Sürur Öztürk
Sürur Öztürk
Giriş Tarihi : 07-10-2019 18:59
Güncelleme : 11-10-2019 18:29

Ertelenmiş bir muhasebe: Çamlıca Camisi

Önce bir not: Liderler, söylemleriyle topluma bir iskelet sunarlar. Bu, öngördükleri siyasî düzenin iskeletidir. Vücudu ayakta tutacak bu iskeletin toplumun içinde yürüyebilmesi için, vücut kazanması ve o vücuda bir kıyafet giydirilmesi gerekir. Bu iş de esasen o siyasî hareketin aydınlarının, kültür - sanat adamlarının işidir. Saadet Partisi’nin topluma seslenişinde, hareketin aydınlarının bu alanda pek sorumluluk almadıkları görülüyor.

Siyasî tarihe “Çamlıca Camisi tartışması” olarak geçen konu, yüreğimi burkan bir tartışma olarak kaldı içimde. Çünkü o tartışma, muhafazakâr / dindar kesimde zihnî bir sıçrama noktası olabilirdi. Çünkü o tartışma, sadece bir “siyasî tartışma” değildi. Konu; tarih, mimari, şehircilik ve kültür boyutları da olan bir konuydu.

Sayın Karamollaoğlu’nun bu cesur, önemli ve değerli hamlesi, Osmanlı tarihçileri, mimarlar, şehir planlamacıları, kültür adamları, gazeteciler, yazarlar tarafından desteklenmiş olsaydı, Türkiye’de daha sağlıklı bir cami kültürü oluşmasının önü açılabilirdi. Bu fırsat, Sayın Karamollaoğlu düşmanlaştırılarak heba edildi.

İktidar tahakkümü altında kalmış olmasaydı, bu tartışmaya Diyanet İşleri Başkanlığı da katılabilirdi; zira bu kurum, geçmiş yıllarda “Cami mimarisi” konulu sempozyumlar gerçekleştirmiş, konunun entelektüel kısmına uzak olmayan çok değerli bir kurum…

Bu sürecin yüreğimi burkan tarafı şu:

Sayın Karamollaoğlu, bu değerli tartışmada yalnız bırakıldı. Tamamen haklı olduğu halde yalnız bırakıldı. Hak etmediği ölçüde yalnız bırakıldı. Kimler tarafından yalnız bırakıldı? Yukarıda sıraladığım üzere, Osmanlı tarihçileri, mimarlar, şehir planlamacıları, kültür adamları, gazeteciler, yazarlar tarafından… Çünkü bu tartışma, hepsinin ilgi, bilgi, çalışma ve sorumluluk alanına giren bir tartışmaydı. İdeolojileri, siyasî parti mensubiyetleri, dinî inançları da mühim değildi. Entelektüel bir sorumlulukla, Sayın Karamollaoğlu’na destek vermeliydiler; çünkü haklıydı, doğru söylüyordu ve söylediği önemliydi. Büyük Çamlıca Tepesi’ne büyük bir cami yaptırmak, ne Osmanlı padişahlarının aklından geçmişti, ne de Mimar Sinan’ın... Çünkü o tepe, o kadar büyük bir cami için hiç de uygun bir yer değildi.

Sayın Karamollaoğlu’nun o konuşmasının ana çerçevesi, aslında ekonomiydi. Çamlıca Camisi’ni de özellikle ekonomik boyutu ile eleştirmişti.

Tarım ve hayvancılığın adeta yok edildiği; çiftçinin, köylünün perişan olduğu, esnafın kepenk indirip kapısına kilit vurduğu, asırlık kuruluşların konkordato ilân ederek iflâs bayrağı çektiği, devletin iç ve dış borcunun ürkütücü seviyelere yükseldiği, toplumda ödenemeyen / tahsil edilemeyen çek ve senet davalarının alabildiğine çoğaldığı, işsizliğin tırmandığı, ailelerin parçalanmaya başladığı; bütün bunlar yaşanırken de devlette israfın, yolsuzluğun, iktidar katında zevk u sefanın artarak devam ettiği ve zarurî harcamalara para bulunamadığı bir ortamda, 100 milyon dolara mal olacak bir cami inşa ediliyordu…

“Selâtîn”, sultan kelimesinin çoğulu. “Sultanlar” demek. Padişahların, sultanların yaptırdıkları camilere selâtîn camileri deniyor. Anlaşılıyordu ki Sayın Cumhurbaşkanımız da kendince bir ‘selâtîn camisi’ yaptırmak; İstanbul’un pek çok yerinden gözükecek, heybetli bir eser bırakmak istiyordu… Farz edelim ki bu, anlaşılabilir, kabul edilebilir bir arzu olsun…

Padişahlar, sultanlar, yaptırdıkları camilerin masrafını kendi şahsî varlıklarından karşılarlardı. Çamlıca Camisi’ne harcanacak 100 milyon dolar, ne şekilde temin ediliyordu?

İstanbul, evet 7 tepe üzerine kurulmuş bir şehirdir; ama o 7 tepe arasında Çamlıca Tepesi yer almaz. Selâtîn camilerinin / büyük camilerin yer aldığı o tepeler, 1- Topkapı Sarayı muhiti, 2- Çemberlitaş muhiti, 3- Beyazıt muhiti, 4- Fatih muhiti, 5- Yavuzselim muhiti, 6- Edirnekapı muhiti, 7- Kocamustafapaşa muhitidir. Görüldüğü üzere, hiçbir padişah, Çamlıca Tepesi’ne o büyüklükte bir cami inşa etmeyi düşünmemişti…

Osmanlı geleneğinde “dağın başına” cami yapılmaz. Yüksek kesimler seçilebilir; ama o yerler, yukarıda sıralandığı üzere, “dağın başı” değildir.

Nitekim haberini bu gün yayınladığımız, Osmanlı Mimarisi kitabının yazarı, 92 yaşındaki Restoratör Mimar Doğan Kuban da, kendisiyle yapılan röportajda, Büyük Çamlıca Camisi’ni üzerinde konuşulmaya değer bulmadığını belirterek, “Sultanahmet’in kopyası. Zaten orası yanlış seçim... Cami, cemaat uğradığı zaman olur. Dağa - tepeye cami yapılmaz. Anadolu’yu dolaşın, bulamazsınız” diyor.

Hepimiz biliyoruz ki, yeni bir yerleşim birimi oluşturulmak isteniyorsa, oraya bir cami inşa edilir, yerleşim de o cami etrafında başlar ve genişlerdi. Bu bakımdan da o yer, hiçbir zaman “dağın başı” olmazdı. Hamam caminin yanında, medrese caminin yanında, şifahane caminin yanında, aş evi caminin yanında, çeşme caminin yanında, arasta, çarşı, pazar, kıraathane / kahvehane caminin yanında… Onun etrafına / yakınına yerleşmeyeceksin de nereye yerleşeceksin?

Bu yönüyle cami ve çevresi, bir ibadethane olmasının yanı sıra, aynı zamanda bir sosyalleşme alanı… Tanıdıklarla, yakınlarla, arkadaşlarla, dostlarla buluşulup sohbet edilen, dinlenilen, sükûn bulunan ve sonra gerekiyorsa alışveriş yapılan bir sosyalleşme alanı… Ama “dağın başı” değil… Dağın başında olanlar için de cami, hayatî bir zaruret değil; çünkü Müslümanların ferdî olarak ibadet edebilmeleri için cami, olmazsa olmaz değil. Seccadelerini serebildikleri her temiz yerde namaz kılabilirler…

Son derece açık ki, Sayın Karamollaoğlu’nun Çamlıca Camisi’ne olan itirazı, kutsala yönelik bir saldırı değildi. İtirazında tamamen haklıydı; fakat entelektüellerimiz, bu kadar basit bir konuda bile, “Karamollaoğlu doğru söylüyor” deme cesareti gösteremedi. Oysa hakikati dile getirmek, zor zamanlarda yapıldığı zaman değerlidir. Osmanlı tarihçileri, mimarlar, şehir planlamacıları, kültür adamları, gazeteciler, yazarlar, daha sorumlu bir tavır içinde olmalılar…

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 21 11
  • 2 Fenerbahçe 20 11
  • 3 Trabzonspor 19 11
  • 4 Alanyaspor 19 11
  • 5 İstanbul Başakşehir 19 11
  • 6 Galatasaray 19 11
  • 7 Yeni Malatyaspor 18 11
  • 8 Beşiktaş 18 11
  • 9 Gaziantep FK 15 11
  • 10 Çaykur Rizespor 14 11
  • 11 Göztepe 13 11
  • 12 Konyaspor 13 11
  • 13 Kasımpaşa 12 11
  • 14 Denizlispor 11 11
  • 15 Antalyaspor 11 11
  • 16 Gençlerbirliği 10 11
  • 17 MKE Ankaragücü 9 11
  • 18 Kayserispor 7 11
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA