SİYASET
Giriş Tarihi : 08-12-2019 20:38

Ahmet Davutoğlu’nun çağrısına Cihangir İslâm’dan destek

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Davutoğlu ve Babacan’a yönelik olarak kullandığı “Bunlar, Halk Bankası’nı da dolandırmaya çalışıyorlar” ithamına karşı Davutoğlu, “Yaşayan bütün Başbakan ve Cumhurbaşkanlarının mal varlıklarını araştırmak üzere TBMM’de komisyonlar oluşturulsun” çağrısında bulunmuştu. Bu çağrıya, Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Cihangir İslâm da destek verdi.

Ahmet Davutoğlu’nun çağrısına Cihangir İslâm’dan destek

Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Cihangir İslâm, twitter sayfasında yayınladığı mesajında, “Sayın Ahmet Davutoğlu’nun mal varlığı araştırma teklifini son derece yerinde buluyor ve destekliyorum. Eski / yeni başbakan ve bakanlar bu teklifi desteklemeli ve AK Parti grubunu bu teklife olumlu oy vermeye yönlendirmelidir” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

Davutoğlu meydan okudu: Hepimizin mal varlıkları araştırılsın

Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şehir Üniversitesi meselesini değerlendirirken telâffuz ettiği “Bunlar, Halk Bankası’nı da dolandırmaya çalışıyorlar” iddiasına karşı bir çağrıda bulundu. Davutoğlu, “Yaşayan bütün Başbakan ve Cumhurbaşkanlarının mal varlıklarını araştırmak üzere TBMM’de komisyonlar oluşturulsun” dedi.

64. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, kendisinden ‘malûm şahıs’ diyerek bahsettiği konuşmasında dile getirdiği “Bunlar, Halk Bankası’nı da dolandırmaya çalışıyorlar” iddiasına, yazılı bir açıklamayla cevap verdi.

Davutoğlu, Erdoğan’ın ithamına karşı kamuoyuna şu çağrıda bulundu:

“Madem ki bu ülkeye hizmetten gayrı hiç bir hedef gütmemiş ve bütün bir ömrünü buna adamış bir başbakana ‘dolandırıcılık’ iftirasında bulunulmuştur, o zaman şu anda görev yapanlar da dahil olmak üzere, yaşayan bütün Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, kamu bankalarının bağlı olduğu bakanlar ve Özelleştirme Yüksek Kurulu’nda görev yapmış yetkililerin ve onların birinci ve ikinci derece hısımlarının ve akrabalarının mal varlıklarını ve bu varlıklardaki değişimi, bu kişilerin siyasete girdikleri / devlet görevi üstlendikleri günden bugüne kadar araştırmak ve soruşturmak üzere TBMM’de gerekli komisyonlar oluşturulmalı ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifade ettiği vechile yetimlerin hakları son kuruşuna kadar korunmalıdır.”

Davutoğlu, ayrıca, “komisyonlarda kamu bankalarının, Şehir Üniversitesi de dahil olmak üzere hangi vakıflara ve şirketlere nasıl kredi verdikleri, hangi şirketlerin borçlarının yapılandırıldığı, kimlerin hangi yöntemlerle kurtarıldığı, kimlerin ise batmasına seyirci kalındığı şeffaf bir şekilde ortaya konmalıdır” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, yazılı açıklamasında şunları kaydetti:

“2003’ten 2016’ya kadar çeşitli konumlarda ve üst düzeyde birlikte çalıştığımız Sn. Cumhurbaşkanının, şahsım ve Başbakanlık yaptığım dönemde Hükümetimde birlikte görev yapmaktan onur duyduğum bazı bakan arkadaşlarım hakkında en temel nezaket kurallarına bile uymayan, bu yüksek makama yakışmayan bir üslûp ile dile getirdiği ağır ithamlara cevap vermek mecburiyeti doğmuştur. Bilinmelidir ki bu, şahsî bir mesele değil, bir devlet ahlâkı meselesidir.

Bir süredir İstanbul Şehir Üniversitesi hakkında yürütülen haksız kampanyanın, garezle bir eğitim kurumuna yapılan saldırıların ulaştığı aşama, ibretlik bir hale gelmiştir. Her şeyden önce üniversite ile ilgili böyle bir kararın bir siyasî partinin Merkez Karar ve Yönetim Kurulunda alınmış olması, hem üniversiteye yönelen husumetin altında yatan gerçek niyeti, hem devlet düzenimizin gelmiş olduğu durumu bütün çıplaklığı ile ortaya koymaktadır. Aileleriyle birlikte 7000 öğrenciyi mağdur etme pahasına sergilenen bu öfkeye neyin sebep olduğunu, kimin nereye savrulduğunu, kamu kaynaklarının hangi amaçlarla nasıl kullanıldığını, ekonomik servet oluşturma bakımından kimlerin nasıl statü değiştirdiklerini milletimiz çok iyi bilmektedir.

Başbakanlığım süresince yaptığım uygulamalar konusunda şahsıma yöneltilen tek ithamın, hiç bir şahsî hakkımın ve çıkarımın olmadığı, kızıma, oğluma, damadıma, gelinime bırakmayacağım bir eğitim kurumuna arazi devri olmasından sadece onur duyarım. Sayın Cumhurbaşkanının Başbakanlığı döneminde çıkan 4046 sayılı yasaya istinaden gerçekleşen bu devir ile bahse konu arazinin rant alanı haline dönüşmesi engellenmiş ve kamuya ait olan bu değerli arazinin doğal ortamı korunarak yine kamunun hizmetinde kalması sağlanmıştır.

Bir arazinin üniversiteye tahsis edilmesi ile devredilmesi arasındaki tek fark, zaten rayicin altında belirlenen bir yıllık kira bedelinden ibarettir. Devir işlemi tahsis bedellerinden kaçınmak ya da kamu arazisini mülk edinmek için değil, Danıştay’ın tahsis işlemini iptal etmesinden sonra yukarıda zikredilen yasaya uygun bir şekilde zorunlu olarak yapılmıştır. Devri yapılan arazinin eğitim dışında kullanılması zaten mümkün değildir ve üniversite, amacının dışına çıkmamıştır.

Bu süreç içinde farklı kesimlerden herkesin de kabul ettiği gibi Şehir Üniversitesi, bir üniversite geleneğinin oluşumu açısından kısa sayılacak bir sürede bu ülkenin iftihar kaynağı olmuştur. Bugün hangi haksızlıklar yapılırsa yapılsın, bunlar da geçecek ve Şehir Üniversitesi de onun düşünce özgürlüğüne dayalı idealleri de yaşamaya devam edecektir. Üniversiteyi üniversite yapan araziler ve binalar değil, bilim insanları ve öğrencilerin oluşturduğu sosyal iklimdir. Her gördüğü araziye dolar hesabı ile değer biçenler, bunu anlayamazlar.

En temel nezaket kurallarına dahi uymayan bu üslûba rağmen Halk Bankası konusunda açılan tartışmayı anlamlı buluyorum. Bugün bir milat olmalıdır. Çağrım açıktır: Madem ki bu ülkeye hizmetten gayrı hiç bir hedef gütmemiş ve bütün bir ömrünü buna adamış bir başbakana ‘dolandırıcılık’ iftirasında bulunulmuştur, o zaman şu anda görev yapanlar da dahil olmak üzere, yaşayan bütün Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, kamu bankalarının bağlı olduğu bakanlar ve özelleştirme yüksek kurulunda görev yapmış yetkililerin ve onların birinci ve ikinci derece hısımlarının ve akrabalarının mal varlıklarını ve bu varlıklardaki değişimi, bu kişilerin siyasete girdikleri / devlet görevi üstlendikleri günden bugüne kadar araştırmak ve soruşturmak üzere TBMM’nde gerekli komisyonlar oluşturulmalı ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifade ettiği vechile yetimlerin hakları son kuruşuna kadar korunmalıdır. Ben, şahsım adına artık üyesi olmadığım yüce TBMM’ne hesap vermekten bir an bile imtina etmem.

Ayrıca bu komisyonlarda kamu bankalarının, Şehir Üniversitesi de dahil olmak üzere hangi vakıflara ve şirketlere nasıl kredi verdikleri, hangi şirketlerin borçlarının yapılandırıldığı, kimlerin hangi yöntemlerle kurtarıldığı, kimlerin ise batmasına seyirci kalındığı şeffaf bir şekilde ortaya konmalıdır.

Bu araştırma ve soruşturma neticesinde objektif hukuki kriterlerle izah edilemeyen varlıklar ve kaynaklar, Hazineye intikal ettirilerek bir ‘yetim ve yoksul’ fonu oluşturulmalı ve bu fon yetimlere, öksüzlere, şehit yakınlarına, gazilere ve sayıları her geçen gün artan işsizlere dağıtılmalıdır.

Böylesi bir sürecin işletilmesi, her zaman samimi bir şekilde savunduğum şeffaflık ilkesinin de hayata geçirilmesini sağlayacaktır. Telâşa mahal yoktur ve hiç kimse tereddüt etmemelidir. Yaşanan bütün bu süreçler, ne kadar üzücü olursa olsun, gerçek hukuk devletinin, demokratik hakların ve özgürlüklerin, adaletin ve şeffaflığın egemen olacağı günlerin habercisidir.”

Erdoğan, ne demişti?

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen İstanbul İl Başkanlığı Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’ndaki konuşmasında, Şehir Üniversitesi’ne dair tartışmalar hakkında şunları söylemişti:

“Malûm, İstanbul’da bir Şehir Üniversitesi meselesi ortaya çıkardılar ve bu Şehir Üniversitesi meselesinin özellikle bir siyasî ayağında bizim olduğumuzu, bir siyasî ayağında da ‘malûm zat’ın olduğu söyleniyor.

Değerli kardeşlerim, şunu çok açık ve net söylemek durumundayım: Her şeyden önce Şehir Üniversitesi’nin tahsisini Başbakanlığım döneminde yapan, benim. Tahsisini yapan ben olduğuma göre, daha sonra ‘malûm zat’ Başbakan olunca, bu tahsisi Şehir Üniversitesi’ne mülkiyet devrine dönüştürmüştür. Türkiye’de hiçbir üniversiteye tapu ile tapu devri, mülkiyet devri yoktur, olmamıştır.

Değerli Arkadaşlar, bunlar dürüstlüğü kimseye bırakmıyor, değil mi? Öksüz, yetimin hakkını kalkıp kurdukları üniversiteye tapu devri yapmak suretiyle, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun Başkanı sıfatıyla bunu sağlıyor. Peki, bu nasıl doğruluk? Peki, yanında kim var? Yine bir başka isim, o da Sayın Babacan var. Onun da imzası var, bu işin altında. Başka kim var? Mehmet Şimşek var. Başka kim var? O zaman Ulaştırma Bakanı olarak Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun içinde olan Feridun Bilgin var. E hani bunlar dürüsttü yaa? Dürüstlüğü bunlar, kimseye bırakmıyordu?

Ben, bunu niye anlatıyorum? Kimin ne olduğunu, yaptıklarıyla öğrenin diye. Bitmedi ve bunlar, Halk Bankası’nı da dolandırmaya çalışıyorlar ve Halk Bankası’ndan bunlar, kredi talebinde bulunuyorlar. Halk Bankası, bunlara ciddi bir kredi veriyor; fakat ödeme planlarında maalesef bunlar, Halk Bankası’na ödemelerini yapmıyorlar. Tabii Halk Bankası’na bunlar ödemelerini yapmayınca, Halk Bankası da bu defa kendilerini sürekli olarak uyarıyor.

Kardeşlerim, şu anda Halk Bankası’na olan borçları, aklımda kaldığı kadarıyla 417 milyon noktasında. Şimdi ‘yapılandıralım’ diyorlar. ‘Yapılandıralım’ derken, bunu, neyi nasıl yapılandıracaksın? Neymiş? Yaptıkları kampanya şu: ‘Yaa işte spor kulüplerinin borçları yapılandırılıyor da Şehir Üniversitesi’ninki niye yapılandırılmıyor?’ Yaa sen, Halk Bankası’na teminat bile vermedin. Futbol kulüplerinin bütün tribünlerdeki gelirlerine, her şeyine banka ne yapıyor? El koyuyor. Senin neyine el koyacak? Yoksa Maltepe’de Tekel’e ait olan yer, yani zamanımda benim tahsis ettiğim bu yeri bankaya teminat olarak göstermek suretiyle, bunu mu banka, teminat olarak kabul edecek? Bunu da geç; bir başka alavere-dalavere daha yapıyorlar. O da ne, biliyor musunuz? Diyorlar ki, ‘Alacağımız öğrencilerin yapacakları ödemeye ipotek koyun.’ Yav sen, zaten mevcut kotanı doldurmamışsın. Mevcut kotanı doldurmadan, üstelik yeni alacağın öğrencilerle ilgili böyle bir kotayı nasıl oluyor da bir bankaya teminat olarak veriyorsun?

Tabii bizi, halef selef olduğumuz Cumhurbaşkanı aradı. ‘Yav’ dedi işte ‘siz bu işi’ dedi, ‘arzu ederseniz halledersiniz.’ Kendisine dedim ki, Temenni ederdim ki siz benim yerimde olun. Biz, dedim, geçmişte bankaların nasıl iflas ettiğini biliyoruz. Hamdolsun, 17 yıldır bizim dönemimizde bizim bankalarımızın hiçbirisi, kasaları boşaltmadı. Biz de kasayı boşaltamayız.

Ve tabii işin başından itibaren Ülker Grubu, buraya ciddi destekler verdi. Daha sonra Ülker Grubu da ne yaptı? Buradan çekildi ve Ülker Grubu, orada bizim verdiğimiz desteklerle ilgili de bizim bu noktadaki desteğimizi açık, net söyledi.

Değerli Kardeşlerim, şunu çok açık, net söyleyeyim: Buranın hamisi, dikkat edin, Marmara Üniversitesi’dir. Marmara Üniversitesi, Türkiye’nin şu anda en büyük üniversitelerinden bir tanesidir. Şimdi de ne diyorlar, biliyor musunuz? ‘Marmara Üniversitesi, borçları ödesin.’ Eee? Tabii YÖK de kendilerine diyor ki, ‘O zaman siz de mütevelliyi bırakın; Marmara Üniversitesi, buraya yaptığı atamalarla burayı götürsün.’ ‘Yoook’ diyorlar, ‘mütevelliyi de bırakmayız.’

Kardeşlerim, tezgâh başka. Biz, ne oradaki öğrencilerimizin düşmanıyız, ne de akademisyenlerin düşmanıyız. Böyle bir şey, asla söz konusu değil. Hiçbir vakıf üniversitesinde bunların yaptığı uygulama gibi bir uygulamaları, ne yazık ki yok ve böyle bir durumla ne yazık ki burada karşı karşıyayız. Çok da teferruatına girmek istemiyorum; anlattığım gibi, burada Halk Bankası’nın adeta bir dolandırılması söz konusu.

Değerli Kardeşlerim, bizim burayı tahsis etmemiz, bunlara ne denli önem verdiğimizin ifadesiydi. Eğer şahsım, bu zata eğer muhalif olsaydı veya oradaki öğrencilere benim bir muhalefetim olsaydı, e ben, Tekel’in bu kadar kıymetli, bu kadar değerli olan arazisini niçin bunlara tahsis edeyim? Bizim derdimiz, yeter ki bu tür üniversitelerimiz kurulsun, bunlar çoğalsın ve bunlarla beraber geleceğe çok daha farklı bir şekilde yürüyelim ve burası tabii Marmara’ya nazır, Maltepe’de çok çok güzel bir yerde ve değeri itibarıyla da yani 2,5 milyar değerinde olan bir yer ve bilâ bedel bunu üniversitesine tapu devrini yapmak suretiyle veriyor. El vicdan yaa! Böyle bir şey yapılabilir mi? Bilâ bedel… Nasıl oluyor bu iş? Hani dürüsttünüz? Eğer sizin dürüstlüğünüz buysa, bu ülke batmış, bu ülke yanmış ve bunun altında bir de bakıyorsunuz, işte o dediğim diğer arkadaşların da imzası var. Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun birisi başkan, diğerleri de üyeleri olmak suretiyle bu adımı attılar. Bunu yaşadık. Allah, bizleri aynı duruma düşürmesin.

Değerli Kardeşlerim, onun için bu propagandayı bunlar, belli bir süre daha yapabilirler. Her geçen gün de zaten bu konuda iflasa gidiyorlar ve gidecekler; ama dün MKYK’da da bu konuları görüştük ve bu konuyla ilgili kararlı bir şekilde adımlarımızı atmaya devam edeceğiz. Bir adım daha tabii atıyoruz. Bu işin Danıştay’a müracaatını yapan da kim, biliyor musunuz? CHP’nin yanından hiçbir zaman ayrılmayan Mimar ve Mühendisler Odası’dır ve çok daha ilginci, şu anda bunları ziyaret edenler kim? CHP’nin ileri gelenleri. Ki Mimar Mühendisler Odası, hem bununla ilgili davayı açıyor, ama bakıyorsunuz, CHP’nin Parti Sözcüsü olsun, Genel Başkan Yardımcıları olsun, onlar da bunlara nezaket ziyaretinde bulunuyor. Kimin eli kimin cebinde, belli değil; ama gerçekleri bilelim, ona göre de bunu özellikle tabanımıza anlatalım.”

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor2653
  • 2Başakşehir FK2653
  • 3Galatasaray2650
  • 4Sivasspor2649
  • 5Beşiktaş2644
  • 6Alanyaspor2643
  • 7Fenerbahçe2640
  • 8Göztepe2637
  • 9Gaziantep FK2632
  • 10Denizlispor2631
  • 11Antalyaspor2630
  • 12Gençlerbirliği2628
  • 13Kasımpaşa2626
  • 14Konyaspor2626
  • 15Yeni Malatyaspor2625
  • 16Çaykur Rizespor2625
  • 17MKE Ankaragücü2623
  • 18Kayserispor2622
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA