GÜNDEM
Giriş Tarihi : 08-12-2019 23:51   Güncelleme : 08-12-2019 23:58

“Şehir Üniversitesi kavgası sürecinde AKP’nin erimesi hızlanacak”

Gazeteci Ruşen Çakır, Şehir Üniversitesi üzerinden alevlenen tartışmada önümüzdeki günlerde yeni yeni iddiaların orataya atılacağını, birbirleri hakkında pek çok bilgiye sahip olan tarafların her ifşasının, aynı zamanda bir itirafa dönüşmesi sebebiyle, AK Parti’nin erimesinin hızlanacağını ileri sürdü.

“Şehir Üniversitesi kavgası sürecinde AKP’nin erimesi hızlanacak”

Gazeteci Ruşen Çakır, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “Yaşayan bütün Başbakan ve Cumhurbaşkanlarının mal varlıklarını araştırmak üzere TBMM’de komisyonlar oluşturulsun” çağrısını Medyascope’ta değerlendirdi.

Davutoğlu, Erdoğan, Çiller, Yılmaz, Gül…

Davutoğlu’nun çağrısında kast edilenin kendisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bir ölçüde de önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olduğunu belirten Çakır, “Onun dışında şu anda yaşayan eski başbakanlar olarak Tansu Çiller, sağlık durumu pek iyi olmamakla birlikte Mesut Yılmaz ve eski Cumhurbaşkanı olarak da Ahmet Necdet Sezer var, benim ilk aklıma gelen; ama burada esas olarak kast ettiği, tabii ki Erdoğan’la kendisinin mal varlıklarının karşılaştırılması. Buradan da bir yolsuzluk iddiaları üzerinden birbirlerini suçlamaya başladıklarını görüyoruz” dedi.

Çakır, tartışmanın taraflarını sayarken, “Bir tarafta Erdoğan var, diğer tarafta, birlikte hareket etmemekle birlikte, ayrı ayrı parti kuruluşu yürüten Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve tabii ki onların ekipleri var” dedi.

Şehir Üniversitesi’nin kuruluşunu da hatırlatan Çakır, bu konuda şu değerlendirmede bulundu:

“Entelektüel alanda AKP’nin ender icraatlarından biriydi”

“Ahmet Davutoğlu, Mustafa Özel gibi birtakım İslâmî kesimin bir dönem çok etkili olan entelektüellerinin Bilim ve Sanat Vakfı adı altında örgütlendiklerini ve burada seminerler, daha çok sosyal bilim ağırlıklı seminerler dizileri düzenlediklerini biliyorduk. Bu vakıf, daha sonra üniversite olayına girişti. AKP iktidarıyla beraber de çok geniş imkânlardan yararlanarak, giderek büyüyen bir üniversite haline geldi. Ülker grubunun bu üniversiteye uzun bir süre destek verdiğini de biliyoruz; ama daha sonra desteğini çektiğini de biliyoruz. Üniversite, Türkiye ortalamasının üzerinde bir üniversiteydi ve özellikle de İslâmî camianın entelektüel faaliyet anlamında bu AKP iktidarında ortaya getirebildiği ender olaylardan birisiydi ve bu anlamda da bir değeri vardı.”

“Eğitim çok ciddi şekilde aksamaya başladı”

Daha önce üniversiteye kredi vermiş olan Halk Bankası’nın, Şehir Üniversitesi’nin bütün mal varlığına el koyduğunu, çalışanların maaşlarının ödenemediğini ve eğitimin çok ciddi bir şekilde aksamaya başladığını belirten Çakır, CHP’lilerin üniversiteye destek ziyaretinde bulunduklarını da hatırlattı.

Ömer Dinçer ve Erdoğan

Çakır, Şehir Üniversitesi’nin Mütevelli Heyeti Başkanı Ömer Dinçer’in kimliğine de dikkat çekerek, Dinçer’in, Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı döneminde danışmanlığını yaptığını, Başbakanlığı döneminin ilk müsteşarı ve daha sonra Millî Eğitim Bakanı olduğunu hatırlattı.

Çakır, “Ama Ömer Dinçer de bir süredir Erdoğan’dan ayrı hareket ediyor” dedi.

Davutoğlu’nun önümüzdeki hafta sonuna kadar, Ali Babacan’ın da yıl sonuna kadar partisini kuracağına işaret eden Çakır, “Yıl sonuna kadar iki parti olacak ve Erdoğan, dünkü çıkışıyla bu kişilere karşı kayıtsız olmayacağını, bu kişileri doğrudan hedef alacağını göstermiş oldu” dedi.

Erdoğan’ın Davutoğlu ve Babacan’ı hedef alırken Şehir Üniversitesi’ni ve dolandırıcılık, yolsuzluk iddialarını kullanmış olmasının kendisi için doğru bir strateji olmayabileceğini ifade eden Çakır, nitekim Davutoğlu’nun, Erdoğan’ın suçlamalarının hemen ardından ‘Hadi bakalım, her şeyi dökelim ortaya’ dediğine işaret etti.

Mücadele, değerler üzerinden yürütülecek

Çakır, “Anlaşıldığı kadarıyla önümüzdeki dönemde taraflar, özellikle şu aşamada gördüğümüz kadarıyla, Davutoğlu ve Erdoğan arasında siyaset değil, ideoloji değil, politika değil, esas olarak duruş üzerinden; dürüstlük ki Erdoğan öyle söyledi, ‘Bu arkadaşlar dürüst olduklarını söylüyorlar ama…’ diye başladı; dürüstlük, temizlik, erdem, ahlâk gibi konularda, sembolik konularda bir kapışma olacak” diye konuştu.

Adil olmayan bir kapışma çok sert geçecek

Bu ‘kapışma’nın eşit bir kapışma olmayacağını belirten Çakır, “Çünkü Erdoğan’ın çok güçlü bir medya imkânı var. Devletin çok geniş imkânları var. Karşı tarafta insanlar, parti kurmakta, kurucu bulmakta, bina bulmakta, maddî kaynak bulmakta bayağı zorlanıyorlar. İmkânsız değil; bayağı da yol almış durumdalar ama Erdoğan’ın imkânlarıyla kıyaslanamayacak bir durumdalar” dedi.

Her iki tarafın da birbiri hakkında çok sayıda bilgisi olduğuna işaret eden Çakır, tarafların eski defterleri açmaları sonucunda bunun kazananının olmayacağını ileri sürdü. Çakır, bu mücadelenin özellikle Erdoğan tarafında çok centilmence geçeceğe benzemediğini dile getirdi.

Çakır, sözlerine şöyle devam etti:

Erdoğan artık çaresiz

“Erdoğan niye böyle bir şey yapıyor? Çünkü artık çaresiz. Engelleyemiyor. Katılımları engelleyemeyecek. Bu partilerin kurulmasını engelleyemedi; çünkü ne parti kuracak olanlara ne de bu partilere yönelecek olanlara sunabileceği çok fazla bir şey yok. Maddî imkânlar da eskisi kadar parlak değil; çünkü ülke ekonomik bir krizden geçiyor. İmkânlar iyice daralmış durumda ve Erdoğan artık tek adamlaştıkça zaten kimseyle iktidarı paylaşmaya niyeti olmadığını da göstermiş oluyor. Böyle bir durumda bu savaş başladı.

Davutoğlu ‘Ben’, Babacan ‘Biz’ diyor

Peki, karşı taraf ne yapacak? Karşı taraf, daha alttan alır gibi yapacağa benziyor; ama cevabını da esirgemeyecek anlaşılan. Tabii bu arada esas olarak, kavga haline girerlerse, polemikle giderse iş, esas olarak niçin parti kurduklarını anlatmakta zorlanabilirler. Bu noktada Babacan ekibinin Erdoğan’la kavgaya daha az gireceğini, girmek isteyeceğini tahmin ediyorum. Orada daha kolektif bir arayış var; kolektif bir liderlik arayışı var. Bir Abdullah Gül’ün himayesinde yürüyen ama Babacan’ın da genel başkan olacağı ama çok sayıda farklı, güçlü isimlerin olacağı bir hareket, bir parti bizi bekliyor, anladığım kadarıyla; ama Davutoğlu’nun hareketi, büyük ölçüde Davutoğlu’nun kişiliği üzerinden şekillendiği için, orada Erdoğan’la Davutoğlu arasında bir egoların savaşı olayına daha fazla tanık olabiliriz. Çünkü hep bu konuda yaptığım yayınlarda söylediğim gibi Davutoğlu, genellikle birinci tekil şahıs (ben) kullanıyor, konuşuyor; ama Babacan, birinci çoğul şahıs (biz) kullanıyor.

Muhalefetin etkisi kırılabilir

Dışarıdaki kesimler için bu olayın anlamı ne? Şimdiden sosyal medyada “Yiyin birbirinizi” falan gibi hashtag’ler başladı. Üçüncü şahıslar, muhalefet cephesi içerisinde özellikle, bu kavga, herhalde iyi bir kavga olarak görülüyor. Nereye varacağı bilinmemekle beraber, iktidarın ve iktidardan kopacak olanların birbirlerini yıpratmalarının kendilerine yarayacağını düşünüyor olmalılar. Görünüşte bu doğru olabilir; ama tek başına bu yeterli de olmayacaktır. Çünkü böyle bir durumda önümüzdeki dönemde belli bir süre, özellikle partiler kurulacak peş peşe, bu olay yaşanacak, belli bir süre siyaset gündemini bu hareketler, işgal etmiş olacaklar ve diğer muhalefet partilerine çok fazla siyasete etki etme vesaire gibi noktalarda alan ve enerji kalmayacak.”

Vatan Partisi, bu savaşa öncülük etti

Çakır, Aydınlık gazetesi / Vatan Partisi çevresinin, Davutoğlu’nun ve Babacan’ın parti hareketlerinin birtakım emperyalist dış güçlerle alâkalı oldukları iddiasıyla onlara karşı bir karalama kampanyasını iktidardan da önce yürüttüklerine işaret etti. Çakır, “Yani bir tür, iktidarın bu konuda daha başlatmadığı savaşın öncü savaşlarını kendi çapında vermeye çalıştı. Tabii etkileri çok fazla olmadığı için çok dikkat çekmemiş olabilir; ama bundan sonraki süreçte belli ki topyekûn bir savaşı Erdoğan başlatacak” dedi.

AK Parti’liler her iki taraftan da uzaklaşabilirler

Önümüzdeki dönemde AK Parti’deki erimenin herkesin gözü önünde cereyan edeceğini ileri süren Çakır, ‘Erdoğan / Davutoğlu savaşında’ AK Parti teşkilatlarında bulunmuş olanların ve seçmenlerinin her iki taraftan da uzak durma eğilimine girebileceklerini ya da başka siyasî hareketlere yönelebileceklerini ifade etti.

Çakır, Erdoğan’ın hangi argümanları kullanacağının, devletin hangi organlarını bu mücadeleye dahil edeceğinin, yargıyı kullanıp kullanmayacağının bu konuda belirleyici olacağını söyledi.

İfşa ve itiraf iç içe olacak

Bu konuda yeni yeni iddialar ortaya atılacağı tahmininde bulunan Çakır, “Erdoğan, karşı tarafı suçlarken aslında kendisinin de hukuk dışı birtakım şeylere göz yummuş olduğunu da bize göstermişti. Bunu da özellikle vurgulamak lâzım” dedi.

AK Parti’deki erime hızlanacak

Çakır, AK Parti’den iki parti daha doğacağını ancak AK Parti ve kurulacak iki partiden oluşan bu 3 partinin toplamının, AK Parti’nin güçlü olduğu dönemlerdeki itibara ve oy oranına ulaşacağını zannetmediğini, bu sürecin, AK Parti’deki erimeyi hızlandıracağını ifade etti.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA