Sürur Öztürk
Sürur Öztürk
Giriş Tarihi : 19-02-2020 00:29
Güncelleme : 19-02-2020 03:14

İktidar cephesinde kafalar çok karışık

Malûmunuz, kimilerince ABD derin devletinin düşünce kuruluşu olarak tanımlanan Rand Corporation’ın Türkiye raporundan hareketle, iktidara yakın gazeteciler, yeni bir darbe ihtimalinden söz etmeye başladılar.

15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra Genelkurmay Başkanlığı, “Reis” tarafından Millî Savunma Bakanlığına bağlanmıştı. “Reis”, Millî Savunma Bakanlığına da Hulusi Akar’ı tayin etmişti. 15 Temmuz’dan sonra hem askerî yapı, hem de komuta kademesi, “Başkomutan Reis”in onayıyla şekillendirilmişti.

Peki, darbeyi kim yapacak?

Genelkurmay Başkanlığının kendisine bağlı olduğu Hulusi Akar mı? Yoksa Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler mi? Kim? Kara Kuvvetleri Komutanı Ümit Dündar mı? Deniz Kuvvetleri Komutanı Adnan Özbal mı? Hava Kuvvetleri Komutanı Hasan Küçükakyüz mü? Kim?

Türkiye’de, emir-komuta zinciri içerisinde gerçekleştirilmeyen bir darbenin başarıya ulaşma ihtimali var mı? Olmadığı 15 Temmuz’da da görülmedi mi?

Eğer iddia edilen darbe hazırlığı, emir-komuta zinciri içinde düşünülüyorsa, sorumluların derhal görevden alınması gerekir. Görevden alınmadıklarına göre, devlet katında bu iddiayı ciddiye alan kimse yok demektir. Zaten Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mevcut komuta kademesine kimse böyle bir niyeti de yakıştırmıyor, ihtimal de vermiyor…

İddiayı ciddiyetle gündeme taşıyan gazetecilerden biri, “Darbe, laikçi, Kemalist şebekelerden gelecek” diyor.

Kimse de “Sen nereden biliyorsun? Senin bildiğin bu bilgiyi devletin yöneticileri bilmiyor mu? Gerçekten böyle bir bilgi var da devlet bunu bilmiyorsa, bu nasıl devlet yönetimi? Biliyor da gereğini yapmıyorsa, bu ne anlama geliyor?” diye sormuyor…

Bu bir yana, peki, kim bu “laikçi Kemalist şebeke?”

Daha önceleri de kullanılmış olan tabiriyle “Perinçekçi subaylar” mı? Öyle ise, nasıl oluyor da Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, sık sık iktidarın kontrolündeki televizyon kanallarına konuk oluyor? Neden bu kadar muteber?

“Avrasyacı subaylar” mı darbe yapacaklar? Peki, Millî Savunma Bakanlığı, “68 yıldır barış ve güvenlik için birlikteyiz. #WeAreNATO (Biz NATO’yuz)” diye tweet atarken mi yapacaklar bu darbeyi?

Bu darbeyi “Avrasyacı / Rusyacı subaylar” değil de “ABD’ci, NATO’cu subaylar” yapacaklarsa, o halde Türkiye, neden Suriye’de ABD ile uyumlu bir politika uyguluyor? Neden Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, Suriye’de Türkiye için NATO’dan destek istiyor?

(Bu arada, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Türkiye’nin NATO’ya üyeliğinin 68. Yılı / Stratejik İttifakın Güçlü Üyesi Türkiye” başlıklı programlar düzenliyor. “ ‘WeAreNATO’ kampanyası, İletişim Başkanlığının koordinasyonunda İzmir’de düzenlenen etkinlikle tanıtıldı” diye tweetler yayınlanıyor…)

Açıkça söyleyin; iddia ettiğiniz darbeyi kim / kimler yapacak? Yukarıda sıraladığımız çok basit soruların bile cevabı olmadığı halde “yine de darbe ihtimali var” diyorsanız, gerekli tedbirleri almak, hükümetin görevi değil midir? Kimi kime şikâyet ediyorsunuz? Kime sızlanıyorsunuz? İktidar kim, hükümet kim? Siz de mi bilmiyorsunuz?

Bu tutarsızlıkları sıraladıktan sonra, gelelim, iktidar cephesindeki kafa karışıklığına.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Cumhurbaşkanımız, bu konuyla ilgili olarak bugünkü toplantının açılışında net bir değerlendirme yaptı” dedi. Çelik’in naklettiğine göre Sayın Cumhurbaşkanı, şöyle söylemiş:

“Sanki bir darbe tehlikesi varmış, sanki bir darbe hazırlığı varmış gibi gündemler, Türkiye’yi ana hedeflerinden saptırmaya dönük, Türkiye’nin enerjisini başka alanlara akıtmaya dönük bir yaklaşımdır.”

Peki, o halde iktidar medyası neden, söz birliği etmişçesine, “Türkiye’yi ana hedeflerinden saptırmaya dönük” bu iddiayı bağıra çağıra, ortalığı velveleye vererek gündemde tutmakta ısrar ediyor? Tövbe estağfirullah!

Dahası, Sayın Cumhurbaşkanı, ilk açıklamasında neden böyle söylemedi de, “Böyle bir şey olduğu anda artık bizim milletimiz ‘kapıdan dışarı çıkalım mı, çıkmayalım mı?’ demez; elinde neyi var neyi yok, herkes meydanlara dökülür” diye konuştu? Sanki bir darbe ihtimali varmış gibi…

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Darbe tartışması, Türkiye için lüzumsuz bir gündemdir. Demokrasiye bağlı bütün kurumlarımız uyanıktır” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ise, “Bu tür söylemlerin Türkiye’de hedef saptırmak, vesayet odaklarıyla ve terörle mücadeleyi sulandırmak, gündemi değiştirmekten başka bir faydası olmayacaktır” dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da, “Darbe hazırlığı mı var?” diye sorulmasını bile zul kabul edeceğini belirterek, “Şu anda hiçbir kurumumuzda bir vesayet belirtisi ve hareket yoktur. Bu yönde herhangi bir örgütlenme de söz konusu değildir” dedi.

Bu beyanatlar ortadayken, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu Üyesi Yiğit Bulut, Rand Corporation’ın Türkiye Raporu’nda yer aldığını ileri sürdüğü “politik sistemin bir askerî dokunuşla düzeltilmesi” ifadesini, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Karar gazetesine röportaj vermesi ile ilişkilendirerek, “kervanın yola çıktığını gösteriyor” diye yazdı…

Görüldüğü üzere, iktidar sözcüleri ile iktidar medyasının iddiaları arasında ciddi bir tutarsızlık var.

Bu, gerçekten bir darbe endişesi mi, yoksa iktidarı kaybetme telâşı mı?

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor2653
  • 2Başakşehir FK2653
  • 3Galatasaray2650
  • 4Sivasspor2649
  • 5Beşiktaş2644
  • 6Alanyaspor2643
  • 7Fenerbahçe2640
  • 8Göztepe2637
  • 9Gaziantep FK2632
  • 10Denizlispor2631
  • 11Antalyaspor2630
  • 12Gençlerbirliği2628
  • 13Kasımpaşa2626
  • 14Konyaspor2626
  • 15Yeni Malatyaspor2625
  • 16Çaykur Rizespor2625
  • 17MKE Ankaragücü2623
  • 18Kayserispor2622
HAVA DURUMU
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA