Advert
Fesih Bozan
Fesih Bozan
Giriş Tarihi : 01-05-2022 17:00

Sömürülmeye karşı dayanışma günü, 1 Mayıs

 

Bilindiği gibi 1 Mayıs, “Emek ve Dayanışma Günü” çalışan işçilerin ve emekçilerin günü olarak bilinmekte ve Dünya genelinde birçok ülkede İşçi Bayramı olarak kutlanmaktadır.

1880’li yıllar, ağırlıklı olarak beden emeğinin kullanıldığı ve çalışma şartlarının çok kötü olduğu yıllardı. Küçük çocukların karın tokluğuna çalıştırıldığı ve işçilerin 15 saate varan çalışmaları olabiliyordu. Şirketler, hızla büyürken, işçiler, işyeri güvenliği, sağlık koşulları, örgütlenme ve grev gibi en temel haklarını dahi tanımayan bir siyasi ve hukuki sistem ile karşı karşıyaydılar.

İlk kez 1856'da Avustralya'nın Melbourne kentinde taş ve inşaat işçileri, günde sekiz saatlik iş günü için bir yürüyüş düzenlediler.

Takip eden tarihlerde gösteriler devam etti. 14 Temmuz-21 Temmuz 1889'da toplanan İkinci Enternasyonal'de Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs gününün tüm dünyada "Birlik, mücadele ve dayanışma günü" olarak kutlanmasına karar verildi.

Zamanla 8 saatlik iş günü birçok ülkede resmen kabul edildi. 1 Mayıs böylece işçilerin birlik ve dayanışmasını yansıtan bir bayram niteliğini kazandı.

Türkiye’de, ise uzun yıllar 1 Mayıs kutlamaları yasaklandı, 1 Mayıs öncesi günlerde aydınlar, sendika yöneticileri, işçiler gözaltına alındı.

1 Mayıs, Türkiye'de ilk kez 1923'te resmî olarak kutlanmış, takip eden yıllarda baskı ve yasaklar devam etmiş, 2008 Nisan'ında, "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kutlanması kabul edilmiştir. 22 Nisan 2009 tarihinde TBMM'de kabul edilen 5892 sayılı yasa ile de, 1 Mayıs resmi tatil ilan edilmiştir.

Emeğin insan yaşamında önemli bir yeri vardır ve emeğin yegane kaynağı insandır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V) “İşçinin ücretini alın teri kurumadan önce ödeyiniz.” buyurarak emeğin önemine ta 1443 yıl önce dikkat çekmiş ve insanlığa yol göstermiştir.

İslam’ın hassasiyetle üzerinde durduğu konuların başında, “kul hakkı, hak, hukuk, adalet, eşitlik, adil paylaşım, kendimize istediğimizi başkasına istemek ve bize yapılmasını istemediğimizi başkasına yapmamaktır” diyebiliriz.

Referansını İslam’dan alan Milli Görüş hareketi de hakkın kaynağını: “Doğuştan kazanılmış haklar, Karşılıklı rıza ve anlaşmalarla kazanılan haklar, Adalet gereği herkes için geçerli olan haklar ve Emek karşılığı olarak kazanılmış haklar” diye belirlemiştir.

Sömürü düzeninin temsilcileri olan, küresel sermaye sahipleri ise hakkın kaynağını; “Kuvvet, Çokluk, İmtiyaz ve Menfaat” olarak kabul etmişlerdir.

İnsanlık tarihinde, doğru hak anlayışının hâkim olduğu dönemlerde, insanlar huzur, barış ve saadeti yaşarken, sömürü düzeninin sahipleri olan küresel sermayenin yanlış hak anlayışının hâkim olduğu dönemlerinde ise, hep haksızlıklar, çatışma ve zulüm olmuştur.

Bütün haksızlık ve zulümlerle mücadele ederken önemli olan sıkıntının kaynağını ve sebebini görebilmektir. Bu konuda Erbakan Hocanın tarihi ikazını hatırlamakta fayda vardır.

“Türk İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun Genel Başkanı elinde koskocaman bir dosyayla geldi. 'Hocam işçi meseleleri ile ilgili şu konular hakkında sizin desteklerinizi istiyorum' dedi. 'Ne istiyorsun, söyle bakalım' dedik. Şunu istiyoruz, bunu istiyoruz. Hepsi kıvır zıvır. Bu kadar mı? Bu kadar. Kendisine şunu söyledim; 'Bak sen bir konfederasyonun genel başkanısın ya asıl ben senden işçinin hakkını korumanı istiyorum. Bu kıvır zıvırı bırak. Sen işçinin hakkını koruyacaksan önce bu faizin kalkmasını istemen lazım. Niye? Çünkü faiz, çalışan insanın hakkının yenmesi demek. Sen gidiyorsun bu faizcileri iş başına geçiriyorsun. Yani havuzun musluğunu açarken bilmeden zehir musluğunu açıyorsun. Sonra da o zehirlerden korunmak için uğraşıp duruyorsun. Bu ana musluğu açarken aklın nerede? Niye bal musluğunu açmıyorsun da zehir musluğunu açıyorsun?” Demek ki sorunların çözümü için, sorunların sebebini ve çözüm adresini fark etmek gerekir.

Evet, senin de, emeğin sömürülüyor ve gittikçe yoksullaşıyorsan, her alanda yapılan adaletsizliklerin farkında isen, kamunun kaynakları belli kesim ve sermayeye sahiplerine peşkeş çekildiğine şahid oluyorsan, yandaş olmayan her kesime baskı ve zulmün  sıradanlaştığını görüyorsan, bu düzenin değişmesi için sen de sorumlusun. Bunun için doğru yerde doğru kişilerle, yani doğru siyasi parti ve kadrolarla beraber olmalısın. Bu siyasi parti de, “iktidar gitsin biz gelelim diyen değil, bu sömürü ve zulüm düzeni değiştirip adil düzeni getireceğiz” demelidir.

Biz istiyoruz ki, dünyanın hiçbir yerinde, ne emek sömürülsün, ne kimse ezilsin ve ne de kan dökülsün. Herkes hak ettiğini alabilsin, dünya nimetlerinde, hakça paylaşım olsun, hep birlikte barış ve huzur içinde yaşasın. Bunun içi de, hep birlikte, dayanışma ve paylaşma kültürü genişletmeli hakka ve adalete dayalı bir düzen için, insanca bir yaşam için, sorumluluk duymalı ve hep beraber mücadele etmelidir.

Vesselam.

 


 

NELER SÖYLENDİ?
@
Fesih Bozan

Fesih Bozan

DİĞER YAZILARI Nasıl bir Müslümanız? 18-05-2022 10:24 Sömürülmeye karşı dayanışma günü, 1 Mayıs 01-05-2022 17:00 Oruç, sadece yememek ve içmemek mi? 25-04-2022 18:25 Bu ne merak? 17-04-2022 12:52 “Erbakan Hoca yaşasaydı…” diyenlere 11-04-2022 17:32 Bu kin ve şiddet niye? 22-03-2022 01:22 Savaşlar ve savaş tüccarları 27-02-2022 18:43 Yuvarlak masada altı lider 19-02-2022 12:40 “Ne de olsa bizdendir!” 13-02-2022 12:01 Vatandaş perişan, iktidar ise suni gündem peşinde 03-02-2022 00:54 Ya “İktidar Market”teki fahiş fiyatları kim denetleyecek? 17-01-2022 20:06 Siyaset nedir, ne değildir? 23-12-2021 23:09 İktidarın can simidi “Dış Güçler”(!) 06-12-2021 06:00 Ekonomik kurtuluş savaşı mı? 26-11-2021 20:23 Helâlleşmek 22-11-2021 22:40 Erdoğan ülkeye buzlu camdan mı bakıyor? 17-11-2021 20:38 Barış varken savaş, sevgi varken nefret niye? 04-11-2021 20:43 Kürt sorununda muhatap kim? 09-10-2021 20:41 Kürt sorunu yok mu? Varsa, muhatabı kim olmalı? 05-10-2021 15:48 “Elinize dizinize dursun!” 24-09-2021 00:06 Ne söylüyoruz ne yapıyoruz? 13-09-2021 11:08 Zırhlı araçların sebep olduğu ölümlere kim dur diyecek? 06-09-2021 17:12 1 Eylül “Dünya Barış Günü” mü? 31-08-2021 15:30 Irk, ırkçılık, faşizm ve yabancı düşmanlığı -2 23-08-2021 09:18 Irk, ırkçılık, faşizm ve yabancı düşmanlığı -1 19-08-2021 02:21 Tedbir alamayan hükümet, enkaz kaldırmakla övünür 17-08-2021 00:10 Yanıyoruz 06-08-2021 16:44 Konya katliamının yol taşları 01-08-2021 21:28 Siyaset gerekli mi, siyaset kirli mi? (2) 30-07-2021 20:21 Siyaset gerekli mi, siyaset kirli mi? (1) 19-07-2021 17:02 Erdoğan, Diyarbakır’da nabza göre şerbet verdi ama tutmaz 15-07-2021 17:42 İnsanın, hak ve adaletten yana mücadelesi 06-07-2021 16:32 Sorumlu, ama sorumsuz! 23-06-2021 16:38 “İnandığın gibi yaşamazsan, yaşadığın gibi inanmaya başlarsın” 16-06-2021 23:44 Cumhur ittifakının, mafya ile ittifakı! 27-05-2021 03:44 İslâm coğrafyasına saplanan hançer: İsrail 3 17-05-2021 17:44 İslâm coğrafyasına saplanan hançer: İsrail (2) 17-05-2021 04:28 Bugün bayram mı? 13-05-2021 03:24 İslâm coğrafyasına saplanan hançer: İsrail (1) 12-05-2021 21:27 Yozlaşma, çürümüşlük ve istismarcılık 02-05-2021 23:10 104 Amiral’den AK Parti iktidarına Cansuyu bildirisi 11-04-2021 14:18 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 08-03-2021 23:42 28 Şubat darbesinin düşündürdükleri 28-02-2021 15:26 Bugün bir yıldız kaydı 27-02-2021 18:31 Yeni anayasa, “Benim anayasam” mı, “Bizim anayasamız” mı olacak? 11-02-2021 01:02 Siyasiler ve Gazetecilere Yapılan Saldırılar 26-01-2021 09:15 2020 yılı kötü müydü? 07-01-2021 12:53 Mesele iç hukuk mu, AİHM mi? 31-12-2020 08:44 Covid-19 salgınının düşündürdükleri 07-12-2020 22:34 AKP iktidarının ekonomi ve yargıda reform sözleri ve Nasrattin Hoca 19-11-2020 18:12 Yanan ışıklar mı, sönen ocaklar mı? 19-10-2020 20:25 Yükselmekte olan ırkçılık ve milliyetçilik -2 10-10-2020 23:21 Yükselmekte olan ırkçılık ve milliyetçilik -1 03-10-2020 17:06 Sakarya ve benzeri saldırıların düşündürdükleri 17-09-2020 15:01 Algı üzerine kurulu bir yönetim anlayışı 30-08-2020 13:15 Geleceğe dair umudun var mı? 20-08-2020 12:22 Sosyal medyayı denetleme mi düzenleme mi? 05-08-2020 13:44 Darbelerin perde arkasını görebilmek 27-07-2020 19:37 Hukuk ve adalet kişiye göre değişir mi? -2 06-07-2020 13:54 Hukuk ve adalet kişiye göre değişir mi? -1 29-06-2020 12:45 Tedricen değişmek ya da değiştirilmek 12-06-2020 23:02 Tarım ve çiftçi can çekişiyor 04-06-2020 17:07 Diyarbakır’ın Fethi ve Anlamı 29-05-2020 00:48 1 Mayıs İşçi Bayramı (!) 01-05-2020 15:02 Yardım, Kutuplaştırma ve Her Alanda Tekelleşme 01-05-2020 07:46 Kovid-19’un ortaya çıkardığı gerçekler ve sosyal devlet anlayışı 13-04-2020 14:58 Ceza İnfaz Paketi 31-03-2020 22:33 Üçüncü Yargı Reformu ve İstanbul Sözleşmesi 27-03-2020 22:05 Kürtlere Yapılan Soykırımın Adı: HALEPÇE 18-03-2020 21:40 Corona Virüsün Ortaya Çıkardığı Virüsler (!) 16-03-2020 18:50 Kurtlar Sofrasındaki Menü: Suriye 04-03-2020 04:35 Adalet Konuşulmaz Yaşanır (2) 07-02-2020 23:12 Adalet konuşulmaz, yaşanır (1) 21-01-2020 15:38 Orta Doğu’da Fotoğrafın Tümünü Görmek 07-01-2020 20:00 Cinsiyet, Kadın, Erkek, Aile ve İstanbul Sözleşmesi (2) 16-12-2019 21:33 Cinsiyet, Kadın, Erkek, Aile ve İstanbul Sözleşmesi (1) 11-12-2019 19:02 Beştepe’ye Giden CHP’li Kim? 28-11-2019 14:10 Saadet Partisi’nin Büyük Kongresi Sonrası Notlar (2) 17-11-2019 11:39 Saadet Partisi’nin Büyük Kongresi Sonrası Notlar (1) 13-11-2019 19:19 Fırat’ın doğusuna müdahale (3) 30-10-2019 21:45 Fıratın doğusuna müdahale  (2) 21-10-2019 02:01 Fıratın Doğusuna Müdahale (1) 13-10-2019 18:15 Toplumsal uzlaşının kodları 02-10-2019 19:56
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA