Sürur Öztürk
Sürur Öztürk
Giriş Tarihi : 27-02-2020 02:17
Güncelleme : 29-02-2020 12:12

Sosyal medya zararlı mı?

Bu soruya verilebilecek cevap, meselâ “Bıçak zararlı mıdır?” sorusuna verilebilecek cevaba benzer. Hani klasik bir örnektir; bir bıçakla bir insanı öldürebileceğiniz gibi, onu ailece sohbet ederken önünüzdeki tabakta duran meyveleri soymak için de kullanabilirsiniz. Bıçak, bir cinayet aracı olduğunda kötü bir vasıf kazanır; meyve soyarken ise işinizi kolaylaştıran faydalı bir araç olur. Sonuç, onu nasıl kullandığınıza göre değişir.

Sosyal medya da içinde yaşadığımız toplumun yapısını yansıtan aynalardan biri.

“Ayna ayna, söyle bana; neler oluyor Dünya’da?”

Toplumda ahlâkî değerler bozulmuşsa, sosyal medyada da o bozulmuşluk çıkar karşınıza. Sanki yaşadığımız ülke ve içinde bulunduğumuz toplum çok iyi durumda da, o toplumun sadece sosyal medyası mı kötü?

Nasıl ki her çağda ve her toplumda hem iyiler, hem kötüler varsa, o toplumun sosyal medyasında da iyiler ve kötüler var. Toplumda iyilerle kötüler arasında nasıl mücadele yaşanıyorsa, o mücadele sosyal medyada da yaşanıyor.

Toplumda sosyal çevremizi nasıl kendimiz belirliyorsak, sosyal medyada da kendimiz belirliyoruz. Sadece takip etmek istediklerimizi, sadece “arkadaş” olmak istediklerimizi listemize alma imkânına sahibiz. Yani hiç kimse, “Şunu da takip edeceksin! Bununla da arkadaş olacaksın!” diye alnımıza silah dayamıyor.

Gerçek hayatta nasıl zaman zaman hiç ummadıklarımızdan kötülük, hiç beklemediklerimizden iyilik görebiliyorsak, sosyal medyada da benzer ihanetlerle ve dostluklarla karşılaşabiliyoruz. Nefret ettiklerimizi daha sonra sevebiliyor, sevdiklerimizden daha sonra nefret edebiliyoruz. Tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi…

Hiç kimse yüzde yüz oranında iyi olamayacağı gibi, yüzde yüz oranında kötü de değil. Hepimizin iyi tarafları da var, kötü tarafları da. Meziyetlerimiz de var, zaaflarımız da… Sosyal medya da öyle... Biraz tahammüllü olmak gerek. Hele ki sosyal medyada herkese laf yetiştirme eğiliminiz varsa, bu bir hastalığa dönüşebilir, o alışkanlığınızı hemen terk edin. Hiç kimse sizin gibi olmak zorunda değil; siz de başkalarına benzemek zorunda değilsiniz. Ayrıca unutmayın ki, sosyal medyadan dünyayı değiştiremezsiniz…

Ben, bugüne kadar sosyal medyadan hiçbir zarar görmedim; ama çok istifade ettim; hâlâ da büyük bir memnuniyetle istifade etmeye devam ediyorum. Hem şahsî ilgi alanlarım açısından, hem de meslekî açıdan… Haber kaynakları, gazeteler, gazeteciler, siyasetçiler, akademisyenler, yazarlar, kültür adamları, sanatçılar, kendi alanında uzman çok değerli insanlar, her zaman irtibat halinde olabileceğim konumdalar. Dünyanın her tarafına uzanabilme imkânı…

Meselâ, yurt dışındaki bir müzeye…

Bir İstanbul, bir Bursa, bir Edirne, bir Manisa, yahut bir Konya sevdalısının peşine takılıp sokak sokak gezebilme; bir seyyahın ardına düşüp daha önce hiç görmediğim ülkelerde dolaşabilme keyfi… Yollar, dağlar, ovalar, vadiler…

Bir çeşme âşığı çıkar karşınıza, şehrin bütün tarihî çeşmelerini birer birer tanıtır size; ya da bütün heybetli camileri… Kubbe kubbe bir sükûn dolar içinize; Dünya’nın sesleri kesilir… Bir yağlıboya tablo meraklısı çıkıverir karşınıza; adeta bir resim galerisine davet eder sizi. Birbirinden güzel tablolar arasında, renklerin, ışıkların ve gölgelerin tuvallerdeki cansız hayatlarını seyre dalarsınız…

Belki bir mimar çıkar karşınıza. Birbirinden güzel mimarî eserleri gösterir size. Bilmediklerinizi, ya da bakıp da görmediklerinizi fark ettirir. İnsanın şehirle, insanın mekânla ilişkisini anlatır. Taşın serinliğini, ahşabın sıcaklığını, sütunların sessiz yorgunluğunu, kemerlerin, kubbelerin kucaklayışını hissedersiniz… Bazen tarihin küskün sessizliğinin içinden bir rutubet kokusu gelir burnunuza satır aralarından, fotoğraflardan. Belki su sızıyordur bir yerlerden; su damlıyordur az ileride; sütunların, kemerlerin arasında küçük yankılanmalar işitiyorsunuzdur. Farklı kültürlerin yapılara yansıyan fısıltılarını, sırlarını, hikâyelerini dinlersiniz… Kim yaptırmış? Banisi kim? Kitabesinde ne yazıyor? Hangi şair yazmış, hangi hattat meşk etmiş, hangi usta nakşetmiş? Bir başka yerde bir Roma eseri; soğuk mermerler… Bir Bizans yapısı; kızıl tuğlalar… Gelmiş geçmiş hükümdarlar, imparatorlar, krallar, padişahlar… Saraylar, viraneler…

Benim için sosyal medya bu… “Komik videolar”dan ibaret değil yani… Büyük bir nimet… Ne büyük bir imkân, ne değerli bir kolaylık… Ne güzel… Emek verilerek yazılmış bilgi hazineleri; izlenimler, değerlendirmeler, nakiller, birbirinden güzel fotoğraflar… Başlı başına bir dünya… Faydalı hesapları takip ediyorsanız, devasa bir kütüphanenin içinde sayılırsınız… “Sosyal medya” deyip küçümsemeyin…

Büyük emek harcayarak, çokça zaman ayırarak nitelikli içerikler üreten çok değerli sosyal medya kullanıcıları var. Keşfetmelisiniz… Dünya ve insanlar, zenginliklerle doludur. Hayat, sadece politikadan, siyasetten, gerilimden ibaret değildir. Açılmayı bekleyen kapılar vardır; her kapıdan başka bir dünyaya girersiniz…

Üstelik sosyal medya, içinde yaşadığımız toplumu sosyolojik olarak gözlemek, takip etmek, incelemek için de hayli zengin bir veri deposu niteliğinde…

Şu bir gerçek ki, kötüler de iyiler de kıyamete kadar var olacaklar. Bizler, sosyal medyayı, doğruluğu, iyiliği, güzelliği yaygınlaştırmak için olabildiğince etkin bir şekilde kullanmaya çalışabiliriz. Kötü örnekler, “sosyal medya düşmanı” olmamızı gerektirmiyor.

Siz, sosyal medyada ne görmek istiyorsanız, onu görürsünüz. Takip ettikleriniz ya da “arkadaş” olduklarınız arasında sizi rahatsız eden unsurlar varsa, kabahati önce kendinizde arayınız. Neden onu takip ediyorsunuz? Neden onunla arkadaş oldunuz? Ya da neden hâlâ listenizde tutuyorsunuz?

Sosyal medyanın belki en tehlikeli tarafı, doğru ile yanlışı fark edip birbirinden ayırt edebilecek durumda olmayan çocuklar üzerindeki olumsuz etkisi… Bu tehlikenin önüne geçmek için de çocuklarımızla ilişkilerimizi canlı tutacağız ve zaman zaman onlara, onların anlayabilecekleri tavsiyelerde, uyarılarda bulunacak, alabileceğimiz tedbirleri de alacağız. Çocuklarımıza hep yakın olarak; onlara sarılarak, konuşarak, gülerek, oynayarak… Zorluklar da bizim için… Dünya böyle bir yer; hayat bir mücadele…

Sizlerden, TV5’insosyal medya hesaplarında daha aktif olmanızı rica ediyorum. Yayınlanmasını faydalı bulduğunuz tweetleri ya da facebook, instagram, YouTube paylaşımlarını “beğenmek” ile yetinmeyin, “retweet” ederek, “paylaşarak” yaygınlaştırın.

Sesimizi, sözümüzü, iş birliğimizi, dayanışmamızı, dostluğumuzu çoğaltalım. Küçük dokunuşlarla büyük bir irtibat ağı oluşturabiliriz… Parmak uçlarınızdaki elektriği bize de gönderin… O bize ulaşır… (Tabii, bizi çarpmayacak, yakmayacak bir voltta olsun… J )

Gönlünüz ferah, yüzünüz güleç olsun…

NELER SÖYLENDİ?
@
MEÇHUL YOLCU 6 ay önce
Bugün itibariyle takibe başlıyorum üstadım ALLAH'a emanet olun
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA