Fesih Bozan
Fesih Bozan
Giriş Tarihi : 21-01-2020 15:38
Güncelleme : 21-01-2020 21:57

Adalet konuşulmaz, yaşanır (1)

Bugün en çok konuşulan ve ihtiyaç duyulan adalettir.

Eğer konuşmakla hastalar iyileşseydi,  “ilâç ilâç” der, tedaviye ihtiyaç olmaz, eğer konuşmakla dağlar aşılasaydı, yollara düşmeye gerek kalmaz, eğer konuşmakla sorunlar çözülseydi, kanunlara, kolluk kuvvetlerine ve mahkemelere ihtiyaç olmazdı. Adalette lafla değil icraatla konuşulur.

Adaletin gereği yapıldığı zaman hayatta arzu edilen sonuçlara ulaşılır.

O zaman Adaletten özetle bahsedecek olursak;

Adalet, düzenli ve dengeli davranma, her şeyin ve herkesin hakkını vermektir.

Adalet, haksızlıklardan uzaklaşarak orta yolu tutma, bir şeyi yerli yerine koyma, insaf ve eşitlik anlamına gelen bir terimdir.

Adaletin zıddı zulüm, gadr ve insafsızlıktır.

İslâm’da adalet: Hukuk önünde herkese eşit davranmak, yaşam tarzı, inanç, bilgi, mevki ve sosyal statü farklılıklarından dolayı insanlara farklı davranmamaktır.

İslâm, adaleti uygulamada istek ve heveslere yer vermemiş, sevgi ve nefrete uymamış, akrabalık ve yakınlık bağına, zengin-fakir, kuvvetli-zayıf olma durumuna bakmamıştır.

Bunun içindir ki İslâm, hakim olduğu dönemlerde, beraber yaşayan bütün kesimlerin birliğini sağlamayı başarmış, herkesin yaşam hakkını güvence altına almıştır.

Bugün görüyoruz ki haktan hukuktan ve adaletten bahseden beşerî sistemlerin hiçbirisinin, düşmanlarına ve nefret ettiği insanlara karşı, İslâm’ın sağladığı mutlak adaleti sağlamamıştır.

İslâm, kendisine inananları bu konuda sadece Allah için hareket etmelerini, aralarındaki münasebetlerini Allah’ın rızasına uygun bir şekilde ayarlamalarını ve yine Allah için doğru şahitler olmasını emretmektedir.

Bu esaslar, bu dinin bütün insanlık için son din ve mükemmel bir nizam olduğunu, adaletinden, inanan ve inanmayan bütün insanların yararlanmasını tekeffül eden üstün bir hukuk ve yönetim biçimi olduğunu göstermektedir.

“...Allah insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emreder.” (en-Nisa, 4/58)

“Ey iman edenler, Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Adil davranın. Takvaya yakışan budur. Allah’tan korkun. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” (el-Maide, 5/8).

İslâm’ın emrettiği adalet doğrultusunda davranılırsa kâinatın düzeni ayakta kalır. Adalet, mülk’ün (devletin) temelidir.

Adaletin olmadığı yerde zulüm vardır. Allah’ın (C.C.) koyduğu bütün hükümler, zulmün her çeşidinden uzaktır. Allah’ın emirlerinin uygulandığı bir ortamda hiçbir kimseye zerre kadar zulüm yapılmaz. (Nisa, 4/40).

“Allah, adaleti ve ihsanı emreder.” (Nahl, 16/90).

“Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emreder.” (Nisa, 4/58).

Maalesef “Allah size emanetleri ehline vermenizi emreder” ayetini günümüzde birileri “görevleri ehlinize veriniz” şeklinde anlamaktadır!  (Devam edecek)

Veselâm...

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA