Mustafa Tuncer
Mustafa Tuncer
Giriş Tarihi : 11-06-2020 05:22
Güncelleme : 11-06-2020 05:22

Hukuk kanunlar altında çiğnenirse, adalet sokakta tecelli eder

Haklar vardır doğuştan gelen, ilahi nizamı çizenin belirlediği haklar.

Haklar vardır, alın teri döken emekçilerin belirlediği haklar.

Haklar vardır, örfün, törenin, geleneğin süzgecinden damıtılarak gelen.

Haklar vardır, insanlık tarihinin kan ve gözyaşı döküp, direnerek kazandığı haklar. Adalet tüm hakların hak sahiplerine hakça verilmesiyle sağlanır. Bu bağlamda hukuk ruhtur, manadır, meselenin aslı, cevizin sert kabuğunun içindeki özdür.

Kanunlar ise kurallardır, kuralları değerli kılan adaletle hakları muhafaza edebilmesidir. Hukuki olmayan kanunlar bir düzeni ayakta tutmaya yetseler de ruh vermeye kafi değildir. Ruhu olmayan robot gibi mekaniktir ve insandan ve insanlıktan yani hakikatten uzaktır.

Hakikatten uzak kanunlar, kanun koyucuları mutlu etse de insana esenlik ve saadet getirmez.

Bu yüzden hukuktan sapmış her kanun devleti, sonu hüsranla biten bir hikaye olmuştur tarihte.

Siyahi George Floyd’un polis şiddeti sonucu hayatını kaybetmesi son zamanlarda ABD’de görülen en şiddetli eylemlerin yaşanmasına sebep oldu. Halbuki Floyd öldürülen ilk siyahi değildi. 2014 ve 2015 yıllarında Tamir Rice, Eric Garner, Michael Brown gibi siyahilerin de polis şiddetiyle ölümü sonrası ABD sokakları yine hareketlenmişti, lakin bu sefer durum farklı.

Sadece ABD içindeki protestolardan ibaret bir itirazdan bahsetmiyoruz. Dünyanın başka coğrafyalarından da yankısı duyulan, siyahilerin dışında daha farklı grupların da en ön safta destek verdiği bir haykırış bu seferki. Ne sadece polisin yetkileri ve davranışı ne de Trump’a karşı muhaliflerin ortak dayanışmasına indirgenemeyecek kadar derin bir isyan.

ABD’de siyahilerin (iktidarın rengi ve partisi fark etmeksizin) yıllardır yaşadığı tecrübelerin bir yansıması olarak artık bardağın taştığının resmidir bu. Protestolar sadece bir siyahi hakkı arayışı olmaktan çıkıp, sistem içerisinde kendisine yer bulmaya çalışan bütün grupların devlete karşı varlıklarını gösterme çabasına dönüştü. Zira milyonları sokağa taşıran öfke, kanunların ötesinde hukuka dair kaygıların olması. Devlet ve vatandaş arasındaki problemin genişlemesi.

Zira gösterilere katılanların yüzde 74’ü   yaşanan ölümlerin sadece bireyle polis arasındaki gerilimden kaynaklanmadığını, devlet ve vatandaş arasındaki daha derin bir problemin parçası olduğunu düşünüyor. Oysa (ABC anketine göre) problemin daha derinlerde yattığını söyleyenlerin oranı 2014’te sadece yüzde 43 civarındaydı.  Yıllardır güç sahiplerinin tüm yönlendirme ve güdülemelerine rağmen, devletle vatandaş arasındaki sorunun tanımlanması ve buna karşı tepki verilmesi konusunda Amerikan halkının farkındalığı artıyor. Devlete güven azalırken, özellikle George Floyd gibi sembolikleşen isimler üzerinden oluşan kitlesel tepki vatandaş ve devlet arasındaki bir soruna dönüşüyor.

Floyd’un ölümünün kamera kayıtlarına alınmış olması ve bunun sosyal medya üzerinden hızla yayılması toplumsal tepkiyi tetikleyen önemli faktörlerden birisi. Fakat kamera kaydına girmemiş binlerce ölüm söz konusu. Ruhsuz kanunların yetkilendirdiği polislere, vatandaşın eskisi kadar müsamahakar davranmayacağı bir döneme giriyor ABD.

Gösterilerin dünyanın farklı ülkelerine de sıçraması, hukuk talebinin tüm dünya halklarının ortak arzusu olduğunu da gösteriyor. Caddeler, sokaklar, adeta şu mesajı veriyor; hakları yasa ve kanunlara yem ederseniz adaleti meydanlarda tecelli ettiririz.

Demokratik sistemin; halkın tüm kesimlerinin dertlerini çözebilecekleri bir iklimden uzaklaştırılması, adaletin sokaklarda aranmasına sebep olur. Hak arayışını sokaklara mahkum eden hiçbir güç payidar olmayacaktır, dünyanın süper gücü olsa bile.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA