Advert
SİYASET
Giriş Tarihi : 24-08-2019 12:48   Güncelleme : 24-08-2019 13:00

Davutoğlu: Defterler açılırsa insan içine çıkamazlar

64. Başbakan Davutoğlu, “Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa, birçok insan, insan yüzüne çıkamaz. Bütün o terörle mücadelenin başlangıç talimatının bizim tarafımızdan verildiğini unutturmak istiyorlar.” dedi.

Davutoğlu: Defterler açılırsa insan içine çıkamazlar

Yeni parti kurma hazırlıkları içerisinde bulunan 62., 63., 64. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri Başbakanı Ahmet Davutoğlu, şehir konferansları turunda Sakarya’da konuştu.

Sakarya Gönül Dostları Platformu tarafından düzenlenen programda konuşan Davutoğlu, 3 büyükşehir belediye başkanının yargı kararı olmadan görevden alınmasının doğru olmadığını ifade ettiği için teröre destek vermekle suçlanmasına cevap verdi.

Defterler açılırsa insan içine çıkamazlar

“Şimdi sorma vakti bizde. Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa, birçok insan, insan yüzüne çıkamaz. Bizi bugün eleştirenler, insan yüzüne çıkamazlar” diyen Davutoğlu, şunları söyledi:
“Açık söylüyorum. Neden mi? Gelin, hafızanızı bir yoklayın. İleride bir gün Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman, eminim, en kritik dönemlerden, birkaç aydan biri, 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır. Başbakanlık görevimi aldığımda, bunu izah etmek durumundayım, çünkü bugün Sakarya sokağında bile bu soruya muhatap olduğumuz için kampanya dolayısıyla; mademki böyle bir kampanya yürütülüyor, bunu da ortaya koymak lâzım.

Başbakanlık görevini 28 Ağustos 2014’te aldıktan bir ay sonra 6-8 Ekim olayları oldu. Takriben 40 gün sonra. Ondan önce ben, Dışişleri Bakanı olarak Dünya’nın her yerini dolaşıyordum. Tabi Türkiye’deki genel siyaseti takip ediyordum; ama 6-8 Ekim olayları esnasında ‘çözüm süreci’ adı altında Türkiye’nin kamu düzeninin nasıl yerle bir edildiğini görme imkânı bulduk. O zaman arkadaşlarımı topladım. O gün …… ler bilirler, benim teröre karşı nasıl bir tavır aldığımı ve onlara şunu söyledim: Sayın Cumhurbaşkanımız, olağan üstü kongrede bize görevi tevdi ederken, ‘İki emenetim var’ dedi. ‘Çözüm sürecine devam edeceksiniz ve FETÖ ile mücadele edeceksiniz. Dolayısıyla şimdi bu çözüm sürecini derhal durdurmamız yanlış anlaşılır; ama onlara son bir şans, eğer çözüm süreci varsa, verilir. Yalnız ben, bir daha Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak bizler, görevliler olarak, yetkililer olarak bizler, şehirlerimizin böylesine tarumar edildiği bir görüntü görmek istemiyoruz. Bahara kadar silahları bırakırlarsa bırakırlardı. Bırakmazlarsa, seçim dolayısıyla bir müddet seçim ortamının gereği olarak sabredilse bile, seçim sonrasında mutlaka şiddetli bir terörle mücadele başlatmak zorunda kalabiliriz. Buna göre hazırlıklarınızı yapacaksınız; ama bir daha bu ülkede kamu düzeninin ihlâline izin verilmeyecek.

7 Haziran günü maalesef tek başına iktidar olma şansı olmayınca, bu terör odakları ve onların arkasındaki parti, gemi azıya aldı ve ‘Türkiye zaafa düştü’ düşüncesiyle eylemlerini artırdılar. Hepiniz hatırlayacaksınız, 7 Haziran akşamı balkon konuşması yaptığımda milletime şu hitapta bulundum: Çünkü o gün de bir hüzün vardı. Kimse felâket tellallığı veya birtakım hesaplar yapmasın. Bu ülkeyi bir saniye bile hükümetsiz bırakmayız diye millete söz verdik ve bırakmadık da elhamdülillah. 20 Temmuz Suruç saldırısı, DEAŞ’ın, arkasından 21 Temmuz Adıyaman’da askerimizin şehadeti, 22 Temmuz Ceylanpınar’da uyurken iki polisimizin haince katledilmesi sonrasında, 23 Temmuz’da TBMM’de çoğunluğu olmayan geçici bir başbakan olarak bütün güvenlik birimlerini topladık ve dedik ki bu gece bunların haddi bildirilecek ve bu ülkede tek bir sokakta dahi hendek, barikat, çukur kalmayacak. Tek bir yerde dahi sahte mahkemevari, kamu düzenini bozan unsur kalmayacak dedik.

Şimdi terörle mücadeleyi elhamdülillah başarıyla yürütüyoruz, yürütmeliyiz de. Emeği geçen herkese teşekkür borcumuz var ve Şırnak’ta dün cennete uğurladığımız askerlerimize de bir kez daha rahmet diliyorum. Ama onlar, 7 Haziran 1 Kasım tarihlerini tarihten silmek istiyorlar. Biraz sonra duracağım. Bütün o terörle mücadelenin başlangıç talimatının bizim tarafımızdan verildiğini unutturmak istiyorlar.

Biz bugün ‘Eğer bunlar suç işlemişse, bu belediye başkanları, götürün önce mahkemede hesabını hukuka versinler, sonra görevden alınsın’ derken, şunu demeye çalışıyoruz: terörle mücadele, demokratik hukuk devleti kuralları içinde yapılmalıdır. Terörle mücadele, meşru siyasî çizgide yapılmalıdır. Terörle mücadelenin üzerine şaibe, gölge düşmemeli. Bakın, çok yoğun, yönlendirilmiş tepkilere maruz kaldık.

Seçimlerin yenilenmesi, AK Parti’ye vurulan en büyük darbe oldu

Bir kere daha oldu biliyor musunuz? Hatırlarsanız, YSK İstanbul seçimlerini yenileme kararı aldığında biz, o zaman yine bütün iyi niyetimizle, ‘Yapmayın, bu yanlış’ diye bir tweet attık. ‘Yapmayın. En çok AK Parti’nin vicdanına zarar vereceksiniz’ dedik ve o günlerde bize dönük, işte arkadaşlarımız biliyor, ‘CHP ile omuz omuza veriyorsunuz. Davaya ihanet ediyorsunuz. CHP ile yan yanasınız. Kimlerle berabersiniz? Açıklayın’ diye trol çeteleri harekete geçti. Şimdi geçtikleri gibi; ama zaman gösterdi ki, biz haklı çıktık. Seçimlerin yenilenmesi, AK Parti’ye vurulan en büyük darbe oldu. Gönlümüzde hiçbir şekilde herhangi bir art niyet düşünmeden bunları söyledik. Şimdi de söylüyorum: Zamanla fark edeceksiniz; bu şekilde hukuk yolu tükenmeden atılan adımların hepsi, sonunda gelip terörle mücadeleye zarar verir. ‘Yapmayın’ dememizin sebebi bu.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA