GÜNDEM
Giriş Tarihi : 27-11-2019 14:06

“Suriye zirvesi neden “Arz-ı Mev’ûd”un kaynağında yapılacak?”

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, 3-4 Aralık’ta Londra’da yapılması planlanan 4’lü Suriye zirvesini değerlendirirken, zirvenin gerçekleştirileceği ülkenin tarihteki rolüne dikkat çekti. Karamollaoğlu, “Arz-ı Mev’ûd’un ilk vaadini yapan İngiltere’de bunu yapıyorsunuz. 1917’de Balfour Deklarasyonu ile Filistin’i Yahudilere peşkeş çeken İngiltere’de yapıyorsunuz” dedi.

“Suriye zirvesi neden “Arz-ı Mev’ûd”un kaynağında yapılacak?”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında, gündemdeki konuları değerlendirdi.

Karamollaoğlu, bir gazetecinin 4’lü Suriye Zirvesi’nin 3-4 Aralık’ta Londra’da gerçekleştirileceğini hatırlatarak görüşünü sorması üzerine, şu değerlendirmede bulundu:

“Burada meseleye biraz daha hassasiyetle yaklaşmak icap eder. Niye Londra’da yapılıyor bu, ben onu da anlamıyorum. Yani Londra, bu görüşmelerin içinde bulunan ülkelerden bir tanesi değil, 4’lü zirvede. Türkiye, Irak, Suriye, Rusya giriyor bu işin içine. Belki İran giriyor bir de. Suriye’yi şimdilik dışarıda tutabilirler.

“ABD’nin derdi, Kürtlerin derdi değil”

Güvenli Bölge, bugünkü şartlarda hükümetin geçici olarak ihtiyaç duyduğu, yani şu anda Türkiye’de sığınmacılar var, 3,5 milyon civarında. Bunların bir kısmının geçici olarak huzurlu bir yaşama kavuşacakları Suriye içinde bir bölge diye düşünüyor. Geçici bir çözüm olarak belki; ama ne kadar geçerli olur, bilmiyorum. Fakat Batılıların da, şunu unutmayalım, bu bölgenin üzerinde planları var. Nasıl Türkiye’yi kullanmak istiyorlarsa, Kürtleri de kullanmak istiyorlar. Bu oyuna onlar da gelirse, onlar da hata eder. Güvenemezsiniz. Bugün YPG, Amerika’ya ateş püskürüyor. Niye? ‘Bizi yarı yolda bıraktın’ diye. Bırakır yahu. Onun derdi, senin derdin değil ki. Onun derdi, kendi derdi. Bunların “Arz-ı Mev’ûd” projelerini hatırımızda tutmadan bu bölgede atılacak her adım (hiçbir adım), bizim istediğimiz neticeyi vermez. Onu tutacağız, ondan sonra biz, kendi problemimizi kendimiz çözeceğiz. Benim buradaki kanaatim bu; ama bu noktaya da ben kimsenin geleceğini zannetmiyorum. “Arz-ı Mev’ûd”un ilk vaadini yapan İngiltere’de bunu yapıyorsunuz. 1917’de Balfour Deklarasyonu ile Filistin’i Yahudilere peşkeş çeken İngiltere’de yapıyorsunuz. Yani en azından İngiltere ona sahip çıkacak.

“Müslümanlar da Hristiyanlar da mağdur”

Onun için, bu iş bir bütün. Bu işi bir bütün olarak ele almazsak, bu bölgede yaşayan farklı kavimlere ait insanlar olarak, hatta farklı inançlara… Burada Filistin dediğimiz zaman, sadece mağdur olan Müslümanlar değil ki. Hristiyanlar da mağdur. Onun için orada da bir hareket meydana geldiği zaman onlar da ayağa kalkıyor. Siyonist Hristiyanların dışındaki bütün Hristiyanlar mağdur.”

Balfour Deklerasyonu

Balfour Deklerasyonu, Lloyd George’un başbakanlığındaki Britanyalı savaş kabinesinde Dışişleri Bakanı olan Arthur Balfour’un girişimiyle başlatılan ve sonuçta Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulmasıyla sonuçlanan girişimdir. 1917 yılındaki bu deklerasyon, ilk Balfour Deklarasyonudur. Balfour girişimiyle 1926 yılında, Britanyalı sömürgeleri konusunda ikinci bir Balfour Deklarasyonu yayınlanmıştır.

Lord Arthur Balfour, 2 Kasım 1917 tarihinde uluslararası Siyonist hareketin liderlerinden olan Lord Rothschild’e bir mektup göndererek, Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurulması konusunda İngiliz hükümetinin destek vereceğini bildirmiştir.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA