SİYASET
Giriş Tarihi : 26-11-2019 19:15   Güncelleme : 26-11-2019 19:17

“Saray’a kimin gittiği değil, bu politikaları kabul ettirenler önemli”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Saray’a giden CHP’li” tartışmasını değerlendirirken, asıl Cumhurbaşkanı Erdoğan’a uyguladığı politikaları kabul ettirenlerin kim olduğunun önemli olduğunu ifade etti. Akşener, Hükümetin EYT, 3600 ek gösterge, Tank Palet Fabrikası, zamlar, ekonomi ve tarım politikalarını eleştirerek, “Saraya kim gitti de Sayın Erdoğan’ı ikna etti, onu merak ediyorum” dedi.

“Saray’a kimin gittiği değil, bu politikaları kabul ettirenler önemli”

AK Parti ve MHP’nin geçen hafta bir doğa katliamına daha imza attığını iddia eden Akşener, şöyle konuştu:

“Özelleştirilen 15 termik santrale, 1 Aralık 2019 tarihine kadar süre verilmişti bacalarına filtre takılsın, vatandaşlarımız, çocuklarımız zehirlenmesin diye. İktidar ve küçük ortağı, torba yasaya doldurdukları teklifle bu süreyi Haziran 2022’ye kadar uzattı. Havanın, suyun, toprağın dengesinin bozulmasını devam ettirecek bu karara, hangi vicdanla imza attılar bilemem; ama bildiğim bir şey var; üç beş para babası, daha çok kâr edip kasalarını doldursun diye evlatlarımızın sağlığı hiçe sayıldı.”

Akşener, Çanakkale, Silopi, Elbistan, Karabük, Tunçbilek, Seyitömer, Soma, Sivas, Çatalağzı, Çayırhan, Muğla Yeniköy ve Kemerköy ile Orhaneli’de çocukların zehir solumaya devam ettiğini dile getirdi.

CHP’yi merkeze alan bir tartışmanın bütün ekranları kaplamasından yakınan Akşener, sözlerine şöyle devam etti:

EYT, 3600 ek gösterge, zamlar…

“Madem saraya gidenleri konuşuyoruz; meselâ ben, saraya kim gitti de ‘Santral bacalarına filtre takılmasını erteleyelim’ diye Sayın Erdoğan’ı ikna etti, onu merak ediyorum. Seçim döneminde ‘Bu sorunu çözeceğiz’ denildiği halde, saraya kim gitti de Sayın Erdoğan’ı ikna edip, EYT’lileri yüz üstü bıraktı, onu merak ediyorum. Seçimden önce ‘3600 ek göstergeyi vereceğiz’ dediği halde, saraya kim gitti de Sayın Erdoğan’ı ikna edip memurlarımızı yüzüstü bıraktı, onu merak ediyorum.

Saraya kim gitti de Sayın Erdoğan’ı, elektriğe-doğalgaza yüzde 70’i bulan zamlar yapmaya ikna edip vatandaşın sırtına yeni yükler bindirdi, onu merak ediyorum. Saraya kim gitti de Sayın Erdoğan’ı, peygamber ocağının en stratejik tesislerinden biri olan tank palet fabrikasını Katarlılara satmaya ikna etti, onu merak ediyorum. Saraya kim gitti de Sayın Erdoğan’ı terörist mektubu okumaya, teröristi devletin televizyonuna çıkarmaya ikna etti, onu merak ediyorum. Tarımda kendi kendine yetebilen Türkiye’de, saraya kim gitti de Sayın Erdoğan’ı, patates, soğan, buğday, et, fasulye, nohut, hatta saman ithal edip, çiftçimizin belini bükmeye ikna etti, onu merak ediyorum.”

“Çiftçiyi hiçbir zaman dikkate almadılar”

Mazot 1,1 Liradan 6,60 Liraya çıktı

Hükümetin tarım politikasını da eleştiren Akşener, AK Parti iktidara geldiğinde 1,1 lira olan mazot fiyatının, 6,60 liraya çıkarak altı kat arttığını, 237 lira olan bir ton gübre fiyatının 3 bin 300 liraya çıkarak 14 kat arttığını, bir ton yem fiyatının 784 lirayken, 5 kat artarak 4 bin liraya çıktığını kaydetti.

Akşener, iktidarın çiftçinin durumunu merak etmediğini ileri sürerek, şunları söyledi:

“Türkiye’yi, tarımda ithalata muhtaç hale getirdiler”

“Türkiye’nin en büyük şanssızlığı, 17 yıldır geleceği planlayamayan vizyonsuz bir iktidar tarafından yönetilmesidir. İlk dönemlerinde yaptıkları birkaç iyi işi de tüketip, ülkenin kaderini getirip ucube bir sisteme bağladılar. Bu sistem yüzünden ülkemizi düşürdükleri çukurdan çıkarmaları imkânsız. Çiftçiyi hiçbir zaman dikkate almadılar. Tarımı geliştirmek için kıllarını bile kıpırdatmadılar. Avrupa’nın en geniş tarım alanlarına sahip Türkiye’yi, tarımda ithalata muhtaç bir ülke haline getirdiler. Tarımda ithalata muhtaç, ekonomide yabancının parasına muhtaç, dış politikada Trump’a muhtaç, akılda da damada muhtaç bir Türkiye Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ülkemizi getirdiği nokta işte bu.

Son 10 yılda çiftçi sayısı yüzde 38’e düştü. 400 binden fazla insanımız, toprak işlemeyi bıraktı. 2002’den bu yana tarım alanlarımızın yüzde 12’sini yitirdik. Tarımsal üretimde dünyanın en büyük ikinci ülkesi olan Hollanda kadar tarım alanını kaybettik.”

“Tarımsal üretim 6 kat, borç 45 kat arttı”

Dünyada tarımın stratejik alan olarak görüldüğünü, birçok ülkenin teknolojik kalkınmanın yanına tarımsal üretimi de eklediğini belirten Akşener, şöyle konuştu:

“Meselâ Amerikan medeniyetinin temeli olarak pamuk gösteriliyor. Her tür teknolojiyi geliştiriyorlar ama medeniyetlerinin temelinde hala pamuk var. İran, ABD ve batı baskısına rağmen kendi adımlarını attı. Petrolden başka kendine yeten bir tarımsal üretimin peşine düştü. Neyi seçti, muzu. İran, 1980’den bugüne muz üretimini yüzde 1 milyon 300 bin arttırdı. Kanada 1960 yılında başladığı mercimek üretimini yüzde 64 milyon artırdı. Dünya mercimek ihracatının yüzde 80’den fazlasını Kanada yapıyor. 50 yılda sıfırdan başlayıp dünya lideri oldular, milyar nüfuslu Çin’i besliyorlar.

Bizim Tarım Bakanı da ithal patatesin önünü açıyor. Çiftçimizin ürünü depolarda çürürken elin çiftçisi bayram ediyor. Vizyon bu, misyon bu. İktidara geldiklerinde tarımsal üretim 37 milyar lirayken, bugün 216 milyar liraya çıkmış. Yaklaşık 6 kat artmış. Peki, bu süreçte çiftçimizin borcu ne duruma gelmiş? 2002 yılında tarım kesiminin toplam borcu 2 milyar 600 milyon lirayken, bugün 45 kat artmış ve 119 milyar lira olmuş. Üretim parasal olarak 6 kat, borç ise 45 kat artmış. Lafa gelince ‘başarı var, uçuyoruz’ diyorlar. Tarımda, tarımsal endüstride, AK Parti’nin el attığı her şey zarar ediyor. Şeker fabrikaları ve ÇAYKUR, 2 yıl önce Varlık Fonuna devredildi. O gün bugündür zarar açıklıyor. İşlerine gelen rakamları söyleyip çiftçimizin aklıyla alay ediyorlar. Tarımsal üretimin arttığı yerde, 1 milyon aile çiftçiliği bırakmış.”

“Para faize, ranta gidiyor”

Akşener, bu yıl en yüksek kurumlar vergisini bankaların ödediğini, 500 büyük firmanın brüt kârının yüzde 85’inin finansman giderine ayrıldığını kaydederek, “Para kime gidiyor? Faize, ranta gidiyor. Kazananlar belli, yolcu garantili havalimanını yapanlar kazandı. Geçiş garantili yolları, köprüleri yapanlar kazandı. Sözleşmeleri saklanan, hasta garantili şehir hastanelerini yapanlar kazandı. Satamadığı iş merkezini bakanlıklara kiraya verenler kazandı. Bu kadar kolay ve çok kazananların olduğu AK Parti’nin israf düzeninde, elbette ki çiftçi, esnaf, memur, üreten kaybeder” diye konuştu.

Milli gelirin yüzde 1’inin tarımsal destek olarak çiftçiye verilmesinin kanunla sabit olduğunu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2004 yılındaki Tarım Şurası’nda bu oranı yüzde 2’ye çıkaracağını söylediğini hatırlatan Akşener, sözlerine şöyle devam etti:

“Erdoğan’ın damattan, damadın tarım bakanından haberi yok”

“Devlet, ağzından çıkanı bilendir ama bırakın ne dediğini bilmeyi, bunların hepsi farklı atıyor. Damat, 100 milyon küçükbaş hayvandan söz ediyor, kayınpederi, ‘56 milyon’ diyor. Bir kurum, ‘28 milyon hektar’, diğeri, ‘24 milyon hektar tarım arazisi var’ diyor; bir başka kurum ise çıkıp ‘26,5 milyon hektar’ diyor. Bir kurum, ‘5 milyon 600 bin hektar sulanıyor’ diyor. Yaptıkları plana göre 3 milyon 400 bin hektar sulanacak. Erdoğan’ın damattan, damadın tarım bakanından, hiçbirinin birbirinden, kimsenin de kalkınma planından haberi yok.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 30 14
  • 2 Beşiktaş 27 14
  • 3 Trabzonspor 26 14
  • 4 İstanbul Başakşehir 26 14
  • 5 Fenerbahçe 25 14
  • 6 Galatasaray 23 14
  • 7 Alanyaspor 22 14
  • 8 Yeni Malatyaspor 20 14
  • 9 Göztepe 20 14
  • 10 Denizlispor 18 14
  • 11 Gaziantep FK 17 14
  • 12 Çaykur Rizespor 17 14
  • 13 Gençlerbirliği 14 14
  • 14 Konyaspor 14 14
  • 15 Kasımpaşa 12 14
  • 16 Antalyaspor 12 14
  • 17 Kayserispor 10 14
  • 18 MKE Ankaragücü 9 14
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA