Feyzullah Aydoğan
Feyzullah Aydoğan
Giriş Tarihi : 16-01-2021 11:20

"İttifaklar" müttefik mi?

İttifaklar CB Hükümet Sisteminin bir tuzağı.

Bu tuzağı CB Hükümet Sistemini getirenler kurdu.

“Koalisyonların oluşturduğu istikrarsız dönemleri geride bırakmak için” getirildiği iddia edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin işleyişinde bugün belli bir protokole veya ilan edilmiş belirli prensiplere bağlı olmadan bir ittifak sürdürülmeye çalışılıyor.

Cumhur ittifakını oluşturan Erdoğan, Bahçeli, Perinçek, Destici gibi isimler bir koalisyon gibi hareket etseler de bir meşruiyet çerçevesinde bir arada değildirler. Çünkü seçim sistemi gereği yapılan bir ittifak ancak o seçim sonuçlarını alana kadardır. Sonrasındaki beraberlik belki gönüllü birliktelik olabilir. Bu ayrı. Bu durumun bir bağlayıcılığı veya herhangi bir hukuki sorumluluğu da bulunmuyor.

Diğer tarafa baktığımızda aslında iktidar kanadının ısrarla iddia ettiği gibi Saadet Partisi Millet İttifakı içerisinde de değildir. Seçim sürecinde yüzde onluk barajı aşmak için kendi adayları, amblemi, kurumsal kimliği ve programıyla seçime girmiş olmasından başka bir şey değildir. Seçim akşamı da bir günlük ittifak haliyle nihayete ermiş oldu. Kendi elinde olmayan sebeplerle (başkalarının getirdiği sistemle) bir tercih yapıldı. Bu tercihi niçin yaptı? AKP, Saadet Partisine ittifak teklifi için geldiğinde kendi ambleminizi kullanamazsınız demişti. Aslında siyasi kimliğinizi de kullanamazsınız diyerek her türlü baskıyı ve karartmayı dayatınca görüşmeler başlamadan bitmiş oldu. Nihayetinde Millet İttifakı’nda karar kılındı.

Saadet Partisi’nin bundan sonrası için düşünülen Cumhur ittifakında yer alması pek mümkün görünmüyor. Siyaseten yok saydıkları, her türlü baskı ve hakarete uğradıkları tarafın teklifine evet deneceği beklenemez. Saadet Partisi prensipleri olan bir teşkilattır. Şayet bir şekilde “evet” denilirse bu bir siyasi intihar olur ve yıllardır yaptığı haklı ve doğru muhalefeti inkar anlamına da gelir. Ayrıca onlarca yıllık günahların vebaline ve bundan sonra devam edecek olan günahların da vebaline ortak olmak demektir. Çünkü Erdoğan seçim ittifakından ziyade Bahçeli’den gördüğü tam desteğin aynısının peşinde olacaktır.

Erdoğan mevcut ittifak ortaklarından memnun olmayabilir, sistem tam manasıyla işletilemiyor olabilir. Olabilir değil öyle olduğu aslında gün gibi ortada. Kendince bir çıkış yolu arıyor da olabilir. Ama bir insan kendince bir çıkış yolu ararsa bu ülkesi için değil kendisi içindir.

Her şeye rağmen çıkış yolları tıkalı değildir. Birincisi; CBHS'nin ülkeye hayır getirmediği aşikâr olmuşken güçlü meclis ve temsilde adaletin sağlanması, yasama, yürütme ve yargı gibi güçler dengesinin doğru bir şekilde yeniden yapılandırılması için anayasa değişikliği çalışmasına tüm kesimlerin ikna edilmesi gerekir. Bu kısa vadede mümkün olmayabilir ancak gündemden düşürülmemesi gereken önemli bir konu.

İkincisi; Millet ve Cumhur ittifakının dışında üçüncü bir ittifak oluşması zaruret halini almıştır. Üçüncü ittifak doğunca %50+1 oyu kimse için çantada keklik olamayacağından CB adaylarının daha geniş tabana hitap edeceği kaçınılmaz olacaktır. Bu da mevcut süregelen kamplaşma ve kutuplaşma yerine ülkede normalleşme ve kucaklaşmaya vesile olacaktır.

Üçüncüsü ise; siyasi partilerin hayatın her alanına şamil fikir ve politikalar geliştirip alternatifler sunarak temiz ve liyakatli kadrolarla topluma bir çıkış yolu sunmaları olmalıdır.

Bugün ülkenin gündemi ne ittifaklar ne de siyasilerin birbirlerine açtıkları hakaret davalardır. Ülkenin ve vatandaşın asıl gündemi işsizlik, geçim derdi, adaletsizlikler ve kutuplaşmadır. Bunları perdelemek için sürekli bir çekişme ve sürekli bir kavga hali ülkeyi yoruyor.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA