SİYASET
Giriş Tarihi : 23-08-2019 16:04   Güncelleme : 23-08-2019 16:10

Baykal’dan kayyım yorumu: Ölçüyü tutturmak lâzım

Eski CHP Genel Başkanı, CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, 3 büyükşehir belediyesine kayyım atanmasını değerlendirirken, “Her şeyin ölçüsünü yakalamak lâzım. Tadını tutturabilmek lâzım.” dedi.

Baykal’dan kayyım yorumu: Ölçüyü tutturmak lâzım

CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, milletvekili yeminini ettikten sonra, sağlık sorunları sebebiyle ilk defa geldiği TBMM’deki odasında basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Gazetecilerin güncel siyasî konulara dair sorularını da cevaplayan Baykal, Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediyelerinin HDP’li başkanlarının görevden alınıp, yerlerine valilerin kayyım olarak atanmasını da değerlendirdi.

Her şeyin ölçüsünü yakalamak, tadını tutturabilmek lâzım
Yaşananların, “demokrasi ve hukuk ilişkisinin Türkiye’de oturtulamamış” olmasından kaynaklandığını belirten Baykal, siyasetin temelinin demokrasi, demokrasinin ise halkın iradesiyle oluştuğunu söyledi. Baykal, “Her şeyin bozulduğu gibi siyaset de bozulabilir. İktidar bozulur, bozar, mutlak iktidar mutlaka bozar. Her şeyin ölçüsünü yakalamak lâzım. Tadını tutturabilmek lâzım. Yaşanmadan bu olmuyor. Kitapta bunun formülü yok. Demokrasi de olacak, hukuk da olacak.” dedi.

Suriye meselesinde ortak akıl oluşturmalıyız

Baykal, Suriye’deki gelişmeler konusunda medyaya yansıyan bilgilerin dışında bilgi edinme imkânı olmadığını ifade eden Baykal, toplum olarak bilgilendirilmeye ihtiyaçlarının olduğunu belirtti.

Baykal, Türkiye’nin Suriye’de “Güvenli Bölge” oluşturulması adına yürüttüğü müzakerelere ilişkin, yaşananların tek başına bir partinin çözebileceği sorunlar olmadığını, ortak akıl içerisinde hareket edilmesini önerdi.

Baykal, “Bu kritik dönemde toplum olarak bilgilendirilmemiz lâzım. Bunun en önemli muhataplarından birisi de siyasî partilerdir. Siyasî partilerin, bu varlık-yokluk sorunu ile ilgili bilgilendirilmelerinde yarar vardır. Buradan bir ortak akıl üretmeliyiz. Çünkü tehditler kuşaklar boyu devam edebilecek nitelikte. Hukuk ve demokrasi dengeleri oturtulamayınca... Yurt ve bölge barışı, yurt ve dünya barışı, hepsi birbirine bağlı.” diye konuştu.

‘Ben yaptım oldu’ anlayışı ile halledilmez

Kimseye akıl verme haddine sahip olmadığını da belirten Baykal, çıkış yolunu samimiyetle arayan, karşısındakilere değer veren bir anlayışa ihtiyacın olduğunu dile getirdi.

Herkesin el ele verip samimiyetle hareket etmesinin tam zamanı olduğunun altını çizen Baykal, şöyle konuştu:

“Şimdi oturup el ele, baş başa konuşmayacağız da ne zaman konuşacağız? İşin büyüklüğünü düşünerek, olmadık şeylere takılmadan birlikte harekete geçilmesi lâzım. Hepimiz için çok ciddi tehditlerin ortaya çıktığı doğrudur. Çok derin bir görev anlayışıyla derhal harekete geçmek lâzım. Bunun için de müzakere etmek lâzım. Bizim sistemimiz de dünyanın sistemi de bunu gerektiriyor. Özel tedbirlere ihtiyaç olduğu doğrudur, bu ‘yaptım oldu’ ile halledilecek işler değil. Müzakere etmek lâzım.”

Baykal, adli yılın açılış töreninin Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde yapılmasına dair tartışmaları da değerlendirdi. Baykal, şunları söyledi:

Demokrasi ile hukuk karşı karşıya getirilmemeli

“Yaşanan tartışmalar, hukuk ile siyaset ilişkilerinin oturtulamamış olmasının yansımalarıdır. Bunlar hep çocukluk hastalıkları. Bunları aşmamız lâzım. 1946 seçimlerinden beri aşmaya çalışıyoruz. 1947’deki İnönü’nün o meşhur bildirgesi, 12 Temmuz bildirgesi ve arkasından 1950 seçimleri... 1950 seçiminden sonra da yeni bir dönemin açılışı... Bu dönemin kendi içinde ortaya çıkan sorunları… Sonrasındaki darbeler, askeri müdahaleler… 1960, 71, 80... Bütün bunları kalıcı şekilde aşmamız lâzım. Bir daha buna benzer süreçlerin işlememesi için olağanüstü dikkatli olmamız lâzım. Hukuk ve siyaset, demokrasi, el ele, baş başa yürümesi gereken iki temel konu. Demokrasisiz de olmaz, hukuksuz da olmaz. Bunları oturtmamız lâzım. Her şey insana bağlı. İnsanın ne ölçüde ders aldığına, ne ölçüde yaşanmışlığın hakkını verdiğine bağlı. Ne ihlâl edilemez bir anayasa mümkün, ne de ihlâl edilemez bir kanun yapmak mümkün. Her şey ihlâl edilebilir. Bunun çaresi de bir yanda hukuk, diğer yanda demokrasi. Demokrasi ile hukuku karşı karşıya getirmek, cumhuriyet ile demokrasiyi karşı karşıya getirmek kadar vahim bir durum yoktur. Hepsini özümseyeceğiz, DNA’larımıza geçireceğiz.

Sakalarımız, işgalci İngiliz askerlerine bile su vermişti

İş, insana gelip dayanıyor. Birbirimizi anlayabilmek, birbirimizle el ele verebilmek ve ortak hedefe doğru yürümeyi başarabilmek... Bunu başarmışlar yahu. Millî mücadele böyle başarıldı, Cumhuriyet böyle kuruldu. Tarihimiz, bu iş birliklerinin, özverilerin, karşılıklı saygının her yönü ile destanıdır. Millî mücadeleyi bile bu anlayışla vermişiz. Ülkemizi işgale gelmiş, Türkiye’yi imhaya karar verip yola çıkmış insanlara saygı göstermekten başlayarak savaşırken ‘susuzlukla savaş olmaz’ deyip sakalarını Çanakkale’yi işgale gelmiş İngiliz birliklerine gönderen bir anlayışla tarihimiz ışıl ışıldır. İşte bu anlayışlar önemli. Bunlarla bezenmiş bizim kültürümüz. Nobel Barış Ödülü’ne Mustafa Kemal’i aday gösterme gereği hisseden bir Yunanistan’a bu duyguyu vermişiz. Bunların kıymetini bilmeliyiz. Buradan günümüzdeki ilişkilere yansımaları taşımalıyız. Birbirimize olan ihtiyacımızı unutmadan, ayrımcılık yapmadan ortak noktaları yakaladığımızda ne kriz kalır ne umutsuzluk. Yeter ki karşımızdakileri doğru anlayalım. Sevgi ile dostluk ile bir ülke kuralım, bir siyaset kuralım, bir uluslararası düzen kuralım. Başka çıkış yolu da yok.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA