MEDYA
Giriş Tarihi : 18-11-2019 07:16

Öztürk: ‘Beni kullan, benden faydalan’ diyen gazeteciler vardı

Eski Anadolu Ajansı Genel Müdürü Kemal Öztürk, “28 Şubat’ta medya ne kadar özgür değildi ise, bugün de değil. Danışmanlık dönemimde ben istemeden ertesi günün gazete manşetini “uygun mudur?” diye bana gönderen gazeteciler vardı. ‘Yandaş’ olmak isteyenler vardı. “Beni kullan, benden faydalan. Ben, çok kullanışlı birisiyim” diyen gazeteciler vardı” diye konuştu.

Öztürk: ‘Beni kullan, benden faydalan’ diyen gazeteciler vardı

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın ve başbakanlığı döneminde Recep Tayyip Erdoğan’ın basın danışmanlığını yaptıktan sonra Anadolu Ajansı Genel müdürlüğü yapan Kemal Öztürk, Çağlar Cilara’nın YouTube kanalında soruları cevapladı.

Kemal Öztürk, Türkiye hakkında bir araştırma yapan Amerika’daki bir enstitünün kendisiyle yaptığı röportajda “Biz, Türkiye’de bir kısır döngünün tekrarını yaşıyoruz. 28 Şubat’ta benim yaşadığım mağduriyetler, bugün başkaları tarafından yaşanıyor. Yani benzer bir mağduriyetin sadece şekil değiştirmesinden ibaret bir süreç yaşıyoruz. 28 Şubat’ta medya ne kadar özgür değildi ise, bugün de değil” dediğini söyledi.

Çözümün ancak tarafların karşılıklı olarak özeleştiri yapmaları halinde bulunabileceğini belirten Öztürk, “Biz bu medyanın manipülasyondan, siyasî baskılardan ve patronaj etkisinden kurtulup nasıl özgür, bağımsız ve adil olabilir, bunun yolunu bulalım, bulmalıyız” dedi.

Kemal Öztürk, 2003-2007 yılları arasında parlamentoda Bülent Arınç’ın basın danışmanlığını; 2007-2001 yılları arasında Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanlığını; 2011-2014 yılları arasında da Anadolu Ajansı’nın Genel Müdürlüğü yaptığını kaydetti.

“Ertesi günün manşetini bana gönderiyorlardı”

Öztürk, “Bugün çok bağımsız ve çok özgür gazetecilik yaptığını söyleyen arkadaşlarımız, o zamanlar gazete yönetiyorlardı ve ben istemeden ertesi günün gazete manşetini bana gönderiyordu, “uygun mudur?” diye soruyordu ve öyle yayınlıyordu. Ben talep etmeden. Bak, ben talep etmeden… Bugün aktifler ve bugün muhalifler. Kötü bir şey yaptım; bunları saklasaydım keşke. İsimleri vermeyi doğru bulmuyorum; ama şunu söyleyeceğim: Bir etik sorunumuz var. Bir meslekî etik sorunumuz var. Meydan okuyanlar, çok yüksek perdeden etik mesajlar verenlerin şeceresini iyi biliyorum. O yüzden, Ertuğrul Bey’in (Özkök) söylediği gibi hani “Bana maval okumasınlar” diyorlar ya, bugünkü isimlerin birçoğunun bana maval okumamasını öneririm” diye konuştu.

“AA hatıralarımı kitap olarak yayınlayacağım”

Bir soru üzerine Anadolu Ajansı (AA) Genel Müdürlüğü dönemine dair hatıralarını yazmaya başladığını söyleyen Öztürk, AA’nın 100’üncü kuruluş yıl dönümü olan önümüzdeki Nisan ayında hatıralarını kitap olarak yayınlayacağını, Bülent Arınç’a danışmanlık yaptığı dönemi de yazmayı düşündüğünü kaydetti.

“Atatürk’ün hedefi benim dönemimde gerçekleşti”

Atatürk’ün AA’yı “Anadolu insanının sesini dünyaya duyurmak için” kurduğunu belirten Öztürk, “Şunu iddia ediyorum: Herkesle bunu tartışmaya hazırım, 2011 yılında Anadolu Ajansı, gerçek misyonunu AK Parti döneminde ve benim Genel Müdürlüğümde sağlamıştır. 10 dilde yayın yapıp Dünya’nın 70 ülkesinde temsilcilikler kurup, 2 bin 500 çalışanla Türkiye’nin sesini dünyaya duyurdum. Anadolu Ajansı’ndaki dönemimiz, Atatürk’ün hedefini gerçekleştiren tek dönemdir bana göre” diye konuştu.

Bu döneme dair biz özeleştiride bulunan Öztürk, bu konuda şunları söyledi:

“Ajansın başındayken o gezi tweetlerini atmamalıydım”

“Gezi olayları başladığında kendi kişisel twitter hesabımdan çok agresif mesajlar yayınladım, Gezi’ye karşı. Tarafım, Gezi’nin karşısındayım. Ben, taraf olmayı kötü bir şey görmüyorum, ben adaletsiz olmayı kötü bir şey görüyorum. Twitter hesabımdaki mesajları, bir ajansın başkanı olarak yazmamalıydım. Bunları yanlış buluyorum. Zaten sonra kapattım hesabımı. O tweetlerin hepsi silindi ve yeni bir hesap açtım ve ajans başkanı olduğum süre içerisinde sadece ajansın etkinliklerini, gelişimini, büyümesini anlatan tweetler attım. Ajanstaki görevim bittikten sonra gene kendi istediğim gibi yazdım. O dönemde bu tavrımı şu anda yanlış buluyorum; ama şunu da iddia ediyorum: Bana sürekli Anadolu Ajansı’nın AKP’nin borazanı yaptığımı, propaganda merkezi yaptığımı hatta bana Goebbels diyen FETÖ’cüler çoktur. Propagandayı benim kurguladığımı, seçimleri etkilediğimi, dünya kadar şeyler söylüyorlar. Şimdi bakın, bu konuda 60’a yakın soru önergesi verildi benim hakkımda. AK Parti propagandası yaptığımı gösteren 1 haber gösterirlerse bana, ben bu iddiaları kabul ederim. AK Parti’yi kayırdığım, CHP’yi dışladığım iddiasını ispatlayacak bir belge, bir istatistik gösterirlerse de kabul ederim. CHP bu soru önergelerini verdiğinde onlara şu istatistiği gönderdim: Parlamento haberlerinin istatistik oranına göre, yayınlanan haberlerin toplamının %65’i CHP’ye aitti (çünkü daha çok konuşuyorlardı / tabi), %35’i AK Parti’ye aitti ve bazen AK Partililer bana kızardı, ‘Sen niye bu kadar CHP’li haberi yapıyorsun?’ diye.”

Öztürk, siyasete angaje olmak konusunda bir özeleştirisi olup olmadığına dair soruyu cevaplarken de şunları söyledi:

“ ‘Beni kullan’ deyip ‘yandaş’ olmak isteyen gazeteciler vardı”

“Bana manşetini gönderen gazeteci, gönüllü gönderiyor(du). Bir; gönüllü olarak hükümetle ilişki kurmak ve tırnak içinde söylüyorum, “yandaş” olmak isteyenler vardı. İki; bana şu teklifi yapan gazeteci de var; sonra Türkiye’nin en büyük muhalif gazetecilerinden biri oldu: “Beni kullan, benden faydalan. Ben, çok kullanışlı birisiyim” (‘Ne anlamda kullanacakmışsınız?’ sorusuna karşılık) E işte siyaset-medya ilişkisinde nasıl kullanılıyorsa… O bana teklif ediyor ve sonra Türkiye’nin en büyük medya kuruluşlarından birini yönetti. Bunu ben teklif etmedim yani. Gönüllü olarak bu ilişkiyi kurmak isteyen çok gazeteci vardı.

“Köşe yazarı olmak için bakana, danışmana gidiliyor”

Fakat sonra ben ajanstan ayrıldım, Yeni Şafak’ta yazarlığa başladım ve ben bir sene sonra bunları eleştirmeye başladım. Bu olmaz dedim yani. Bu düzen olmaz. Çöker bu düzen. Yani hiçbir şey konuşamazsınız, hiçbir şeyi eleştiremezsiniz. 11 gazetenin aynı manşetle çıktığı bir dönem olmamıştır. Katılıyorum bu eleştirilere. Şu andaki medyanın durumu, çok kötü. Bu, sürdürülebilir bir şey de değil. (…) Hiçbir dönemde bu kadar kötü bir duruma düşmemiştik. Liyakat ve ehliyetin yerlerde süründüğü bir dönemi hiç görmemiştik. Bu kadar kötü. Köşe yazarı olmak isteyen bir kişi, ya gazetenin sahibine gider, ya yayın yönetmenine giderdi. Şimdi bakana gidiyor, Tayyip Bey’in danışmanına gidiyor “Beni köşe yazarı yap.” O da arıyor, “Bunu köşe yazarı yapın” diye söylüyor. Olmaz bu.”

Kemal Öztürk, medya konusunda karamsar olmamak grektiğini ifade ederek, “Bu düzen bu şekilde sürmeyecek. Makul insanlar söz sahibi olacaklar” dedi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 30 14
  • 2 Beşiktaş 27 14
  • 3 Trabzonspor 26 14
  • 4 İstanbul Başakşehir 26 14
  • 5 Fenerbahçe 25 14
  • 6 Alanyaspor 23 15
  • 7 Galatasaray 23 14
  • 8 Yeni Malatyaspor 20 14
  • 9 Göztepe 20 14
  • 10 Denizlispor 18 14
  • 11 Gaziantep FK 17 14
  • 12 Çaykur Rizespor 17 14
  • 13 Gençlerbirliği 14 14
  • 14 Konyaspor 14 14
  • 15 Antalyaspor 13 15
  • 16 Kasımpaşa 12 14
  • 17 Kayserispor 10 14
  • 18 MKE Ankaragücü 9 14
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA