GÜNDEM
Giriş Tarihi : 14-10-2019 00:02   Güncelleme : 14-10-2019 00:20

“Ankara ve Şam, çatışmamak için yoğun diplomasi yürütmeli”

Gazeteci Ramazan Bursa, Şam ve Ankara’nın ABD ve Rusya’ya karşı ihtiyatlı davranmalarında fayda olduğunun altını çizerek, “Türkiye, Menbic ve Ayn El Arab’da Suriye ordusu ile çatışmaya girmemek için yoğun bir diplomasi yürütmeli” dedi.

“Ankara ve Şam, çatışmamak için yoğun diplomasi yürütmeli”
Suriye’nin resmi haber ajansı Sana, “Suriye ordusunun ‘Türk saldırganlığına karşı koymak için’ kuzeye askerî bir birlik göndereceğini” duyurdu. Bu ifade, “Suriye Ordusu ile Türk Silahlı Kuvvetleri Suriye’de karşı karşıya gelir mi?” sorusunu gündeme getirdi.
Bu konuda, bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden tecrübeli gazeteci Ramazan Bursa’nın görüşlerine başvurduk.
Gazeteci Ramazan Bursa, tv5.com.tr’ye yaptığı değerlendirmede, sahada gelişen şartların TSK’yı mecburi çatışmanın eşiğine getirmesi halinde TSK’nın geri adım atmayacağını ancak sorunun diplomasi yoluyla çözüleceğine inandığını ifade ediyor.
Şam ve Ankara’nın ABD ve Rusya’ya karşı ihtiyatlı davranmalarında fayda olduğunun altını çizen Bursa, “Türkiye, Menbic ve Ayn El Arab’da Suriye ordusu ile çatışmaya girmemek için yoğun bir diplomasi yürütmeli” diyor. Tabii, aynı hassasiyeti Suriye’nin de göstermesi gerektiğini belirterek…

Ramazan Bursa, sorularımızı şöyle cevapladı:

Önce ABD, Suriye’nin kuzeyinden çekilme kararı aldı, ardından endişe verici haberler yayınlandı. Şam yönetimiyle SDG’nin, Rusya'nın arabuluculuğunda anlaştığı, Suriye ordusunun 48 saat içinde Kobani ve Menbic'e gireceği, Suriye devlet medyasının, 'Suriye ordusunun Türk saldırganlığına karşı koymak için askerlerinin kuzeye kaydırmaya başladığı' duyuruldu.

- Öncelikle, bu iddiaların doğru olduğundan emin olabilir miyiz?

Bu bilgiler, teyit edilmiş bilgiler. Şam yönetimi, geçtiğimiz ay BM’ye bir mektup yazarak; ‘YPG’nin Amerika ve İsrail’le ortak hareket ettiğini belirtti ve YPG’nin terör örgütü’ olduğunu vurguladı. Barış Pınarı Operasyonu’nun başlamasından sonra açıklama yapan Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Faysal Mikdat, ‘ülkelerine ihanet eden ayrılıkçılar’ diye nitelediği Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile diyaloğa henüz hazır olmadıklarını söyledi. Anlaşılacağı üzere Şam, SDG ile görüşme taraftarı değil. Dün, Rus askerlerinden oluşan bir heyetin Ayn El Arab’a geldiğini, SDG’den de bir grubun Şam’a gittiğini biliyoruz. Bugün ise Şam ile SDG arasında görüşmelerin olduğu netlik kazandı. Görüşmelerin Humeymim’deki Rus askeri üssünde yapıldığı belirtiliyor. Lübnan  merkezli El Meyadin kanalı akşam saatlerinde “Suriye ordusunun 48 saatte Menbic ve Ayn El Arab’a asker göndereceği” bilgisini geçti. El Meyadin’in haberinden iki saat sonra ise Suriye’nin resmi haber ajansı Sana, geçilen haberi teyit eden; “Suriye ordusunun Türk saldırganlığına karşı koymak için kuzeye askeri bir birlik göndereceğini” aktardı.

- Bu gelişmeler, Esad güçleri ile TSK’nın Suriye’de karşı karşıya gelmesine sebep olabilir mi?

Çok tehlikeli ve hassas bir süreç… Halep’te ve geçtiğimiz ay İdlib’de tecrübe ettiğimiz bir durum var; Suriye ordusu ile TSK karşı karşıya gelmek istemiyor ve bunun olmaması için azami dikkat gösteriyorlar.  Lakin Suriye ordusu,  Menbic ve Ayn El Arab’da SDG’yi korumak gibi bir görev üstlenmesine Türkiye, ‘güvenli bölge koridoru’ politikası çerçevesinde sessiz kalmayacaktır. Bu, Suriye ordusu ile TSK’nın çatışması anlamına gelmez. Suriye ordusu şehirde olduğu halde SDG mevzilerinin vurulmasına devam edilebilir. Bu akşam TSK, Menbic’teki Başhesen ve Arap hesen köylerindeki SDG mevzilerini obüs toplarıyla vurdu. Ayrıca, Suriye ordusunun Menbic ve Ayn El Arab’a yönelme kararının duyulması sonrası Suriye Milli Ordusu’nun bölgeye yöneldiğini görüyoruz. Eğer bir anlaşmaya varılmazsa ilk temasın Suriye Milli Ordusu ile olacağını düşünüyorum. SDG’nin Şam yönetimi ile müzakere ederken, Türkiye’de Rusya ve Rusya üzerinden Şam’la temasını sürdürdüğü bilgisi var. Bu önemli.

- TSK, böyle bir karşılaşmaya meydan vermemek için geri çekilse bunun siyasî sonuçları özetle ne olabilir; geri çekilmeyip çatışmaya girse neler olabilir? Bir “askerî harekât”, “Türkiye-Suriye savaşı”na dönüşebilir mi? Eğer bu ihtimal varsa, böyle bir karşılaşmada ABD’nin, Rusya’nın, İran’ın ve AB’nin tavrı ne olur?

Sahadaki gelişen şartlar, TSK’yı mecburi çatışmanın eşiğine getirirse, ordumuzun bu konuda geri adım atacağını düşünmüyorum. Lakin değişik zamanlarda Suriye’nin değişik bölgelerinde benzer sıcak karşılaşmalar oldu; diyalogla o dönem o sorunlar çözüldü. Ben yine bunun tekerrür edeceğini düşünüyorum. Suriye ordusu, uzun zamandır savaşıyor, yorulmuş ve yıpranmış bir ordu. Dolayısıyla, böyle bir savaşa girmeyi asla tercih etmez. TSK’nın da Suriye’deki faaliyetlerine bakarsak, Suriye ordusu ile savaşmak gibi bir amacının olmadığını görürüz. Elbette, ABD ve Rusya’nın bölgede güçlü ülkeler olmasını istemeyeceğini söyleyebiliriz. Lakin hem Şam hem de Ankara’nın ABD ve Rusya’ya karşı ihtiyatlı davranmalarında fayda var.

- ABD’nin Suriye’den çekileceğine dair duyuruları, gerçek bir çekilmeye mi işaret ediyor, yoksa bir tuzak mıydı?

ABD Başkanı Trump, geçtiğimiz yılda çekileceğini açıkladı, ancak çekilmedi, çekilemedi. Suriye’den çekilme, Trump’ın Kasım 2016 seçimlerinde verdiği vaatler arasında yer alıyordu. Amerika’da güvenlik politikalarının tek belirleyicisi Trump değil, müesses bir nizam var. Ben Amerika’nın Suriye’den çekileceğini düşünmüyorum. Belki önümüzdeki süreçte, sahadaki duruma göre asker sayısını azaltabilir, ama yakın zamanda asker sayısını sıfırlayacağına dair net bir işaret yok.

- BMGK’nın Türkiye’yi kınama kararının ABD ve Rusya tarafından veto edilmesine karşılık, Arap Birliği’nin kınama bildirisini nasıl okumalıyız?

Suriye’de devletlerarası ilişkiler bölgesel olarak değişiyor. Bu durum da meselenin daha karmaşık ve daha çok denklemli bir hal almasına yol açıyor.

Rusya, hem Astana garantörü olan Türkiye’yi BMGK’da destekledi. Desteğinin bir diğer sebebi ise, Barış Pınarı Operasyonu Amerika’nın Suriye’de kontrol ettiği alanın daralmasını sağlıyor. Bu, Rusya’nın işine geliyor.

Rusya, öte taraftan ise Suriye’nin kuzey bölgesinin tamamen Türkiye’nin kontrolünde olmasından rahatsız. Bunun için Menbic ve Ayn El Arab’ın Suriye ordusu kontrolünde kalmasını istiyor. Türkiye’nin koridoru tamamlamasının önüne geçmeye çalışıyor.

Amerika’nın kınama kararını desteklemesinin tamamen Trump’ın tavrıyla ilgili olduğunu düşünüyorum.

- Sizce Türkiye, şu durumda, bugünkü son sıcak şartlar göz önüne alınarak, nasıl bir strateji uygulamalı?

Türkiye, Menbic ve Ayn El Arab’da Suriye ordusu ile çatışmaya girmemek için yoğun bir diplomasi yürütmeli. Böyle bir çatışma Türkiye’nin de, Suriye’nin de, bölgenin de menfaatine olmaz. Bu konuda Şam da çok hassas olmalı.

Türkiye ve Şam istihbarat kurumlarının görüştüğünü biliyoruz. Rusya üzerinden de bir diyalog hattı mevcut. Halep’te ve Afrin operasyonunda olduğu gibi diyalogla çözülebilir bu sorun da.

Nitekim Afrin’e yönelik operasyonda da SDG, Şam’dan askerî destek istemiş, ama temaslar sonucu Şam, Afrin’e asker göndermemişti. Hatta TSK’nın Afrin’e çatışmasız girmesinde Şam’ın ciddi katkısı var. Menbic ve Ayn El Arab’da da benzer bir sonuç elde edilebilir.

NELER SÖYLENDİ?
@
H.bayraktar 1 ay önce
Çok doğru tespitler, Bravo...
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 21 11
  • 2 Fenerbahçe 20 11
  • 3 Trabzonspor 19 11
  • 4 Alanyaspor 19 11
  • 5 İstanbul Başakşehir 19 11
  • 6 Galatasaray 19 11
  • 7 Yeni Malatyaspor 18 11
  • 8 Beşiktaş 18 11
  • 9 Gaziantep FK 15 11
  • 10 Çaykur Rizespor 14 11
  • 11 Göztepe 13 11
  • 12 Konyaspor 13 11
  • 13 Kasımpaşa 12 11
  • 14 Denizlispor 11 11
  • 15 Antalyaspor 11 11
  • 16 Gençlerbirliği 10 11
  • 17 MKE Ankaragücü 9 11
  • 18 Kayserispor 7 11
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA