Feyzullah Aydoğan
Feyzullah Aydoğan
Giriş Tarihi : 11-12-2019 18:49

Üretim Potansiyelimiz ve Engeller

Ülkenin temel sorunlarının başında üretimsizlik ve buna bağlı sorunların olduğu konusunda tüm kesimler hemfikir. Bir malın üretilebilmesi için sermaye-finans, emek-işgücü, hammadde-doğal kaynak ve girişimcinin olması gerekir. Bu dörtlü faktörün doğru zaman ve zeminde aynı anda bulunarak etkili ve verimli imal işleminin sonuca ulaşmasıyla üretim hedeflenir.

Üretimde ihtiyaç duyulan kaynakların uygun koşullarla sağlanması ve etkin bir şekilde kullanılmasında gerekli olan finans, üretimin en önemli faktörüdür.

Günümüzde finansın kullanımından kaynaklı faiz, sermayenin karşılığı olarak üretimden pay almaktadır. Tasarruflara faiz verilerek sermayeye dönüştürülmesi ve üretim sistemine finans sisteminin eklemlenmesi üretim maliyetlerinin artmasındaki en önemli faktör olarak kendini gösteriyor.

Üretimde ve ticari hayatta finansman maliyetleri incelendiğinde finansman kullanım maliyeti yani faiz başlı başına bir girdi maliyeti oluşturuyor. Hammadde ve teknoloji ithali söz konusu olduğu durumlarda döviz cinsinden finansman kullanımının maliyetleri de eklenince üretim yapılsa dahi dünya ile rekabet etmek neredeyse imkânsız hale geliyor ve sürdürülebilir üretim mümkün olamıyor.  Gelişmiş ülkeler bu durumu kendi lehlerine devam ettirebilmek için gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelere ‘bilgi’ ve ‘eğitim’ transferi gerçekleştirerek kendi lehlerine kurguladıkları mevcut ekonomik sistemlerini doğru kabul ettirmek suretiyle yerleştirmiş oluyorlar.

Gelişmiş ülkelerin gelişme serüvenlerine baktığımızda kökleri çok eskilere dayanıyor. 14. yy.da Avrupa’da Yahudi tefecilerin pazarda kurdukları ‘banko’ ismi verilen masalarda bugünkü manada anladığımız bankerler ortaya çıkmış ve yaygınlaşmışlardı. Önceden düzensiz olan borçlanma ve faiz (tefecilik) sistematik bir hal aldı. Bu tefeciler ‘banker’ olarak farklı ülkelerde şube açmaya başladılar. Böylece faiz, üretime giren faktör olarak yerleşmeye başladı ve bugüne kadar devam eden kapitalist sistemin de oluşmasını sağladı. Öyle ki, bugün bazı gelişmiş ülkeler iktisadi hayatta bankacılıkla öne çıkar oldular.

Faiz Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’da şiddetle yasaklanmıştır. Yasağın en ağır biçimde yer aldığı din Yahudilik olmasına rağmen buna karşılık faizi (ribbit) en fazla uygulayanlar ve bu yolla zengin olanlar da yine Yahudilerdir. Bu da gösteriyor ki Yahudiler dinlerini değiştirmişler ve faizi kendi lehlerine kaldırmışlar. Hristiyan Batı âlemi de bunlardan etkilenmeyle faiz yasağı tamamen kalkmıştır. İslam âlemine baktığımızda faiz’in (riba) haram oluşunda kimsenin itirazı yoktur. Ancak bu meselede yetkili yetkisiz kimselerce sulandırılması ve küresel finans sistemine entegre olunması sonucunda faizin yerleşmesi bir musibet olarak kalmış oldu.

Son yıllarda üretim finansmanının karşılanmasının, ifade edildiğinin aksine ‘Varlık Fonu’ gibi araçlarla sağlanması mümkün değildi, mümkün olmadı da. Çünkü kurgulanan sistem üretimde değil biriken borçların döndürülmesinde kullanılmak için teminat olarak sunuldu. Küresel rezerv para ve küresel finans sistemi içerisinde yerli üretimleri destekleme bugüne kadar mümkün olmadı, bundan sonra da mümkün gözükmüyor. Ekonomi biliminde ‘Doğal İktisat Döngüsü’nü yeniden keşfetmek zorundayız. Kelimelere verdiğimiz anlamaları yeniden gözden geçirmeliyiz. Paranın ‘anlamı’, ‘miktarı’ ve ‘aidiyeti’ konularında yeniden düzenlemeler yapmalıyız. Merkez Bankası’nın istikrarlı para politikası olmalı ve fiyat istikrarını sağlamalıdır. Reel ekonominin (üretim ekonomisi) gelişmesi için kısa, orta ve uzun vade planlamaları yapmalıdır. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) yeniden aktif ve etkili hale getirilmedir. ARGE çalışmalarına üniversiteler dâhil edilmeli, genel ve bölgesel olmak üzere ayrı ayrı projeler geliştirilmelidir.

Üretimdeki diğer faktörlere baktığımızda öncelikle İşgücüne bakmak gerekir. İşgücü mevcut bulunmakta zira yeterli genç nüfusa sahibiz. Ancak kalifiye eleman yetişme sıkıntısı eğitim politikaları çerçevesinde başlı başına bir sorundur. Bu sorunun üzerinde durulmalıdır. Hammadde temini mümkün iken teknolojiyi kullanma ve geliştirme konusunda daha çok mesafe alınması gerekiyor. Girişimciliğe baktığımızda uygun mevzuat, hukukun işlerliği ve rekabet ortamının sağlanmasına bağlı olarak girişimci sayısı hem nitelik hem de nicelik olarak artacaktır.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA