Fesih Bozan
Fesih Bozan
Giriş Tarihi : 31-03-2020 22:33

Ceza İnfaz Paketi

Son günlerin konusu koronavirüs ve ceza infaz düzenlemesi. Konu ile ilgili hazırlanan 3. Yargı Paketi,  Nisan ayının ilk haftasında TBMM’de görüşülecek.

Bu paketle mevcut cezaların indirimine gidilerek yaklaşık 100 bin dolayında tutuklunun cezaevlerinden çıkacağı söyleniyor. Şu anda 213 bin kapasiteli cezaevlerinde, yaklaşık 292 bin kişi bulunuyor.

Esasında, cezaevleri niye doluyor? İnsanlar neden suç işliyor? Bunun sebeplerini doğru tahlil edip gerekli tedbirleri almak gerekir. Yoksa cezaevlerini “doldur boşalt”la sorunlar çözülmüyor. Temel amaç ve tedbir, insanların suç işlemesini engellemek olmalı. Çünkü bir suç işlendikten sonra beraberinde birçok mağduriyetler ve bağlı işler ortaya çıktığı için bedeli daha pahalıya mal olur.

Başka bir ifadeyle “Adalet cezaevlerini boşaltarak değil, suç üreten sebep ve ortamı düzelterek sağlanır. Hükümetlerin temel görevi suçluyu değil, suçun sebeplerini ortadan kaldırmaktır. Aksi takdirde bundan sadece adalet değil, toplum zarar görecek ve tahliyeler sonrası yeni suçlar ve suçlular olabilecektir. Çünkü “adalet yerini bulmadı” diyecek bazı mağdurlar, kendileri faillere ceza vermeye kalkacak ve böylece yeni suçlular oluşacaktır.

Bu tür düzenlemelerde iki ana unsura dikkat etmek gerekir.

1)    Adalete olan güveni tesis etmek ve

2)    Toplumsal barışa katkı sağlamaktır.

Bu tür af kanunlarında temel esas, düşünce ve ifade hürriyetini güvence altına almak olmalıdır. Vatandaşın vatandaşa karşı yapmış olduğu bir suçu affetmek olmamalıdır.

Devlet, kendine karşı işlenen suçları affedebilir; bireysel suçlarda mağdur tarafın hakkı gözetilmeli.

Kadın cinayeti, çocuk istismarı ve terör gibi birkaç istisna dışında vatandaşın vatandaşa karşı işlediği suçlar affa tabi tutulurken, düşünce ve ifade hürriyeti başta olmak üzere, somut delile dayanmayan birçok suç, kapsam dışı bırakılmaktadır. Oysa devlet, devlete karşı işlenen suçlarda bağışlayıcı olabilir. Ancak bireyin bireye karşı işlediği suçlarda, affetme yetkisi sadece mağdura aittir. Düzenleme yapılırken mağdur tarafın hakları dikkate alınmalı ve korunmalıdır.

İstisna Edilen Suçlardan

Terör: Her türlü şiddete bulaşmış kişilerin, af kapsamı dışında tutulması doğaldır. Ancak günümüzde “Terör”, kapsamı çok geniş tutulan bir kavram halinde. Şüphe veya bir kişinin somut bir delile dayanmayıp, sadece gizli tanık denilen veya bir kişinin sözlü beyanıyla, iddialara dayalı “terör suçlamasıyla” suçlanan binlerce kişi içeride.  Bunlardan haklarında kesin ve somut bir delil olmayanlar da af kapsamına dahil edilmelidir. Yine şiddete teşvik etmeyen farklı fikir ve düşüncelerinden dolayı tutuklu bulunan siyasetçi, yazar, gazeteci, fikir adamı ve sosyal medya paylaşımlarından dolayı tutuklu bulunan veya haklarında soruşturma devam edenler de af kapsamına alınmalıdır.

Kadına Şiddet ve Çocuk İstismarı:

Kadına şiddet, çocuk İstismarı ve tecavüz suçlarıyla yargılanan veya ceza almış olanlar mutlaka af kapsamı dışında tutulmalıdır. Bu ahlâksızlığı yapanların yanlarına kâr kalmamalı, en ağır şekilde cezalandırılmalıdır; ancak, kendileri ve ailelerinin rızasıyla  severek isteyerek ve düğün yaparak evlenmiş, yuva kurmuş ve hatta çocuk sahibi olmuş, ancak yaşları küçük diye haklarında kamu davası açılmış ve cezaevlerinde bulunan yaklaşık 8 bin mağdur aile, yani “genç yaşta evlenmiş” olanlar, mutlaka af kapsamına alınmalıdır. Yine genç yaşta evlenenler gibi İstanbul Sözleşmesi ve bağlı 6284 nolu yasa mağdurları da af kapsamına alınmalıdır. Bunlarla ilgili Türk Ceza Kanunları 103, 104 ve 105. maddelerde gerekli değişiklik yapılarak bu pakete dahil edilmelidir.

Uyuşturucu ve Çete Liderleri

Uyuşturucu satıcıları, çete liderleri ve adam öldürme gibi suçlar, af kapsamı dışında tutulmalıdır. Ancak bu konuda; uyuşturucu satıcıları ve uyuşturucu bağımlıları birbirinden ayrılmalıdır. Adam öldürme, gasp, hırsızlık, uyuşturucu satıcıları,  mafya ve çete liderlerinin yeri ancak cezaevleridir. Bunlar kesinlikle af kapsamı dışında bırakılmalıdır. Çünkü burada şahsi mağduriyetler ve toplumu ifsad söz konusu olduğundan devletin af yetkisi olamaz. Hele devletin içinde devlet gibi davranan; hak, hukuk ve kanun dinlemeyen, topluma korku salan ve kişilere şiddet uygulayan mafya ve çete lideri bozuntuları ve üyeleri, kesin kes af kapsamı dışında tutulmalıdır. Ancak herhangi bir suça bulaşmayıp sadece uyuşturucu bağımlılığından dolayı içeride olanlar, af kapsamı içine alınmalı ve bunlar sağlık merkezlerinde tedavi edilmelidir.

Hamile ve Çocuklu Kadınlar

Ayrıca, cezaevlerinde 780 çocuk var. Hamile ve çocuklu kadınların infazı evde gerçekleştirilmelidir. Cezaevlerinde 1300’ün üzerinde hasta mahkûm bulunuyor. Hasta ve yaşlı mahkûmlar da zaman kaybedilmeden tahliye edilmelidir.

Hükümlüler Topluma Kazandırılmalıdır

Şu da ihmal edilmemeli ki, hukuki düzenlemelerin yanı sıra psikolojik, sosyal ve toplumsal önlemler de hayata geçirilmelidir. Af ceza indirimi, yargı reformu gibi kapsamlı düzenlemelerin temelinde esas olan hükümlüyü topluma kazandırmaktır. Aksi takdirde getirilen af düzenlemelerinin suç oranlarının azaltılmasında topluma olumlu bir etkisi olmadığı, geçmiş af örneklerinde görülmüştür.

Tekrar edecek olursak; adalet, cezaevlerini boşaltarak değil, suç üreten sebep ve ortamı düzelterek sağlanır. Hükümetlerin ve idarecilerin asli görevi suçluyu değil, suçun sebeplerini ortadan kaldırmaktır.

Terör, şiddet, suç, suçlu ve cezaevlerinin olmadığı, hak ve adaletin hakim olduğu “kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapmayan, kendisi için istediğini başkası için de isteyen” düşüncesine sahip bir toplum dileğiyle...

Vesselâm.

NELER SÖYLENDİ?
@
Fesih Bozan

Fesih Bozan

DİĞER YAZILARI AKP iktidarının ekonomi ve yargıda reform sözleri ve Nasrattin Hoca 19-11-2020 18:12 Yanan ışıklar mı, sönen ocaklar mı? 19-10-2020 20:25 Yükselmekte olan ırkçılık ve milliyetçilik -2 10-10-2020 23:21 Yükselmekte olan ırkçılık ve milliyetçilik -1 03-10-2020 17:06 Sakarya ve benzeri saldırıların düşündürdükleri 17-09-2020 15:01 Algı üzerine kurulu bir yönetim anlayışı 30-08-2020 13:15 Geleceğe dair umudun var mı? 20-08-2020 12:22 Sosyal medyayı denetleme mi düzenleme mi? 05-08-2020 13:44 Darbelerin perde arkasını görebilmek 27-07-2020 19:37 Hukuk ve adalet kişiye göre değişir mi? -2 06-07-2020 13:54 Hukuk ve adalet kişiye göre değişir mi? -1 29-06-2020 12:45 Tedricen değişmek ya da değiştirilmek 12-06-2020 23:02 Tarım ve çiftçi can çekişiyor 04-06-2020 17:07 Diyarbakır’ın Fethi ve Anlamı 29-05-2020 00:48 1 Mayıs İşçi Bayramı (!) 01-05-2020 15:02 Yardım, Kutuplaştırma ve Her Alanda Tekelleşme 01-05-2020 07:46 Kovid-19’un ortaya çıkardığı gerçekler ve sosyal devlet anlayışı 13-04-2020 14:58 Ceza İnfaz Paketi 31-03-2020 22:33 Üçüncü Yargı Reformu ve İstanbul Sözleşmesi 27-03-2020 22:05 Kürtlere Yapılan Soykırımın Adı: HALEPÇE 18-03-2020 21:40 Corona Virüsün Ortaya Çıkardığı Virüsler (!) 16-03-2020 18:50 Kurtlar Sofrasındaki Menü: Suriye 04-03-2020 04:35 Adalet Konuşulmaz Yaşanır (2) 07-02-2020 23:12 Adalet konuşulmaz, yaşanır (1) 21-01-2020 15:38 Orta Doğu’da Fotoğrafın Tümünü Görmek 07-01-2020 20:00 Cinsiyet, Kadın, Erkek, Aile ve İstanbul Sözleşmesi (2) 16-12-2019 21:33 Cinsiyet, Kadın, Erkek, Aile ve İstanbul Sözleşmesi (1) 11-12-2019 19:02 Beştepe’ye Giden CHP’li Kim? 28-11-2019 14:10 Saadet Partisi’nin Büyük Kongresi Sonrası Notlar (2) 17-11-2019 11:39 Saadet Partisi’nin Büyük Kongresi Sonrası Notlar (1) 13-11-2019 19:19 Fırat’ın doğusuna müdahale (3) 30-10-2019 21:45 Fıratın doğusuna müdahale  (2) 21-10-2019 02:01 Fıratın Doğusuna Müdahale (1) 13-10-2019 18:15 Toplumsal uzlaşının kodları 02-10-2019 19:56
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA