İSTANBUL
Giriş Tarihi : 06-12-2019 00:18   Güncelleme : 06-12-2019 00:39

“Semavi Eyice gibi birlikte İstanbul’u dolaşabilecek insanlar azaldı”

Mimar, Sinan Genim, Semavi Eyice gibi sohbetinden zevk alınacak ve birlikte İstanbul’u dolaşabilecek insanların azaldığını iafade ederek, “Semavi Bey, bana hep yaramaz bir çocuk gibi gelmiştir. Çok meraklıydı; her türlü bilgi alabilirdiniz ondan” dedi.

“Semavi Eyice gibi birlikte İstanbul’u dolaşabilecek insanlar azaldı”

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) tarafından Semavi Eyice’yi Anma Programı düzenlendi. 

Program, harp tarihi ve askeri strateji uzmanı Ahmet Sefa Özkaya’nın moderatörlüğünde, FSMVÜ Kandilli Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi.

Açılış konuşmasını yapan FSMVÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Hüsrev Subaşı, üniversitenin 3 fakülteyle 2010 yılında kurulduğunu belirterek, “Bunlardan birisi Güzel Sanatlar Fakültesi’ydi. Bir üniversite kurulurken ilk fakültelerinden birisinin güzel sanatlar olması sıradan bir durum değildir. Çünkü vakıf üniversiteleri açısından ekonomik bir organizasyon değildir güzel sanatlar fakültesi açmak. Sanat alanında yetişenler, o ülkenin geleceğini şekillendirecek insanların dağarcığına, kalplerine hitap ederek ülkenin kaderine bir etkide bulunmuş olurlar” diye konuştu.

Subaşı, her yıl bir sanatkâr veya yazar üstadını andıklarını aktararak, “Geçen yıl bir anma gerçekleştirememiştik. Bunu telâfi etmek için üniversitemiz akademisyenlerinden Lâtife Aktan Özel Hanımefendi’nin önerisi üzerine Semavi Eyice’yi anmak istedik” dedi.

Semavi Eyice’nin ilk öğrencisi olarak anılan sanat tarihçisi İlhan Hattatoğlu da Eyice’yi daha çocuk yaşlarda talebelik zamanından tanıdığını belirterek şunları söyledi:

“Bir gün rahmetli Süheyl Ünver’in muayenehanesine gitmiştik. Görüştükleri esnada kapı açıldı, genç bir delikanlı geldi. Gelen kişi, Eyice idi. Ünver, babamı İstanbul’un minarelerini en iyi bilen kişi olarak takdim etmişti ona. Seneler sonra hocanın talebesi olarak minarelerle ilgili çalışmalarının resimlerini de ben çektim.”

Hattatoğlu, Eyice ile hoca-talebe ilişkisinin yanında bir dostluklarının bulunduğunu aktararak, öğrencileriyle akademik çalışmalar için Türkiye’nin dört bir yanına gerçekleştirdikleri çeşitli seyahatlerinden bahsetti.

Eyice’yi yakından tanıyan Mimar Sinan Genim ise Semavi Eyice ile tanıştığı için kendisini şanslı addettiğini belirterek, “Hocanın önüne öğrenci olarak hiç oturmadım. Sadece doktora jürimde yer aldı. İlk tanışmamızda beni odasından kovdu ama sonra bir şekilde kabul etti ve dost olduk. O beni arkadaş gibi görürdü, ben onu hoca olarak görürdüm” diye konuştu.

Semavi Eyice gibi sohbetinden zevk alınacak ve birlikte İstanbul’u dolaşabilecek insanların azaldığına dikkati çeken Genim, “Semavi Bey bana hep yaramaz bir çocuk gibi gelmiştir. Çok meraklıydı, her türlü bilgi alabilirdiniz ondan. O kadar ilmî birikimin yanında insanların basit hayatlarından küçük ayrıntılara kadar pek çok şey bilir ve hatırında tutardı. Buna her zaman hayret etmişimdir” dedi.

Sanat tarihçisi ve Eyice’nin öğrencisi Prof. Dr. Hülya Tezcan da Eyice’nin derslerde takip ettiği metottan çok etkilendiğini ve daha üniversitenin ilk yıllarında lisans tezini onunla yapmaya karar verdiğini dile getirerek, “Akademik hayatımda en önemli kişidir Semavi Hoca. Her yaptığım çalışmamda hocamın değerlendirmelerini göz önünde bulundurarak titiz çalışmaya yönlendirmiştir beni. Bu yüzden de alanında temel kaynaklar arasına girmiş ve hocam sayesinde değerli bir çalışma haline gelen doktora tezimin tamamlanması 11 yıl sürdü” diye konuştu.

Eyice’nin kendisini en çok etkilediği yönlerinden birisinin aile ilişkileri olduğunu anlatan Tezcan, “Bizleri de yani öğrencilerini de ailesinden kabul ederdi. Bayram ziyaretleri yapardık hocamıza. Sert ve eleştirel bir insan olarak hocamızın hanımı Kamuran Hanım onu çok güzel idare ederdi. Hoca ile öğrenci arasında tampon görevi görür her zaman moral olarak bizlere destekte bulunurdu” dedi.

Semavi Eyice’nin son öğrencilerinden televizyon programcısı Belkız Aktürk ise hocanın son öğrencisiyle ilk öğrencisini bir araya getiren böyle bir etkinlikte yer almaktan çok memnun olduğunu söyleyerek, “Üniversiteden beri gazetecilik ve televizyonculuk yapıyorum, ne zaman başım sıkışsa ya da kafam karışsa kendisi bana destek olmuş ve yönlendirmiştir. Özellikle İstanbul’un tarihi mekanları üzerine yaptığımız programlarda hocama nelerin anlatılacağı ya da nelerden kaçınılacağını hep sorardım. Onun bakış açısıyla programlar başka bir özellik kazanırdı” diye konuştu.

Aktürk, hastalık dönemlerinde de Semavi Eyice’yi sık sık ziyaret ettiğini ve fırsat buldukça sohbet ettiğini vurgulayarak, Eyice ile son röportajı yapmanın da kendisine nasip olduğunu söyledi.

(Sinan Genim’in fotoğrafı: Recep Çelik)

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA