Feyzullah Aydoğan
Feyzullah Aydoğan
Giriş Tarihi : 01-01-2020 14:30

Milli Otomobil, Alternatif Enerji Sistemleri, Bor ve Türkiye’nin Potansiyeli

Sanayileşme, nüfus artışı, teknolojinin sürekli gelişmesi ve refah seviyesinin yükselmesine paralel olarak ulaşım araçlarına olan talep her geçen gün artıyor. Gelişmiş ülkelerin marka olarak ürettiği ulaşım araçları dünya ticaretinde çok önemli yer tutuyor. Türkiye’nin ise milli otomobil serüveni bir türlü neticelenememiştir. Türkiye’de yerli olarak üretilen çok sayıda yabancı marka otomobil iç ve dış pazarda yer buluyor. Ancak yerli olmaktan ziyade milli otomobil üretimi ‘Devrim’ markası ile ortaya çıkmış daha sonra çeşitli sebeplerle arkası gelmemiştir. Bugün TOGG tarafından her ne kadar İtalya’da yaptırılsa da milli olmaya aday bir otomobil markası çıkarma arzusu yetkilileri harekete geçirmiştir. Ne var ki, daha önce benzer girişimlerin sonuçsuz kalması yetkilileri ‘yalancı çoban’ durumuna düşürmüştür.

Yerli üretimden maksat yerli marka üretim amaçlandığı takdirde milli otomobil ortaya çıkacaktır. Bu milli otomobili orta vadede dünya markası haline getirmek hedefi olmalıdır. Dünya markası olabilmesi için en az elli ülkede satış ve servis ağının kurulması gerekecektir. Bunun başarılabilmesi için üç önemli adımın atılma zorunluluğu vardır. Birincisi; üretim aşama ve ekipmanlarının (Yakıt Sistemleri Teknolojisi, Motor Sistemi, Elektrik Kontrol Üniteleri, Karoser Tasarım, Aktarma Organları Sistemi) tamamının yerli üretim haline gelmesi, ikincisi; gelişen teknolojinin gerisine düşmemek ve sürekli gelişimi sağlamak için ARGE çalışmalarına ciddiyetle yaklaşmak, üçüncüsü; dünya pazarında rekabet edebilirlik ve pazar ülkelerle olan siyasi ve ekonomik açıdan işbirliğine açık olmaktır.

Teknolojik gelişmelere bağlı olarak dünyada enerji kaynaklarına olan ihtiyaç her geçen gün artarak devam ediyor. Bugüne kadar kullanılan fosil enerji kaynaklarının dünyada ciddi çevre sorunlarına yol açması, rezervlerinin yakın gelecekte tükenecek olması, kaynak sağlayan ülkelerin tüketici ülkelere siyasi ve ekonomik baskı aracı olarak kullanması ve cari açığa yol açması gibi nedenlerden dolayı alternatif enerji kaynaklarına olan ihtiyaç kaçınılmaz olmuştur. Türkiye’nin mevcut enerji yapısının yüzde 72’si dışa bağımlıdır. Bu oranı azaltabilmek için enerji kaynaklarının çeşitlendirilme çalışmaları toplumun tamamını heyecanlandırmaktadır.

BOR

Dünya Bor madeni rezervlerinin yüzde 72'sine sahip olan Türkiye, dünya Bor ürünü piyasasından sadece yüzde 5 pay almaktadır. ABD’den sonra en fazla Bor üretimi Türkiye'de gerçekleştirilmekte; satılabilir konsantre ve rafine Bor ürünleri üretiminin yaklaşık yüzde 8’i iç pazarda tüketilirken geriye kalan yüzde 92’si ise ihraç edilmektedir. Oysa ABD’de tam tersine bir durum söz konusudur. Bor için çok yaygın bir kullanım imkânı açan, sodyum borhidritin hidrojen taşıyıcısı olarak kullanımı, ülkemize bu zenginliğini değerlendirmede yeni ufuklar açacaktır.

Hidrojen enerjisi sistemleri içinde en dikkat çekici olanı; yakıt pillerini, hidrojeni elektrik enerjisine dönüştürmekte; doğru veya alternatif akımla çalışan elektrik motorları ile aracın hareketini sağlamaktadır. Zararlı egzoz gazları üretilmeyen sessiz bir kimyasal reaksiyon gerçekleşir ve atık olarak sadece saf su ve bir miktar ısı açığa çıkar. Yakıt pilleri hidrojenin otomobillerde enerji kaynağı olarak kullanımının önünü açmıştır.

Hidrojenin araçlara doldurulması ve taşınması için önerilen ve denenen yöntemlerin içinde, metal hidritlerle depolama ön plan çıkmıştır. Kullanılması önerilen metal hidritlerden biri de Bor hidrittir. Dünyadaki 600 milyon ton Bor rezervinin 3/4’ü Türkiye’de bulunduğu düşünüldüğünde bu sistemlerin ülkemiz için önemi ortaya çıkmaktadır.

Bordan yakıt elde edilmesi;

Yakıt eldesi yönteminde; sodyum borhidrit’in suyla karıştırılması sonucu elde edilen sıvı, “yakıt” olarak kullanılmaktadır. Söz konusu yakıtın kimyasal reaksiyonu: NaBH4+ 2H2O→ katalizör→ 4H2+ NaBO2 formülü üzerine kurulmuştur. Su içerisinde çözünen sodyum borhidrit (NaBH4), bir karışım olarak depolanmaktadır. Enerji üretmek için hidrojen ihtiyacı gerektiğinde bu karışım içine uygulanan katalizör aracılığı ile kimyasal reaksiyon başlatılmaktadır. Reaksiyon sonucunda gaz halinde serbest kalan hidrojen, yakıt pilinden geçirilerek elektrik enerjisi elde edilir. Bu reaksiyon sonunda sodyum bor tuzu (sodyum metaborat) atık olarak birikmektedir.

Sistemde enerji kaynağı olarak kullanılan hidrojen, sadece ihtiyaç halinde üretileceğinden, burada kullanılan katalizör çözeltiden istenildiği zaman ayrılabilmekte ve reaksiyon kontrollü olarak durdurulabilmektedir.

Söz konusu teknolojinin avantajları şunlardır:

1) Kullanılan karışımın içinde çözelti halinde bulunan sodyum borhidrit ve sodyum metaborat çözeltilerinin yanıcı olmaması

2) Tepkimenin kolayca kontrol edilebilmesi

2) Kullanılan hidrojenin yarısının sodyum borhidrit’ten diğer yarısının ise sudan alınması (100 gr sodyum borhidritten 21 gr H2)

3) Katalizörün defalarca kullanılmaya uygun olması

4) Reaksiyon sonrası ortaya çıkan sodyum bor tuzunun kolaylıkla yeniden sodyum borhidrit üretiminde kullanılabilmesi

5) Sodyum borhidritte ağırlık/enerji oranının benzindeki orana yakın olması.

Bu yeni yakıt sistemi, yüksek enerji yoğunluğu, mükemmel güvenlik özellikleri, tutuşmaz, alev almaz ve olumlu çevresel etkiye sahip olması nedeniyle, geliştirilmekte olan yeni enerji üretim sistemleri arasında dikkat çekicidir.

Geliştirilen bu teknoloji, taşımacılığın yanı sıra taşınabilir enerji sağlayıcı piller için de uygulanabilir bir teknoloji olarak ortaya çıkmıştır.

Sonuç olarak; milyarlarca dolar ödeme yaparak edindiğimiz petrol türevli yakıtlar yerine, büyük miktarlarda sahip olduğumuz Bor madeni ile enerjilenen araçlar üretmeliyiz. Bu yöntemle üretilen araçlara pozitif ayrımcılık yapılarak net ve büyük teşvikler verilmelidir. Daha yolun başındayken bu yeni yakıt sistemini atlamamak ve yakın gelecekte dünyadan birkaç adım önde yürümemiz için şimdiden ilk adımı doğru atmalıyız. 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA