Fesih Bozan
Fesih Bozan
Giriş Tarihi : 16-06-2021 23:44

“İnandığın gibi yaşamazsan, yaşadığın gibi inanmaya başlarsın”

Her insanın, gelişen olaylar, yapılan icraat veya söylenen sözlere karşı, taraf olma, karşı olma veya tarafsızlık gibi bir tepkisi olur. Bu tepki ve tepkinin şiddeti, kişinin inancı ve inandığı değerlere göre değişir.

Mülâkatlarda hak gaspı, liyakat ve performans yerine torpile göre atamalar, ihalelerdeki yolsuzluk ve vurgunlar, “yap-işlet-devret” sistemiyle kamunun parasını yandaş şirketlere peşkeş çekilmesi, ahlâksız yayınlar yapan yandaş TV kanallarının reklamlarla beslenmesi, Mafya babalarıyla kirli ilişkilerin bir bir ortaya dökülmesi…

Adaletsizlik, zulüm, yolsuzluk, hırsızlık, israf, hak gaspı, adam kayırma, rüşvet, torpil, yalan, talan, kandırma, aldatma… gibi ahlâksızlıklar, İslâm’da haramdır ve yasaklanmıştır.

Dolaysıyla Müslümanların şiddetle bu ahlâksızlıklara ve kirli işlere karşı olması ve bunu yapanlardan da uzak durması gerekir. Gerekir, ama maalesef bugün bunu net göremiyoruz.

İktidar cenahında bu saydığımız yasakların işlendiğine dair sayısız örnekleri duyduğu veya gördüğü halde, büyük ekseriyeti AK Parti’ye oy vermiş muhafazakâr ve mütedeyyin Müslüman diye tarif edilen kesimden, iktidar partisi teşkilatından istifa eden veya sesli bir itiraz edeni görmediğimiz gibi, vatandaşa yol gösteren, aydınlatan, önderlik eden, hak, hukuk, ahlâk, haram ve helâlden bahseden imam, vaiz, müftü, İslâmî STK’lar, tarikat veya cemaat liderinden, iktidarın yanlış icraatlarına yüksek sesle karşı çıkanı maalesef duymadık. Söyleyen tek tük çıkarsa da suçlu muamelesi görüyor.

Muhafazakâr ve mütedeyyin Müslümanların gerekçelerine baktığımızda, “Suriye gibi olmayalım”, “vatanın bekası”, “CHP mi gelsin?” “maslahat gereği” “ehveni şer” “alternatif yok” gibi oluşturulan algıya inanmış olmasını görüyoruz. Muhafazakâr ve mütedeyyin Müslümanlar, dinî argümanlar üzerinden, yapılan “kutuplaştırıcı söylemler” şahsî veya parti çıkarlarına “din” veya “ülkenin bekası” ambalajı geçirildiğinde çok kolay inandıklarını görüyoruz.

Bu yanlış algının, ‘Görmedim, duymadım’ sessizliğinin veya umursamazlığın sebebi nedir? Bu bir yozlaşma mı? İslâmî bilgi zayıflığı mı?  Otoritenin-iktidarın verdiği korku mu? Çıkar ve menfaat beklentisi mi? Dünyevîleşme mi? Elbette hepsinin ayrı oranlarda etkisi var diyebiliriz.

Aslında hangi sebep olursa olsun bu, günümüz Müslümanlarının büyük bir çoğunda fert, STK ve cemaat olarak çürümüşlüğü, yozlaşmayı ve sisteme entegre oluşlarını göstermektedir. Hatta bu yozlaşma, maalesef bir tekerleme hāline dönüşmüş. “Daha önce mücahit olanlar, dün müteahhit oldular, bugün ise her şeye müsait hāle geldiler.” Bu şekilde tarif edilmek, çok üzücü bir durum. Bir Müslüman, bu tekerlemenin öznesi olmamalıydı. Çünkü Müslüman, ilke ve prensip adamıdır. Bütün işlerinde Kur’ān ve sünneti esas alır. Makam, servet, şehvet ve kulların kulu değil, yalnız Allah’ın kuludur. Menfaat için virgül gibi eğilmez, zulüm ve haksızlığa karşı “dilsiz şeytan” olmaz. Müslüman, kalabalıkların yanında değil, hakkın yanında durur.

Allah (CC) Müslümanların temel görevini şöyle tarif etmiştir:

“İçinizde hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun. İşte bunlar kurtuluşa erenlerdir.” (Ali İmran 104)

“Siz, insanlığın iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. (Çünkü siz) iyi ve doğru olanı emreder, kötü ve yanlış olandan (zulüm ve haksızlıktan) alıkoyarsınız ve (gerçekten) Allah'a inanırsınız…” (Ali İmran 110)

Peygamber Efendimizin mücadelesi, toplumdaki batıl inançlarla olduğu gibi, adaletsizlik, zulüm, her türlü hak gaspları, insan hakları ihlâlleri, ekonomik, sosyal haksızlıklara karşı taviz vermemiş, Hilfü’l Fudul barış cemiyetine katılmış ve herhangi bir ayrım yapmadan mücadele etmişti. Hatta, ‘Hırsızlık yapan kızım Fatıma bile olsa affetmem’ diyen bir peygamberin ümmetinden “hırsızsa bizim hırsızımızdır” diyen kişiler türedi.

Diğer bir tehlike de yukarıda saydığımız yanlışlar o kadar sık duyuluyor veya görülüyor ki, artık sıradanlaşmış ve kanıksanmış durumda. Hatta “Şimdiye kadar alnı secdeye gitmeyenler yiyordu, biraz da başı secdeye gidenler yesin”, “Kim gelse çalar”, “Hırsızsa bizim hırsızımız”, “Çalıyor ama hizmet de yapıyor” diyenleri duyuyoruz. Cebimizden yüz TL çalan bir hırsızı kovalar, ayaklarımızın altına alır ve döveriz; ama oy verdiğimiz ve yetkilendirdiğimiz kişiler, takım elbiseleri ve kravatlarıyla trilyonluk ihalelere imza atarak, yolsuzluk yaptıkları, kamunun parasını çaldıkları halde, ona destek vermeye ve meydanlarda alkış tutmaya devam ederiz. Bu söylemler ve çelişki, çürüme ve yozlaşmanın ulaştığı acı noktayı göstermektedir.

Günümüz Müslümanlarının çoğu, İslâm’ı bir bütün olarak bilmiyor veya önemsemiyor. Bu da hataların temelini oluşturuyor. Başörtüsü, cami, minare, ezan, vatan ve bayrak üzerinden galeyana gelebiliyor. Ancak, Faiz, hak, hukuk, adalet, rüşvet, kul hakkı, yolsuzluk, yalan, talan, israf… gibi İslâm’ın temel emir ve yasakları çiğnendiğinde ise bir tepki göstermiyor.

Bugünkü birçok Müslüman, cihat ve infak ruhunu kaybetmiş, klavye mücahidi, belli günlerde mesaj paylaşan, daha çok slogan ve simgelere takılan kişiler hāline gelmiştir. Çünkü bu kolay, ucuz ve tehlikesizdir.

Kurtuluş için İslâm’ı kendimize uydurmak değil, kendimiz İslâm’a uymak zorundayız.

Bugün artık özümüze dönmek, İslâm’ı ve inanç değerlerimizi tekrar tekrar gözden geçirmek durumundayız.

“Ey iman edenler! İman edin…” (Nisa 136)

Dolaysıyla bütün bunları değerlendirdiğimizde çıkan sonuç;

“İnandığın gibi yaşamazsan, yaşadığın gibi inanmaya başlarsın.”

Vesselâm.

NELER SÖYLENDİ?
@
Fesih Bozan

Fesih Bozan

DİĞER YAZILARI Konya katliamının yol taşları 01-08-2021 21:28 Siyaset gerekli mi, siyaset kirli mi? (2) 30-07-2021 20:21 Siyaset gerekli mi, siyaset kirli mi? (1) 19-07-2021 17:02 Erdoğan, Diyarbakır’da nabza göre şerbet verdi ama tutmaz 15-07-2021 17:42 İnsanın, hak ve adaletten yana mücadelesi 06-07-2021 16:32 Sorumlu, ama sorumsuz! 23-06-2021 16:38 “İnandığın gibi yaşamazsan, yaşadığın gibi inanmaya başlarsın” 16-06-2021 23:44 Cumhur ittifakının, mafya ile ittifakı! 27-05-2021 03:44 İslâm coğrafyasına saplanan hançer: İsrail 3 17-05-2021 17:44 İslâm coğrafyasına saplanan hançer: İsrail (2) 17-05-2021 04:28 Bugün bayram mı? 13-05-2021 03:24 İslâm coğrafyasına saplanan hançer: İsrail (1) 12-05-2021 21:27 Yozlaşma, çürümüşlük ve istismarcılık 02-05-2021 23:10 104 Amiral’den AK Parti iktidarına Cansuyu bildirisi 11-04-2021 14:18 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 08-03-2021 23:42 28 Şubat darbesinin düşündürdükleri 28-02-2021 15:26 Bugün bir yıldız kaydı 27-02-2021 18:31 Yeni anayasa, “Benim anayasam” mı, “Bizim anayasamız” mı olacak? 11-02-2021 01:02 Siyasiler ve Gazetecilere Yapılan Saldırılar 26-01-2021 09:15 2020 yılı kötü müydü? 07-01-2021 12:53 Mesele iç hukuk mu, AİHM mi? 31-12-2020 08:44 Covid-19 salgınının düşündürdükleri 07-12-2020 22:34 AKP iktidarının ekonomi ve yargıda reform sözleri ve Nasrattin Hoca 19-11-2020 18:12 Yanan ışıklar mı, sönen ocaklar mı? 19-10-2020 20:25 Yükselmekte olan ırkçılık ve milliyetçilik -2 10-10-2020 23:21 Yükselmekte olan ırkçılık ve milliyetçilik -1 03-10-2020 17:06 Sakarya ve benzeri saldırıların düşündürdükleri 17-09-2020 15:01 Algı üzerine kurulu bir yönetim anlayışı 30-08-2020 13:15 Geleceğe dair umudun var mı? 20-08-2020 12:22 Sosyal medyayı denetleme mi düzenleme mi? 05-08-2020 13:44 Darbelerin perde arkasını görebilmek 27-07-2020 19:37 Hukuk ve adalet kişiye göre değişir mi? -2 06-07-2020 13:54 Hukuk ve adalet kişiye göre değişir mi? -1 29-06-2020 12:45 Tedricen değişmek ya da değiştirilmek 12-06-2020 23:02 Tarım ve çiftçi can çekişiyor 04-06-2020 17:07 Diyarbakır’ın Fethi ve Anlamı 29-05-2020 00:48 1 Mayıs İşçi Bayramı (!) 01-05-2020 15:02 Yardım, Kutuplaştırma ve Her Alanda Tekelleşme 01-05-2020 07:46 Kovid-19’un ortaya çıkardığı gerçekler ve sosyal devlet anlayışı 13-04-2020 14:58 Ceza İnfaz Paketi 31-03-2020 22:33 Üçüncü Yargı Reformu ve İstanbul Sözleşmesi 27-03-2020 22:05 Kürtlere Yapılan Soykırımın Adı: HALEPÇE 18-03-2020 21:40 Corona Virüsün Ortaya Çıkardığı Virüsler (!) 16-03-2020 18:50 Kurtlar Sofrasındaki Menü: Suriye 04-03-2020 04:35 Adalet Konuşulmaz Yaşanır (2) 07-02-2020 23:12 Adalet konuşulmaz, yaşanır (1) 21-01-2020 15:38 Orta Doğu’da Fotoğrafın Tümünü Görmek 07-01-2020 20:00 Cinsiyet, Kadın, Erkek, Aile ve İstanbul Sözleşmesi (2) 16-12-2019 21:33 Cinsiyet, Kadın, Erkek, Aile ve İstanbul Sözleşmesi (1) 11-12-2019 19:02 Beştepe’ye Giden CHP’li Kim? 28-11-2019 14:10 Saadet Partisi’nin Büyük Kongresi Sonrası Notlar (2) 17-11-2019 11:39 Saadet Partisi’nin Büyük Kongresi Sonrası Notlar (1) 13-11-2019 19:19 Fırat’ın doğusuna müdahale (3) 30-10-2019 21:45 Fıratın doğusuna müdahale  (2) 21-10-2019 02:01 Fıratın Doğusuna Müdahale (1) 13-10-2019 18:15 Toplumsal uzlaşının kodları 02-10-2019 19:56
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA