GÜNDEM
Giriş Tarihi : 31-10-2019 17:49   Güncelleme : 31-10-2019 17:55

Bülent Arınç: KHK bir faciadır

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, Kemal Öztürk’ün YouTube kanalında KHK’lıların durumunu değerlendirdi.

Bülent Arınç: KHK bir faciadır

Bülent Arınç, “Evime temizlik yapmaya gelen daire başkanlığından ihraç edilmiş bir kadını gördükçe yerin dibine geçiyorum. Kırıkkale’den yumurta getirip de kapı kapı satmaya çalışan bir genel müdür yardımcısı gördüğüm zaman felâket görüyorum. Bir benzinliğe gittiğim zaman bir Danıştay üyesinin pompa tuttuğunu gördüğüm zaman acı duyuyorum” diye konuştu.

Bülent Arınç, bu konuda şunları söyledi:

Gördükçe yerin dibine geçiyorum

“KHK bir faciadır. Allah biliyor ki en az 7-8 televizyondaki mülâkatımda, en son da sadece buna dikkat çekmek için ‘Yahu biz bir maaş alacaksak bu Yüksek İstişare Kurulu’ndan, bunun yarısını burs olarak öğrencilere zaten veriyordum, gene vereceğim, yarısını da KHK mağdurlarına vereceğim’ demiştim. Çok eleştirildim; ama ben sadece KHK faciasına dikkat çekmek için bunu yaptım. Bu zaten yaptığım bir şey benim. Çevremde o kadar çok bu felâketi yaşayan insan var ki, ben onlara acıyorum, merhamet ediyorum. Aslında onlardan da özür diliyorum. Evime temizlik yapmaya gelen, daire başkanlığından ihraç edilmiş bir kadını gördükçe, eşi polis, ihraç edilmiş bir başka kadını gördükçe ben yerin dibine geçiyorum ve onlara birkaç kuruş daha fazla vereyim de bir katkım olsun diyorum. Kırıkkale’den yumurta getirip de kapı kapı satmaya çalışan bir genel müdür yardımcısı gördüğüm zaman felâket görüyorum. Bir benzinliğe gittiğim zaman bir Danıştay üyesinin pompa tuttuğunu gördüğüm zaman acı duyuyorum. Bir lokantada, restoranda bulaşıkçı olarak çalışan bir genel müdür gördüğüm zaman perişan oluyorum. Bütün bunları yaşıyor Türkiye. Kimse savunamaz bunu.

İşin esasına gelelim. 15 Temmuz’da bir facia yaşandı. Arkasından olağan üstü hal ilân edildi. Yüzde yüz doğru; çünkü böyle hallerde iki şey yapılabilir diyor anayasa; ya sıkıyönetim ilân edeceksiniz, ya olağan üstü hal. Bizim gibi bir iktidar, olağan üstü hal ilân ederdi. Yüzde yüz doğru. Olağan üstü halin de anayasada karşılığı var. ‘Şunlar yapılamaz, bunlar yapılır, şöyle yapılır’ diyor. Zaten Mecliste konuşuldu ve büyük bir ittifakla da olağan üstü hal kabul edildi. Olağan üstü hal süresi içinde sanıyorum tam 2 yıl sürdü. 2 sene sonra da olağan üstü hal kalktı ama bu süre içinde onlarca kararname çıktı. 100 binden fazla insanın da kamudan ihracına karar verildi. Diyanet’ten, TRT’den, oradan, buradan, şuradan… Esasen 15 Temmuz’dan önce de haklarında şüphe duyulan bazı kamu görevlileri, ben o zaman görevdeydim, isimleri gelirdi ama biz bakardık; o zaman ihraç mekanizması yok zaten, onların görev yerlerini değiştirirdik, görevden alırdık, vesaire yapardık. Ben daha çok kendi bölümümde, eğer insan kaynaklarındaysa bu insan, tedbir amaçlı olarak oradan alırdım, destek hizmetlerine verirdim. Veyahut da bilgi işlem, ‘o da çok önemli’ derlerdi bize, bilgi işlemden alırdım, geri hizmetlerden birisine verirdim. İzmir’de çalışıyorsa İzmir’den alırdım, Bitlis’e verirdim; Bitlis’tekini alır bilmem nereye verirdim.

Kanaat delil değildir

Bunları tedbir olarak biz yaptık. Bunların yapılması da çok doğal; ama 15 Temmuz’dan sonra, işte devletin güvenliğine tehlike oluşturan örgütlere aidiyeti, mensubiyeti, iltisakı olanlar, ihraç edildiler. Bu, hukukî bir tanımlama değil. Bir tedbir bu. Hukukî tanımlama böyle olmaz; çünkü bu bir kanaattir. Kanaat, delil değildir ve aidiyeti, irtibatı, iltisakı konusunda da en çok kamu kurumlarından alınan görüşe bağlı kaldılar. İdarî bir karar. Zaten idarî bir karar olduğu kendi yapısı içerisinde konuşuluyor. Yargı kararı değil. Şimdi bundan dolayı 100 binden fazla insan ihraç edildi. Binlerce liste yayınlandı. Onlardan maddi hatalar olmuşsa 20-30 tanesi düzeltildi. Daha sonra da bunların hepsi zarar gördüler. İşlerinden oldular, şu oldu, bu oldu. İçlerinde gerçekten bunu hak edenler var mıydı? Mutlaka var; ama bu büyük bir çoğunluk değildi. Büyük bir çoğunluk, kurum kanaatiyle en azından, ihraç edilmiş oldu ve bunlara yüklenen aidiyet, iltisak, mensubiyet, sadece gazete okumaya, Digitürk aboneliğini iptal ettirip ettirmediğine, Bank Asya’da para artışı var mı yok mu, ona, okullarına göndermiş mi göndermemiş mi, hangi dershaneye gitmiş? Bunlara bağlı kaldı.

Bir sene komisyon kurulamadı

Şimdi deniyor ki, ‘Her idare, diyelim ki hükümet, devlet, kuşku duyduğu insanları çalıştırmayabilir. Bunları işten çıkarabilir.’ Bunun için bazı ülke örnekleri de veriyorlar; diyelim ki Doğu Almanya gibi, vesaire gibi… Bunların hiçbirisi burada uygulanmadı. Bakınız, bugün özel sektörde bile bir işveren, beğenmediği, kötü bir iş yapan bir işçisi varsa ya iş akdini fesheder veya tazminatlı olarak fesheder. İşçinin de karşılıklı hakları vardır. Burada şu yapılabilirdi: ‘Ben sizi gri listeye aldım. Ne olduğunuzu da çok bilmiyorum. Sizinle de çalışmak istemiyorum; ama bugüne kadarki bütün yasal haklarınızı size veriyorum. Siz kamuda çalışmayın, gidin nerede çalışırsanız çalışın.’ Ama böyle ihraç edilince insanlar, yurt dışına çıkış yasağı var; gidip işçi olamıyor. İçeride özel söktörde iş bulamıyor. ‘Vay terörist! Sen mi geldin?’ diyorlar. Pazarda limon satamıyor. ‘Terörist gelmiş’ diyorlar, limon tablasını başına geçiriyorlar. Çocukları var, ailesi var, ev kira, şu, şu, şu… Yok… Yargı yoluna da gidilemiyor, olağan üstü hal süresi içinde. İnsan Hakları Mahkemesi’ne doğrudan müracaat edilmeye başlanınca, Binali Bey zamanıydı o zaman hükümet, iyi düşünüldü; o konuda Sayın Cumhurbaşkanımızın da talimatları olduğunu veya olurları olduğunu tahmin ediyorum; ‘Bir ara filtre koyalım’ denildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmeden, Başbakanlığa bağlı, Olağanüstü Hal İşlemlerini İnceleme Komisyonu… Çok doğru, çok yerinde… İyi ama ben de her gün yalvarıyorum, şu komisyonu bir kurun diye… Çünkü 100 bin dosyaya bakacaklar, hepsi hemen hemen, şematik olarak içindekilerle beraber tasnif edildiği zaman hepsi ortaya çıkacak. Yani nedir suçlamalar?  Bu suçlamaların karşılığı nedir? TRT’den atılanlar böyle, Milli Eğitim’den atılanlar böyle, üniversiteden atılanlar, ihraç edilenler böyle. Fakat bir sene komisyon kurulamadı. Bir sene yahu! 365 gün… Yahu başlayın artık çalışmaya! Karınca gibi gidiyorlar. Karınca gibi çalışsalar, iş çıkacak; karınca gibi gidiyorlar.

KHK'lı ne yiyip içecek?

Ondan sonra ‘Efendim biz idarî kararız. Yani idarî kararla kurulduk. Biz yargı değiliz.’ Biz gene suçlamalar açısından bunlara bakacağız. Bylock varsa zaten onu saymıyorum. Bylock, Yargıtay kararlarına göre de diğer delillerle desteklendiği zaman artık örgüte aidiyet noktasında bir şey getirdi. Ben işin orasında değilim. Çok şükür damadımızda da baştan beri Bylock iddiası olmadı. Onun da detaylarına fazla girmedik çok şükür. Çünkü Bylock, başlı başına, içeriği de varsa eğer, yani sürekli birbirleriyle iletişim kurmak için bir gizli haberleşme ağına girmişse bir insan, doğrusu onunla yapılacak şeyi mahkemeler yapıyor zaten; ona bir şey diyemem. Komisyon yeterince çalışmadı. Kişiliklerini bir kenara koyuyorum. Pırıl pırıl insanlar; ama pırıl pırıl insan olmak, işini iyi yaptığı anlamına gelmiyor. Kendilerini savunurken şöyle savunuyor: ‘Bana verilen görev bu kardeşim! Bizim kararımızı beğenmeyenler de idare mahkmesinde gidecekler.’ Eh, lütfetmişsiniz…Sen 2 sene, 3 sene karar veremeyeceksin, biz bunu bekleyeceğiz. Verdiğiniz kararı beğenmeyeceğiz, idare mahkemesine gideceğiz. O da birkaç sene geçecek. Ne yiyip içeceğim ben? Ne zaman benim suçsuz olduğum belli olacak? Sen de bir yerindelik denetimi yap hiç olmazsa.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 21 11
  • 2 Fenerbahçe 20 11
  • 3 Trabzonspor 19 11
  • 4 Alanyaspor 19 11
  • 5 İstanbul Başakşehir 19 11
  • 6 Galatasaray 19 11
  • 7 Yeni Malatyaspor 18 11
  • 8 Beşiktaş 18 11
  • 9 Gaziantep FK 15 11
  • 10 Çaykur Rizespor 14 11
  • 11 Göztepe 13 11
  • 12 Konyaspor 13 11
  • 13 Kasımpaşa 12 11
  • 14 Denizlispor 11 11
  • 15 Antalyaspor 11 11
  • 16 Gençlerbirliği 10 11
  • 17 MKE Ankaragücü 9 11
  • 18 Kayserispor 7 11
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA