Sürur Öztürk
Sürur Öztürk
Giriş Tarihi : 05-01-2021 11:27
Güncelleme : 05-01-2021 11:28

Can Ataklı’nın yaptığı Erdoğan propagandasını AK Parti’liler bile yapamazlardı

Bugünlerde yine bir “Türkiye siyaseti klasiği” yaşanıyor ve darbeler tartışılıyor.

Gündemde 2 isim var. Biri, 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, diğeri de Gazeteci Can Ataklı.

İlker Başbuğ’un, Cumhuriyet gazetesine verdiği mülâkatta bir soruya karşılık olarak söylediği “Eğer Menderes, 25 Mayıs 1960 günü Eskişehir’de erken seçim tarihini açıklasaydı, 27 Mayıs askerî darbesi büyük bir olasılıkla önlenebilirdi” sözü, hükümet ve taraftarları tarafından, “Bugün de erken seçime gitmezseniz darbe meşru olur” şeklinde bir tehdit olarak algılandı veya öyle takdim edildi.

Ancak Başbuğ’a sorulan soruda da, Başbuğ’un verdiği cevapta da Menderes Hükümetinin zaten seçime gitmek istediği belirtiliyor. Buradan da anlaşılıyor ki Başbuğ, “Menderes’in seçime gitmeyişi”nden çok, “seçime gidilmesini engelleyen şartlar”a işaret ediyor.

Başbuğ, 27 Mayıs darbesi hakkındaki kanaatini de açıkça dile getiriyor ve şunu söylüyor:

“27 Mayıs askeri müdahalesi, Cumhuriyetin getirdiği siyasal sisteme vurulan ilk darbenin adıdır. Elbette DP iktidarının, son yıllarında anayasayı ihlâl eden, Tahkikat Komisyonu’nun kurulması ve yetkilerle donatılması gibi uygulamaları olmuştur; ama çözüm, askerî darbe olmamalıydı. 27 Mayıs darbesi, kendinden sonra gelen askerî müdahaleler üzerinde de önemli tesirler yaratmıştır. Siyasî tecrübeye ve olgunluğa sahip kişilerin siyaset sahnesinden uzaklaşmasına neden olmuştur. Daha da önemlisi, toplumun bugün de şahit olduğumuz kesin çizgilerle bölünmüş bir yapıya dönüşmesinin de başlangıcı olmuştur.”

Yani, 27 Mayıs darbesini açıkça eleştiriyor.

Bir konuya daha işaret ediyor.

CIA Başkanı’nın, 28 Nisan 1960 günü yaptığı bir konuşmada, “Türkiye’de seçimler yapılacak olursa, CHP bu seçimleri kazanabilecektir” dediğini hatırlatıyor.

Sözlerinden çıkan sonuç şu: ABD, seçimi CHP’nin kazanmasını engellemek için, Menderes Hükümetinin seçime gitmesini engelledi.

Nitekim Menderes’in seçim açıklaması yapacağı konuşmada, mikrofonun kablosunun kesildiği biliniyor.

Artık üzerinde üniforması yok ve “sivil” bir kişi olarak bu tür analizler, tespitler yapabilir.

Peki, nereden icap ediyor da 27 Mayıs darbesinden bahsediyor? Çünkü yeni çıkan kitabının konusu, 1961-1980 arasındaki çalkantılı dönem. Kendisiyle mülâkat yapılmasının sebebi de bu kitap.

Hangi ordu darbe yapabilir?

İlker Başbuğ’un bir “darbe iması”nda ya da “darbe tehdidi”nde bulunduğunu düşünebilmemiz için, darbe yapma eğilimi olan bir ordudan söz edebilmemiz gerekir. Öyle ya, kim yapacak bu darbeyi? Genelkurmay Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığına bağlı. Bakan da hükümetin bakanı Sayın Hulusi Akar. Hükümet, kendi bakanına yahut Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kendi atadığı komuta kademesine güvenmiyor olabilir mi? Hiç ihtimal vermiyorum. Zaten öyle bir güvensizlik olsa, bu da bir hükümet zafiyetine işaret eder…

Rahatsızlığın geçmişi

 AK Parti Hükümeti ile İlker Başbuğ arasında yaşanan gerilim, ilk kez yaşanmıyor. Hatırlayınız, bir kıyamet de geçen sene kopmuştu.

İlker Başbuğ, Haber Global televizyonuna verdiği mülâkatta, hükümetin en hassas olduğu bir konuda sinir uçlarına dokunmuştu.

O günlerde “FETÖ’nün siyasî ayağı” konusu tartışılıyordu.

Başbuğ, FETÖ’nün siyasî ayağı konusunu değerlendirirken, Kayseri’de FETÖ’nün TSK’deki yapılanmasında yer alan bazı askerleri tespit ettiklerinde, 26 Haziran 2009’da bir gece yarısı “torba yasa” içerisinde Meclis’ten geçirilen ve anayasaya aykırı bir kanun değişikliği ile bu mücadelenin engellendiğini ileri sürmüştü.

Bu iddia, son derece sarsıcı bir iddiaydı. “Cemaat”, ne zaman “FETÖ” olmuştu? Hükümete göre bunun milâdı, 17-25 Aralık 2013’tü. İlker Başbuğ ise o iddiasıyla, bu tarihi 25-26 Haziran 2009’a çekmiş oluyordu…

Bunun da, “FETÖ’nün siyasî ayağı sizsiniz” iması taşıdığı düşünülmüş ve kıyamet kopmuştu. Başbuğ’un dünkü sözlerinin hükümet çevrelerinde bu derece büyük rahatsızlığa sebep olmasının arkasında, Başbuğ’un geçen seneki o sözlerinin üzerine gelmiş olması yatıyor olabilir mi?

Can Ataklı’nın sözleri

Gelelim, Gazeteci Can Ataklı’nın tepkilere sebep olan sözlerine.

Bana sorarsanız, Can Ataklı’nın yaptığı Erdoğan propagandasını AK Parti’liler bile yapamazlardı.

AK Parti’liler, “Erdoğan seçimle gitmez” diyen Can Ataklı’nın darbe çağrısı yaptığını düşünüp tepki gösteriyorlar ama aslında Ataklı, çok iyi bir Erdoğan reklamı yapmış. Söylediğinin özeti şu: “Artık darbe de yapılamayacağına göre, Erdoğan’ı iktidardan düşürmek imkânsızdır.”

Evet, bence Ataklı’nın konuşmasının özeti bu. Çünkü Ataklı, kendi YouTube kanalında “Erdoğan seçimle gitmez” başlığıyla yayınladığı yorumunda, özetle şunları söylüyor:

“O zaman darbe mi olacak? Valla, bir darbe ihtimalini en az görenlerdenim.”

“Askerî darbelerin, bu tür totaliter, faşist uygulamaların asla bu ülkeye yarar getirmeyeceğini söylemiş biriyim. Nitekim getirmediğini de gördük.”

Peki, Can Ataklı’ya göre Erdoğan seçimle gitmeyeceğine, darbe ihtimali de olmadığına göre, iktidardan nasıl uzaklaşabilir?

Ataklı’ya göre, “cahilleştirilmiş ve yoksullaştırılmış halk”, ekonomik kriz sebebiyle bile Erdoğan’dan desteğini çekmez. Peki, hangi sebeple çeker? Ataklı’ya göre halk, ancak 2 sebeple desteğini çeker.

1- Avustralya’nın her tarafını saran büyük orman yangını gibi bir yangın ya da, olağan üstü boyutlarda sel, deprem gibi tabii afetler olması hâlinde.

2- Türkiye’nin değişik ülkelerde bulundurduğu askerî birliklerin, eş zamanlı olarak yenilgiye uğrayıp ülkeye geri dönmeleri hâlinde…

Kısacası, Can Ataklı demiş oluyor ki, “Erdoğan, kazanamayacağı bir seçime girmez. Kazanacağı şartları önceden ayarladığı bir seçime girdiğinde de ömür boyu iktidarda kalır. Ona karşı darbe yapılması ihtimali de yok.”

Yani?

“Hiç boşuna uğraşmayın, Erdoğan ömür boyu iktidarda kalacak.”

“Can Ataklı’nın yaptığı Erdoğan propagandasını AK Parti’liler bile yapamazlardı” diye düşünmekte haksız mıyım?

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA