Fesih Bozan
Fesih Bozan
Giriş Tarihi : 15-07-2021 17:42

Erdoğan, Diyarbakır’da nabza göre şerbet verdi ama tutmaz

Diyarbakır Halkının demokrasiye, iradesine saygı gösterilmediği, son 4-5 yılın kayyumlarla yönetildiği, özgürlüklerin bastırıldığı, devletin birçok kurumunda yolsuzlukların, adam kayırmaların ve partizanlığın seslerinin yükseldiği, 150 bin civarında işsizin olduğu, çiftçilerin girdi maliyetlerinden şikâyet ettiği, esnafın perişan, “ticaretin korona” olduğu, vatandaşın gelecekle ilgili bir umudunun kalmadığı bir dönemde, Cumhurbaşkanı Diyarbakır’a bir ziyarette bulundu.

Şunu hemen başta ifade edeyim ki, ziyaretin amacının, kırmış olduğu Kürt halkının gönlünü alarak, yapılacak seçimde Kürt oylarını almak olduğunu herkes biliyor. Ancak mesele Kürtlerse, Kürtlerle ilgili hoş sözler söylemekse, Diyarbakır’a gelmeye gerek yok, Ankara veya İstanbul’da da olumlu sözler söylenebilir. Çünkü Kürtler, sadece Diyarbakır’da değil, Türkiye’nin her tarafına yerleşmiş, 15 -20 milyon nüfusa sahip bir halktan bahsediyoruz.

Kürt sorununu çözmek istiyorsanız, Ankara’da çözeceksiniz. Ama Ankara’da Kurtlar olduğu için, Kürtlerin haklarından bahsetmekten çekiniyorlar galiba.

Ama şu açık ki, Kürt halkı, iktidarın oy ihtiyacına göre kullanacağı bir halk değildir. Kürt halkı, “ser sera ser çava Diyarbakır” gibi bir iki kelime Kürtçe söyleyerek kanacak bir halk da değildir.

Kürt halkı, her şeyden önce samimiyet bekler. 20 yıldır iktidarda olacaksınız, Kürt halkının temel taleplerini çözmeyeceksiniz, söylem ve icraatlarınızda hep zikzak çizeceksiniz ve sonra oy için gelip, Kürtlere İslâm’dan, camiden ümmetten bahsedeceksiniz.

20 yıldır tek başına iktidar olan bir parti olarak, Kürt halkının temel talepleri olan “Kimlik-vatandaşlık, anadilde eğitim ve kültürel hakların anayasal çerçeve altına alınmasını” sağladınız mı? Hayır. Bırakın bunları yerine getirmeyi, en basitinde bile, İstanbul’da 20 dilde tanıtıcı rehber hazırlanıyor, Kürtçe yok. Emniyet Genel Müdürlüğü “kadına şiddeti önleme ile ilgili 6 dilde program hazırlıyor, Kürtçe yok. Mecliste 2 kelime konuşulsa, tartışma çıkar ve “bilinmeyen dil” diye kayıtlara geçer. İktidarın hangi iyi niyetinden bahsedilebilir?

Bu ve benzeri durumlardan dolayı beklenen heyecan yoktu. Çevre illerden taşımayla oluşturulan kalabalık, Diyarbakır’ı temsil etmiyor.

Kaldı ki Diyarbakır halkı ile bire bir temas yoktu. Kurşunlu Camisi, partisinin toplantısı, valiliğin önündeki halka hitap, çadırdaki anneleri ziyaret ve en son olarak 81 ilden gelen gençlerle görüşme sonrası Diyarbakır’dan ayrılma… Bizim bildiğimiz, birebir halkla, esnafla veya muhtelif STK temsilcileriyle bir görüşme olmadı. Eğer olmuş olsaydı Diyarbakır’daki vatandaşın talep ve sorunlarını bire bir dinlemiş ve daha faydalı olurdu diye düşünüyorum.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın konuşmalarından birkaç cümlesini değerlendirecek olursak;

Erdoğan: Çözüm sürecini AKP sonlandırmadı 

Halkın çözüm sürecinin başlatılmasından memnun olduğunu bilen Sayın Erdoğan, Diyarbakır’da çözüm sürecine sahip çıktı. Hatta ‘Biz bitirmedik.’ diye bir savunma ihtiyacını bile duydu. Halbuki çözüm sürecini başlatanın da bitirenin de AKP olduğunu, gündemi takip eden herkes bilir. Kürt halkının İslâmî ve insānî haklarının pazarlık konusu yapılması, bazı şartlara bağlanması veya bazı olaylar gerekçe gösterilerek, “buzdolabına kaldırmanın” doğru olmadığı kanısındayım. Kürt halkının haklarının verilmesi, bir lütuf değil, hak, adalet, kardeşlik, eşitlik ve barış gereği olan bir haktır.

Erdoğan: Diyarbakır’ın Sur’unu, Silopi’yi köstebekler gibi kazıp, siz ne yapıyorsunuz demediler, diyemediler. 

Elbette hiç kimsenin şiddete destek vermesi tasvip edilemez. Ancak o günün Belediye Başkanı ve şu anda tutuklu bulanan Gülten Kışanak’ın suç dosyasında bununla ilgili bir suçlamanın olmadığını, Avukatı M. Emin Aktar ifade etmişti. Bu da garip bir bilgi.

Peki, sormazlar mı, devlet olarak, hendeklerin kazılmasına niye müsaade ettiniz? Sur’da oturan vatandaşların emniyete, “Sokakları kazıyorlar, gelin müdahale edin.”  telefonlarıyla haber vermelerine rağmen, Emniyet, niye müdahale etmedi? O günün emniyet mensupları FETÖ’cü diyebilirsiniz, peki onların atamasını kim yaptı?

Erdoğan: Valilere ‘üzerlerine gitmeyin’ talimatı verdik, silahlar o zaman geldi” (21 Mart 2016)

“2005’de durduğumuz yerdeyiz”

Sayın Erdoğan, 2005 te ne demişti, sonrasında ne demiş? 2005’de “Kürt sorunu vardır, Kürt sorunu benim meselemdir.”

Peki, 2015’ten sonra Sayın Erdoğan nerede duruyor? Hatırlayalım. 2015’de  “Ne Kürt sorunu ya? Kürt sorunu yoktur.”

28 Şubat 2015’de Dolmabahçe Mutabakatı açıklandığı gün “Bu hasretle beklediğimiz bir çağrıdır, umarım uygulanır.”

24 Nisan 2016 “Ne Mutabakatı? Böyle bir mutabakat yok.”

2017’de Kuzey Irak Kürdistan’ında yapılacak referanduma karşı çıkması ve engellemek için, Barzani’ye “TIRlar gitmeyince yiyecek giyecek bulamazsın.”

2019 “Bizim ülkemizde Kürdistan diye bir bölge yok. Kuzey Irak’ta Kürdistan var. Defolun oraya gidin!”

Doğrudur, bugün yok ama Osmanlı döneminde Kürt halkının yaşadığı bölgeye Kürdistan dendiğini herkes biliyor. O tarihte Kürdistan dendiği halde bir bölünme de olmamış.

MHP ile ortaklığı, Vatan Partisi’ne yaklaşımı, derin devlet ve mafya ile ilişkileri, kayyum atamalarını, HDP’nin kapatılma davası, binlerce Kürt siyasetçisinin tutuklanması ve kullanılan dil bu olduğu sürece, iktidarın Kürt halkından destek görmesi mümkün değil.

Mevcut ortamda yeni bir çözüm sürecinin olacağına da ihtimal vermiyorum.

Netice olarak, Sayın Cumhurbaşkanı yeni bir şey söylemedi, söylenene de vatandaş inanmadı. Sadece bir Cumhurbaşkanı Diyarbakır’a gelmiş gitmiş oldu.

Son not; açılışı yapılan fabrikaların çoğu, özel sektörün son 1-2 yılda öz kaynaklarıyla yaptığı fabrikalardı. Devletin kurduğu bir fabrika yoktu.

Vesselâm…

NELER SÖYLENDİ?
@
Fesih Bozan

Fesih Bozan

DİĞER YAZILARI Kürt sorununda muhatap kim? 09-10-2021 20:41 Kürt sorunu yok mu? Varsa, muhatabı kim olmalı? 05-10-2021 15:48 “Elinize dizinize dursun!” 24-09-2021 00:06 Ne söylüyoruz ne yapıyoruz? 13-09-2021 11:08 Zırhlı araçların sebep olduğu ölümlere kim dur diyecek? 06-09-2021 17:12 1 Eylül “Dünya Barış Günü” mü? 31-08-2021 15:30 Irk, ırkçılık, faşizm ve yabancı düşmanlığı -2 23-08-2021 09:18 Irk, ırkçılık, faşizm ve yabancı düşmanlığı -1 19-08-2021 02:21 Tedbir alamayan hükümet, enkaz kaldırmakla övünür 17-08-2021 00:10 Yanıyoruz 06-08-2021 16:44 Konya katliamının yol taşları 01-08-2021 21:28 Siyaset gerekli mi, siyaset kirli mi? (2) 30-07-2021 20:21 Siyaset gerekli mi, siyaset kirli mi? (1) 19-07-2021 17:02 Erdoğan, Diyarbakır’da nabza göre şerbet verdi ama tutmaz 15-07-2021 17:42 İnsanın, hak ve adaletten yana mücadelesi 06-07-2021 16:32 Sorumlu, ama sorumsuz! 23-06-2021 16:38 “İnandığın gibi yaşamazsan, yaşadığın gibi inanmaya başlarsın” 16-06-2021 23:44 Cumhur ittifakının, mafya ile ittifakı! 27-05-2021 03:44 İslâm coğrafyasına saplanan hançer: İsrail 3 17-05-2021 17:44 İslâm coğrafyasına saplanan hançer: İsrail (2) 17-05-2021 04:28 Bugün bayram mı? 13-05-2021 03:24 İslâm coğrafyasına saplanan hançer: İsrail (1) 12-05-2021 21:27 Yozlaşma, çürümüşlük ve istismarcılık 02-05-2021 23:10 104 Amiral’den AK Parti iktidarına Cansuyu bildirisi 11-04-2021 14:18 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 08-03-2021 23:42 28 Şubat darbesinin düşündürdükleri 28-02-2021 15:26 Bugün bir yıldız kaydı 27-02-2021 18:31 Yeni anayasa, “Benim anayasam” mı, “Bizim anayasamız” mı olacak? 11-02-2021 01:02 Siyasiler ve Gazetecilere Yapılan Saldırılar 26-01-2021 09:15 2020 yılı kötü müydü? 07-01-2021 12:53 Mesele iç hukuk mu, AİHM mi? 31-12-2020 08:44 Covid-19 salgınının düşündürdükleri 07-12-2020 22:34 AKP iktidarının ekonomi ve yargıda reform sözleri ve Nasrattin Hoca 19-11-2020 18:12 Yanan ışıklar mı, sönen ocaklar mı? 19-10-2020 20:25 Yükselmekte olan ırkçılık ve milliyetçilik -2 10-10-2020 23:21 Yükselmekte olan ırkçılık ve milliyetçilik -1 03-10-2020 17:06 Sakarya ve benzeri saldırıların düşündürdükleri 17-09-2020 15:01 Algı üzerine kurulu bir yönetim anlayışı 30-08-2020 13:15 Geleceğe dair umudun var mı? 20-08-2020 12:22 Sosyal medyayı denetleme mi düzenleme mi? 05-08-2020 13:44 Darbelerin perde arkasını görebilmek 27-07-2020 19:37 Hukuk ve adalet kişiye göre değişir mi? -2 06-07-2020 13:54 Hukuk ve adalet kişiye göre değişir mi? -1 29-06-2020 12:45 Tedricen değişmek ya da değiştirilmek 12-06-2020 23:02 Tarım ve çiftçi can çekişiyor 04-06-2020 17:07 Diyarbakır’ın Fethi ve Anlamı 29-05-2020 00:48 1 Mayıs İşçi Bayramı (!) 01-05-2020 15:02 Yardım, Kutuplaştırma ve Her Alanda Tekelleşme 01-05-2020 07:46 Kovid-19’un ortaya çıkardığı gerçekler ve sosyal devlet anlayışı 13-04-2020 14:58 Ceza İnfaz Paketi 31-03-2020 22:33 Üçüncü Yargı Reformu ve İstanbul Sözleşmesi 27-03-2020 22:05 Kürtlere Yapılan Soykırımın Adı: HALEPÇE 18-03-2020 21:40 Corona Virüsün Ortaya Çıkardığı Virüsler (!) 16-03-2020 18:50 Kurtlar Sofrasındaki Menü: Suriye 04-03-2020 04:35 Adalet Konuşulmaz Yaşanır (2) 07-02-2020 23:12 Adalet konuşulmaz, yaşanır (1) 21-01-2020 15:38 Orta Doğu’da Fotoğrafın Tümünü Görmek 07-01-2020 20:00 Cinsiyet, Kadın, Erkek, Aile ve İstanbul Sözleşmesi (2) 16-12-2019 21:33 Cinsiyet, Kadın, Erkek, Aile ve İstanbul Sözleşmesi (1) 11-12-2019 19:02 Beştepe’ye Giden CHP’li Kim? 28-11-2019 14:10 Saadet Partisi’nin Büyük Kongresi Sonrası Notlar (2) 17-11-2019 11:39 Saadet Partisi’nin Büyük Kongresi Sonrası Notlar (1) 13-11-2019 19:19 Fırat’ın doğusuna müdahale (3) 30-10-2019 21:45 Fıratın doğusuna müdahale  (2) 21-10-2019 02:01 Fıratın Doğusuna Müdahale (1) 13-10-2019 18:15 Toplumsal uzlaşının kodları 02-10-2019 19:56
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA