SİYASET
Giriş Tarihi : 24-08-2019 04:13   Güncelleme : 24-08-2019 04:22

Karamollaoğlu: Hasmın bile olsa adil olmak zorundasın

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, suç işledikleri iddia edilen belediye başkanlarının bu suçu işledikleri hukukî yollarla ve yargı kararıyla ispatlanmış olsa, zaten kanunen görevden alınmaları gerektiğini; ancak 3 belediye başkanının yargı kararı olmadan görevden alınmalarının hukuksuz olduğunu söyledi.

Karamollaoğlu: Hasmın bile olsa adil olmak zorundasın

Karamollaoğlu, “Adalet, adalettir. Adalet, partiye göre değişmez. Adalet, şahsa göre değişmez. Adalet, mevkiye göre değişmez, kitlelere göre değişmez. Adalet, adalettir. Hasmın bile olsa adil olmak mecburiyetindesin” diye konuştu.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Akit TV’de yayınlanan ve Halis Özdemir’in sunduğu “Vizyon” programına katılarak soruları cevapladı.

Karamollaoğlu, Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediye başkanlarının görevlerinden alınıp yerlerine valilerin kayyım olarak atanmasına dair görüşlerinin sorulması üzerine, şunları söyledi:

Seçimden önce halk, ‘Oy verirseniz görevden alırım’ diye tehdit edildi

“Buradaki bizim itirazımız şu: Bir belediye başkanı veya bir milletvekili, veya bir bakan hatta cumhurbaşkanı, başbakan dahil, suç işleme hakkına sahip değildir. Suç işlediği zaman, o suçun nasıl belirleneceğinin prosedürleri vardır. İddialar ortaya konur, mahkemeye gidilir, mahkeme kararını verir, sonra idare, “mahkemenin kararı”nı icra eder. Siz, burada bir insan hakkında… Yani şimdi ben, İçişleri Bakanlığının, bakanının seçimden önce yaptığı konuşmalara ve seçimden sonraki tavrına bakıyorum, adaleti sağlaması mümkün değil ki. Çünkü baştan diyor ki, “Biz görevden alırız” diyor. Halkı tehdit ediyor. Görevden alacağımız insana boşuna zahmete girip oy vermeyin, bana oy verin, bize oy verin” diyor. Yahu aslında bu, suçun kendisi... Ha, bu suç, karşılığında cezası olan bir suç değil. Bu suç, halkın takdiriyle karşılık bulur. Başka türlü olmaz.

Suçları ispat edilirse zaten görevden alınması zarurî olur

Şimdi bu şahıslar… 3 kişi… Hele Ahmet Türk’ünkine… Ben, diğerlerini tanımıyorum; ama Ahmet Türk’ü medyadan, benim bir yakınlığım da yok Ahmet Türk’le. Hem de ‘akil adamlar’ çerçevesinde de o görev yaptı. Buna rağmen onun alınmış olmasına cidden şaşırdım. Sadece iddialar sıralanıyor. İspat edilmiş hiçbir şey yok. Bu olmaz. Siz, suç işlemesine mani olmak istiyorsanız, onlar görevde kalır, ihtarda bulunursunuz. Suçlarını tespit ettiklerinizi mahkemeye götürürsünüz. Dava açarsınız. Suçunu ispat edersiniz. O zaman görevden almak mecburiyetindesiniz. O da sizin ihtiyarınıza (tercihinize) kalmaz.”

Karamollaoğlu, “Bu, geç kalma süreci olmaz mı?” sorusu üzerine de, “Hayır hayır; hiç alâkası yok” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

Valilerin baskılarını biz de yaşadık

“Kusura bakmasınlar; ben, devlet ricalini şu anda bu noktada bîtaraf (tarafsız) görmüyorum. Çünkü valiler, AK Parti il başkanları gibiler; çünkü Cumhurbaşkanının temsilcisi. Birisi siyasî, birisi idarî güya; ama tam manâsıyla AK Parti mensubu gibi davranıyorlar. Biz, seçimler esnasında bizzat bunu yaşamasaydık, ben bu kadar iddialı konuşmazdım. Biz, seçimlerde doğuda, güneydoğuda her yerde, valilerin ve kaymakamların tahakkümü altında seçime girdik. Kazanacağımız seçimleri yer yer bundan dolayı kaybettik. Biliyoruz. Yaşadık. Ha, ‘ispat et’…”

Valiler, aday adaylarımızı tehdit ettiler

Karamollaoğlu, “Yani ‘tahakkümü’ derken, müdahale mi ediyorlardı?” sorusuna da, “Tabi tabi yahu. Aday olmasın diye müdahale ediyor. Aday olana karşı çevresinde tehdit ediyor. Aynen burada yaptığı gibi… ‘Bak görevden alırım ha! Sizi de mahkûm ederim’ diyor” diye cevap verdi. Karamollaoğlu, “Vali veya kaymakam mı diyor?” sorusunu da “Tabi. Bu kadar iddialıyım” diye cevapladı. Karamollaoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

Baskılar, HDP’nin oyunun artmasına sebep oldu

“Öbür taraftan, bakın geldikleri noktayı belirtmek için… Malatya’da ne oldu? 2 tane sandık müşahidi, katledildi. Bu, basit bir hadise mi? Hâlâ adam orada oturuyor. Yahu bu katlin müsebbibi, oradaki belediye başkanı… Nasıl oluyor bu iş? Şimdi bakın, adalet, şüphe götürmez. Şüphe götürüyorsa, hep iddia sanık lehine kullanılır zaten. Biz, suç işleyenlerin savunucusu hiç olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Olmayız; ancak birilerine birtakım ithamlar yapılarak, onlara halkın gösterdiği teveccühün ortadan kaldırılmasına da karşıyız; çünkü dikkat edin, güneydoğuda bu baskılar neticesinde HDP, geçmişte aldığı oyu, bu dediğimiz yerlerin hepsinde artırdı. Niye? Halktan tepki geliyor. ‘Sen benim irademe nasıl ipotek korsun?’ diyor. Şu anda yönetimde bulunanlar, halkın tasvip etmediği doğrudan doğruya AK Parti’nin yönetimi gibi görev yapan insanlar olacak. Valiler… Bu kabul edilebilir mi? Bir de başka enteresan husus daha var. Belediye meclisleri de feshediliyor. İşlemez hâle getiriliyor. Yahu o zaman bu, demokrasi ortadan kaldırılıyor manâsına gelir. Yani yerel demokrasi, HDP’nin güçlü olduğu yerlerde işlemiyor. O zaman HDP’yi kapat, varsa elinde bir delil.”

Belediye başkanlarının, görevden alındıktan sonra, ‘Bizi PKK ile itham ediyorsunuz ama bizim PKK ile bir alâkamız yok. Onu da kınıyoruz’ şeklinde bir beyanda bulunmadıkları ve PKK ile aralarına mesafe koymadıkları şeklindeki bir soru üzerine de Karamollaoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

Osman Öcalan, TRT Kürdî kanalına çıkarıldı

“Buradaki mesele şu: PKK ile araya mesafe koyup koymayacağı noktası, ciddi, önemli bir konudur; ama devletin bunu adalet ve hukuk içinde, demokrasi içinde çözecek tedbirleri alması gerekir. Bunu hukuka uygun olarak almıyorsa halk diyor ki, ‘Demek ki sen, adil davranmıyorsun. Adil gözükmüyorsun. İstanbul seçimlerine gidilirken, ikinci sefer İstanbul seçimleri yenilendiğinde ne oldu? AK Parti, doğrudan doğruya, bırakın HDP’yi, Kandil’le irtibatı tescil edilmiş olan, aranan bir insanı, TRT Kürdî’ye çıkardı. Ondan sonra da sordular bana: ‘Yahu kim bunu yaptı?’ O zaman benim de cevabım şu oldu: ‘Ben emmioğluna bir sorayım; yani herhalde hükümet yapmadığına göre kim yaptı acaba?’ dedim. Yahu böyle bir mantık olur mu? Siz şimdi onu bir yerde hapiste tutacaksınız Öcalan’ı, onun arkasından da onun kardeşini çıkarıp konuşturacaksınız. Bu suç olmayacak ama ben bir kelime söylediğim zaman o alınacak, uzatılacak, başka manâlara çekilecek.

Adalet, şahsa, mevkiye göre değişmez

Yahu, Demirtaş’la ilgili… Şimdi bazıları benim bunu tekrar etmeme kızıyor. Ben Demirtaş’ı tanımam. Hiç konuşmadım. Demirtaş’ın politikalarını da tasvip etmem; ama dediğim şu olmuştu genel seçimlerde: Yahu bakın, bu parti, meşru kabul ediliyor mu? Ediliyor. Genel seçimlere giderken… Aday olmuş mu? Olmuş. Bunu mahkemeler (YSK) kabul etmiş mi? Etmiş. Devlet, ayrıca bu partiye mal^i destek vermiş mi? Vermiş. TRT, hapishaneye gidip bunun (Demirtaş’ın) mesajını topluma yansıtmış mı? Yansıtmış. ‘Yahu bu ne biçim adalet?’ dedim ben. Allah aşkına yahu! Siz, bütün bunları yapacaksınız, ondan sonra da adamı hapiste tutacaksınız, tutuklu olarak. Bu yanlıştır, dedim. Benim bu yanlışım (yanlış deyişim) HDP’yi destekliyorum (şeklinde yorumlandı). Yapmayın yahu! Böyle bir şey olmaz. Bu mantık yanlış. Adalet, adalettir. Adalet, partiye göre değişmez. Adalet, şahsa göre değişmez. Adalet, mevkiye göre değişmez, kitlelere göre değişmez. Adalet, adalettir. Hasmın bile olsa adil olmak mecburiyetindesin. Sen, kendi yakınına nasıl davranıyorsan onun hakkını nasıl vazife olarak biliyorsan, hasmının hakkını korumayı da aynı şekilde gözetmekle mükellefsin. O kadar.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA