SİYASET
Giriş Tarihi : 15-12-2019 23:09

Gökçınar’dan “Kanal İstanbul, BOP’un bir parçası” iması

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Danışmanı Necdet Gökçınar, Montrö Antlaşması’nın denizlerdeki etkinliği kısıtlayan maddelerine karşı ABD’nin bu antlaşmayı etkisiz hale getirmek istediğini belirterek, Kanal İstanbul’un bu maksada hizmet edeceğini ileri sürdü. Gökçınar, Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) bilinmeden olup bitenlerin anlaşılamayacağını ifade etti.

Gökçınar’dan “Kanal İstanbul, BOP’un bir parçası” iması

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Danışmanı Necdet Gökçınar, TV5 Ana Haber Bültenine stüdyo konuğu olarak, gündeme dair soruları cevapladı.

“Şunları ilkokul çocuğuna söyleseniz çocuk güler”

Kanal İstanbul projesine dair görüşlerini dile getiren Gökçınar, bu projeyi savunanların tezlerinden birinin, kanaldan geçecek gemilerden alınacak ücretle yılda 8-10 milyar dolar gelir elde edileceği iddiası olduğunu hatırlattı. Gökçınar, “Boğazdan geçen gemilerden para alınmıyormuş, buradan geçenlerden alınacakmış; o da bu kadar para tutacakmış. Bunun hemen cevabını verelim: Orada bedava geçmek dururken niye sizden (kanaldan) geçsin?” diye konuştu.

Kanal için yapılacak toprak kazısından çıkacak olan hafriyatla Karadeniz’de 3 tane suni ada yapılacağı ve bu adaların turizme açılarak gelir elde edileceği iddiasını da değerlendiren Gökçınar, “Yani şunları ilkokul çocuğuna söyleseniz çocuk güler. Bunların hiçbirisi, kamuoyunu tatmin eden şeyler değil. En fazla iktidar yanlısı insanlar bile bu ifadelere şüpheyle bakıyorlar” dedi.

“Montrö’yü 2006’da ABD gündeme getirdi”

“Böyle zorlama çözümlerle ‘Bu iş illâ olmalıdır’ deyince ‘Bunun arkasında, bu anlatılanların dışında ne var?’ diye gayri ihtiyarî düşünüyorsunuz” diyen Gökçınar, sözlerine şöyle devam etti:

“2006 yılında Amerika’da bir tasarı hazırlanıyor. Deniyor ki, ‘Bu Montrö Anlaşması, ömrünü doldurmuş bir anlaşmadır. Bunda artık birtakım değişiklikler yapma zamanı gelmiştir’ diye bir tasarı veriliyor; galiba senatoya. Arkasından Amerika’nın Türkiye Büyükelçisi Ross Wilson, birden bire bu Montrö Anlaşmasını gündeme getirerek ‘Biz, Dünyanın uluslararası sularında bulunamıyoruz. Bu anlaşma, bize mani oluyor’ diye bir kulak alıştırma harekâtı yapıyor; bir gündem oluşturuyor. Sonra arkadan işte bu Türkiye’deki iktidarın tezleri ortaya atılıyor. Görüşmeye açılıyor bu iş. Yani ‘Bu Montrö de neymiş? Bundan vazgeçsek mi acaba?’ filan diye. En son, yapılacak iş, Ulaştırma ve Haberleşme (Altyapı) Bakanlığını ilgilendiren bir iş olmasına rağmen, gerçi o bakan da ‘Hazırladık, yarın bir gün ihaleye çıkıyoruz’ filan diyor ama asıl bu işin ne kadar büyük bir proje olduğunu anlatan Dışişleri Bakanının ağzından duyunca, bunun teknik, ekonomik değil, siyasî bir proje olduğu oradan anlaşılmış oluyor.”

“ABD Montrö’yü deniz hakimiyetinin önünde engel görüyor”

Bulgaristan ve Romanya gibi bazı ülkelerin NATO üyesi, ardından da Avrupa Birliği (AB) üyesi yapıldığına işaret eden Gökçınar, Karadeniz’i kuşatma projesi çerçevesinde bu ülkelerin üsleri kurulmuş vaziyette beklediklerini söyledi. Ancak deniz kuvvetleri olmadan bir bölgede hakimiyet sağlamanın mümkün olmadığını belirten Gökçınar, şöyle konuştu:

“Dolayısıyla (ABD), Akdeniz’e, Karadeniz’e mutlaka girmem lâzım’ diyor. Şimdiki mevcut anlaşmaya göre kıyıdaş olmayan bir ülkenin savaş gemisi, galiba 10 bin tonun üstünde olursa hiç geçemez. Giderse 8 gün önceden Türkiye’ye haber verecek; Türkiye, haber aldıktan sonra ‘Buyur’ diyecek ve Karadeniz’de 21 günden fazla kalamayacak. E çok büyük kısıtlamalar… Şimdi bunların (ABD’nin) bir uçak gemisi, bilmem kaç bin ton, değil mi efendim? Nitekim bu Gürcistan-Rusya ihtilafı sırasında oraya 70 bin tonluk bir askerî ‘hastane gemisi’ adı altında, asıl amacın ne olduğunu bilmediğimiz bir şey; çünkü her şeye böyle bakmamız lâzım. Dünyada siyaset böyle dönüyor, göründüğü gibi var, bir de arkası var. Biz, arkasını görmezsek her zaman yanılgıya düşebiliriz. Şimdi meselâ o gemi sokulmadı. E bunlar, çok incindiler tabii. Gürcistan’a destek olmak için gidiyordu aslında o gemi. Buna benzer şeylerden, bu kısıtlılığı kaldıramıyorlar. 10-20 senelik bir geçerlilik süresi olmasına rağmen Montrö Anlaşması da herhangi bir taraf ülke, yani kıyıdaş ülkelerden birisinin itirazı olmadığı için bu Montrö Anlaşması da şu anda hükümleri geçerli bir anlaşmadır. Dolayısıyla kıyıdaş ülkelerden biri de Rusya olunca işler iyice sarpa sarıyor. Burada en önemli söz sahibi olan ülkenin, biz (Türkiye) olmamız lâzım; çünkü Karadeniz’de 1700 kilometre sınırı olan, en geniş sınırı olan Karadeniz’de kıyıdaş ülke, biziz. Dolayısıyla bu Montrö Anlaşmasının hükümleri de geçerliyken, ‘Bir sıkışıklık var; buradan nasıl çıksak acaba?’ Muhtemelen bu kanal kullanılarak, ‘E işte biz, orayı kullanmadık; Montrö’yü de deldik’ demek gayesi olabilir ya da bu vesileyle bu Montrö, tekrar gündeme getirilerek, kıyıdaş ülkelerin onayı ile bazı maddeleri yumuşatılabilir. İşin bence görünen, öteki komik gerekçeleri bir kenara koyarsak, arkasında böyle siyasî bir amaç var.”

“BOP’u bilmeden olup bitenleri anlayamayız”

Kamuoyunun bu konuda kesinlikle doğru bilgilendirilmesi gerektiğini vurgulayan Gökçınar, “Hiçbir şey bize gösterildiği gibi değil” dedi.

Gökçınar, İBB Başkan Adayı olduğu dönemde, belediyenin bütün gücünü kullanarak Kanal İstanbul projesini durduracağını, durduramadığı takdirde de, kendini kazı için gelecek olan ekskavatörün (kepçenin) önüne atacağını söylediğini hatırlattı.

Gökçınar, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in ‘Gürcistan’ı NATO’ya alacağız’ dediğini hatırlatarak, “Yani NATO, bir kuşatma altına alınacak. Büyük Orta Doğu Projesi için buranın sağlama alınması lâzım. Bu planları bilmeden olup biten bir şeyi anlayamayız ki” dedi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA