasan Basri Akdemir’in sorularını cevapladı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 10 Aralık 2021’de TBMM Bütçe Görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada İBB’de işe alınan personelden 455’inin bir terör örgütüne, 80'inin başka, 20’sinin bir başka, 2’sinin bir başka terör örgütüne kaydı olduğunu söylediğini hatırlattı.

Soylu’nun bu iddiasından sonra 15 Aralık 2021’de kendi iç denetim ve soruşturma mekanizmalarını harekete geçirdiklerini anlatan Ongun, aynı gün İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İçişleri Bakanı Soylu’ya bir yazı yazarak, anılan listenin kendilerine gönderilmesi talebinde bulunduğunu ancak bakanlıktan bilgi gelmediğini kaydetti.

Daha sonra 26 Aralık’ta İçişleri Bakanlığı’nın İBB’de özel teftiş başlattığına dair bir tweet yayınladığını, ertesi gün de İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nden bir cevap geldiğini, cevabî yazının ilk paragrafında mealen “Sen İBB Başkanı olarak İçişleri Bakanına yazı yazamazsın” ifadesinin yer aldığını, yazının devamında da şunların kaydedildiğini açıkladı:

“İBB bağlı kuruluşları ve şirketlerinde son 2 yılda istihdam edilen veya bundan sonra istihdam edilecek kişilerin, 7315 saylı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu uyarınca İstanbul Valiliğine bildirilmesi hālinde, İstanbul Valiliğince yaptırılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucu elde edilen bilgiler, idarenizce paylaşılacaktır.”

Ongun, bunun üzerine İstanbul Valiliğine yazı yazdıklarını, valiliğin ise bu idarî işlemin işe alımlardan önce yapılması gerektiğini, teftiş başladığı için de bu bilgileri İBB’ye veremeyeceklerini bildirdiğini anlattı.

“Sabah’ın terörist dediği 37 kişiden 8’i İBB’de değil”

Ongun, “Biz, bu ‘kaydı olan’ 557 İBB’deki teröristi bulmak için aşındırmadığımız kapı kalmadı ama bize hiçbir kurum, ne bir belge ne bir bilgi sundu.” dedi. Ongun, kurumlardan ses çıkmazken Sabah gazetesinin 37 kişinin fotoğraflarını ve isimlerini yayınlayıp “İşte İBB’deki teröristler” ifadesini kullandığını söyledi.

Bu 37 kişinin 8’inin İBB ile hiçbir ilgisinin olmadığını, geriye kalan 29 çalışanın 20’sinin kendi inisiyatifleriyle gazete hakkında suç duyurusunda bulunup tazminat davası açılmasını istediklerini, kalan 9 kişinin ise ‘böyle bir yola tevessül etmek istemediğini’ kaydetti.

“Güvenlik soruşturması bilgilerini açıklamak suçtur”

Ongun, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nda “… görevi gereği öğrendiği veya edindiği kişisel bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilerle paylaşamaz ya da bassın ve yayın kuruluşlarına veya diğer iletişim kanallarına veremez.” hükmü bulunduğunu hatırlattı. Ongun, “Bu 37 kişinin arşiv taramasını, güvenlik soruşturmasını Sabah gazetesine kim verdi? Bu, gizlidir. Söyledikleri kanunda bu suç. Cezası da var. Meselâ 9’uncu madde diyor ki, ‘Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işleminin her evresinde gizliliğe uyulur. İlgili bilgi ve belgeler, yasal olarak bilmesi gerekenlerden başkasına verilmez ve açıklanamaz.’ Bize vermiyorsunuz İBB’ye, ama birileri Sabah gazetesine veriyor. Kim, ben bilmem. İnsanlar tahmin etsin, kimin verdiğini.” diye konuştu.

Ongun Kişisel Verileri Koruma Kanunu’na göre söz konusu kişisel verileri açıklamanın cezasının 1 ilâ 3 yıl arasında hapis olduğunu, bu bilgilerin basına verilmesi hālinde de cezanın %50 oranında arttığını kaydetti. Ongun, “Yani 1,5 ile 4,5 yıl hapisle yargılanması gerekir, Sabah gazetesine bunu verenlerin. Bunu bir kenara koyalım. Bir kere burada birileri suç işlemiş. Herhalde o konuda da bir soruşturma olacaktır diye düşünüyorum.” dedi.

“Sabah’ın ‘terörist’ dediğine Emniyet ‘değil’ diyor”

Murat ongun, Sabah gazetesinin ‘terörist’ suçlamasıyla adını ve fotoğrafını yayınladığı kişilerden H. E.’nin, İBB İnsan Kaynakları Müdürlüğüne gelip kendisiyle ilgili belgeleri getirdiğini söyledi. Ongun, bu kişinin Şırnak’ın AK Partili Fındık Belediyesi çalışanı iken 2018 yılında KHK ile işten atıldığını, mahkemeye gittiğini, mahkemenin İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğüne bu kişinin terörle ilgisinin olup olmadığını sorduğunu, gelen cevapta da H.E. hakkında PKK terör örgütü ile ilgili herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanmadığının bildirildiğini söyledi. Ongun, “Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadelesi mahkemeye bildiriyor ama Sabah gazetesi, bu adamı ‘dağdaki terörist İBB’de çalışıyor’ diye yayınlıyor. Bu insanın 4 tane çocuğu var. İnsanların hayatlarıyla oynamak, insanları bu kadar kolay terörist ilân etmek, bu kadar kolay olmamalı. Bu, hassas bir konu.” dedi.

“Görümceden dolayı terörist olunuyorsa bakanın kardeşi de cezaevinde”

İBB Muhtarlıklar Müdürlüğü’nde sekreter olarak çalışan bir bayan personelin de basında ‘terörist’ olarak gösterildiğini hatırlatan Ongun, bu personelin görümcesinin terörist olduğunu ancak personelin kendisinin adlî sicil kaydında bir şey olmadığını söyledi. Ongun, “Yani görümcesi terörist diye ne diyebilirim? Bu çalışanımızı hedef hāline getirdiler. Her yayında söylediler. Fotoğraflarını bastılar. Bugün de istifa dilekçesini verdi.” dedi. Ongun, söz konusu personelin dilekçesinde hayatının tehlike altında olduğunu, psikolojisinin bozulduğunu, uyuyamadığını ve yemek yiyemediğini belirttiğini anlattı. Ongun, “Görümce sorunsa, o zaman şunu hatırlatmamız lâzım: Bugün hālâ bakanlık görevi yapan bir bakanımızın kardeşi, malûm terör örgütünden ötürü cezaevinde. Hani iltisak? Avrupa’nın en önemli ülkelerinden birindeki büyükelçimizin general ağabeyi, cezaevinde, malûm terör örgütü iddiasıyla.” diye konuştu.

“Yönetmelik çıkmadı, tartışma sürüyor”

Ongun, ilgili kanunda güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının sadece memurlar hakkında mı yoksa bütün personel için mi yapılacağına, usul ve esaslarına, uygulamaya dair huşuların, cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenleneceğinin kaydedildiğini ancak yönetmeliğin henüz yayınlanmadığını söyledi.

“Güvenlik personelinin belgesini valilik veriyor”

“İBB’de çalışan teröristler, İSKİ’nin içme suyuna zehir atabilirler” iddiasını da değerlendiren Ongun, İBB ve iştirak şirketleri ile İSKİ’nin güvenliğinin İSTGÜVEN AŞ isimli özel güvenlik şirketi tarafından sağlandığını, özel güvenlik personelinin özel güvenlik kartlarını valiliklerin verdiğini, bunu yaparken de güvenlik soruşturması ve arşiv taraması yaptığını anlattı. Ongun, aynı gazetenin, devletten güvenlik belgesi alan 2 personeli de terörist ilân ettiğini söyledi.

“Teftiş, ‘bir şey bulacağız’ araştırması gibi”

İBB’ye başlatılan ‘özel teftiş’ konusunda da bilgi veren Ongun, “Göreve geldiğimizden beri yaptığımız tüm ihaleler istendi. Göreve geldiğimizden beri yaptığımız tüm doğrudan teminler istendi. Göreve geldiğimiz günden bu yana verdiğimiz bütün ruhsatlarla ilgili belgeler istendi. Yani böyle ‘Bir şey bulacağım’ araştırması. Öyle yorumluyor gazeteciler, ben değil.” diye konuştu.

Ongun, 2012’den bu yana İmamoğlu’nun başkanlığına kadar İBB’ye teftiş yapılmadığını, şimdiki gibi bir teftişin de başka bir belediyede yapılmadığını, bu sebeple bu teftişin siyasî bir konu olduğunu söyledi.

“557 terörist nerede?” diye soran Ongun, “557 kişi bizim içimize sızmışsa, polis gider, gözaltına alır, adlî makamlara sevk edilir, suçlu bulunan cezaevine atılır. İçişleri Bakanlığımız, bu operasyondan sonra bir basın açıklaması yapar, kamuoyunu bilgilendirir; ama biz bunu pat diye bir Meclis bütçe görüşmesinde duyuyoruz ve o günden bugüne neredeyse 1 ay geçti, bu kişilerle ilgili öğrenebildiğimiz tek bilgi, Sabah gazetesindeki uydurmalar.” diye konuştu.

İBB Sözcüsü Murat Ongun, İmamoğlu döneminde kaç kişinin işe alındığı, kaç kişinin işten çıkarıldığına dair soruyu da cevapladı.

İçişleri Bakanı Soylu’nun, İmamoğlu döneminde İBB’ye 33 bin kişinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da 45 bin kişinin işe alındığını iddia ettiğini hatırlatan Ongun, kendilerinin de bunun üzerine 1 hafta kadar önce 21 bin 500 kişinin işe alındığını açıkladıklarını hatırlattı.

“İşten atılmış gösterilenler arasında emekli olanlar, vefat edenler, istifa edenler, askere gidenler ve tayini çıkanlar var”

Murat Ongun işe alımlar ve çıkarmalar konusunda 24 Haziran 2019’dan 2021 yılı sonuna kadarki son veriyi şu şekilde açıkladı:

İşe giren sayısı 22 bin 83. İşten çıkarılan kişi sayısı 3 bin 455. Emekli olan kişi sayısı 3 bin 798. İşin sona ermesi sebebiyle iş akdi sona eren kişi sayısı 3 bin 449. İstifa edenlerin sayısı 3 bin 104. Diğer sebepler 576. Askere gittiği için ayrılan kişi sayısı 372. Vefat eden personel sayısı 234. Evlendiği için işten ayrılan kişi sayısı 69. Tayini çıkan kişi sayısı 175.

“İBB’de 15 bin kişi işten atıldı” dendiğine işaret eden Ongun, “15 bin 232 kişi İBB’den ayrılmış ama atılmamış. İBB’de işten çıkarılan, yani bizim sözleşmesini feshettiğimiz kişi sayısı 3 bin 455.” dedi. Ongun, bunun da büyük bölümünün, seçimin tekrarlanması kararının ardından iki seçim arasında eski yönetim tarafından işe alınmış olan 2 bin-2 bin 500 kişi olduğunu söyledi. Ongun, “Onu da zaten seçim döneminde belediye başkanı söylemişti, ‘Ben buna bakacağım. Bunu kabul etmiyorum’ diye.” dedi.

“Cumhurbaşkanı da yanıltılıyor”

KİPTAŞ, İSFALT gibi iştiraklerde inşaat işi başlayınca işe alınıp inşaat bittiği için iş akdi sona eren kişilerin veya plajlarda cankurtaran görevi yapıp yaz bitince görevi sona erenlerin de işten atılmış gibi gösterildiğine işaret eden Ongun, cumhurbaşkanının da yanıltıldığını söyledi.

Murat Ongun, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, 31 Mart seçimlerinin iptal edilişinin gerekçesini anlatırken, yaklaşık 700 sandık görevlisinin terör örgütleriyle iltisaklı olduğunu iddia ettiğini ancak bugüne kadar tek bir kişi hakkında bile işlem yapılmadığını hatırlattı.

“Biz bu gassalları Kandil’den alıp getirmedik ki”

Murat Ongun, bir soru üzerine, PKK ile irtibatlı olduğu iddia edilen Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (DİAYDER) mensubu kişilerin İBB’de işe alındığı iddiasını da cevapladı.

İstanbul’un kozmopolit bir şehir olduğunu, bu şehirde farklı dinlere ve mezheplere mensup insanların yaşadığını belirten Ongun, bir Alevi vatandaş vefat ettiğinde cenaze namazını Alevi dedesinin kıldırdığını, Şafi mezhebine mensup bir vatandaş vefat ettiğinde cenaze namazını Şafi bir imamın, Caferî bir vatandaş vefat ettiğinde Caferî bir imamın kıldırdığını kaydetti.

Bu sebeple İBB’de bir “İnanç Masası” kurulduğunu belirten Ongun, “Bu İnanç Masası’nda papaz var, peder var, haham var, Alevi dedeleri var, bahsettiğim mezheplerin de imamları var. Şimdi diyorlar ki, “PKK’lı teröristlere bizim cenazemizi yıkattılar.” Efendim, o insanların adı gassal ama o insanlar, Beylikdüzü’deki mescidin de 15-20 yıldır imamı, Bağcılar’dakinde 15-20 yıldır imamı, Esenyurt’takinde de 15-20 yıldır imamı. Yaniz biz, bunları gidip de onların dediği gibi Kandil’den alıp getirmedik ki. Bu insanlar, zaten İstanbul’da kendi vatandaşlarına hizmet ediyordu ve bunlar, sadece kendi mezheplerindeki insanlara hizmet ederler, başkalarına değil.” diye konuştu.

İstanbul’da çok sayıda yabancı uyruklu kişi bulunduğunu da belirten Ongun, “Kenyalı protestan bir zenci, araba çarptı, öldü. Şimdi bunun son görevini kim yerine getirecek? İşte o yüzden peder var. Analatabiliyor muyum? Ne yapacağız yani? Adamı alıp kimsesizler mezarlığına… Bari bir töreni olsun yani. Bu iş, bu kadar nazik ve önemli bir düşünceyle kuruldu.” dedi.

“Tutuklanan 3 kişiden biri, 2004’ten beri AK Parti üyesi”

Ongun, 3 görevlinin, 15 Eylül 2021’de yapılan bir operasyonla tutuklandığını, henüz mahkemeye çıkmadıklarını, iddianamenin yeni kabul edildiğini, cezaevinde mahkemeye çıkmayı beklediklerini söyledi. Bu 3 kişinin DİAYDER’li olduğunun iddia edildiğini belirten Ongun, sözlerine şöyle devam etti:

“Ben iddianameyi okuyorum; tutuklu adam diyor ki, ‘Ya ben DİAYDER’li miyim değil miyim, onu bile bilmiyorum. ‘Ben bilmem ne mescidinde 15 yıldır imamlık yapıyorum zaten’ diyor. Bilmiyor bile. Yok efendim yardım kartları vermişiz. Neye göre söylüyorsun? 2 kişinin telefon görüşmesine göre söylüyor. E iddianamenin 251’inci sayfasında ne yazıyor? Bu 3 tutuklu kişiden bir tanesi diyor ki aynen, ‘2004 yılından beri İstanbul Beylikdüzü Gürpınar AK Parti aktif üyesiyim. Yani şimdi diyebilir misiniz bu partimizin terörle ilişkisi var diye? Diyemezsiniz? 2 kişi bir şey konuşuyor. İBB’den o gelecekmiş. Kart gelmiş de kartlar dağdaki teröriste git… Ya dağdaki terörist kartı ne yapacak? Kart dediğin işte o büyük marketlerin kartı. Biz, ihtiyacı olan insanlara kart veriyoruz. Vermeyelim mi? Ya ben bir eve girdim. İhtiyaç sahibi bir aile var. Başkanımız bir eve girdi. İhtiyaç sahibi bir aile var. Fakir. Ben kartı verirken ne yapacağım? ‘Güvenlik soruşturması ve arşiv taramasının ardından size bu kartı verebilirim’ mi diyeceğim? Fakir yahu. Aç. İhtiyaç sahibi olan insanlara biz, market yardım kartını veriyoruz. Binlerce, yüz binlerce de verdik. İnşallah daha çok imkânımız olur, daha çok veririz vatandaşlarımıza. Daha doğrusu inşallah ülkede fakirlik, yoksulluk sona erer de biz de bunları verme durumunda kalmayız. Memleketimiz müreffeh bir hāle gelir.”

“Meleleri ilk kez açılım sürecinde AK Parti sayesinde duyduk”

DİAYDER ismini ilk kez bu iddianame ile duyduğunu söyleyen Ongun, “Ekrem İmamoğlu’nun daha önce ziyaret ettiğine dair haberler”in hatırlatılması üzerine de şu açıklamada bulundu:

“Güneydoğu bölgesinde ‘Mele’ denen din adamları onlar. Biz, seçim öncesi onlarla buluştuk. O derneğin başkanı da oradaymış. Bu insanlarla da ilgili bir şey. Biz, meleleri ilk kez ne zaman duyduk çoğumuz? Ben size söyleyeyim, açılım sürecinde duyduk, AK Parti sayesinde. Şimdi bu insanların ibadet ettirdiği insanlar var. Adam Şafi ve bu imam ona ibadet hizmeti veriyor. Ben bu insanları yok sayamam ki. Bu insanlar, benim memleketimde yaşıyor. Ben, işe aldığım herkesten yasa gereği sabıka kaydını, adlî sicil kaydını istiyorum. Bir sorun yoksa da işe alınıyor. Nasıl anlayabilirim ben bir kişinin terörist olup olmadığını?”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA